Bertolucci, 1968 kuşağının dünya görüşünü ve yaşadığı toplumsal sorunları irdelerken aynı toplumun endistüriyel kaynaklı bocalamalarını, Mussolini artığı faşizmi ve fantezi ile gerçeğin izlerini iç içe yansıtmasıyla tanınmıştır. Çoğu eleştirmen tarafından
Bernardo BertolucciPublished by Dairuin 24-04-2008 |
|
Bertolucci, 1968 kuşağının dünya görüşünü ve yaşadığı toplumsal sorunları irdelerken aynı toplumun endistüriyel kaynaklı bocalamalarını, Mussolini artığı faşizmi ve fantezi ile gerçeğin izlerini iç içe yansıtmasıyla tanınmıştır. Çoğu eleştirmen tarafından seks ve politikayı ayrı ayrı anlatan en iyi yönetmen olarak kabul edilen yönetmen, Hollywood oyuncuları ile çizgisini bir çok izleyici grubuna kabul ettirmeyi başarmıştır. En sevdiğim filmlerinden bir tanesi olan Çalınmış güzellik/Stealing Beauty (1996). Bir kızın komün bir yaşam anlayışını benimsemiş bir grup içinde arzu nesnesi haline gelişini anlatan yapımıdır. En beğendim başka bir filmi ise; Düşler, Tutkular & Suçlar (The Dreamers) dır. Üç öğrencinin birbirlerinin hayatlarını ve cinselliklerini test ettikleri ve nereye kadar gidebilmeye cesaret edeceklerini gösteren bir hikayeyi anlatıyor.
İtalyan yönetmen 1940'ta Parma'da doğdu. Babası şair Attilio Bertolucci idi. Bernardo Bertolucci'nin çocukluğu boyunca yazdığı şiirler, 12 yaşına gelmeden çeşitli dergilerde yayınlandı. 1995'te 16 mm'lik bir kamera edinerek amatör filmler çekmeye başladı. 1961'de babasının bir arkadaşı olan Pier Paolo Pasolini ile tanıştı ve onun filmi Accattone de yönetmen yardımcılığı yaptı. 1962'de Passolini'nin bir öyküsünden uyarladığı "La Commare Secca" (Korkunç Orakçı) adlı filmi çekti. Aynı yıl bir şiir kitabı yayınlandı ve ulusal şiir ödülü kazandı. 1967'de Sergio Leone için " Once Upon A Time In The West "in hikayesini sinemaya uyarlayan Bertolucci, iki yıl sonra " The Spider's Stratagem "i çevirir. Aynı yıl Alberto Moravia'nın kitabından uyarlanan " The Conformist " adlı filmi yönetir.sontango 1973 yılında, başrollerini Marlon Brando ve Maria Schneider'in paylaştığı " Last Tango In Paris " in çok büyük bir ilgi görmesi ile şöhreti giderek artan yönetmen, bu başarısını 1976 yılında çektiği modern bir epik olan " 1900 " ile pekiştirir. Başrollerini Robert De Niro ve Gerard Depardieu'nun paylaştığı ve solcu ve Faşist iki jenerasyonun çarpışmasını konu alan film, sinema tarihine altın harflerle yazıldı. Bu filmin ardından yönettiği " La Luna ", " Tragedy of a Ridiculuos Man " filmler ile çıkışını sürdüren Bertolucci, 1985 yılında Çin'in son imparatoru olan Pu Yi'nin hayatını anlattığı " The Last Emperor " ile sinema gündemine bomba gibi düşen bir yapıt ortaya çıkardı. Filmin o yılın 9 Oscar'ını birden alması ile kendini tam anlamıyla kanıtlayan Bertolucci, 1990 yılında yönettiği " The Sheltering Sky ", 1992 yapımı " Little Buddha " ve son olarak 1995 yapımı " Stealing Beauty " ile sinema yaşamına devam etti. Bernardo Bertolucci'den Benim için film yapmak, ana babasının yatak odasında nelerin döndüğünü anahtar deliğinden izleyen çocuğun yaşadığı gerilimibernardo verme sanatıdır." Psikanaliz, insanın kendisini tanıması için bir araçtır. Tedaviyi sağlayan da bu araçtır. Ama iyileşmek diye bir şey yoktur. Psikanalizle iyileşmenin mümkün olamayacağını Freud söylüyor zaten. İnsan sadece nevrozuyla yaşamayı