Quentin Tarantino

1992 tarihli “Reservoir Dogs” sinema dünyasında tabir yerindeyse tam bir çığır açmıştı. Sundance Film Festivali’ne bomba gibi düşen film yeni bir yönetmeni müjdeliyordu. Sert bir dil, ince işlenmiş diyaloglar, stilize

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Sinema - TV  »  Perde Arkası  »  Quentin Tarantino

Cevap
 
LinkBack Film Araçları Görünüş Şekli

Quentin Tarantino

Published by Lizard King 27-12-2003

1992 tarihli “Reservoir Dogs” sinema dünyasında tabir yerindeyse tam bir çığır açmıştı. Sundance Film Festivali’ne bomba gibi düşen film yeni bir yönetmeni müjdeliyordu. Sert bir dil, ince işlenmiş diyaloglar, stilize bir şiddet... Sinema seyircisi filmin başından sonuna karnından kan kaybeden bir karakter görmeye pek alışık değildi. Çok ufak bir bütçeyle 1.2 milyon dolara çekilen film kendi ülkesinde sadece 19 salonda gösterime girdi. Filmin asıl ses getirmesi Avrupa vizyonuyla olacaktı.

3 yıl sonra çektiği “Pulp Fiction” Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ile ödüllendirildi. Film ona En İyi Film, Yönetmen ve Orijinal Senaryo dallarında 3 Oscar adaylığı da getirecekti. Ama Akademi üyeleri henüz bu kadar şiddete alışık değillerdi ve filme sadece bir senaryo Oscarı uygun gördüler. Tarantino ödülü senarist arkadaşı Roger Avary ile birlikte aldı. “Killing Zoe”, “Rules of Attraction” gibi filmlerin yönetmeni de olan Avary’nin tören sırasındaki “çişim geldi” cümlesi ülkemizde de yaşanan benzeri gibi, ufak çaplı bir skandal yarattı.

Tarantino’nun kullandığı stilize şiddet, taklitlerini de beraberinde getirecekti. Kendi filmleri dışında bir çok projede senarist, yapımcı hatta oyuncu olarak yer almayı seven Tarantino, dört yönetmenin (Quentin Tarantino, Robert Rodriguez, Allison Anders, Alexandre Rockwell) çektiği dört bölümden oluşan “Four Rooms”un “The Man From Hollywood” bölümünü yönettiğinde takvimler 1995’i gösteriyordu. Ortak bir çalışma olan bu filmi, sinema yazarları “has Tarantino filmleri” arasında saymıyorlar.


Okul çıkışlı bir yönetmen olmayan Tarantino’nun “Sinema okuluna gittiniz mi?” diye soran gazetecilere verdiği yanıt ilginç: “Hayır sinema okuluna gitmedim, sinemaya gittim”. Uzun yıllar videocuda çalışan yönetmen her türden film seyretmiş. Esin kaynakları arasında Godard’dan De Palma’ya bir çok isim sayan Tarantino kendini de “bir dünya sineması öğrencisi” olarak tanımlamayı seviyor.

Tarantino’nun üçüncü filmi 1997 tarihli “Jackie Brown”. İlk iki filminin senaryosunu kendi fikirlerinden yola çıkarak yazan Tarantino bu sefer bir Elmor Leonard romanını ekrana uyarladı. Yine kalabalık bir kadroyla, bol karakterle çalıştı Tarantino. Yine Samuel L. Jackson vardı kadroda. Bir önceki filmdeki korkunç saçlarını kesmişti bu sefer. Robert De Niro ile çalışma fırsatı buldu. Acımasız bir katili canlandırıyordu usta oyuncu. Robert Foster, Bridget Fonda, Michael Keaton ve Pam Grier... 1970’lerden bu yana sinema sektörünün içinde olan bu popüler Afrikalı-Amerikalı aktrisin sönen yıldızı bu film sayesinde tekrar parladı. Film Robert Foster’a kariyerinin ilk Oscar adaylığını getirdi. Altın Küreler’de hem Pam Grier hem de Samuel L. Jackson aday gösterildi. Ödül Berlin’de geldi. Samuel L. Jackson filmdeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında ödülü kucakladı.

