Acep ne oldu, nasıl oldu da günün birinde kara söğüt, salkım söğüt olup çıktı ? Efsane olmasına, efsanedir ama her efsane bir inanıştır. Evvel zaman içinde, Karaçay’ın sağ gecesinde, Karacaören
Eflatun Cem GüneyPublished by Dairuin 05-05-2008 |
|
Acep ne oldu, nasıl oldu da günün birinde kara söğüt, salkım söğüt olup çıktı ? Efsane olmasına, efsanedir ama her efsane bir inanıştır. Evvel zaman içinde, Karaçay’ın sağ gecesinde, Karacaören derler bir köy varmış. Bu köyün bir Karadayısı, Karadayının da iki tane kuzu çobanı varmış. Karadayı öyle eli açık, kapısı dayalı ağalardan değil, sonradan görme, kaçakçılıktan yetme biriymiş; kuzu çobanları dersen biri oğlan, biri kız, ikisi birbirinden talihsiz... Kütükte var mı, yok mu, orasını o kadar bilmem ya, köyde esâmileri okunmazmış. Kara oğlan aşağı, Kara kız yukarı... Kara oğlan gel, Kara kız git; köyün her işine koşan onlarmış... Hani biraz daha büyüseler, kurda kuşa yem olacaklarmış ama; yine sağ olsun Karacaörenin Karadayısı! Günlerden bir gün, kınalı kuzuları kızın önüne katar, emlik kuzuları da oğlanın önüne: “Ay oğlum, sende bir ana kuzususun; bu yaşta elin eline bakacağına; yağlı, yavan demezsen, dağarcığını ben doldurayım da, var git, sen yaylanı yayla; kuzularım da yanın sıra otlarını otlasın. Yıllar yel gibi gelir, geçer; sen koç bir yiğit olursun; kuzularımda koyun olur, koç olur. O zaman dile benden dileğidini ! Yün istersen yün, un istersen un verir; umduğundan çok ondururum seni ” der, der ama, ne oğlana dediğini kız duyar, ne de kızın kulağına söylediğini oğlan... Adıyla, sanıyla Karadayı bu, bir dediği yerde kalır mı? Bu kuzucuklar da her Allah’ın günü kuzuları önüne katar; dağ bayır dolanır; ot, çayır aranır; doyuracakları kadar doyururlar; gün tepelerine dikildi mi, çay kenarına sürerler sürülerini; içen içer, geçen geçer sudan; sonra serilip yatarlar karşı ki söğüdün altına; tâ serinlik çıkıp da, yapraklar kımıldanıncaya kadar... Kuzular uyurken, kara kuzucuklar da konup konuşurlar ama, pek öyle yüz yüze gelmezler... Günlerden bir gün yine kuzular çay başında meleşir, kuzu çobanları da yamaçtan yamaca söyleşirken, olacak olur ya, Kara oğlan karşı ki söğütten bir dal koparır; bu daldan ikisine iki düdük yapmaya başlar. Birini yapar, çayın öte gecesindeki Kara Kıza atar, öbürünü de yapayım diye eline alır ama, almasıyla elini kestirmesi de bir olur. Kara kız bunu görür görmez, her yeri diken diken olur; gayri ne oturur, ne durur; ırmak demez, çay demez; kaldırıp kendini o yana atar; kara yazmasını bir ucundan yırtar, Kara oğlanın elini bağlar... Kara oğlanın gözleri dolar: “Anam yok ki ağlasam; yazmasını yırtıp yaramı bağlasam; İlâhi kız, elin kolun dert görmesin.” Diye sızlanır. Bu sızlanış Kara kızın yarasına dokunur: “Eloğlu, sen anandan öksüzsen, ben de babadan yetimim; senin kolun kırıksa, benim de kanadım” der. Biri anasını anar bir babasını; biri öksüzlüğüne ağlar, biri yetimliğine... Bu göz yaşları, bir dert kardeşi yapar onları... günden sonra orada buluşur, orada dertleşirler, gün olur kız ona ana, gün olur, oğlan ona baba olur; doğrusuda bu ya, dağlar dayanamayan dertlere dayanılırsa, yine böyle dayanılır. O gün de böyle, yüz