MERHABA Gün açar, Karın verir yağmurlu toprak. İncesu Deresi, merhaba. Saçakta serçeler daha çılgındır, Bulutlarda kartal, Daha çalımlı. Koparır göğsünden bir düğme daha, Tezkere bekliyen biri. İncesu Deresi, merhaba. Genç
Ahmed ArifPublished by frodo253 01-01-2007 |
|
MERHABA Gün açar, Karın verir yağmurlu toprak. İncesu Deresi, merhaba. Saçakta serçeler daha çılgındır, Bulutlarda kartal, Daha çalımlı. Koparır göğsünden bir düğme daha, Tezkere bekliyen biri. İncesu Deresi, merhaba. Genç bayraklar vardır, Barış düşünür, Kuyularda işçi, mavilikleri. Ben hepsini düşünürüm, Yirmidört saat Ve seni düşünürüm, Karanlık,hırslı... Seni, cihanların aziz meyvası. İlân-ı aşk makamından bir mısrâ, Yeşerip, kımıldar içimde, Düşer aklıma gözlerin... Oysa murad alamam. Oysa akdan - karadan Bilirim, payım bu kadar... Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim. Unutmuş dudaklarım öpmeyi. İncesu Deresi, merhaba... |
|
|
|
|
#1
Gönderen
gudem
on
01-01-2007, 22:33
|
|
AY KARANLIK
Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgârda âsi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve belâ Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım puşt zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş, Etme gel, Ay karanlık... Ahmed ARİF okunması,okundukca daha da sevilesi bi şair... |
|
Son düzenleyen Dairuin : 19-06-2007 - 14:53.
|
|
#2
Gönderen
zeynepberil
on
01-01-2007, 23:26
|
|
Doğdun,
Üç gün aç tuttuk Üç gün meme vermedik sana Adiloş Bebem, Hasta düşmeyesin diye, Töremiz böyle diye, Saldır şimdi memeye, Saldır da büyü... Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır, Bunlar, Aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır, Tanı bunları, Tanı da büyü... Bu, namustur Künyemize kazınmış, Bu da sabır, Ağulardan süzülmüş. Sarıl bunlara Sarıl da büyü. Ahmed ARİF yaşadığı müddetçe kimselerin anlayıp değerini bilemediği şair... |
|
#3
Gönderen
gevezeus
on
10-01-2007, 22:44
|
|
Hasretinden Prangalar Eskittim
Seni anlatabilmek seni. Iyi cocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kac zemheri, Kurt uyur, kus uyur, zindan uyurdu Disarda gurul- gurul akan bir dunya... Bir ben uyumadim, Kac leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saclarina kan gulleri takayim, Bir o yana Bir bu yana... Seni bagirabilsem seni, Dipsiz kuyulara. Akan yildiza. Bir kibrit copune varana. Okyanusun en issiz dalgasina Dusmus bir kibrit copune. Yitirmis tilsimini ilk sevmelerin, Yitirmis opucukleri, Payi yok, apansiz inen aksamdan, Bir kadeh, bis cigara, dalip gidene, Seni anlatabilsem seni... Yoklugun, Cehennemin obur adidir Usuyorum, kapama gozlerini... AHMED ARIF |
|
#4
Gönderen
gevezeus
on
10-01-2007, 22:46
|
|
Yangınlar
Kahpe fakları Korku cığlıkları Ve irin selleri aç yırtıcılar Suyu zehir bıçaklar ortasındasın Bir cana bir başa kalmışsın vay vay Pasatsız duldasız üryan Bir cana bir de başa Seher vakti leylim leylim Cellat nişangahlar aynasındasın Oy sevmişem ben seni Üsküdar'dan bu yana lo kimin yurdu He canim Çiçek dağı kıtlık kıran Gül açmaz çağla dökmez Vurur çakmaktaşı kayalarıyla Küfrünü medetsiz Munzur Şahmurat suyu kan akar Ve ben şairim... Namus işçisiyim yani Yürek işçisi Korkusuz pazarlıksız Kül elenmemiş Ne salkım bir bakış Resmin çekeyim Ne kinsiz bir rüzgar Mısra dökeyim Oy sevmişem ben seni! Ve sen daha demincek Yıllarda geçse demincek Bıcaklanmış dal gibi ayrı düştüğüm Ömrümüm sebebi ustam, sevgilim Yaram derine gitmiş Fitil tutmaz bilirim Ama hesap dağlarladır Umut dağlarla Düşün uzay cağında bir ayağımız Ham carık kıl çorapta olsa da biri Düşün olasılık, atom fiziği Ve bizi biz eden amansız sevda Atıp bir kıyıya bir zamanı Yarının çocukları gülleri için Herbirinin ayva tüyü için çilleri için Koymuş postasını Görmüş restini He canım Sen getir üstünü Oy Havar Muhammed, İsa aşkına Yattığım ranza aşkına Deeey dağları un eder ferhadın gürzü Benim de boş yanım hançer yalımı Ve zulamda kan ter içinde asi He desem koparacak dizginlerini Yediveren gül kardeşi bir arzu Oy sevmişem ben seni! En çokta bunu severim |
