Cengiz Çandar
Sayfa 3
Mülkiye Marşı'ndaki gibi "Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz" derken de, yapılan bütün eylemlere katılırken de aynı heyecanı duyar, bütün diğerleri gibi. Çandar'ın o dönemde bilerek katılmadığı öğrenci eylemi yoktur: "Gecikme sebebiyle katılmadıklarım oldu. Mesela İstanbul'daki bir Dev'Genç kongresinden otobüslerle döndük. ODTÜ'de arkadaşlar (Robert) Komer'in arabasını yakmışlar. Orada bulunamadığımdan hayıflanmıştım. Geçen yıl Amerika'da iken Komer öldü. İkimizi de bilen Amerikalı diplomatlar 'Sen var mıydın orada?' dediler. Ben de bir saatle kaçırmışım, yoksa mutlaka olurdum dedim. Eylemde fena değildik. Fakat ben hiç silah taşımadım. Ve benim yer aldığım akım silahlı öğrenci eylemlerine karşı idi. Dev'Genç çoğunluğunu elinde bulunduran arkadaşlar bizi suçlardı o sıralar ama biz daha çok köylüleri ve işçileri örgütlemekle meşguldük." Çandar, 1970 yılında bugünkü eşi Emekli Deniz Albay Bülent'Leman çiftinin kızı Tuba Hanım'la nişanlanır. (Daha sonra ikisi de ayrı yollardan gider ve birer evlilik yaparlar. Yolları ancak 1986'da kesişir. Şimdi Defne adında bir kızları vardır: "Erkek çocuğum olmadığı için "kardeşimin de yok" o yüzden bittik.") Nişanlandıktan üç gün sonra köylüleri örgütlemek için yollara düşer: "Söke'de arkadaşlarla buluşup bütün Aydın Ovası'nı, iki kez de Polatlı Ovası'nı yaya dolaştım. O sırada ODTÜ'de asistandım. Deniz Gezmiş de aranıyordu. Üstümden ODTÜ kimliği çıktı, beni Deniz Gezmiş zannetmişler. Yakalayıp ertesi gün mahkemeye çıkardılar. Bir ay sonra da 12 Mart oldu. Hakim beni salıvermeseydi 12 Mart'ı içerde karşılayacaktım ve 1974'e kadar içerde kalacaktım." Yıllar ilerledikçe Çandar'ın hayatı da hızlanacaktır. 12 Mart'tan bir süre sonra 11 ilde sıkıyönetim ilan edilmesi ile onun hayatında yeni bir dönem başlayacak ve Çandar yer altına inecektir: "1967 yılında Uluç Gürkan Öğrenci Derneği Başkanı iken benden yazı istedi. Ben de Che Guevara ölmüştü onunla ilgili bir yazı yazdım. Fakat yazıda imzamın çıkması unutulmuştu. Uluç, daha sonra o yazıdan dolayı yazı işleri müdürü olarak 3 ay hapis yattı." 1970 yılının sonları ile 71 yılının başları arasında birkaç aylık sürede Çandar, Doğu Perinçek'in de bulunduğu grubun çıkardığı Proleter Devrimci Aydınlık (PDA) dergisinin yazı işleri müdürüdür: "Babam hukukçu. Birçok yerde tanıdıkları ve arkadaşları vardı. Ben yazı işleri müdürü olursam daha kolay hallolur vaziyetler diye..." Bu sefer de Çandar, Şahin Alpay'ın bir yazısı yüzünden 7,5 yıl hapse mahkûm olur. Olay 11 ilde sıkıyönetim ilan edilmesinin ertesi günü gerçekleşir: "26 Nisan'da sıkıyönetim ilan edildi. Ajanstan duydum haberi, eve geldim. Evde ailenin yakın dostu Prof. Bahri Savcı da var. Ben el çabukluğu ile birtakım evrakları banyoda yakmaya başladım. Muammer Aksoy ve Bahri Savcı'dan bilirkişi raporu vardı beraat edecektim, mahkûm oldum. Türkiye'de kimse bana yargı bağımsızdır diyemez. Bulutların cinsine göre değişir bizde yargı. 7,5 yıl hapis, 2,5 yıl da Kastamonu'da emniyet nezaretinde bulundurulma cezası yedik."
