Roman Polanski

Roman Polanski, 18 Ağustos 1933’de Polonyalı bir Yahudi ile bir Rus göçmeninin oğlu olarak Paris’te dünyaya geldi. Üç yaşında ailesi ile birlikte Krakov’a taşındı. 1940’da şehrin Almanlar tarafından işgal edilmesi

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Sinema - TV  »  Perde Arkası  »  Roman Polanski

Cevap
 
LinkBack Film Araçları Görünüş Şekli

Roman Polanski

Published by Dairuin 24-03-2008


Roman Polanski, 18 Ağustos 1933’de Polonyalı bir Yahudi ile bir Rus göçmeninin oğlu olarak Paris’te dünyaya geldi. Üç yaşında ailesi ile birlikte Krakov’a taşındı. 1940’da şehrin Almanlar tarafından işgal edilmesi ardından ailesi bir toplama kampına gönderildi.

Naziler tarafından götürülmesinden hemen önce babasının sayesinde kaçmayı başaran Polanski, iyiliksever Katolik ailelerin yardımı sayesinde hayatta kalmayı başarır. Annesi Auschwitz’de ölür. Kamptan sağ olarak kurtulmayı başaran babası, oğluyla birlikte Krakov’a döner. Babasının tekrar evlenmesi üzerine, artık bir yetişkin olan Polanski, evden ayrılır. Babası, Polanski’yi bir teknik okula gönderir. 1950’de bir sinema okuluna devam etmek üzere okulu terk eder. Aynı zamanda Krakov tiyatrosunda aktör olarak işe başlar. İlk sahneye çıkışı, 1954’de Andrezj Wajda’nın “Pokolenie / Bir kuşak”ı ile olur.

Andrzej Wajda’nın ilk uzun metrajlı filmi “A Generation”da ve sonraki filmleri “Lotna”, “Innocent Sorcerers” ve “Samson”da rol aldı. Bu esnada Krakow’dki sanat okuluna devam ediyordu; farklı sanat dallarından dersler alarak ufkunu genişletmeye çalışıyordu, ama asıl yapmak istediği sinemaydı. İyi bir sinemacı olmak için ilgi skalasını çok geniş tutması gerektiğini iyi bilen Polanski, sanat okulundan kendisine yeteceğine inandığı kadar yararlandıktan sonra Lodz Devlet Film Okulu’na girdi. Burada çektiği kısa filmler “Two Men and a Wardrobe”, “When Angels Fall”, “The Lamp” bugün bile kısa metraj alanında çok önemli sayılır. Okulu bitirine bir süreliğine Paris’e giden ve buradaki sanat ortamından beslenen Polanski, Paris’te, kısa metraj alanında adının iyice duyulmasını sağlayacak “The Fat and the Lean” adlı filmi çekti.
İlk tanınan filmi 1962’de çektiği “ Knife in The Water - Sudaki bıçak” olur. Bu filmde senaryo üzerinde kendisi çalışmıştır. Sonraki iki filmini çekmek üzere İngiltere’ye giden yönetmenin İngiltere’de yaptığı ilk film olan “ Repulsion - Tiksinti”, parlak bir başarı elde edemez. Filmin, yönetmenin en çok sevdiği filmi olduğu söylenir. Polanski’nin Hollywood’a ayak basışı, 1968’de çektiği korku filmi “Rosemary’s Baby- Rosemary'nin bebeği ” ile olur. Önceki eserlerinde olduğu gibi bu filmde de yönetmen, uğursuzluklara işaret eden bir dehşet havası yaratır.

Bir sonraki filmi Macbeth, bir Shakespeare uyarlamasıdır. İkinci karısı Sharon Tate’in Manson Ailesi tarafından canice öldürülmesinin hemen ardından çekilmesi, yönetmenin hissettiği acı ve şiddetin filme yansımasına sebep olmuştur.

Bu filmin ardından kılık değiştiren yönetmen, İtalya’ya gidip bir seks komedisi çeker. Ardından, en iyi filmlerinden biri sayılan “Chinatown”u çekmek üzere tekrar Hollywood’a döner (1974). Film, Polanski’ye bir Oskar, bir de İngiliz Akademi Ödülü getirir. 1976 yılında çektiği heyecan verici ve gerçeküstü “ The Tenant- Kiracı” ile başarıları devam eder. Uğursuz, paranoyak bir delilik, suistimal ve intikam hikayesini anlatan filmin Polanski’nin Paris’e geldiği ilk yıllarda yaşadığı mahallede çekildiği söylenir. Bu film aynı zamanda "apartman üçlemesinin" Repulsion ve Rosemary'nin Bebeği'nden sonraki üçüncü ve son filmi olma özelliğini taşımaktadır.

