Cihan Demirci
Cihan Demirci
Cihan Demirci, ilk ve orta öğreniminden sonra 1980’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Tekstil Bölümüne girdi. Bu bölümden ön lisans aldıktan sonra bir süre MSÜ- Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okuyan Demirci son olarak Mimar Sinan Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümünde eğitimine devam etti.
Kendi kuşağından pek çok mizahçı gibi Oğuz Aral’ın Gırgır dergisinden yetişti. Mesleğe 15 yaşındayken karikatür çizerek adım atan Cihan Demirci’nin ilk karikatürleri 1978 yılında Fırt dergisinde yayınlandı. İlk imzalı mizah yazısı Haziran 1980’de Gırgır dergisinde çıktı.
Profesyonel mizah yazarlığına 1981’de Ses dergisinin Atmaca mizah ekinde başladı. Daha sonra 1982-1986 yılları arasında Güldürü Üretim Merkezi’nde (GÜM) Türk Mizahının en önemli ustalarıyla birlikte çalışma fırsatı bulan Cihan Demirci bu dönemde Güneş, Hürriyet, Milliyet, Gümgüm gazetelerine yazıp çizdi ve çeşitli televizyon programlarında metin yazarlığı yaptı.
Sonrasında Gırgır, Fırt dergilerinde çalışan Demirci 1988-89 arasında Gazete adlı gazetede köşe yazarlığı yapıp bu gazeteye “Mazete” adında bir mizah eki hazırladı. 2 yıla yakın bir süre Paris’te yaşadı. 1992-93’te Milliyet Yayınlarında Yorgan, EP, Hey dergilerinde çalışan Cihan Demirci, Günaydın gazetesine “Pes” adında bir mizah eki hazırladı.
1996’da bir grup arkadaşıyla Panik adlı mizah dergisini çıkardı. 1995’te Cumhuriyet’te başladığı “Laforizmalar”ını 1997-2002 arasında Milliyet’te Melih Aşık’ın köşesinde sürdürdü. 1999 yılında Radyo Cumhuriyet’e “Damdaki Mizahçı” adlı bir radyo programı hazırladıktan sonra 2000 yılı başlarında Takvim gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.
2002-2004 yılları arasında 3 yıl boyunca TRT-FM radyosuna 157 bölüm süren mizahi bir radyo programı hazırlayıp sundu. 2002-2003 yıllarında Karikatürcüler Derneği’nin genel sekreterliğini üstlendi. Miço ve Mobidik adlı çocuk dergilerine, Radikal-İki, Birgün-Pazar eklerine, İmge-Öyküler dergisine yazdı. 2001-2003 yılları arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde “Mizah Kültürü” adlı dersin öğretmenliğini yaptı.
Son 14 yıl içersinde 650’ye yakın söyleşi, panel, konferans, seminer, workshop, sergi, imza günü gibi pek çok kültürel etkinliğe katılan Demirci, Türkiye’yi kültürel anlamda dolaşmayı sürdürüyor. Halen Cumhuriyet-Kültür sayfasına, Bizden Haberler, İle, Karikatür gibi dergilere yazıyor.
Yarattığı kendine özgü mizah tarzıyla, Türkçeye ve argoya başta “Geyik Muhabbeti” olmak üzere pek çok deyim, terim ve kelime kazandırmış olan Cihan Demirci’nin ilki 1985’te olmak üzere bugüne kadar yayınlanmış 32 kitabı 300.000'i aşan bir satışa ulaştı. Bugüne dek 11 kez karikatür sergisi açan Cihan Demirci, Mizah Üretenler Derneği tarafından ilk kez verilen “Mizah Ödülleri”nde “2005 Yılının En İyi Mizah Yazarı” ödülüne layık görüldü. 2007’de çizerliğinde 29, yazarlığında ise 27. yılına ulaşan mizahçının "Damdaki Mizahçı" adıyla bir blog sitesi bulunuyor.
Kendi kuşağından pek çok mizahçı gibi Oğuz Aral’ın Gırgır dergisinden yetişti. Mesleğe 15 yaşındayken karikatür çizerek adım atan Cihan Demirci’nin ilk karikatürleri 1978 yılında Fırt dergisinde yayınlandı. İlk imzalı mizah yazısı Haziran 1980’de Gırgır dergisinde çıktı.
