fikirleri Atilla Ilhan ın varşova paktı gibi acaip rusya hint çin birliği fikrini biliyorsunuzdur ben size başka fikirlerini aktarıcam Aşk " Aşk suç ortaklığıdır." Attila İlhan aşkı bir eğitim olarak
Attila İlhanPublished by Sound_Of_Silence 29-07-2005 |
|
fikirleri Atilla Ilhanın varşova paktı gibi acaip rusya hint çin birliği fikrini biliyorsunuzdur ben size başka fikirlerini aktarıcam Aşk " Aşk suç ortaklığıdır." Attila İlhan aşkı bir eğitim olarak nitelendiriyor. Aşık olmak, cinsellik bunların tümünün öğrenilebilir şeyler olduğunu savunuyor. Aşkı çok çıplak tarif etmek gerektiğindeyse; cinsel çekimin yüceltilmesi olarak nitelendiriyor. Cinsellik " Her insanda kadın ve erkek hormonları vardır. Bu kiminin dışına vurur, kiminin içinde kalır, başka bir sahaya yönelir. Ama herkesin içinde böyle çarpıklıklar vardır. Çok kişi biraz sapık, eşcinsel, kendine hayran vesairedir. " Attila İlhan İnsanı tanımlarken, onu duygu ve düşünce yapısıyla olduğu kadar cinselliği ile de ele almak gerektiğini savunur Attila İlhan. Romanlarının çoğunda karakterlerin cinselliklerine inerek onları bütün yönleriyle okuyucuya tanıtmaya çalışır. Yaşadıkları olayların içerisinde, o dağdalı aşklarda hiç mi cinselliğin yeri yoktur? Tabii ki vardır! İşte Attila İlhan, toplumcu ve gerçekçi bir yazar olarak bu olgunun da altını çizme gereğini duymuştur. Kurtlar Sofrası 'nda Ümid, Aysel; Sırtlan Payı 'nda Doktor Sevim, Gülistan Satvet; Yaraya Tuz Basmak 'da Yüzbaşı Demir'i cinsel kimlikleriyle de karşımızda buluruz. Tüm bu karakterler, yaşadıkları döneme tanıklık ederken, okuyucuya cinsel hayatın her devirde geçerliğini de gösterirler. Edebiyat dünyasında şiddetle eleştirilen Leman Korkut, Hayrünisa, Bacaksız Abdi, Haco Hanım ve Müzeyyen gibi karakterlerin çarpık ilişkileri, sefih hayatları ise porno gibi değerlendirilmiş ve kimi eleştirmenler tarafından kınanmıştır. Çevremize baktığımızda, bu tarz yaşamı seçenlerin de kendi gerçekliklerini yaşadıklarını görüyoruz. Gerçekçi bir yazarın bunları da ele alması kaçınılmazdır. " ... cinsel diyalektiğin gerek insanlar arası, gerekse insan içi çelişme ve gelişmelerini, romana olduğu kadar şiire de geçirmek, bana ilginç görünmüştür " diyor Attila İlhan. Şiire ilk başladığı yıllarda, erotik şiirlerininin hemen hepsini 'ayıp' diye nitelendirip, bir toplumcu olarak 'değersiz' bulduğu için yırtıp attığını itiraf etmektedir. Daha sonraları yazdığı cinselliği işleyen şiirlerin altında yatan nedenleri ve saptamaları ise şöyle dile getiriyor : "Bireysel diyalektik hiç kuşkusuz cinselliği de kapsıyordu, ikisi birden doğasal diyalektiğin kapsamına giriyorlardı, bütün sorun bu çelişkileri cinsel imgelemin aynasında somutlaştırmak, kişiselleştirmek, sonra da imgelere dönüştürüp şiire aktarmaktı." (elde var hüzün, bilgi yayınevi). Attila İlhan cinselliğin, aydınları rahatsız eden manâda, kurallara bağlanmasının semavî dinlerin ortaya çıkmasıyla başladığını savunur. İlk semavî din olan musevilik, bu anlamda en katı kurallara ve sınırlamalara bağlı olandır. Daha