Yönetmen, senarist, yapımcı Tarantino’nun herkesçe bilinen bir de oyuncu yanı var. 90’ların başından beri kameranın önünü de deneyen Tarantino önceleri arkadaşlarının filmlerinde yer aldı. 1994 tarihli başarılı bir bağımsız yapım olan “Sleep With Me”de Meg Tilly ve Eric Stoltz ile birlikte rol aldı. Rory Kelly’nin yönettiği bu filmi Alexandre Rockwell imzalı “Somebody to Love” izledi. Yine 1994 tarihli, ülkemizde İstanbul Film Festivali’nde gösterilmiş olan bu filmde Rosie Perez ve Harvey Keitel’le başrolleri paylaştı. “Four Rooms” ekibinin bir başka yönetmeni R. Rodriguez’in çok başarılı ilk filmi “El Mariachi”nin yeniden çevrimi olan 1995 tarihli “Desperado”da rol aldı. Aynı yönetmenin “From Dusk Till Dawn”ında George Clooney ile başrolleri paylaştı. Filmin diğer isimleri yine Harvey Keitel, Juliette Lewis ve Salma Hayek’ti. Quentin Tarantino biraz da Hitchcockumsu bir davranışla yönettiği her filmde, ama önemli, ama ufak bir rolde yer aldı. “Reservoir Dogs” ekibinin Mr. Brown’ı oydu. “Pulp Fiction”da Jimmie karakterini canlandırdı. Son filmi “Jackie Brown”da yüz olarak yoktu ama sesiyle filme katkıda bulunmuştu. “Kill Bill”deyse öğretmen karakteriyle karşımızda olacak.

Quentin Tarantino Yorumları

  #1  
Gönderen Lizard King on 27-12-2003, 05:06
Kendisi Ile Yapılan Bir Roportaj :

Bugünkü başarınızı neye borçlusunuz? Vidocuda çalışmanıza mı yoksa sokakta yaptığınız kavgalara mı? Yani, filmlerinizin esin kaynağı nedir? Seyrettiğiniz filmler mi yoksa kendi hayatınız mı?

Bence yüzde elli, yüzde elli. Esin kaynağımın yarısı izlediğim filmlerden diğer yarısı da hayattan. Filmler içimdeki yaratma arzusunu dışa vuruyor. Filmler sayesinde günümüz sineması trendlerini takip ediyorum. Hayat ise bana ilham veriyor, yeni yeni fikirler sunuyor.

"Kill Bill"in en iyi filminiz olacağını söylüyorsunuz. "Pulp Fiction"dan farkı nedir?

Şu ana kadar yaptığım en temiz aksiyon filmi. İntikamla yanıp tutuşan bir kiralık katil hikayesi aksiyon sahnelerini de beraberinde gerektirir. En “cool” filmim olacak. Milleti çılgına çevireceğim. Dövüş sahneleri için Çin Kung Fu filmlerinden esinlendim. Bu benim yeni film tarzı deneme yöntemim. Esin kaynaklarım beni nereye götürürse oraya gideceğim.

Bu arada, en büyük meydan okumam, aklımdaki filmle sonunda elde ettiğim film arasındaki benzerlik.

Etrafta çok güvercin var. Bir anlamı var mı?

Hayır, hayır, hayır! Bu güzel küçük yaratıklar nereden geliyor bilmiyorum. Filmle ilgisi yok.

Bilirsiniz güvercin John Woo’nun imzasıdır.

Evet, doğru. Benim filmimde tek bir güvercin bile olmayacak.

Çektiğiniz filmlerde gerçeğe olabildiğince yakın olmak için gerçek suçlularla, uyuşturucu bağımlılarıyla, gangsterlerle konuştuğunuzu duydum, doğru mu?

Filmciler dışında çok fazla insan tanımam. Kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak karakterler yaratıyorum. Bunlar sadece karakterler. Gerçeğe yakın gözükmeleri filmlerimde kullandığım dilden kaynaklanıyor.

Filmlerinizdeki diyaloglara bakarsak günümüz Batı Pop Kültürü’nü çok iyi biliyor olmalısınız.

Pop kültürü çok seviyorum.

Çinli bir ortakla çalışmaya sizi iten nedir? Çin kültürüne olan yakınlığınız mı yoksa başka bir neden mi?

