10 yıl önce gösterime giren, Sandra Bullock'un başrolde olduğu "Şebeke" filminin ikincisi Türkiye'de, İstanbul'da çekiliyor. Tamamı ülkemizde yapılan ilk Hollywood yapımı olacak "The Net 2.0"da Amerikalı yönetmene, teknik ekibe ve
|
#1
|
||||
|
||||
|
Hollywood'dan "Bir İstanbul Macerası"
10 yıl önce gösterime giren, Sandra Bullock'un başrolde olduğu "Şebeke" filminin ikincisi Türkiye'de, İstanbul'da çekiliyor. Tamamı ülkemizde yapılan ilk Hollywood yapımı olacak "The Net 2.0"da Amerikalı yönetmene, teknik ekibe ve başroldeki Nikki Deloach'a 30'a yakın Türk oyuncu, özellikle de önemli iki rolü üstlenen Demet Akbağ ve Şebnem Dönmez eşlik edecek
Türkiye'de bu sefer gerçekten bir Hollywood filmi çekilecek. Salı günü çekimlerine başlanacak "The Net 2.0" için röportajı ayarlayanından oyuncusuna herkes aynı şeyi söylüyor: "Bu 'Gılgamış' olmayacak!" Aslında çekilecek bu film bize çok yabancı değil. 1995 yılı yapımı Sandra Bullock'lu, bizde "Şebeke" adıyla oynayan "The Net"in tekrar çekimi diyebiliriz. O filmde bir bilgisayar uzmanını canlandıran Bullock'un tüm kimlik bilgileri siliniyor, değiştiriliyordu. Aksiyon dolu bir filmdi. "The Net 2.0"da da kahraman yine bir bilgisayar uzmanı. Bir iş teklifi üzerine İstanbul'a geliyor. Ve onun da başına aynı şeyler geliyor. Film boyunca aslında kendisinin kim olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Ona inananlar, inanmayanlar, iyiler ve kötülerle uğraşıyor. "Rocky"ler, "Kızgın Boğa", "Sıkı Dostlar" gibi filmlerin Oscar'lı yapımcısı, ilk filmin yönetmeni Irwin Winkler bu filmin de yapımcısı. Yönetmen ise oğlu Charles Winkler. Filmin başrolünde Sandra Bullock yerine Amerika'da müzisyenliği ve TV şovları ile tanınan Nikki Deloach var. Üç-dört Amerikalı oyuncu dışında tüm kadro Türk oyunculardan oluşuyor. Önemli rollerden Doktor Kavak ve Roxelana'da ise Demet Akbağ ve Şebnem Dönmez'in isimlerini görüyoruz. "The Net 2.0" şu ana kadar tamamıyla Türkiye'de çekilen ilk Amerikan yapımı. Nazar boncuğu, Türk kahvesi gibi bizden motiflerle, İstanbul siluetiyle süslenen filmin çekimleri mayısın ortalarına doğru tamamlanacak. Tüm dünyada İngilizce olarak, Türkiye'de de eylül-ekim aylarında Türkçe dublajlı olarak vizyona girecek ve "Bir İstanbul Macerası" olarak lanse edilecek. Biz filmi önce Amerikalı başrol oyuncusu Nikki Deloach'tan, daha sonra da Türk tarafından; Demet Akbağ ve Şebnem Dönmez'den dinledik. Sürekli gülen, makyajcısını bile öperek uğurlayan, ilk başrolü için çok heyecanlı olan Deloach özellikle yemeklerimize bayılmış. Bir de Demet Akbağ'ın methini duymuş. "O buranın en büyük yıldızlarından biriymiş" diyor. Demet Akbağ ve Şebnem Dönmez ise meseleyi şöyle özetliyor: "Bu sadece bizim için değil, Türkiye için büyük bir fırsat!" Nikki Deloach: "Türkiye'ye geleceğim için çok heyecanlandım ama annem-babam biraz telaşlandı" Bu sizin kariyerinizdeki en büyük film projesi mi? Evet. İlk kez başroldeyim. Bu Hope Cassidy'nin hikayesi ve ben Hope Cassidy'yim. İlk filmde Sandra Bullock gerçekten çok iyi bir bilgisayar uzmanıydı. Bu filmde siz de öyle misiniz? Evet, ben de bir bilgisayar uzmanıyım. Zaten bu yüzden oynadığım karakter Türkiye'ye geliyor. Buradan iş teklifi alıyorum. Gerçek hayatta da bilgisayarla çok haşır neşir misiniz? Anlar mısınız? Hayır, kesinlikle bu konuda iyi değilim. Bu rolü nasıl aldınız? Seçmelere katıldım. Çok heyecanlıydı çünkü binlerce kız bu rol için başvurmuştu. Söylediklerine göre, hem güzel olduğumu hem iyi oynadığımı düşünmüşler ama seçmelerinin bir nedeni de takım ruhuna uygun biri olduğumu düşünmeleriymiş. Bu bir aksiyon filmi. Bol