#1
5 dakkalık olay
Saat 11 falandı canım sıkılıyordu. Ocağın üstünde, babamın yeni getirdiği devasa çaydanlığa bakarken çay mı içsem kahve mi diye düşünüyordum. Zor olur lan şimdi bunla en iyisi cezvede süt ısıtıp kahve yapmak derken mutfakta şarap içip kuruyemiş yemekte olan babam "sen istersen git kendine bi kola al" dedi. Kendisini alnından öpmek lazımdı zira çok güzel bir fikir ortaya atmıştı.
Yanıma üç beş kuruş alıp, anahtarı da çevirip kapıyı açılır hale getirdikten sonra dışarı adımımı attım. Anahtarı alayım da zili çalıp uyuyan annemi rahatsız etmeyeyim diye hayırlı evlatvari düşüncelerle birlikte bir solukta aşağı indim. Apartmanın mermer içyapısında daha neler düşündüğüm bu satırlara sığmaz zaten o kadar ayrıntıya girmek de istemiyorum.
Bakkalda çalışan işletmeden yeni mezun bir genç vardı muhabbetimiz fena değildi baya konuşkan bir çocuktu zaten. Her gidişimde onunlan bir sohbet etmeden ayrılmazdım bakkaldan. Yine ilk göz temasını gerçekleştirir gerçekleştirmez, son bir haftadır olduğu gibi "oha senin saçların ne çabuk uzuyo lan" diye karşıladı beni. Ben de he he falan dedim içeri geçtik.
Baktım kapatıyolar, buzdolabının kapısı dışarıdan taşınmış olan çitos raflarıyla kapatılmış, yardım istedim ne yapayım. Kaç litrelik dedi iki buçuk dedim. Bunun üstüne bi laf edecek diye bekledim ama etmedi. Aldı kolayı verdi. Ben de bakkalın sahibi güleç amcaya bir adet 1ytl, bir adet 50, üç adet 25, iki adet 10, bir adet de 5 kuruştan oluşan meblağı takdim ettim. Bizim genç oğlan bu arada çoktan muhabbete başlamıştı. Ben iş arıyodum ya hani dedi. Yoo öyle bir şey hatırlamıyorum diyecek oldum ama gereksiz olurdu, haa evet dedim ben de. Ha dedi. İşte buldum bi tane ama ayda dörtyüz milyon veriyorlar, sik gibi dedi. Oo baya iyiymiş dedim dalga geçme lan dedi. Bir de sattığım her araba için yüz milyon veriyorlar dedi. İyi işte her ay on tane satarsın dedim. Önce bir hesapladı şöyle. 1 milyar.. artı dörtyüz milyon... ne eder... Bir milyar dörtyüz milyon eder dedi. Ayrıca götüm çatlar on tane satana kadar en iyi satan dokuz tane satıyormuş dedi. Sen de onu geçersin on yaparsın dedim. Bu sırada bakkalın sahibi amca güldü. Ya zaten adam bir acayip. En azından kırk yaşında ama sivilceleri var. Ergenlik dönemini atlatamamış mıdır nedir. Olsun iyi adamdır severim keratayı. Neyse konuya dönelim. Bizim genç oğlan sonra dedi senin noldu ne kadar kaldı dedi. On gün dedim. Sen yaparsın ya dedi. Nereden biliyorlar bilmiyorum ama bende heralde bir "sen yaparsın ya" tipi var. Valla bak. Kimle konuşsam bunu diyor ama ne bilsin benim üç saat onbeş dakka oturamayan bir hayvan olduğumu. Kurtlu muyum neyim içim bayılıyor lan. Şimdi öyküyü bölmeyelim buna sonra döneriz sevgili okur.
Bu ara notu da düştükten sonra bizim genç oğlan dedi bak dışarıda şunlar kaldı gel onları beraber içeri taşıyalım. Şunlar dediği de bir tahta platform üstünde pepsiler var onu taşıyacağız. O kadar yalakalık yaptık sana gel dedi. Tuttum bir ucundan ama baktım bizimki kendi sürüklüyor bana iş kalmıyor. Bir süre sürükledi sonra anladım ki bakkalın önünde basamak varmış onu atlamak için lazımmışım ben çünkü orada kaldırdı ben de kaldırdım ne yapayım. İçeri soktuk. O sırada iki tane küçük pepsi düştü ve köpürdü. Bi şey olmaz dedi. İyi dedim. Bundan sonrasını ben hallederim dedi, başarılar dedi ben de sağol dedim.
Eve geldim zile bastım. Sonra hastır dedim içimden anahtar vardı o kadar rahatsız etmeyelim dedik... Off ne bu benim dalgınlığım lan.
Yanıma üç beş kuruş alıp, anahtarı da çevirip kapıyı açılır hale getirdikten sonra dışarı adımımı attım. Anahtarı alayım da zili çalıp uyuyan annemi rahatsız etmeyeyim diye hayırlı evlatvari düşüncelerle birlikte bir solukta aşağı indim. Apartmanın mermer içyapısında daha neler düşündüğüm bu satırlara sığmaz zaten o kadar ayrıntıya girmek de istemiyorum.