Bir yıl sonra, yönetmenin adı çok farklı bir sebeple gazete sayfalarında yer almaya başlayacaktır: Polanski, 13 yaşında bir kıza tecavüzden(ki bu olayın jack Nicholso'un evinde vuku bulduğu rivayet edilir) suçlu bulunur. Bu olayın ardından çalışmalarına Hollywood’da devam etmesi imkansızlaşınca, Paris’e yerleşir ve Fransız vatandaşlığına geçer. 1979 yılına kadar da film yapmaz. Thomas Hardy’nin bir romanından uyarlanan üç saat uzunluğundaki “Tess” (17 yaşındaki Nastassja Kinski filmde rol alacaktır.), Fransa’da o zamana kadar çekilen en pahalı film olur. Bunun karşılığını, Polanski’ye bir Oskar ödülü ve Cesar’da en iyi yönetmen ödülüyle ödeyecektir.

Bir sonraki filmi olan “Pirates- Korsanlar” (1986) ise tam bir hayal kırıklığı yaratır. 1987’de çektiği ve Harrison Ford’un rol aldığı gerilim filmi “Frantic”, de ne eleştirmenlerden, ne de işin ticari kısmıyla ilgilenenlerden olumlu puan alamamıştır. 1992’deki “ Bitter Moon - Acı Ay” u çeker ama beğenilmez. Polanski eleştirmenlerin övgüsünü ancak 1994’te çektiği “ Death and the Maiden” ile kazanabildi. Ariel Dorfman’ın oyunundan uyarlanan filmde Ben Kingsley ve Sigourney Weaver başrol oyunculuğu yaptılar. İki yıl sonra deneysel bir çalışma olan “ Gli Angeli”ye imza atan yönetmen, 1999’da “The Ninth Gate- Dokuzuncu Kapı” ile esrarlı gerilim filmlerine dönüş yaptı.

Yönetmen, 2002 yılında, kendi yaşam öyküsünün aynası niteliğindeki “The Pianist- Piyanist”i çekti. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Varşova'nın varoş sokaklarında yaşam savaşı veren bir adamın hikayesini konu alan film, 55. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülü'ne layık görüldü.

2005 yılında ise Charles Dickens'in Oliver Twist romanını filme çekmiştir. Hikaye, 19 yüzyılda, yetim bir çocuğun, Londra sokaklarında yaşamak zorunda kaldığı sefilliği anlatır.

Filmografi

Yönetmen

Chacun son cinéma ou Ce petit coup au coeur quand la lumière s'éteint et que le film commence (2007)
Oliver Twist (2005)
The Pianist (2002)
The Ninth Gate (1999)
Death and the Maiden (1994)
Bitter Moon (1992)
Frantic (1988))
Pirates (1986)
Tess (1979)
Locataire, Le (1976)
Chinatown (1974)
What? (1972)
The Tragedy of Macbeth (1971)
Rosemary's Baby (1968)
Dance of the Vampires (1967)
Cul-de-sac (1966)
Repulsion (1965)
Plus belles escroqueries du monde, Les (1964)
Ssaki (1963)
Nóz w wodzie (1962)
Gros et le maigre, Le (1961)
Gdy spadaja anioly (1959)
Lampa (1959)
Dwaj ludzie z szafa (1958)
Morderstwo (1957)
Rozbijemy zabawe... (1957)
Usmiech zebiczny (1957)
Rower (1955)


Kullanılan Kaynaklar

vikipedi-sinema.com
imdb.com

Roman Polanski - Perde Arkası
Film Araçları

Eklentiler

Roman Polanski Eklentileri

roman-polanski-chinatownjpg   roman-polanski-rosjpg   roman-polanski-tenantjpg   roman-polanski-tessposterjpg  

roman-polanski-tejpg   roman-polanski-ninth-gatejpg  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet

Roman Polanski Yorumları

  #1  
Gönderen mandragora on 24-03-2008, 12:35
The tenant çok etkileyici bir film.akıl hastalığı ancak bu kadar iyi anlatılır.Filmde kendisinin başrol de olması büyük etken.Yönetmenliğini yanı sıra oyunculuğununda muhteşem olduğunu göstermiş.İzlemeyen varsa mutlaka izlesin.Belli bir süre kendime gelemediğimi hatırlıyorum.Diğerleri de güzel.Seviyorum bu yönetmeni...
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Gönderen Dave on 24-03-2008, 13:45
Cok iyi yönetmendir; Repulsion,Rosemary's Baby,The Tenant,Chinatown,Bitter Moon,The Pianist en iyi filmleri olarak gösterilir.
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap

Etiketler
polanski, roman

Film Araçları
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Film Filmi Açan Yorum Cevaplar Son Mesaj
Çizgi Roman Kadrosu nugo FRP & Mithology 16 20-10-2006 13:07
tek cümlelik roman flues Road Trip 60 12-03-2005 00:01
resimli roman scarecrow Güncel Olaylar 11 12-11-2004 19:37
Çizgi Roman sabun Road Trip 5 08-12-2003 13:09