Çin hakkında çok olumlu düşüncelerim var. Çin kültüründen etkilendiğim için buraya geldiğim söylenebilir. Ama asıl neden filmimde bir çok Kung Fu sahnesi olması. Kung Fu’nun üstadı da Çinliler. Nasıl etkileyici aksiyon sahneleri çekilir biliyorlar. Çinlilerin zıplama, vurma, yumruk atma stillerini beğeniyorum.

Hiç zorluk çektiniz mi?

Çinli yetkililerle çok iyi ilişkilerim oldu. Kültürel geçmişimiz bu filmleri başka bir gözle izlememizi sağlıyor. Gerektiğinde çok diplomatça davranabilirim. Zaten burada konuk olarak bulunuyorum. Sorunlara gelince, iki seçeneğiniz vardır, ya yumruklarınızı sıkar ve kavgaya hazır olursunuz ya da el sıkışmak için daha bir çaba harcarsınız. Benim yolum ikincisi ve bu sayede burada konuk olarak bulunuyorum.

“Pulp Fiction”daki John Travolta’nın karakteri “A Bout de Souffle”daki Jean-Paul Belmondo’nun karakterine çok benzemiyor mu?

Vallahi hiç düşünmemiştim. İlginç! Bu film en sevdiğim filmlerdendir, Belmondo da çok iyi bir aktördür. Bahsettiğiniz iki karakter de kendi geleceklerini çizemiyorlar. Ama böyle bir benzerlik düşünmemiştim.

“Pulp Fiction” varoluşçu bir mesaj yolluyor sanki. Hiç işin felsefi yanını düşündünüz mü?

Filmimin felsefi bir yanı olsun diye hiçbir zaman uğraşmadım. Hiçbir zaman filmimin burası ne demek istiyor, bu bölümün bir anlamı var mı diye düşünmem. İçimden gelen bir hikayeyi anlatıyorum. Sette tanrıyı oynamak istemem. Oyunculara rollerinin bir görüşü ekrana taşıdığını filan söylemek istemem. Onlardan sadece oyuncu becerilerini sonuna kadar kullanmalarını isterim.

En sevdiğiniz oyuncakla oynayan büyük bir çocuk gibisiniz ve filmlere olan ilginizden ve merakınızdan vazgeçmiyorsunuz.

Dediğinize katılıyorum. Her şeyden önce ben bir film fanatiğiyim. Film seyretmeyen bir film yönetmeni bence korkutucu olurdu.

Biz Oliver Stone’u da seviyoruz.

Kim? Anlayamadım.

Oliver Stone.

Ha, anladım.

Niye anlaşamadınız? Stilleriniz mi farklıydı, yoksa hayat tecrübeleriniz mi?

Bence önemli olan stil farklılığı değil. O benim “Natural Born Killers” hikayemi çalmakla kalmadı her şeyi de berbat etti. Bu benim orijinal senaryom değil, ortaya çıkan da s... boktan bir film. Zaten hiç izlemedim.

İzlemediniz mi?

Hayır.

Siz olsanız nasıl bir film yapardınız?

Kesinlikle farklı bir film olurdu. İçerik, stil ne olursa olsun. O pembe diziye benzeyen açılış sahnesi mesela, Hintli, komik...

Çin müziği...

Evet, evet, Hint sahnesinde fonda Çin müziği. Anlamsız.

1996’da Yönetmenler Birliği’ne girmeyi reddettiniz. Neden? Bir birlik olarak sahiden de yönetmenlerin haklarını koruyorlar.

Kurallarla kısıtlanmak istemiyorum. Bana neyi nasıl yapacağımı kimsenin söylemesini istemiyorum. Altı üstü bir birlik ve o kadar çok kuralları var ki! Oyuncularınıza bile karışıyorlar. Doğru, yönetmenleri koruyorlar ama ben kendi kendimi koruyabilirim.

Özgürlüğünüzü seviyorsunuz.

Düşünce tarzımın ve stilimin zarar görmesini istemiyorum. Evet bağımsızlığımı seviyorum.

Jean Luc Godard’ın, Brian De Palma’nın, John Woo’nun filmlerini beğeniyor ve kendinizi “Dünya sinemasının bir öğrencisi” olarak tanımlıyorsunuz.