Profesyonel mizah yazarlığına 1981’de Ses dergisinin Atmaca mizah ekinde başladı. Daha sonra 1982-1986 yılları arasında Güldürü Üretim Merkezi’nde (GÜM) Türk Mizahının en önemli ustalarıyla birlikte çalışma fırsatı bulan Cihan Demirci bu dönemde Güneş, Hürriyet, Milliyet, Gümgüm gazetelerine yazıp çizdi ve çeşitli televizyon programlarında metin yazarlığı yaptı.
Sonrasında Gırgır, Fırt dergilerinde çalışan Demirci 1988-89 arasında Gazete adlı gazetede köşe yazarlığı yapıp bu gazeteye “Mazete” adında bir mizah eki hazırladı. 2 yıla yakın bir süre Paris’te yaşadı. 1992-93’te Milliyet Yayınlarında Yorgan, EP, Hey dergilerinde çalışan Cihan Demirci, Günaydın gazetesine “Pes” adında bir mizah eki hazırladı.
1996’da bir grup arkadaşıyla Panik adlı mizah dergisini çıkardı. 1995’te Cumhuriyet’te başladığı “Laforizmalar”ını 1997-2002 arasında Milliyet’te Melih Aşık’ın köşesinde sürdürdü. 1999 yılında Radyo Cumhuriyet’e “Damdaki Mizahçı” adlı bir radyo programı hazırladıktan sonra 2000 yılı başlarında Takvim gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.
2002-2004 yılları arasında 3 yıl boyunca TRT-FM radyosuna 157 bölüm süren mizahi bir radyo programı hazırlayıp sundu. 2002-2003 yıllarında Karikatürcüler Derneği’nin genel sekreterliğini üstlendi. Miço ve Mobidik adlı çocuk dergilerine, Radikal-İki, Birgün-Pazar eklerine, İmge-Öyküler dergisine yazdı. 2001-2003 yılları arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde “Mizah Kültürü” adlı dersin öğretmenliğini yaptı.
Son 14 yıl içersinde 650’ye yakın söyleşi, panel, konferans, seminer, workshop, sergi, imza günü gibi pek çok kültürel etkinliğe katılan Demirci, Türkiye’yi kültürel anlamda dolaşmayı sürdürüyor. Halen Cumhuriyet-Kültür sayfasına, Bizden Haberler, İle, Karikatür gibi dergilere yazıyor.
Yarattığı kendine özgü mizah tarzıyla, Türkçeye ve argoya başta “Geyik Muhabbeti” olmak üzere pek çok deyim, terim ve kelime kazandırmış olan Cihan Demirci’nin ilki 1985’te olmak üzere bugüne kadar yayınlanmış 32 kitabı 300.000'i aşan bir satışa ulaştı. Bugüne dek 11 kez karikatür sergisi açan Cihan Demirci, Mizah Üretenler Derneği tarafından ilk kez verilen “Mizah Ödülleri”nde “2005 Yılının En İyi Mizah Yazarı” ödülüne layık görüldü. 2007’de çizerliğinde 29, yazarlığında ise 27. yılına ulaşan mizahçının "Damdaki Mizahçı" adıyla bir blog sitesi bulunuyor.
<< < Sonraki Sayfa: Eserleri (Sayfa 1 of 2) > >>
Ynt: Cihan Demirci
Evvel zaman gericisi bu zamanda,
bu zaman ilericisi evvel zamanda iken,
kalbur saman içine gizlenmiş eroinler deve olmuş,pireler çete kurmuş iken....
bir dosya varmış bir dosya yokmuuuuuş....
Ülkenin birinde aklanmayan akla ziyanmış!...
Diyelimki hani lafın gelişi,Öreke!...
Bir toplantı mekanı...şerefli hırsızlarımız,koç yiğit katillerimiz,ak kaşıklı bol kepçeli milletvekillerimizin toplantısı bu...