yüze gelirler ama göz göze gelemezler. Yıllar yel gibi geçer... Kuzular; koyun, koç olur, eee... onlar da o yaşta kalmaz ya! Oğlan büyür, koç yiğit olur. Birbirinin gözünde burcu burcu tütmeye başlarlar ya, neyin nesi olduğunu kendileri de pek akıl, sır erdiremezler. O günden beri, ikisinin de huyu, suyu değişir; gayri, ne dağ dolanır, ne bayır dolaşırlar; sürülerini her gün bir dereye sürer, kendileri de gider gönül yaylasında yaylayıp, sevda pınarından içerler; bir var ki, göz göze gelirler ama, diz dize gelmezler. Bir gün gelir, Karadayının elinden canları yanar. Öyle ya, yün isterler, yün vermez ağa; un isterler un vermez ağa. Bu günü yarına atar, bir belli gün vermez ağa; iyi ama Allah’ın günü biter, yarınların sonu gelir mi? O gün ne gönül yaylasında yaylar; ne sevda pınarında içerler, oturup birbirlerine dert yanarlar. E, ağlayanla kim ağlar? Kim ağlayacak, ağlarsa bulut ağlar; koyun, kuzu dersen, o gün onlarda ne bir tutam ot, ne bir yudum su! Meleşip dururlar. Derken gün biter, dertleri bitmez. “Kalanı geceye kalsın!” derler; el, ayak çekildikten sonra gelip yine bir söğüdün altında dertleşmeyi kurarlar. Kim bilir, belki de dert derdi açar, kuş diliyle de konuşurlar. Bugün de böyle diz dize gelirler ama, ağız ağıza gelmezler. Kara oğlan, kuzuları ağıla kapadıktan sonra, er akşamdan gelir, kara söğüdün altında Kara kızı beklemeye başlar ama, hele şu uğursuzluğa bakın! Durup dururken Karaçay kabarmaz mı? Kara oğlan bakar ki, bu sular, o sular değil, dağdan geliyor, taştan geliyor, sanki bir yeleli aslan geliyor! Uğultusu mu dedin, dünyayı tutuyor, kitapların yazdığı tufan mı ne?.. Hani, gündüz gökler şöyle bir gürlemiş, iki de serpiştirmişti ama, kim derdi ki, böyle gürül gürül gürleyecek; dağı taşı sele verecek diye... Kara oğlan korkusundan söğüdün tepesine çıkar ama aklı fikri de Kara kızda alır; “Söz bir Allah bir!” der de, gelmeye yeltenirse... Kara kara düşündükçe bunu gözleri kararır tutup kendisini sulara atası gelir. Sabaha kadar inim inim inler; yeri, göğü inletir ama, Karaçay duyar, Kara kız duymaz... Bu gece de sabah olur; kara dağlar ağarır ama, kara sular ağarmaz. Kara oğlan kara söğüdü görür, kara gözlerine inanamaz, dağlar eğim eğim eğilmiş; yapraklar yolum yolum yolunmuş... Yüreğine bir korku yapışır; gözlerine de sırma teller ilişir: Kara kızın saçları bu! Kara kız, Kara kız! Demek yel dememiş, sel dememiş yüz yüze gelmiş, söğütlere el atmış ama, dallar eğilip gelmiş; dalgalar, dalların elinden çekip almışlar onu... O günden sonra Kara söğüdün adı Salkımsöğüt kalır. Bu söğütten sürüp gelen söğütler de o gün, bu gün başlarını yukarı kaldırmazlar. Salkım salkım yerlere serilir, saçlarını yoluyor gibi....
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| cem, eflatun |
| Yazar Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Yazar | Yazar Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| 2 Türk Güney Kutbu yolunda | Sound_Of_Silence | Güncel Olaylar | 2 | 03-01-2007 17:20 |
| bir zamanlar Güney Amerika ile Asyanın birleşik... | Am_I_Evil | Güncel Olaylar | 2 | 14-06-2005 12:16 |
| Güney Ege'de iki günde 450 deprem | Lizard King | Güncel Olaylar | 18 | 08-08-2004 20:50 |