Bakkalda çalışan işletmeden yeni mezun bir genç vardı muhabbetimiz fena değildi baya konuşkan bir çocuktu zaten. Her gidişimde onunlan bir sohbet etmeden ayrılmazdım bakkaldan. Yine ilk göz temasını gerçekleştirir gerçekleştirmez, son bir haftadır olduğu gibi "oha senin saçların ne çabuk uzuyo lan" diye karşıladı beni. Ben de he he falan dedim içeri geçtik.
Baktım kapatıyolar, buzdolabının kapısı dışarıdan taşınmış olan çitos raflarıyla kapatılmış, yardım istedim ne yapayım. Kaç litrelik dedi iki buçuk dedim. Bunun üstüne bi laf edecek diye bekledim ama etmedi. Aldı kolayı verdi. Ben de bakkalın sahibi güleç amcaya bir adet 1ytl, bir adet 50, üç adet 25, iki adet 10, bir adet de 5 kuruştan oluşan meblağı takdim ettim. Bizim genç oğlan bu arada çoktan muhabbete başlamıştı. Ben iş arıyodum ya hani dedi. Yoo öyle bir şey hatırlamıyorum diyecek oldum ama gereksiz olurdu, haa evet dedim ben de. Ha dedi. İşte buldum bi tane ama ayda dörtyüz milyon veriyorlar, sik gibi dedi. Oo baya iyiymiş dedim dalga geçme lan dedi. Bir de sattığım her araba için yüz milyon veriyorlar dedi. İyi işte her ay on tane satarsın dedim. Önce bir hesapladı şöyle. 1 milyar.. artı dörtyüz milyon... ne eder... Bir milyar dörtyüz milyon eder dedi. Ayrıca götüm çatlar on tane satana kadar en iyi satan dokuz tane satıyormuş dedi. Sen de onu geçersin on yaparsın dedim. Bu sırada bakkalın sahibi amca güldü. Ya zaten adam bir acayip. En azından kırk yaşında ama sivilceleri var. Ergenlik dönemini atlatamamış mıdır nedir. Olsun iyi adamdır severim keratayı. Neyse konuya dönelim. Bizim genç oğlan sonra dedi senin noldu ne kadar kaldı dedi. On gün dedim. Sen yaparsın ya dedi. Nereden biliyorlar bilmiyorum ama bende heralde bir "sen yaparsın ya" tipi var. Valla bak. Kimle konuşsam bunu diyor ama ne bilsin benim üç saat onbeş dakka oturamayan bir hayvan olduğumu. Kurtlu muyum neyim içim bayılıyor lan. Şimdi öyküyü bölmeyelim buna sonra döneriz sevgili okur.
Bu ara notu da düştükten sonra bizim genç oğlan dedi bak dışarıda şunlar kaldı gel onları beraber içeri taşıyalım. Şunlar dediği de bir tahta platform üstünde pepsiler var onu taşıyacağız. O kadar yalakalık yaptık sana gel dedi. Tuttum bir ucundan ama baktım bizimki kendi sürüklüyor bana iş kalmıyor. Bir süre sürükledi sonra anladım ki bakkalın önünde basamak varmış onu atlamak için lazımmışım ben çünkü orada kaldırdı ben de kaldırdım ne yapayım. İçeri soktuk. O sırada iki tane küçük pepsi düştü ve köpürdü. Bi şey olmaz dedi. İyi dedim. Bundan sonrasını ben hallederim dedi, başarılar dedi ben de sağol dedim.
Eve geldim zile bastım. Sonra hastır dedim içimden anahtar vardı o kadar rahatsız etmeyelim dedik... Off ne bu benim dalgınlığım lan.
#6
Sleepless
Duffman
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 7
Greensleeves
Duffman
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 7
Greensleeves
Ynt: 5 dakkalık olay
Bi de önce zile basıp tam ben kapıyı açmaya giderken kapıyı anahtarla açanlar var. (Bkz. babam
)
![]()
Apocalypse is coming...
#7
Serenity
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
Ynt: 5 dakkalık olay
önce anahtarla kapıyı açmaya çalışıp orta yolda sıkılıp zile basanlarda var . (bkz. Lızırd) madem başladın kapıyı açmayaı bitir bari
![]()
I was not, I was, I am not, I do not care
You can all just kiss off into the air
| |











)))
Benzer Başlıklar
Yuh Dedirticek Olay Bu gün daha doğrusu artık dün oldu ama malum arefe günü annemle mezarlığa gittik çiçekçiden çiçek...
ilginç bir olay... bir zamanlar mükemmel bir adam ve mükemmel bir kadın karşılaşırlar...mükemmel bir arkadaşlıktan...
İmkansiz Olay? imkansiz olay dedigimiz nedir..olma olasiligi sifir olan olay die tanimlanmaktadir ama imkansiz...
sik gibi bi olay ne lan bu , bizden ayrı yönetim açmışınız biz göremiyoz ne dedikodu yaptığınızı?? :fuck: :fuck:...