(açılış konuşmasını yapan zat kürsüye çıkar)
"Arkadaşlar...Vatan sevici dostlar...İç hatlar,dış hatlar,leydi is centılmın,etenşın pliz!...Kontrolsüz pasaportlu dostlar!..Bu vatan yoluna,daha emniyetli olan hava yolunu kullanan kara gözlükllü,güzel talihli kardeşlerim..Bu gün güzel vatanımız öreke için oldukça tarihi birgün!..bugün burada resmi tarihe gayrı resmi satırlar yazacağı.Arkadaşlar!..Biz ne kaptıysak pardon yani ne yaptıysak hep bu vatan için yaptık...Biz bu vatan için büyük laf etmiş büyük lokma yemişiz!Gereğinde son lokmamızı trilyonlara katık etmişiz,ödeme günü geldiğinde aramızda hakkaniyetle kırışmış insanlarız!.
Biz bu vatan için gece demedik,gündüz demedik,yaz saati,kış uygulaması demedil,bulduk buluşturduk,vurduk vuruşturduk!...
Aradaki saati gözetmeden Amerika'ya,İsviçre,Kolombiye'ya dek koştuk koşuşturduk.Bizimde bu vatan için gözlerimiz doldu,kasalarımız taştı...
Ey vatan!bizi deve ettikçe sanada deve ettiler kurban!..Güzel turban!..Ha eşarp ha türban ne çıkar hak yolunda ise çanta çanta paralar..
Neyse yeter bu kadar hadi bakalım canım ayyaş kardeşlerim sizlerle bir fincan kuşku burnu paylaşmak güzeldi...
bu zaman ilericisi evvel zamanda iken,
kalbur saman içine gizlenmiş eroinler deve olmuş,pireler çete kurmuş iken....
bir dosya varmış bir dosya yokmuuuuuş....
Ülkenin birinde aklanmayan akla ziyanmış!...
Diyelimki hani lafın gelişi,Öreke!...
Bir toplantı mekanı...şerefli hırsızlarımız,koç yiğit katillerimiz,ak kaşıklı bol kepçeli milletvekillerimizin toplantısı bu...
(açılış konuşmasını yapan zat kürsüye çıkar)
"Arkadaşlar...Vatan sevici dostlar...İç hatlar,dış hatlar,leydi is centılmın,etenşın pliz!...Kontrolsüz pasaportlu dostlar!..Bu vatan yoluna,daha emniyetli olan hava yolunu kullanan kara gözlükllü,güzel talihli kardeşlerim..Bu gün güzel vatanımız öreke için oldukça tarihi birgün!..bugün burada resmi tarihe gayrı resmi satırlar yazacağı.Arkadaşlar!..Biz ne kaptıysak pardon yani ne yaptıysak hep bu vatan için yaptık...Biz bu vatan için büyük laf etmiş büyük lokma yemişiz!Gereğinde son lokmamızı trilyonlara katık etmişiz,ödeme günü geldiğinde aramızda hakkaniyetle kırışmış insanlarız!.
Biz bu vatan için gece demedik,gündüz demedik,yaz saati,kış uygulaması demedil,bulduk buluşturduk,vurduk vuruşturduk!...
Aradaki saati gözetmeden Amerika'ya,İsviçre,Kolombiye'ya dek koştuk koşuşturduk.Bizimde bu vatan için gözlerimiz doldu,kasalarımız taştı...
Ey vatan!bizi deve ettikçe sanada deve ettiler kurban!..Güzel turban!..Ha eşarp ha türban ne çıkar hak yolunda ise çanta çanta paralar..
Neyse yeter bu kadar hadi bakalım canım ayyaş kardeşlerim sizlerle bir fincan kuşku burnu paylaşmak güzeldi...
| |











Ynt: Cihan Demirci
Kuşku burnu çayı:Bu çay insanı sürekli olarak kuşkuya düşüren ülkelerde yetişme imkanı bulur.Bu çayı hazırlayabilmek için öncelikle böyle bir ortama sahip bir ortamda yaşamak gerekir.Sınra birikmiş kuşkulardan fincana bir poşet konur ve üstüne taze kaynamış hayat suyu konur..Sonuçta bizi "kuş beyinli" görmek isteyenlere inat bu çay mideye değil hep akla gider,o halde haydi bir fincan daha,yarasın!..