Enis Batur

Yazı yaşamına sinema ve müzik eleştirileriyle başlayan Batur'un ilk yazısı bir film eleştirisiydi: "Adada Şenlik" (Ulus, Eylül 1970). Şiir ve denemelerini Yeni Dergi, Türk Dili, Oluşum, Soyut, Somut, Yazı, Tan,

Enis Batur

Published by Dairuin 02-03-2008



Yazı yaşamına sinema ve müzik eleştirileriyle başlayan Batur'un ilk yazısı bir film eleştirisiydi: "Adada Şenlik" (Ulus, Eylül 1970). Şiir ve denemelerini Yeni Dergi, Türk Dili, Oluşum, Soyut, Somut, Yazı, Tan, Çağdaş Eleştiri, Gösteri, Gergedan, Şehir, Argos, Sanat Dünyamız, kitap-lık, Cogito, Arredamento Dekorasyon, Fol gibi pek çok dergide yayımladı. İlk yazı ve şiirlerinden bu yana üç özelliğiyle öne çıktı: Üretkenliği (İ. Berk "iki elle," E. Ayhan "dört kolla" yazdığını söylediler); gerek şiirlerinde gerekse yazılarında (özellikle ilk deneme kitaplarında daha sık) görülen deneyciliği; kültürel göndermelerinin çoğunlukla "yabancı" oluşu. Genellikle "Türk kültürüne ve edebiyatına yabancı" olmakla nitelendiyse de bu "yabancılık" iddiasına katılmayanlar da oldu. T. S. Halman, E. Batur'un "kendi kuşağından yazarlar arasında en ilginç edebi bilince sahip olanı ve pek çok bakımdan modern Türkiye'nin yaratmaya çalıştığı kültür sentezinin ideal bir sembolü ve sözcüsü konumunda" olduğunu yazdı ("Enis Batur Üzerine," Greenfield Review, 1986). M. Ergüven de "belli çevrelerin snop ve kendi kültürüne yabancı olmakla suçladığı" Batur'un "aslında kendi yatağına sığmayan bir nehri anımsat"tığını, "ait olduğu kültürün dışına taşıp, başka kulvarlarda kulaç atmasına yol açan nedenler"in onun "yabancı kimliğinden değil, bu disiplin ve bitmeyen merak duygusundan kaynaklan"dığını ve Batur'un disiplinli ve yazarak düşünmeye adanmış yaşamıyla, Şark zihniyetine sahiden yabancı biri" olduğunu belirtti.

Batur şiirinin dönüm noktalarından sayılabilecek Gri Dîvan'ı "çoğul bir destan" olarak niteleyen G. Akın, Batur'un, kitabın daha ilk şiirinde dizeyi örselediği, "düzyazıya teğet geçen ama asla şiiri yitirmeyen bir biçimi" denediği saptamasında bulundu. Daha sonraları, O. Koçak, Batur'un şiirini başlangıcından itibaren değerlendirdiği "Narkissos'tan Oidipus'a" başlıklı yazısında şu saptamada bulundu: "Enis Batur'un şiir çizgisinde iki kırılma anı saptanabilir, iki geçiş anı. Hem 'lirik şiirler'de hem de 'yazı şiirler'de izleyebileceğimiz ilk kırılma 1980'lerin başında gerçekleşmiş gibidir; Tuğralar'da 'Vurgun'u (1979) önceki şiirlerden, Kandil'de de 'Sarnıç'ı (1982-84) daha eski parçalardan ayırır. Yüksek, azametli bir ses tonundan, daha 'serin', daha ironik bir zemine inmiştir şair. İkinci kırılmanın aynı zamanda bir geçiş de olup olmadığını bilmiyoruz henüz. Şimdilik tek örneği, tek izi var: Ağlayan Kadınlar Lahdi (1993)."

