Antonio Gramsci (1891 –1937) İtalyan yazarı, siyasetcisi ve siyaset kuramcısıdır. İtalya Komunist Partisi kurucu üyesi ve bir süre lideridir, Mussolini’nin Faşist rejimince hapsedilmiştir. Yazılari ağırlıklı olarak kültür ve liderlik temalariyla
Antonio GramsciPublished by floyd 01-12-2006 | |
| Antonio Gramsci (1891 –1937) İtalyan yazarı, siyasetcisi ve siyaset kuramcısıdır. İtalya Komunist Partisi kurucu üyesi ve bir süre lideridir, Mussolini’nin Faşist rejimince hapsedilmiştir. Yazılari ağırlıklı olarak kültür ve liderlik temalariyla ilgilidir ve Marksist gelenekte üst derecede özgün bir düşünür olarak dikkat çeker. Maddeci eytişime “pratik felsefesi” ile muhalefet etmiştir ve kapitalist üretim tarzi devlet aracı olarak "kültürel egemenlik" kavramıyla tanınır. Erken Dönem Gramsci Ales, İtalya’da, Sardunya adasında doğdu. Düşük düzey bir memur olan Francesco Gramsci’nin yedi oğlundan biriydi. Babasının ailesi Arbëreshë idi ve olasılıkla aile adı bir Arnavut kasabası Gramsh ile ilişkiliydi. Francesco’nun mali zorlukları ve polisle sorunları aileyi Sardunya’da birkaç kasaba değiştirmeye zorladı, sonunda Ghilarza’ya yerleştiler. 1898’de Francesco zimmete para geçirmekten tutuklandı ve hapsedildi, ailesini yoksulluğa ve genç Antonio’yu okulu terke ve 1904’te babasının serbest bırakılışına dek çeşitli işlerde çalışmaya zorladı. Çocuk sağlık sorunları çekti: bir çocukluk kazası yüzünden omurilik bozuk oluşumu onu kambur ve azgelişmiş bıraktı, aynı zamanda yaşamı boyunca çeşitli iç sorunlar yaşadı. Gramsci orta okulu Cagliari’de tamamladı,orada anakaradaki görevi sırasında militan bir sosyalist olan eski bir asker, büyük ağabeyi Gennaro ile birlikte kaldı. Bununla birlikte, o zamanlar Gramsci sosyalizme sempati duymuyordu, daha çok yoksullaşan, bunun nedenini de hızla sanayileşen Kuzeyin önceliği almasıyla ihmal edilişlerine bağlayan Sardunyalı köylü ve madencilerin acıları ileydi ve tepkiyle Sardunya milliyetçiliği eğilimleri vardı. Torino Parlak öğrenci olan Gramsci, 1911’de Torino Üniversitesi'nde çalışmaya imkan tanıyan bir burs kazandı, sınava gelecekte savaşım arkadaşı olacak Palmiro Togliatti ile birlikte girmişti. Torino’da edebiyat okudu ve sonra dilbilime çok ilgi duydu. Gramsci şehri o zaman sanayileşme sürecinden geçerken, Fiat ve Lancia fabrikalarının fakir bölgelerden işçi alırken gördü. Sendikalar kuruldu ve ilk sanayi sosyal çatışmaları ortaya çıkmaya başladı. Gramsci bu gelişmelerle sıkı bir bağ içindeydi, sosyalist çevrelerle ve Sardunyalı göçmenlerle içiçeydi, bu onun yerel kültürünü sürdürmesini getirdi. Dünya görüşü hem Sardunya’daki daha önceki deneyimleri hem de anakaradaki çevresiyle şekillendi, Gramsci 1913 sonlarında İtalya Sosyalist Partisi’ne katıldı. Çalışmalarında yetenekli olmasına rağmen, Gramsci mali sorunlar, zayıf sağlığı ve artan siyasi bağlantıları nedeniyle 1915 başlarında eğitimini bıraktı. O zamana dek gemiş tarih ve felsefe bilgisi edinmişti. Üniversitede Antonio Labriola, Rodolfo Mondolfo, Giovanni Gentile’nin ve en önemlisi, zamanının en saygı duyulan aydını olan Benedetto Croce’nin fikirleriyle tanışmıştı. Bu gibi düşünürler bir tür Hegelci Marksizmi benimsemişlerdi, buna Labriola "pratik felsefesi" ("philosophy of praxis") diyordu. Gramsci bu terimi daha sonra hapishanede sansürcülerinden kaçınmak için kullanmasına rağmen, onun bu düşünce akımına karşı ilişkileri kariyeri boyunca belirsiz olacaktı. 1914’den sonra Gramsci’nin Il Grido del Popolo gibi sosyalist gazetelerdeki yazıları dikkate değer bir gazeteci olarak ün kazandırdı ve 1916’da Sosyalist Parti resmi yayın organı Avanti!’nin Piedmont baskısının eş-editörü oldu. Açıklıkla yazan verimli bir siyaset kuramı yazarı olarak Gramsci, Torino sosyal ve siyasi yaşamını tüm yönleriyle yazan görkemli bir yorumcu olduğunu kanıtladı. Gramsci o sırada Torino işçilerinin eğitimi ve örgütlenmesiyle ilgileniyordu: 1916’da ilk kez topluluk karşısında konuşmalar yaptı ve Romain Rolland, Fransız Devrimi, Paris Komünü ve kadınların kurtuluşu gibi konulara değindi. 