sonra gelen hristiyanlık ve müslümanlığın da yeni kurallar eklemesinin insanların cinsel hayatına ciddi kısıtlamalar getirdiğine inanır. Toplumumuzda, sanıldığının aksine, cinselliğin çok rahat ele alındığını ancak, bir batı modeli olan çekirdek ailenin yerleşmesiyle birlikte Batı yasaklarını da devraldığımızı savunur." Türkiye gerçekte bir takım ahlâki değerler açısından katı olsaydı, herkesin ahlâki kriter ve davranışlarını çok iyi bildiği bazı sanatçıları baş tacı eder miydi" diye sormaktan da kendini alamaz! |
|
#1
Gönderen
finito
on
12-10-2005, 00:23
|
|
AN GELİR
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet çalgılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah kimseler bilmez nerdeler namlı masal sevdalıları evvel zaman içinde kalbur saman ölür kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî süleyman ölür görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür -tahrip gücü yüksek- saatlı bir bombadır patlar an gelir Attila ölür Attila İlhan |
|
#2
Gönderen
NO ROOTS
on
23-10-2005, 23:04
|
|
EMPERYAL OTELİ
ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var sımsıcak bir merhaba diyecektim başımı usulca dizine koyacaktım dört gün dört gece susacaktım yağmur sönecekti yanacaktı sameland seferden dönecekti duvardaki saat duracaktı kalbim kendiliğinden duracaktı ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var emperyal oteli'nde bu sonbahar bu camların nokta nokta hüznü bu bizim berhava olmuşluğumuz bir nokta bir hat kalmışlığımız bu rezil bu çarşamba günü intihar etmiş kötümser yapraklar öksürüklü aksırıklı bir takvim ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var sesleri liman sislerinde boğulur gemiler yorgun ve uykuludur sabahtır saat beş buçuktur sen kollarımın arasındasın onlar gibi değilsin sen başkasın bu senin gizlerin gibisi yoktur adamın rüyasına rüyasına sokulur aklının içinde siyah bir vapur kıvranır insaf nedir bilmez otelin penceresinde duracaktım şehri karanlıkta görecektim karanlıkta yağmuru görecektin saçların ıslanacak ıslanacaktı kış geceleri gibi uzun uzun tek damla gözyaşı dökmeksizin maria dolores ağlayacaktı İstanbul'u yağmur tutacaktı bütün bir gün iş arayacaktım sana bir türkü getirecektim kulaklarımız çınlayacaktı emperyal oteli'nin resmini çektim akşam saçaklarından damlıyordu kapısında durmanı söylemiştim yüzün zambaklara benziyordu cumhuriyet bahçesi'nde insanlar geziyordu tepebaşı'ndaki küçük yahudiler asmalımescit'teki rum kemancı böyle rüzgârsız kalmışlığımız bu bizim çektiğimiz sancı el ele tutuşmuş geziyordu gazeteler cinayeti yazıyordu haliç'e bir avuç kan dökülmüştü emperyal oteli'nde üç gece kaldık fazlasına paramız yetmiyordu dördüncü gece sokakta kaldık karanlık bir türlü bitmiyordu sirkeci garı'nda sabahladık bilen bilmeyen bizi ayıpladı halbuki kimlere kimlere başvurmadık hiç biri yüzümüze bakmıyordu hiç kimse elimizden tutmuyordu ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin kabulümsün Attila Ilhan |
|
Son düzenleyen Lizard King : 26-11-2005 - 05:18.