Batur'un üzerinde en çok durulan şiir kitabı, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Opera 1-4004 oldu. A. Oktay, kitabı ve Batur şiiri içindeki yerini şöyle değerlendirdi: "Dilin, sözcüklerin saymacalığı epeydir belirtiliyor. Sanki kıyamete doğru koşar adım gidilirken, dağılganlaşan, kırılganlaşan dilin içinde yeni bir dil, Enis'i bir işaret-yazı kurmayı, anlamı orada taşıllaştırmayı istiyor Batur. Ateş, Su, Kadın, Erkek, Çocuk, Ölüm, Dirim vb. ve elbet Yazı: Hepsi birer simgeye dönüştürülüyor, bu simgesel ögeler bir tür yabancılaştırma efekti işlevi görüyor bir anlamda. Duygusal katılımı (katharsis) kesintiye uğratarak, metin üzerinde düşünmeye yöneltiyor. (...) atonal bir şiir bu." O. Demiralp ise "Kozmopolit Hurufî: Enis Batur'dan Bir Opera" başlıklı yazısında "Enis Batur şiirinin teoloji ve metafiziğe, asal varoluşsal sorulara atıf yapılmadan çözümlenebileceği kanısında" olmadığını belirtip şunları söyledi: "Enis Batur şiirinin önemli bir yönü negatif teoloji yapmasıdır. İnancın kapatamadığı, anlamın aşamadığı bir boşluk, bir derinlik, belki de henüz keşfedilmemiş bir anlamlılık kıyısında devinir söz. Dile gelmez, şiirleştirilemez denen haddin, dilin sınırlarının arayışıdır bu."

Batur, şiirlerinin yanı sıra sanat, kültür ve edebiyat sorunlarına ilişkin denemeleriyle de adını duyurdu. Geniş bir kültürün ürünü olan yazılarında eleştirel, sorgulayıcı, araştırıcı ve bütünlüklü bir bakışla ele aldığı konu, kavram ve sorunları irdeledi. Kültür ve edebiyatın hemen hemen her alanında öne sürdüğü saptamaları için genel bir bakışla hep bir "proje"nin ürünü olduğu söylenebilir. Batur, şair ve denemeciliğinin ötesinde yayıncılık alanında da, kurduğu/yönettiği dergi ve yayınevlerinde Türk edebiyatıyla dünya edebiyatının hangi noktalarda buluşabileceğini gösterme çabası içinde oldu ve bu çabalarıyla modern bir "kültür adamı" kimliğinin belirmesine katkı sağladı.

Şiir ve yazıları yurtdışındaki çeşitli dergilerde (Lettres Internationales, Sirene, Quarterly West, Tabaccaria, Podium, Kelk, Connaissance des Arts, Talisman, Dédale) yayımlandı. Sombahar, İnsan, Poesia (Milano) ve I Quaderni del Battello Ebbro (Bologna) dergilerinde şiirleri ve şiir dünyası için özel bölümler hazırlandı. Şiirleri Fransızca, İtalyanca, Felemenkçe ve Farsçada da kitaplaştı. Şiirlerinden hareketle iki beste yapıldı: "Kör Bir Başlangıç" (yaylı dördül için; Mehmet Nemutlu), "Göre" (soprano ve yaylı dördül için; Semih Korucu).

Ödül: Şiir ve İdeoloji ile 1980 TDK Deneme Ödülü; Perişey ile 1993 Cemal Süreya Şiir Ödülü; Opera 1-4004 ile 1996 Altın Portakal Şiir Ödülü; Imago Mundi ile 1999 Sibilla Aleramo Şiir Ödülü (İtalya).

Enis Batur Eklentileri

enis-batur-zbk983083gx856_250jpg   enis-batur-vxwmqn3lejpg   enis-batur-975520989xjpg  
««  «    Sonraki Sayfa: Eserleri (Sayfa 2 of 33)    »  »»

Enis Batur Yorumları

Cevap Yaz

Etiketler
batur, enis

Yazar Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on