Kartları Nuri Çolakoğlu yaptı
Çandar 26 Nisan'da, yakabildiği belgeleri yakar ve yola çıkar: "O gece halama (Meziyat) gittim. Sabaha karşı ev basıldı." Cengiz Çandar, iki ay da, daha sonra CHP'de genel sekreter olup İsmet İnönü'yü deviren grubun lideri olacak olan Kamil Kırıkoğlu'nun evinde saklanır: "Kırıkoğlu yüreğimin en dibinden sevdiğim birkaç insanın başında geliyor. 1971 Haziran sonunda evden çıktım. Nereye gittiğimi bir o bir de nişanlım biliyordu." Cengiz Çandar, Şahin Alpay ve Afa Yayınları'nın sahibi Atıl Ant'la beraber sabaha karşı Antep'e gider, oradan da bir taksi ile Urfa'ya geçip sabaha karşı Harran Ovası'ndan sınırı geçerler: "Yolda sıkı kontroller vardı. Kartlarımızı Nuri Çolakoğlu yaptı. Çok beceriklidir Nuri." Çandar ve arkadaşları 1971 yılının Temmuz ayı başlarında Filistin'e ulaşır: "Ayrıca Filistin hareketi ile de ilgileniyordum. Bu yazı işleri müdürlüğü nedeniyle davalar olduğu için başımın belaya sarılması ihtimali vardı. Zaten mahkûmiyet de var. Yurtdışına çıkmamın uygun olacağına karar verdim ve Filistinli Demokratik Cephe Mensubu bazı öğrencilerle temas kurdum." Plan aksaksız işler, Halep'e ulaşılır. Oradan Demokratik Cephe'nin merkezine gidilir. Kartları çıkarılır ve Şam'a sevk edilirler. Sonra Şam'ın 70-80 km yukarısında ilk Hıristiyanların saklandığı Suriye'nin en tarihi yerlerinden biri olan Maalule'de 1,5 ay süren bir eğitim alırlar. Ardından Golan. Suriye ile Filistinliler'in arası iyi olmadığı için Güney Lübnan'da Reşadiye Kampı'na sevk gerçekleşir. Sonrasında ise Bekaa ve Kuzey Lübnan'da Trablusşam yakınlarında bir kamp. Ardından Beyrut: "Biz hangi kampta isek garip bir ilahi sözleşme gibi oradan ayrıldıktan birkaç gün sonra İsrail bombaladı oraları." En son ikamet yeri ise Beyrut'ta havaalanının dibindeki en büyük mülteci kampı olan Bourj al Barajne'dir. Burada kamp değil halkın içindedirler. Birçokları gelir gider, Cengiz Çandar hâlâ oradadır: "Ben de dönecektim Türkiye'ye. İşte Türkiye'de mücadeleye başlayacağız dağlarda. Fakat Deniz'ler idam edildi. Mahir'ler öldürüldü, herkes tutuklandı. Temas edebileceğim herkes ya hapiste ya öldürüldü. O zaman böyle durulmaz, bari kimlik değiştirip Filistinli olayım kararı aldım. Kendimi Filistinli gibi hissedeyim diye. Bir sene sonra asalak görüntüsünde idim. Filistin davasına böyle çok ek bir katkı sağlamıyorum. Kimliğimi bir tayin edeyim, Türk müyüm, Filistinli miyim? Türk olduğum kararını verince Avrupa'ya gideyim dedim."
| |











Benzer Başlıklar
Cengiz Han BBC'den bir büyük belgesel - drama: Cengiz Han, 29 Mart Salı akşamı saat 22:00’den itibaren NTV’de....
Cengiz-Han "Savaşlardan kimse masum çıkmaz.." bazıları ise hiç masum çıkmaz. Sonsuz bozkırların, kıtlığın ve...