1917 Ağustos devrimci ayaklanmalarının ardından Sosyalist Parti liderlerinin tutuklanmasıyla Gramsci hem parti Geçici Komitesine seçilip hem de Il Grido del Popolo editörü yapılarak Torino önder sosyalistlerinden biri haline geldi. Nisan 1919'da Togliatti, Angelo Tasca ve Umberto Terracini ile birlikte, Gramsci haftalık gazete L'Ordine Nuovo’yu çıkardılar. Aynı yıl Ekim ayında, birçok hasım hiziplere bölünmüş olmasına rağmen Sosyalist Parti büyük çoğunlukla 3. Enternasyonal’e katıldı. L’Ordine Nuovo gurubu Lenin tarafından Bolşeviklere en yakın yönde olarak görülüyordu ve aşırı sol Amadeo Bordiga’nın anti-parlamenter programına karşı onun desteğini almıştı. Parti içi geçerli pek çok taktik arasında, Gramsci gurubu temelde işçi konseyleri savunusuyla öne çıkıyordu, bu konseyler Torino 1919 ve 1920 büyük grevleri sırasında kendiliğinden ortaya çıkmışlardı. Gramsci için bu konseyler üretimi örgütleme görevinin yönetimini sağlayabilecek uygun araçlardı. Lenin’in "Bütün İktidar Sovyetlere" siyasetiyle aynı konumda olduğuna inanmasına rağmen, onun bu tutumuna Bordiga tarafından Georges Sorel ve Daniel DeLeon fikirleriyle etkilenmiş sendikalist bir eğilim olarak saldırıldı. Torino işçilerinin 1920 ilkbaharında yenilgisiyle, Gramsci konseylerin savunusunda hemen hemen tek başıma kalmıştı. İKP’nin Kuruluşu İşçi konseylerinin ulusal bir harekete dönüşmede yenilmesi Gramsci’yi Leninist anlamda bir Komunist Parti gerekliliğine inandırdı. L’Ordino Nuovo etrafındaki gurup aralıksız İSP merkezci önderliği aleyhinde söylemlerde bulundu ve bütün olarak Bordiga’nın çok daha geniş "çekimser " hizbiyle ittifak yaptı. 21 Ocak 1921’de Livorno kentinde İtalya Komunist Partisi kuruldu. Gramsci başlangıçtan itibaren partinin önderi olacaktı ancak Bordiga’nın yardımcısı oldu, Bordiga’nın disiplin vurgusu, merkeziyetçilik ve saflık ilkeleri parti programında 1924’de liderliği yitirene dek egemen oldu. 1922’de Gramsci yeni partinin bir temsilcisi olarak Rusya’ya gitti. Orada iki çocuk yapacakları karısı, genç bir viyolonselist Giulia Schucht ile tanıştı. Rusya görevi İtalya’da Faşizm gelişine rastladı ve Gramsci, İKP önderliğinin istekleri aksine, faşizme karşı sol partiler birleşik cephesi güçlendirme talimatlarıyla geri döndü. Böyle bir cephenin ideal olarak merkezinde İKP olacak ve bu vasıtayla Moskova bütün sol güçleri kontrol edecekti, ancak digerleri bu olası üstünlüğe karşı çıktılar: sosyalistlerin İtalyada belli bir geleneği de vardı, halbuki komunist partisi görece genç ve çok radikal görünüyordu. Pek çokları komunistlerce yönlendirilen bir koalisyonun siyasi tartışmalara çok uzak kalan bir işlev göreceği ve böylelikle yalıtlanma tehlikesi taşıyacağına inanıyordu. 1924’de Gramsci şimdi artık İKP başkanıydı ve Venedik seçimlerinde vekillik kazandı. Partinin resmi gazetesi L’Unita (Birlik)’i örgütlemeye başladı ve kendi Roma’da yaşarken ailesi Moskova’da kalıyordu. Ocak 1926 Lyons Kongresinde Gramsci’nin İtalya’da demokrasiyi yeniden inşa için birleşik cephe çağrısı tezleri İKP tarafından kabul edildi. 1926’da Bolşevik parti içinde Stalin’in manevraları Gramsci’yi Comintern’e bir mektup yazmaya yöneltti, bu mektupta Trotsky önderliğindeki muhalefeti eleştiriyor, fakat ayrıca liderin bazı olası yanlışlıklarının da altını çiziyordu. Togliatti parti temsilcisi olarak Moskovadaydı ve mektubu aldı, açtı, okudu ve göndermemeye karar verdi. Bu Gramsci ile Togliatti arasında hiçbir zaman çözülemeyen zorlu bir çatışmaya neden oldu. | |
| Yazar Tools | |
| Görünüş Şekli | |
| |
| | ||||
| Yazar | Yazar Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Antonio Lucio Vivaldi | Sound_Of_Silence | Biyografiler | 1 | 14-11-2006 20:07 |