Hasan Hüseyin Korkmazgil

HASAN HÜSEYİN (KORKMAZGİL) (1927-1984) HAYATI 1927'de Gürün'de doğdu. Adana Erkek Lisesi (1948) , Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü (1950) mezunu. Göksun'da (K.Maraş) başladığı öğretmenlikten siyasi eylemde bulunduğu gerekçesiyle atıldı, tutuklandı, hüküm

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Beyin Fırtınası  »  Mürekkep Hokkası  »  Hasan Hüseyin Korkmazgil

Cevap Yaz
 
LinkBack Yazar Tools Görünüş Şekli

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Published by ansaneri 28-06-2007

HASAN HÜSEYİN (KORKMAZGİL) (1927-1984)

HAYATI
1927'de Gürün'de doğdu. Adana Erkek Lisesi (1948) , Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü (1950) mezunu. Göksun'da (K.Maraş) başladığı öğretmenlikten siyasi eylemde bulunduğu gerekçesiyle atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. Daha sonra Gürün'de ve Sivas'ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı (1955-60) .1960'da İstanbul'a, sonra Ankara'ya yerleşti. Akis dergisinde çalıştı, bir süre de Forum dergisini yönetti (1968-70) . Kızılırmak kitabı nedeniyle hakkında 142. maddeden dava açıldı, yargılandı, aklandı. Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Hasan Hüseyin'in ilk şiiri 1959'da Dost dergisinde çıktı. Bu yıllarda mizahi hikayeleri de yayımlandı. Kavel (1963) adlı kitabı ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Kızılkuğu (1971) ile TRT'nin 1970 Sanat Başarı Ödülü'nü, Filizkıran Fırtınası (1981) ile 1981 Toprak ve Nevzat Üstün şiir ödüllerini aldı.

Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil "torbasında ekmeği, matarasında suyu, kütüklüğünde mermisi kalmyanlar" şiirlerini bırakarak göçüp gitti aramızdan. Şiirin yeri geldiğinde açlara ekmek, susamışa su, savaşacak olana mermi olacağını düşündü hep. Bütün yaşamını şiirlerle dolu dolu yaşadı. Şiirlerinde güldü, şiirlerinde hüzünlendi, şiirlerinde sevdi. Bütün duyguları en çıplak. En yalın, en coşkun haliyle yansıdı dizelerinde. Gün oldu "Kızılırmak" olup yıktı yüreğinin ve yüreklerin bentlerini; gün oldu "Koçero" olup

dağ rüzgarlarına karıştı. Gün oldu sözcükleri doğacak çocuğunun heyecanıyla umutlandı, gün oldu o sözcükler kaybettiği dostlarının hüznüyle yaşadı. Ama ille de öfke yüklüydü onun şiiri. Böyle bir çağın öfkesiz yaşanamayacagını bilenlerdendi. Öfkesi kavga oldu dile geldi dizelerde. O hep dövüştü şiirlerinde. "Birileri ve bir şeyler"le sürekli kavga halindeydi.


Asım Bezirci�nin 1970�de yaptığı bir değerlendirmeye göre, Hasan Hüseyin gerektikce değişik kültür verilerinden masallardan, türkülerden, ağıtlardan, deyişlerden ve edebiyat ürünlerinden, Halk Şiiri�nden, Divan Şiiri�nden, Nazım Hikmet şiirinden, hatta İkinci Yeni şiirden yararlanır. Bunlar da yetmezse, kendi mizahcı zekasını kullanır. Özellikle toplumsal karşıtlıklar deşilirken mizah ve yergi yararlı olur. Şairin derin duyarlığı, gür sesi, geniş soluğu, renkli hayali, işlek türkçesi ile diyalektik bir görüş ve insancıl bir bakişa yaslanan hayat ve edebiyat sevgisi, barış ve özgürlük tutkusu, devrim ve bağımsızlık özlemi birbiriyle kaynaşarak etkili bir bileşim meydana getirirler.

Kendisini günümüzün en güçlü şairleinden biri yapan şiirlerini ise şu kitaplarda topladı:

Kavel (1963), Temmuz Bildirisi (1965), Kızılırmak (1966), Kızılkuğu (1971), Ağlasun Ayşafağı (1972), Oğlak (1972), Acıyı Bal Eyledik (1973), Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin (1974), Koçero Vatan Şairi (1976), Haziranda Ölmek Zor (1977), Filizkıran Fırtınası (1981), Acılara Tu-tunmak (1981), Işıklarla Oynamayın (1982), Kandan Kına Yakılmaz (1985), Tohumlar Tuz İçinde (1988). Bütün Şiirleri Bilgi Yayınevi�nde çıktı (15. kitap 1988).

Irak�ta yaptığı bir gezinin izlenimleri Bağdat Basra Yollarında (1974) kitabını oluşturdu. Çocuk kitapları: Eşeğin Göz-yaşları, Aşıcı Baba, Ressamın Bıldırcınları, Becerikli Çocuğun Düşleri, Ormanın Öcü.