bol koşacak ve dövüşecek misiniz? Nasıl hazırlanıyorsunuz bunlara? Sürekli koşuyorum zaten filmde. Ayrıca birçok dövüşme sahnesi de var. Ben de dövüşeceğim. Öncelikle formumu korumaya çalışıyorum. Bol bol pilates yapıyorum. Dövüş eğitimi alacak mısınız? Sanırım, Rusya'dan bazı eğitmenler gelecek ve onlardan ders alacağım. Peki, küçükken erkek Fatma mıydınız? Evet, hayatım boyunca hep erkek Fatma oldum. Ben Georgia'da küçük bir yerde büyüdüm. Orada güçlü ve cesur olmalıydınız ve kendinize bakabilmeliydiniz. "Fransız Sokağı'nda müthiş yemekler yedim" Sandra Bullock'lu versiyonu seyrettiğinizde de bu filmi beğenmiş miydiniz? Evet. Sandra Bullock'u çok severim. Zamanında onun oynadığı rolde olmak gurur veriyor. Filmin Türkiye'de çekildiğini ilk duyduğunuzda neler düşündünüz? Çok heyecanlandım. Buraya daha önce gelmemiştim ama Türkiye'yi duymuştum elbette. Annemler biraz telaşlandılar. Amerika'da Türkiye'yi çok iyi bilmiyorlar ve ilk duyanlar korkuyor, başka bir yer olarak düşünüyor, daha kapalı bir yer sanıyorlar. Beş gündür İstanbul'dasınız. Nereleri gezdiniz? Neler yediniz, içtiniz? İstanbul bana biraz New York'u hatırlattı. Aslında birbirlerinden çok farklılar ama bir o kadar da benziyorlar çünkü ikisinde de aynı enerji, aynı koşuşturan insanlar var. Taksim'e bayıldım. Dün gece beni Fransız Sokağı'na götürdüler, çok güzeldi. Muhteşem yemekler yedim. Döner, kıymalı pide. Sıcak şarap içtim. Meyvelerinize, eriğe bayıldım. Taksim o kadar güzel ki her sokakta bir sürpriz var. İnsanlar da çok sıcak ve ilgililer. Bir de Boğaz meselesi şoke edici bir şey. Gelmeden önce Avrupa kıtasındaki otelimden Asya'yı görebileceğimi bilmiyordum. Filmdeki rol arkadaşlarınızla aranız nasıl? Daha yeni tanıştık ama hepsi çok iyiler. Şebnem, Demet, Güven (Güven Kıraç da filmde Osman rolünde)... Özellikle Demet'in burada bir yıldız olduğunu biliyorum. "Gılgamış sansasyonu bu işi ucuzlattı" Filmdeki rollerinizi anlatabilir misiniz? Demet Akbağ: Ben bir Türkü, Doktor Kavak'ı canlandırıyorum. Nikki bana olanları anlattıkça, geçmişe dönülerek bunlar gösteriliyor. Nikki kendisinin Hope Cassidy olduğunu söylüyor. Herkes ona "Sen Kelly'sin" diyor. Çünkü Hope olduğuna dair bir kanıt yok. Ben de mahkemeye çıkmadan önce onun akli dengesinin yerinde olup olmadığını anlamaya çalışan doktorum. Şebnem Dönmez: Benim rolüm Roxelana. Bildiğiniz Hürrem'in Rusçası. Türküm ben de. Hostesim. Türk Hava Yolları'nda karşılaşıyoruz. Sonra da arkadaş oluyoruz. Neden Türk ismi olmadığı da sürpriz. İyi misiniz, kötü mü? Demet A.: Sürprizli bir rol benimki. Filmin tümü öyle. Kimin iyi kimin kötü olduğu sonunda anlaşılıyor. Sizin dövüş sahneleriniz olacak mı? Şebnem D.: Benim var. Bir de silahlı bir sahnem olacak. Sanırım atış talimine gideceğiz. Zaten bu da bir "Kill Bill" değil sonuçta. O kadar muhteşem dövüşler yapılmayacak. Bu rollere nasıl seçildiniz? Demet A.: Yapımcıların bu filmi Türkiye'de çekmeye karar vermeleri biraz da Ezel Akay'ın ve ortağı olduğu İFR'nin de işin içinde olmasına bağlıydı. Ezel de "Neredesin Firuze"yi seyrettirmiş onlara. Onlar da "Doktor Kavak işte bu" demişler benim için. Hepimize bakıldı, çekimler yapıldı. Şebnem D.: Ben de seçmelere girdim. Vallahi son dakikaya kadar inanamadık. Bakalım olacak mı? Çekilecek mi? Röportajı yapalım ama... Şüphelerimiz vardı. Demet A.: "Gılgamış" sansasyonu bu işi biraz ucuzlattı. Artık iş şakaya vuruldu. "Sen Gılgamış'ta oynadın mı oynamadın mı?" Bir Hollywood yapımının burada çekilmesi önemini yitirdi. Bu film İngilizce çekiliyor. Bu sizi etkilemeyecek mi? Demet A.: Ben de sonuçta Shakespeare