Cengiz Çandar
Sayfa 2
İhsan Çandar, Malatya'da savcı yardımcısı iken hayat arkadaşını bulur: "Eşraf birbirini tanıyor. Babam Malatya'da savcı yardımcısı, dedem de İnhisarlar İdaresi (Tekel) Müdürü. Selanikliler'in nedense tütüne yakın bir şeyi var." Yedi kuşak Selanikli olan Hakkı Sayar (evde Mehmet) İttihat Terakki bursuyla Budapeşte'de şimendifer mühendisliği okur. Selanik'te tüccarlık yapan Mehmet Hakkı, Mustafa Kemal'i Selanik'ten tanımaktadır: "Selanik'te tekkede toplanırlar, dedem de onlara çay-kahve servisi yapardı. Mustafa Kemal onun için Mustaabi ya da Gazi'dir. Onun ağzından ben Mustafa Kemal veya Atatürk lafı duymadım." Birinci Dünya Savaşı'nda Suriye, Filistin Cephesi'nde görev alan Mehmet Hakkı Bey, Yunanlılar tarafından savaş sonuna kadar Volos şehrinde hapishanede tutulur. Savaştan sonra mübadele olunca eşi Zeliha ve büyük kızı Şekibe (TİP Yönetim Kurulu eski üyesi ve Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı ünlü avukat Halit Çelenk ile evli) Hanım'la birlikte Anadolu'nun yolunu tutar. İkinci çocuğu Saffet Hanım ise İstanbul'da doğacaktır. İşte bu Saffet Hanım'la İhsan Çandar 1945'te evlenir. Ancak Saffet Hanım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi eğitimini tamamlamaya kararlıdır: "O da babam gibi devlet memuru idi. Önce Yem Sanayii'nin sonra da Toprak Mahsulleri Ofisi'nin Ankara ve ardından İstanbul'da avukatlığını yaptı. Annem Selanikli İttihatçı bir aileden geldiği ve aile Halk Partili olduğu için Kızılay'daki işyerinden çıkar bütün gösterilere katılırdı."
İşte bu çiftin ilk çocuğu olarak Cengiz Çandar 1948 yılında Ankara'da doğar: "Benim asıl adım Osman'dır. Sakin bir çocuktum. Yetişkin hayatımdaki 'afacanlıklarımın' hiçbirisi yoktu o yıllarda." Malatya'da görev yaptığı için İsmet İnönü hariç, CHP'nin bütün Malatyalı milletvekilleri baba İhsan Bey'in yakın arkadaş çevresini oluşturmaktadır. Aile Osman Cengiz'in doğduğu bu yıllarda Ankara'dadır, ama İstanbul sık sık ziyaret edilmektedir: "Annemin Rumeli ve Valikonağı Caddesi'nde iki üç adımda bir akrabaları vardı. Küçüklüğümde Selanikli olmak kuvvetli bir referanstı. Çocukluğumda o kadar çok Selanik lafı ile doldu ki kulaklarım, bir tek Selanik biliyor bir de ben biliyorum karşılıklı aiditeyitimizi. Selanik'i 1984'te daha uzaktan ilk gördüğümde gözlerimden yaşlar inmeye başladı. Onun için Selanikliyim diyen Yunanlılar'la karşılaştığımda 'o şehirde oturuyor' diye düşünüyorum. Selanikli değilsin sen, benim."
Eğitimine Ankara Namık Kemal İlkokulu'nda başlayan Çandar, 11 yaşında iken Kayseri-Talas'taki Amerikan Okulu'na keydedilir: "O sırada Ankara bürokrasisinin gözde okulu orası idi. Ankara Koleji de vardı ama annem 'züppe' olmasın diye oraya gitmemi istemedi." Derslerinde iyi bir öğrenci olan Çandar burada, daha sonraki yıllarda Türkiye'nin tanıyacağı bir çok kişi ile birlikte okuyacaktır. Üst sınıfların alt sınıflardakileri himaye ettiği bir okuldur burası. Çandar'ın birkaç tane koruyucusu olur: "Son sınıftan Hazım Kantarcı ve benden iki sınıf büyük Uluç Gürkan beni himaye altına aldılar." Okuldaki bir olay uslu çocuk Cengiz Çandar'ın 'afacanlaşmasına' vesile olacaktır. Ziyaret yasağı olan bir saatte revirde Amerikalı hocası tarafından yakalanıp, hocasının söz vermesine rağmen ihtar cezasını ailesine göndermesi onu 'afacan'laştırır: "Verilmiş söze uymamanın getirdiği müthiş bir adalet duygum vardır benim. Bunun üzerine disiplin sicilim kabardı." Bu yüzden genel ahlak notu 9 gelince Tarsus Amerikan Koleji'ne, CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek'in araya girmesi ile ancak kayıt yaptırabildiğinde yıl 1963'tür. Uluç Gürkan, İstemihan Talay, Erkut Yücaoğlu ile arkadaşlık ederek okuyan Çandar, ailede herkes ama herkes hukukçu olduğu için tepkisel olarak Mülkiye'ye (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) gitmeye karar verir. Amacı diplomat olmaktır. Ancak ondan önce, o zaman ODTÜ merkezi sınav harici öğrenci alarak ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi'ni kazanan Çandar, Siyasal Bilgiler'i kazandığını görünce, sevmediği Kalkülüs (yüksek matematik) dersi yüzünden okulu bırakır.