öğreniyor. Bernardo Bertolucci ile tanışmam Çölde Çay filmine dayanır, 7 yaşında daha doğru dürüst yazmasını bile beceremeyen ama şiir yazmaya başlayan birinin filmlerine aşık oldum Bakın onun ağzından dinleyelim kendisini; babama özeniyordum; babam, şiirin günlük hayatın bir parçası olduğunu hissetmemi sağladı; şiir, benim besim kaynağım olmuştu. Babamın şiir anlayışı akademik yaklaşımından epe uzaktı, örneğin; bir gün annem için yazdığı şiirlerinden birini okumuştu. Şiirin adı "Beyaz Gül"dü. Hemen evin arka bahçesine koştum; şiir yazmanın gerçekliği, bahçenin varlığı yavaş yavaş dökülmeye başlayan ani bir gerçek varlığa dönüşüyordu. Hayattaki şiirin ve şiirdeki hayatın ipuçlarını babamdan aldım ve yazmaya başladım. Büyüdüğüm zaman şiirin babama ait olduğunu anladım. O aynı zamanda annemede sahipti, ben ise tamamen benim olabilecek bir şey istiyordum. Onlar o kadar beraberlerdi ki, içlerine giremiyordum. Tek yok sinema yapmaktı, çünkü sinema şiirden farklı bana ait bir şeydi. Babam çok tatlı ve çok da güçlü biriydi. Onu, filmlerimde zayıf karekterli babalar yaratmakla korkutup sindirmeye çalışıyordum. Bu doğrultuda "Paris'te Son Tango" gibi filmler yaptım. Filmin karekterlerini her ne kadar babamla özdeşleştirsemde, baş roldeki kız.... oyuncu ile özdeşleştiremiyordum. Zaten filmin sonun da babanın ölümü var, aynen Öpidus hikayesinde olduğu gibi. Filmlerimin tüm, sinemanın "farklı" bir şey olduğu hayaliyle yapılmıştır. Bu konuda idealist bir inancım olduğunu itiraf etmeliyim, Ben sinemayı, kilise gibi kutsal bir tapınak olarak görüyorum. Hep birlikte yapılan bir ibadet gibi birlikte aynı hayalin kurgusuna girilen bir yer... Sinema salonu, filmin bir hayal, bir rüya olarak yaşandığı yerdir. 500bertolucci İçimde bir çocuk var, ergenlikten yaşlılığa geçtim, aradaki seneleri yaşamadım."İmparator" filmini çektiğimde herkes "Bertolucci değişiyor mu?" diye sordu. "Küçük Buda" ise değişen adamın hikayesi. Hepimiz değişebilmeyi isteriz. Siddharta bunu başardı, bu nedenle böylesine ilhan verici. Siddharta şimdiye kadar yaşamış en gerçekci insan. Ayyas Visual Trip
The Dreamers (2003)
Kullanılan Kaynaklar
dokuntulerkulubu.com-imdb |
|
|
|
|
|
|
#1
Gönderen
mandragora
on
26-05-2008, 16:56
|
|
İki filmini izledim.the dreamers ve the sheltering sky ...İkiside çok başarılı.Ama bir şey anladım bertolucci denildiği zaman anne-baba ile izlenmemesi gerektiğini
|
|
#2
Gönderen
Dairuin
on
27-05-2008, 07:53
|
|
Commare secca, La ile başlayan The Dreamers ile son bulan Bertolucci serüvenimin sonunda böyle bir izlenime kapılmış değilim ama Ultimo tango a Parigi(Parist Son Tango) ya da senin saydığın filmleri aile ile izlememe fikrine katılıyorum.Bertolucci seviyor insan bedenini saf olarak, izleyene sunmayı.Filmlerinde insanın çevresiyle olan etkileşimini yansıtırken nasıl kaçınmıyorsa hiçbir ayrıntıyı vermekten,iç dünyasını ya da evinin içini yansıtmaktan da kaçınmıyor.Radikal bir isim işte bazı konularda.Conformista, Il ile insanların 'O adam' demelerine yol açmıştır ki bu erotizm konusunda Tinto Brass'a ara ara yaklaştığını kabul etmek lazım.Bunun yanında yakın çekimleri,gel-gitleri ile benim sevdiğim isimlerdendir.Diğer filmlerini de izle eminim seversin
![]() |
![]() |
| Etiketler |
| bernardo, bertolucci |
| Film Araçları | |
| Görünüş Şekli | |
|
|