|
|
#3
Gönderen
NO ROOTS
on
23-10-2005, 23:06
|
|
AYSEL GİT BAŞIMDAN
aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın hiç bir dakikamı yaşıyamazsın aysel git başımdan ben sana göre değilim benim için kirletme aydınlığını hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim ıslığımı denesen hemen düşürürsün gözlerim hızlandırır tenhâlığını yanlış şehirlere götürür trenlerim ya ölmek ustalığını kazanırsın ya korku biriktirmek yetisini acılarım iyice bol gelir sana sevincim bir türlü tutmaz sevincini aysel git başımdan ben sana göre değilim ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim sevindiğim anda sen üzülürsün sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan seni seviyorum |
|
#4
Gönderen
jenijen
on
25-10-2005, 00:04
|
|
Beni Bir Kere Dövdüler
beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri geceleyin dövdüler dişlerimi tükürdüm emirgan'la aramız çok eskiden beri yok niye ölmedim diye bana bozuluyor ötekiler şurda burda azar azar gördüğüm çakıdan bozma itler sustalı birileri fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum bir vakit omuzlarım tutmadı dişlerimi tükürdüm boşyerlerime vurdular yumrukları duruyor gecenin bir saatinde gizlice kustum bir böcek yürüyordu boynumdan içeri burnum mu kanıyordu ağlıyor muydum büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri ayıran eden çıkmadı susadım su veren yok kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı omzum bir vakit tutmadı dişlemi tükürdüm fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor hiç kimse o halimde görsün istemiyordum eczane aramak filan aklımdan geçmedi sıcak bir şeyler içmek otelde motelde kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm dağıtılmış suratımı avuçlarına saklamayı ağlamayı düşünürdüm kim bilir belki de bir vakit omzum tutmadı dişlerimi tükürdüm beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri senin için dövdüler dişlerimi tükürdüm |
|
#5
Gönderen
jenijen
on
25-10-2005, 00:11
|
|
Jilet Yiyen Kız
o kızı nerede nasıl görsem aklımı başımdan alır ağzı saçları şıra köpüğü desem kaşları bıçak izi kırmızı yakut pulları mı? bu ne görkem kanlı gözbebeklerindeki yazı beni nasıl büyüledi bilmem kirpikleri örümcek kırmızı kızıl demirden bir ünlem salınması yangın yalnızı korkmasam öpmeye eğilsem dişleri elektrik kırmızı çarpılmışım başım sersem sevdim jilet yiyen kızı göğsündeki kumrulara değsem gagaları zehirli kırmızı gece gündüz tek düşüncem kasıklarımdaki ince sızı artık kimseyle sevişemem anladım sevişmek kırmızı jilet yiyen kız merih'li gecem birlikte bulacağız belâmızı sonumuz kuşkusuz cehennem kırmızı kırmızı kırmızı |
|
#6
Gönderen
AbocA
on
26-05-2006, 22:57
|
|
KİRLİ YÜZLÜ MELEKLER
Sayende sayebân olduk İstanbul şehri Sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk Yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda Ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi Saplanıp hançer misâli bir hilâl Sokaklar serseri biz serseri Yüksek kaldırım da Bir cezayir şarkısını dile getirdi plâklar Cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir Sinemalar neredeyse boşalacaklar Vay anam vay Sen ne dersin istanbul Sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin Kimin gücü yeterse kahretsin parasızlığı Sefalet akıyor gürül gürül sokaklardan Yol üstünde bir şehvet çarşısı tıklım tıklım Yol üstünde sevda pazarlığı aşk pazarlığı Kurtulamadık gitti bu denlü kepaze hayattan Hep böyle gecelerin koynunda yaşadık Geceler serseri biz serseri Karakoldaki aynada safran gibi kirli yüzümüz Gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta elleri Kırılmış kavala dönmüşüz Sen söyle serseriler kralı istanbul Sen söyle iki gözüm Hangi merhem çâredir şu bizim yaramıza Yel üfürdü su götürdü gençliğimizi Elimiz boşa geldi meydanlarda kaldık Meydanlar serseri biz serseri Sağımız sefalet solumuz ölüm İşte geldik gidiyoruz Kahrolasın Kahrolasın istanbul şehri Attila İLHAN |
|
#7
Gönderen
lady_ayse
on
27-05-2006, 03:02
|
|
...ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin içimi seninle ısıtıyorum... adam yazıyor be!!... ...kimi sevsem sensin/hayret sevgin hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarım bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin/hayret nedense senden vazgeçilemiyor... |
![]() |
| Etiketler |
| attila |
| Yazar Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Yazar | Yazar Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| İlhan Berk | Yahnie | Mürekkep Hokkası | 0 | 12-03-2006 22:39 |
| Edebiyatın çınarı Atilla İLHAN hayata veda etti | Recnes | Güncel Olaylar | 17 | 25-10-2005 20:37 |