Cengiz Çandar, 1966 yılında zamanın en hareketli okullarından olacak Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne adımını atar. Okul çeşitli görüşteki öğrencilerin temsil edildiği kulüplere bölünmüştü. Mahir Çayan'ın başkanı olduğu Sosyalist Fikir Kulübü, Hasan Celal Güzel'in başkanı olduğu AP'ye yakın gençlerin bulunduğu Hür Düşünce Kulübü. Mesut Yılmaz da buradadır. Uluç Gürkan, listesine Tarsus Amerikan Koleji'nden arkadaşı İstemihan Talay'ı da alarak ortanın solu hareketini temsil etmektedir. Öğrenci Derneği Başkanlığı için hiç sınıf kaybetmemiş olmak ve üçüncü sınıf öğrencisi olmak gerekmektedir: "Uluç Gürkan geldi 'Sen gelecek vadeden birisisin. Üçüncü sınıfa gelince başkan olacak adam sensin, şimdiden seçim kaybederek kendini harcama' dedi. Vay o ne demek? Ben bunu ahlaksız teklif olarak gördüğüm için sosyalistler grubuna yakındım, gittim onların listesinden girdim. Mahir Çayan kulüp başkanı idi. O kulüpten kimler çıkmadı ki. İlber Ortaylı, Baskın Oran, Kutlay Ebiri, Halil Ergün, Oral Çalışlar." Cengiz Çandar, tekrar öğrenci siyasetinin içinde bulur kendisini: "Bunun anlamı diplomatlık hülyasının sona ermesidir. İyi de oldu, benim gibi bir adama bundan büyük zulüm yapılabilir miydi?" Çandar, 1969-70 başkanlık seçimlerinde, CHP'li Parti Meclisi üyesi hocalarının aleyhlerinde propaganda yapmalarına rağmen 501'e 444 oyla başkan olur: "Ben başkan seçildikten kısa süre sonra sol hareket parçalandı. Yönetim kurulundaki arkadaşların çoğu daha sonraki Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi'nin kurucu kadrolarını oluşturdular. Benden gayri kendi yönetim kurulumda beni iki kişi, biri Savaş Dizdar biri de vefat eden İMKB Başkanı Tuncay Artun destekliyordu."
Çandar SBF'den mezun olduktan sonra ODTÜ'de asistanlık için açılan imtihana katılmaya karar verir: "Devletler özel hukuku dersinin hocası da bizim dekanımız İlhan Onat'tı. Ona gidip, hocam sınav açıyormuşsunuz dediğimde şok geçirdi. Çünkü o tarihe kadar boykot veya işgal komitesi başkanı olarak defalarca görüşmüşüz. Böyle hayta bir gelenekten gelen bir adam asistan olacak, hem de kendi kürsüsünde." Cengiz Çandar, Doğan Avcıoğlu'nun o meşhur Devrim dergisi ile de irtibatlıdır tabii: "27 Mayıs, işte yarım kalmış gibi bir duygu içinde, bizim öğrenci hareketinin kullanılması amaçlı idi. 27 Mayısvari bir müdahaleden yanaydık açıkçası. Avcıoğlu ihtilal planını bize anlatmıyor ama yapılan işi destekliyordu."
| |











Benzer Başlıklar
Cengiz Han BBC'den bir büyük belgesel - drama: Cengiz Han, 29 Mart Salı akşamı saat 22:00’den itibaren NTV’de....
Cengiz-Han "Savaşlardan kimse masum çıkmaz.." bazıları ise hiç masum çıkmaz. Sonsuz bozkırların, kıtlığın ve...