|
#5
Gönderen
yedi
on
10-01-2007, 22:59
|
|
KARA
Çarpmış, Paramparça etmiş, Kara sütü, kara sevdayla seni... Ve kara memelerinde dişlerin asi, Karadır, upuzun yattığın gece, Felek, ah ettirir, boynun kıl - ince... Cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde Sızlar bir yerlerin Adsız ve kayıp Sızlar, usul-usul, dargın, Ve kan tadında bir konca, Damıtır kendini mısralarınca... De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi kalemin yazısı, Zorlu yazısı, Belanda? Anadan doğma nişan mı, Sütlü barut damgası mı, Bir gece parçası mı kaburgandaki? Kız kakülü, ne hal eylermiş teni, Ellerin, deli hoyrat, Ellerin, susuz, yangın. Ellerin ooooy alarga... De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi güzelin diş yeri, Mavi diş yeri, Sevdanda? Vurmuş, Demirlerin çapraz gölgesi, Alnın galip ve serin. Künyen çizileli kaç yıldız uçtu, Kaç ayva sarardı, kaç kız sevişti, Gelmemiş, kimselerin... De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi zehirin meltemi, Saran meltemi, Hülyanda? Hakikatli dostun muydu, Can koyduğun ustan mıydı, Bir uyumaz hasmın mıydı, "Ooooof" de bunlar olsun muydu? De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi kahpenin hançeri, Saklı hançeri, Yaranda? a.arif unut beni bir hançerin ucunda ![]() |
|
#6
Gönderen
gudem
on
13-01-2007, 21:45
|
|
YALNIZ DEĞİLİZ
Bir ufka vardık ki artık Yalnız değiliz sevgilim. Gerçi gece uzun, Gece karanlık, Ama bütün korkulardan uzak. Bir sevdadır böylesine yaşamak, Tek başına Ölüme bir soluk kala, Tek başına Zindanda yatarken bile, Asla yalnız kalmamak. Şafakları ben balığa çıkarım Akan akmayan sularda Benim, bütün tezgâhlarda paydosa giden Bir bahar akşamı dünyada. Ben dört duvar arasında değilim Pirinçte, pamukta ve tütündeyim, Karacadağ, Çukurova ve Cibali'de. Zehirli kör yılanları Ve sıtmasıyla Gün yirmidört saat insan avında Karacadağ'da çeltikler. Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi - Ayak bileklerinde bir dizi boncuk, Sol omzunda nazarlık, Dağ başında unutulmuş,üşümüş, Minicik bir aşiret kızının - Damla-damla, berrak olur pirinci. Kamyonlarla, katır kervanlarıyla Beyler sofrasına gider... Çukurovam, Kundağımız, kefen bezimiz. Kanı esmer, yüzü ak. Sıcağında sabır taşları çatlar, Çatlamaz ırgadın yüreği. Dilerse buluttan ak, Köpükten yumuşak verir pamuğu. Külhan, kavgacıdır delikanlısı, Ünlü mahpusânelerinde Anadolumun En çok Çukurovalılar mahpustur, Dostuna yarasını gösterir gibi, Bir salkım söğüde su verir gibi, Öyle içten Öyle derin, Türkü söylemek, küfretmek, Çukurova yiğidine mahsustur... Tütünü bilir misin? "Kız saçı" demiş zeybekler, Su içmez her damardan, Yerini kolay beğenmez, Üşür Naz eder, Darılır, İki parmak arasında kıyılmış, Bir parçası var kalbimin İncecik, ak kâğıtlara sarılır, Dar vakit yanar da verir kendini, Dostun susan dudağına... Sokaklardan, Kıyılardan, Gök mavisinden, Ekmeğinden, Canevinden ayrı düşmeye Yani bütün hasretlerin kahrına Ve zehrine çaresiz kalmaların, İlk nefesi Hızır gibi yetişir Cibali'de sarılan cıgaranın... Tütün işçileri yoksul, Tütün işçileri yorgun, Ama yiğit Pırıl - pırıl namuslu. Namı gitmiş deryaların ardına Vatanımın bir umudu.. |
|
Son düzenleyen Dairuin : 16-06-2007 - 19:05.