Doğru.

Onlardan neler öğrendiniz?

Bendeki her şey, stil, sinema dilim, hepsi filmlerdendir. Diğer yönetmenlerden çok şey öğrendim. Aynı zamanda, kendi tecrübelerimden yola çıkarak bu öğrendiklerimi değiştiriyor ve kendi stilime uyarlıyorum. Bir yönetmen olarak açık fikirli olmalıyım. Her şeyi araştırmalı, açık olmalıyım.

“To Many Ways to Be Number 1” filmini gördünüz mü bilmiyorum.

Johnnie To’nun filmi. Harikadır. (Röportajı yapanın notu: Filmin yönetmeni Wai Ka-Fai)

Çok tarantinovari. Ne dersiniz?

Bu film daha iyi çekilemezdi. Benim stilime sahip olduğunu söylemek benim için gurur kaynağıdır. Harika bir filmdir. Yeni ve ilginç bir şekilde olayları anlatma tarzı var. Hikaye iyi, anlatım çekici ama asıl klasik olan sonu. Şok edici, çok “cool”. Filmin son anına kadar filmin adının manasını anlamıyorsunuz. Filmin sonu, filmin adına sıkı sıkıya bağlı. Genellikle bir Hong Kong filminin İngilizce adı bir ayrıntıdan ibarettir. Burada, filmin adındaki “too” çok önemli. Filmin kahramanının iki seçeneği oldu. İlki hiçbir şey kazandırmadı ve bitti (!). İkinci seçenekte sonunda patron oldu ama tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Yani hem her şeyi kazandı, hem de kaybetti. Filmin sonu o kadar akıllıca ki. Yazık bazı detayları hatırlayamıyorum.

Tarantino sineması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bilmem, ben size sorayım.

Evet, sahiden ne düşünüyorsunuz?

Cool olmak, farklı olmak, ilerici olmak, heyecan verici olmak...

İyi. Beraber çalıştığınız oyunculardan bize bahseder misiniz?

Hepsi çok iyi oyuncular ve onlarla çalışmak çok rahatlatıcı. O yüzden dönüp dolaşıp hep aynı oyuncularla çalışıyorum. Uma Thurman benim baş kadınımdır; Gorng Li, Zhang Yimou için neyse, Belmondo, Godard için neyse, Uma da benim için o.

Bir çok filmde rol aldınız. Hangi rolünüz size en yakın olanıydı?

Bu roller benim kendi kişiliğimden uzak rollerdi. Benim için bir rol, kendi hayatımın dışında olan bir şeydir. Bu karakteri oynarken sadece onu düşünürüm, kendimi değil. Yani kendi hayatıma yakın bir rol oynamadım. "Pulp Fiction"daki tip ben değilim yani.

Hep karanlık filmler (dark movie) mi yapacaksınız?

Filmlerimin karanlık olduğunu sanmıyorum. Aslında, suç filmleri. “Reservoir Dogs” ve “Pulp Fiction” bu tarzda filmler. Şok edici, ürkütücü suç sahneleri içeriyorlar. Artık başka tarz filmler deneyeceğim. “Kill Bill” bir aksiyon/kung fu filmi. İlerde daha çok bu tarz filmleri deneyeceğim, ufkumu genişletmek için.

Videocudaki hayatınızı ekrana taşısanız çok romantik bir hikaye olurdu.

Otobiyografik bir şey yapmak istemiyorum. Kendimi oynamak istemiyorum. O yıllar üzerine bir film yapmak istesem hikayeyi, tipleri değiştirirdim. Videocudaki o yıllar unutulacak yıllar değil... Pek fazla parası olmayan ama beraber takılmaktan hoşlanan bir grup genç insan.

En beğendiğiniz Çin filmi hangisi?

Çin’de bir çok yönetmen var ve bir o kadar da film. Zhang Yimou’nun yaptıkları çok iyi. Çok “cool” olduğunu düşünüyorum, hatta sandığımdan da cool. Jiang Wen, Çin’in en iyi yönetmeni. Onun yönettiği “In the Heat of the Sun” çok iyidir. Eski zamanlarda geçen eski bir hikayeyi anlatır. Ama gençlerin karakteri üzerine çok şey anlatır. Genç her yerde aynıdır. Irk, ülke fark etmez. Yeni kuşak Çinli yönetmenlerin eserleri hep çok iyi. Geçen gün yeni bir film izledim, adı “100”, çok iyiydi, eğlenceliydi.