Kavel kitabı ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı�nı, Kızılkuğu ile TRT 1970 Sanat Ödülleri yarışmasında başarı ödülü, Filizkıran Fırtınası ile de 1981 Toprak Şiir Ödülü�nü ve Nevzat Üstün Şiir Ödülü�nü kazandı.

Şairin 1970�e kadarki şiir atılımlarının yorumunu Asım Bezirci On Şair On Şiir (1971) kitabında yaptı. Mehmet Aydın da Hasan Hüseyin Korkmazgil (1988) adıyla bir inceleme kitabı çıkardı.

Düzenle, düzenin sahipleriyle, esaretle, açlıkla, yoklukla, onursuzlukla, bilgisizlikle, bilgiclikle, öfkesizlerle, sessizlerle, densizlerle, kısaca, kendi yetmezlikleri dahil, yanlış ve çarpık gördüğü her şeyle kavga etti. Kavga etmediği, ölümüne sevdigi şeyler de vardı elbette. Örneğin bayrakları sevdi; ama tümünü değil, "bayrakları severim, tutsaklığa yumruk gibi savrulan bayrakları...". Örneğin insanları sevdi; ama tümünü değil, "insanları severim, haksızlığa yumruk gibi sıkılan insanları..."

Sevgi de, kin de, nefret de soyut kalmadı Hasan Hüseyin'de. Bunların hepsini yaşamın, somutluğundan topladı en alıcı sözcüklerle aktardı halkına.

ESERLERİ
Kavel (1963) ,
Temmuz Bildirisi (1965) ,
Kızılırmak (1966) ,
Kızılkuğu (1971) ,
Ağlasun Ayşafağı (1972) ,
Oğlak (1972) ,
Acıyı Bal Eyledik (1973) ,
Kelepçenin Karasında Bir Ak Güvercin (1974) ,
Koçero Vatan Şairi (1976) ,
Haziran'da Ölmek Zor (1977) ,
Filizkıran Fırtınası (1981) ,
Acılara Tutunmak (1981) ,
Işıklarla Oynamayın (1982) ,
Kandan Kına Yakılmaz (1989) .
Öhhöö! (1964) ,
Made in Türkey (1970) ,
Bıyıklar Konuşuyor (1971) .


Ayyas Visual Trip

Hasan Hüseyin Korkmazgil Yorumları

  #1  
Gönderen gudem on 01-07-2007, 09:24
ACILARA TUTUNMAK


acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
başkaldıran dizelere

kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimizde
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde

aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye birşey vardı
sevmek diye birşey yokmuş
acılardan artakalan
işte bu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde


acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl
acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimizde
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Gönderen gudem on 01-07-2007, 09:24
ACIYI BAL EYLEDİK

«pir sultan ölür dirilir»

bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde

kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana

sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kör olsanı demiyorum
kör olma da
gör beni
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Gönderen gudem on 01-07-2007, 09:28
BENDEN BİLMEYİN

istanbul'da bir fabrika
fabrikayı ben koymadım oraya
ben diyorum ki size
istanbul'da bir fabrika


fabrikayı işçiler çalıştırır
işçileri bir milyoner
ben diyorum ki size
fabrikayı işçiler çalıştırır


grev gittikçe büyüyor
grevi ben istemiyorum
ben diyorum ki size
grev gittikçe büyüyor


bini boşaldıkça biri doluyor
binini ben boşaltmıyoum
ben diyorum ki size
bini boşaldıkça biri doluyor


bu düzen beyler düzeni
bu düzeni ben yapmadım
ben diyorum ki size
bu düzen beyler düzeni


ortalık gitgide karışıyor
ortalığı karıştıran ben değilim
ben diyorum ki size
ortalık gitgide karışıyor


birgün kıyamet koparsa
kıyamet kopsun istemiyorum
ben diyorum ki size
birgün kıyamet koparsa


gençler kuytularda öpüşüyorlar
marulun vakti geçti
şimdi karpuzlar kızaracak
ardından fındık fıstık
ardından ayva
ayvayı sarartan ben değilim
ben diyorum ki size
gençler kuytularda öpüşüyorlar
ayvanın vakti
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Gönderen gudem on 01-07-2007, 09:37
KIZILIRMAK