Sebep: Yazım-noktalama yanlışı.
|
|
#7
Gönderen
hamlet
on
14-01-2007, 03:01
|
|
Akşam Erken İner Mahpushâneye
Akşam erken iner mahpushâneye. Ejderha olsan kâr etmez. Ne kavgada ustalığın, Ne de çatal yürek civan oluşun. Kâr etmez, inceden içine dolan, Alıp götüren hasrete. Akşam erken iner mahpushâneye. İner, yedi kol demiri, Yedi kapıya. Birden, ağlamaklı olur bahçe. Karşıda, duvar dibinde, Üç dal gece sefâsı, Üç kök hercai menekşe... Aynı korkunç sevdâdadır Gökte bulut, dalga kaysı. Başlar koymağa hapislik. Karanlık can sıkıntısı... "Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri, Bense volta'dayım ranza dibinde Ve hep olmayacak şeyler kurarım, Gülünç, acemi,çocuksu... Vurulsam kaybolsam derim, Çırılçıplak, bir kavgada, Erkekçe olsun isterim, Dostluk da, düşmanlık da. Hiçbiri olmaz halbuki, Geçer süngüler namluya. Başlar gece devriyesi jandarmaların... Hırsla çakarım kibriti, İlk nefeste yarılanır cıgaram, Bir duman alırım, dolu, Bir duman, kendimi öldüresiye, Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin, Ama akşam erken iniyor mahpushâneye. Ve dışarda delikanlı bir bahar, Seviyorum seni, Çıldırasıya... |
|
Son düzenleyen Dairuin : 16-06-2007 - 19:05.
Sebep: Yazım-noktalama yanlışı.
|
|
#8
Gönderen
gudem
on
10-02-2007, 19:04
|
|
insannın sadece 19 şiire böylesi koskoca bir yüreği,böylesi sevdaları sığdırabildiğini görmek ne şaşırtıcı
|
|
#10
Gönderen
tafi
on
22-06-2007, 14:46
|
|
bir okuyorum bin düşünüyorum , sadece kulak veriyorum ama ruhumu alamıyorum.
|
|
#11
Gönderen
1ilgisiz
on
22-06-2007, 19:52
|
|
Kelimeler yeter mi anlatmaya bilemem ama benim derdim Ahmed Arif'i anlatmak değil zaten yüreğinde hisseden onu yaşıyor ancak hep bir yanlışlık yapılır Urfa'ya
Ahmed Arif Urfada doğmuş Diyarbakır da büyümüştür keza aynı şekilde Yılmaz Güney de Urfada doğmuş Adana da büyümüştür. Bu neyi mi değiştirir hiç birşeyi ama sade bir dipnot... |
![]() |
| Etiketler |
| ahmed, arif |
| Yazar Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Yazar | Yazar Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Arif DAMAR | Sound_Of_Silence | Mürekkep Hokkası | 1 | 02-01-2007 19:05 |
| Arif Sağ | Sound_Of_Silence | Biyografiler | 0 | 14-11-2006 20:23 |
| Arif Nihat Asya | Sound_Of_Silence | Mürekkep Hokkası | 0 | 29-08-2006 21:25 |
| Arif Mardin kansere yenik düştü | Sound_Of_Silence | Türkçe Müzik | 3 | 27-06-2006 13:59 |