Çin’de sizin gibilere “Holigan Sanatçılar” diyorlar. Jiang Wen de bunlara iyi bir örnek. Eğer Çin’de doğmuş olsaydınız “Pulp Fiction”ı yapamayacaktınız. İçinde bulunduğunuz ortam buna el vermeyecekti. O zaman da “Kızgın Gençler”den biri olacaktınız belki de. Çin’de "Çin'in Tarantinosu" olmaya aday bir çok "Kızgın Genç" var. Bu "Kızgın Gençler"e neler söylemek istersiniz?

Durun bir düşüneyim. Eğer hiçbir şansları olmadığını düşünüyorlarsa o zaman gerçekten de hiç şansları olmaz. Siz benden daha iyi biliyorsunuz. Bu en büyük hata olur. Hollywood büyük bir ticari makine. Neden benim gibi fazla eğitimi olmayanlara kucak açsın ki? Şansım olmadığını düşünmüş olsaydım bugünkü Tarantino olamazdım. Hep kendi şansımı kendim yarattım. İnancımı hiç kaybetmedim ve bir gün kaza eseri fırsatı yakaladım. Genç insanlar ikna etmeyi öğrenmeli, fırsatlar yaratmayı öğrenmeli. Birkaç yıl önce benim özelliklerimi taşıyan Çinli "Kızgın Gençler" istedikleri filmi çekemezlerdi. Ama şimdi koşullar değişti. Biz film çekmeye buraya geldik. Çok yakında istedikleri filmi çekebilecekler. Çok yakında, bel ki de şimdi...

Son bir soru. İncil’den yola çıkarak bir film çekmenizi isteselerdi nasıl bir şey olurdu?

İlginç, hımmm, ilginç... Tabii ki tüm İncil olmazdı. Bir bölümünü seçerdim. İlginç bir şeyler bulurdum. Mesela “yasak meyve” bölümünü seçerdim. Adını “Havva ile Yılan” koyalım. Havva ile Adem’in yasak meyveyi yemeleri kötü bir şey değil ki. Tam tersine çok iyi bir şey. Elmayı yedikleri ağaç bilginin ağacı. Eğer onlar o elmayı yemeselerdi bugün hayatımız bu kadar renkli, bu kadar eğlenceli olmazdı. Belki hayvanlar gibi olurduk. Şu tavşanları görüyor musun, bahçede koşturan?

Evet, görüyorum.

İşte onlar gibi. Yılan onlara elmayı verdi. O bir haberciydi. Adem de bir kahraman.

Havva’yı kim oynardı?

Bilmem ki kim oynardı? Uma’yı bir denesek mi?

Ya yılanı?

Bir deneme çekimi yapalım bakalım.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Gönderen Lizard King on 27-12-2003, 05:07
Deli bir insan bana göre.O kadar akıllı ki günümüzün salak toplumuna anca şiddet ile mesajlar vermeye çalışıyor.
Ben seviyorum yaptığı her film bana göre ayrı bir sanat eseri.
Ama en beğendiğim yönetmen mi hayır değil.
Oliver Stone'u kimseye değişmem...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Gönderen Cey on 27-12-2003, 10:00
bu adam lise mezunu bile deil ama ihtiyacı da yokmus hani
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Gönderen Dave on 25-04-2005, 16:58
Geçenlerde zat-ı muhteremin de(Bruce Willis gibi) Bush sempatizanı olduğunu duydum.Ona göre ortadoğu Amerika'nın güvenliği açısından bir tehditmiş.Irak savaşı haklıymış laga luga...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap

Etiketler
quentin, tarantino

Film Araçları
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Film Filmi Açan Yorum Cevaplar Son Mesaj
Tarantino Hendrix`in hayatini filme aliyor Dave Sinema - TV 2 10-05-2006 11:07
Tarantino Dave Çıtırlinkler ve Anketler 1 18-12-2005 03:17