Silâh ve şarkı
ben bütün karanlıkları bunlarla yendim
doğacak çocuğumun kanında esen
emekçi karımın dimdik bakışlarında
ve çetelerin sipsivri uykusuzluğu
silâh ve şark


benim bütün şarkılarım iri kuşlardır al ve şafakleyin
ışıklı nehirler büyütür silâh seslerim tankaranlığında
yekinir yürür orman
yekinir yürür toprak
yekinir yürür kalabalıklar
ve der ki kitabın ortayerinde
bütün ırmakları dünyanın
kızılırmaktan geçer


vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarım
geçin sıcak ırmakları kuşlarım
kızılırmak kızılırmak akın kuşlarım


açtım kırkıncı kapıyı
gördüm ki atın önünde et
titrer biryerleri zamanın
kırdım kırkıncı kapıyı
gördüm ki itin önünde ot
ürperip durur hiç olmalardan
şakıdı kuş
yarıldı nar
delirdi ateş
ve başladı uğul uğul uğuldamağa
bütün ırmakları dünyanın
kızılırmak
kızılırmak

güneşin ortasında insanlar kımıldaşır
ve der ki şakıyan kuş
yarılan nar
deliren ateş:
zaman akıyor
omuzlarında kalabalık nalkırıklarıyla
anasonlu duyarlığında general nargilelerin
bir damla kankurusu çok eski savaşlardan
belki silâhların çürümedik biryerlerinde
belki pişman bir ağzın acıyarak anlattıkları
aşka benzer bir karışık kıtlık direnci
boyunları kafataslı saray kahramanları
yığınlara vatan diye kalan yoksunluk



ne de çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı!



.........
......
.......
......
........
......


Kırmızböceğini tanır mısınız?

güneşin kıyısında kırmızböcekleriyiz
bir, maviye çalar türkülerimiz
bir, kapkaraya
kağnı uzaklığını bilir misiniz
kırmızıbiber ve tuz
bilir misiniz
karlı karanlıkta yalnız
yapayalnız
ince ince ölmek
bilir misiniz
bugün bulgurun sonu
yarına dur bakalım
öbürgün allah kerim
bilir misiniz
toprağın boynu bükük
eller umarsız
ağam sen bilirsin
bilir misiniz
hani derya içre olup da deryayı bilmeyen balıklar gibiyiz
ve işte atombombalarıyla korunur açlığımız

..........
.......
..........
.......

ve işte türkiyeliyiz
ateşleriz de mandıraları fabrikaları
topal karıncayı melhemleyip salıveririz
bir yaprak düşer bir yanbakış götürür biryerlerimizi
kan sızar yeşillerden ak mendillere
çıkarıp öcümüzü dağbaşlarına
ağıtlara ağıtlara dökeriz yüreğimizi


saksıda çiçek
kıraçta ceviz
örtülerimizde nakış nakış sabır ve gözyaşı vardır bizim


akıyorsak garip çaylar gibi incelerekten
dokutuyorsak eğer sonbahar gibi
çok ağır olduğumuz içindir mandalar gibi
ve balıklar gibi çok kalabalık
seviyorsak silâhı ve yoksulluğu
susuyorsak kar altında toprakçasına
bıçak kemiğe değmediği
güneş ufuktan doğmadığı
o tozkoparan fırtına
kapımızı
kırmadığı
içindir

vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarım
geçin sıcak ırmakları kuşlarım
kızılırmak kızılırmak akın kuşlarım

.........
......
........
......
.........

bir oğlum olacak adı temmuz
dilinde en güzel sesi türkçemin
kulağı en yiğit şarkılarla delik
korkak bir merakla değil yıldızlı karanlığı
vivaldi'yi dinler gibi okuyup anlıyacak
ve belki de sütdişleri sürerken balaban bir bursa şef-
[talisine
ay'dan kendi sesini dinliyecek
vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle

ben ki yalınayak bastım kızgın dişlerine açlığın
iri bir çizme gibi balkanlar'a basarken faşizm
dağlarda silâh atmayı sevdim
ben ki silâh taşıdım gizli gizli
dünyanın bütün devrimlerine
boşuna dönmüyor bu rotatifler
boşuna bağırmıyor bu kara
boşuna dinlemiyor bu korku kapımızı
anamın aksütü gibi biliyorum ki
doyumsuz günlere doğacak temmuz
doyumsuz günler görecek
hani şu hep andıkça sızlatan yüreğimizi
hani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkça
beklediğimiz beklediğimiz beklediğimiz
ve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler
[gibi günler
ama mutlaka


karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladıçatlıyacak
ben direndim yorulmadım
o yorulup yıkılmıyacak


vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarım
geçin sıcak ırmakları kuşlarım
kızılırmak kızılırmak akın kuşlarım



ankara/temmuz 1965
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
hasan, korkmazgil

Yazar Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Yazar Yazar Starter Comment Cevap Son Mesaj
Saddam Hüseyin Idam Edildi Lizard King Güncel Olaylar 40 08-01-2007 10:15
Hüseyin Rahmi Gürpınar Edi Mürekkep Hokkası 1 17-07-2006 01:15
Hasan +2 scourge FRP & Mithology 6 11-11-2005 11:31
Saddam Hüseyin Tikrit te yakalandı Empyrium Güncel Olaylar 6 17-12-2003 20:36