İngilizcesi konuşmuyorum. Anlıyorum, derdimi anlatabiliyorum ama... Benim oyunculuğumda şöyle bir şey var: İyice hakim olayım, üzerine de bir kuş kondurayım. O yüzden strese giriyorum tabii. Şebnem D.: Ben seçmelerde bu konuyla ilgili çok stres yaşadım. Espri yapmak, konuşmak istiyorsunuz ama sadece söyleyeceğiniz laflara konsantre olabiliyorsunuz. Demet hanım son zamanlarda sizi sürekli sinemada görmeye başladık. Sinemaya daha çok önem vermeye başlamış olabilir misiniz hayatınızda? Demet A.: Kesinlikle sinemaya çok önem veriyorum. Sadece eskiden rol teklif edilmezdi. Benim kapasitemde bir oyuncuya ihtiyaç duymuyorlardı herhalde. Oysa ben hep buradayım. Ahu gözler dilber dudaklar durumu olmadığında bizimle de çalışmak istiyorlar demek ki. "Buraya gelmeden önce 'Orada hastane var mı' diye sormuşlar" Şebnem hanım siz de sinemada devam ediyorsunuz. Oyunculukla ilgili neler yapıyorsunuz? Şebnem D.: Bahçeşehir Üniversitesi'nde oyunculuk konusunda mastır programına başladım. Programın sanat yönetmeni Haluk Bilginer. Demet Akbağ, Ezel Akay hocalarımdan. Benim için şahane oldu. Amerika'dan gelenler burayı nasıl buldular? Sizle anlaşıyorlar mı? Demet A.: Herkes birbiriyle anlaşıyor. Mimikler, sırt sıvazlamalar... Biliyor musunuz buraya gelmeden önce "Orada hastane var mı?" diye sormuşlar. Böyle bir soruyu sorduktan sonra böyle bir otelde kalınca, böyle ağırlanınca biraz şoka girdiler. Amerikalılarla çalışmak nasıl? Demet A.: Daha çekimler başlamadı tabii, tam bilmiyoruz. Ama mesela seçtikleri bazı oyuncuları beğenmelerine rağmen çekim gününde kendi tiyatro oyunu var diye ondan vazgeçtiler. "Değiştiremeyiz planımızı" diyorlar. Sizin bir de öğretmen-öğrenci ilişkiniz var. Hocam, kızımız nasıl? Demet A.: Öğrencim diye demiyorum, çok disiplinli. Bu konuda çok emek harcıyor. Oyunculuğa gerçekten kafayı taktı. Şebnem artık oyuncu. "Şimdi bu filmi benden önce George Clooney mi seyredecek?" Filmin içinde bizden neler var? Demet A.: Bir kere nazar boncuğu var. Şebnem, Nikki'ye nazar boncuklu bir bilezik takıyor. Sonra bileziğin önemi de ortaya çıkıyor. Türk kahvesi var. Nikki'ye "Ters çevir, kapat, falına bakalım" deniyor. Bir de Türk hamamının önünden geçiliyor. Peki, heyecanlı mısınız? Sonuçta bir Hollywood yapımında ciddi roller alacaksınız. Demet A.: Aslında şöyle özetleyebiliriz. Bana bir arkadaşım şöyle dedi: "Şimdi bu filmi benden, bizden önce Geoge Clooney mi seyredecek?" Şimdi size Hollywood'dan teklif de gelebilir. Demet A.: Sadece biz değiliz mevzu. Bu film sonuçta her şeyiyle Türkiye'yi gösteriyor. Ayrıca çok kalabalık bir Türk oyuncu kadrosu var. İşte bu çok heyecanlı. Şebnem D.: Benim için şimdilik bir Hollywood yapımında, Amerikalı yönetmenle çalışmak heyecan verici. Kaynak
When dusk falls and obscures the sky |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Umarım başarılı bir çalışma olur. Türkiye'de çekilmesine sevindim keşke sandra bullockta olsaydı hayranıyım o kadının
Neyse bakalım hoolywood filmi bekliyelim görelim. |
![]() |
| Etiketler |
| hollywooddan |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Chat yaparken, neden "v" leri "f"; "z" leri "s" yazıyoruz? | High Hopes | Beyin Fırtınası | 86 | 27-06-2008 12:01 |
| şu ana kadar acaip yöntemler ilekırılan koruma yazılımı "STARFORCE" | AbocA | High Tech | 7 | 30-12-2005 11:17 |
| "Tüm zamanların "en iyisi" | edony | Sinema - TV | 5 | 08-06-2005 21:35 |
| Avrupa için ".com" yerine ".eu" geliyor | Lizard King | High Tech | 1 | 28-02-2005 19:52 |
| "geyik değil"Az önce şair eşref bulvarında bomba i | Road Trip | 7 | 08-12-2003 11:35 | |