Cahit Külebi

Yalnızlığı sevmeyen şair şimdi yapayalnız Benim doğduğum köyleri, Akşamlan eşkıyalar basardı, Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem, Konuş biraz - HIKAYE - Senin dudakların pembe Ellerin beyaz, Al tut ellerimi

Cahit Külebi

Published by Sound_Of_Silence 17-07-2006


Yalnızlığı sevmeyen şair şimdi yapayalnız

Benim doğduğum köyleri,
Akşamlan eşkıyalar basardı,
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem,
Konuş biraz


- HIKAYE -

Senin dudakların pembe Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek Tut biraz
Benim doğduğum kayıerde Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz
Benim doğduğum kayıerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebekSavur biraz
Benim doğduğum kayleri Akşamları eşkıyalar basardı,
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem Konuş biraz
Benim doğduğum kayıerde İnsanlar gülmesini bilmezdi
Ben bu yüzden büyle naçar kalmışım Gül biraz
Benim doğduğum kayıerdeKuzey rüzgarları eserdi,
Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır öp biraz
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin
Benim doğduğum kayıer de güzeldi Sen de anlat doğduğun yerleri Anlat biraz

Korkuları ile yaşamak zorunda olan insanların hüznünÜ'Bllir misiniz? Korkunuz yalnızlıksa, yapayalnız kalmanın hüznünü... "Zamanın sesini duymak" diyordu bir başka şair yalnızlığa. Zamanın, hayatımız da açtığı sonsuz uçurumu kim tanımak ister ki.

Hayatı boyunca yalnızlığı hiç sevmeyen Cahit Külebi'nin 77 yıllık serüveninin sonu yapayalnızlık... İkibuçuk yıl önce eşini kaybetmekle korkulan ile yaşamak zorunda kalan insanlardan biri o. Tıpkı HİKAYE'de olduğu gibi ellerini tutup, konuşacak, anlatacak ve gülecek birilerinin yokluğunu düşünemezken o korkuyu tatmak ve o korku ile yaşamak zorunda kalan Cahit Külebi, bu da yetmezmişgibi bir de doktorların tespit edemediği iç kanama hastalığıyla şavaşıyor şu günlerde. Hastalığına rağmen randevu talebimizi hemen kabul etmesinde yalnızlığının etkisi oldu mu bilmiyorum; ama bedeninde tespit edilemeyen iç kanamanın ilk önce ruhunda başladığından eminim artık. Erzurum'un Horasan ilçesinde üç köy sahibi bir toprak ağasının oğlu olduğunu öğrenince, "KÜLEBİ, Cahit (1917 Zile)" diye başlayan ansiklopedilerin doğruyu yazmadığını . düşvnüyor insan. Hastalık konuşmasına engel oldukça o zorluyor kendini, yalnız geçen yılların hıncını almak istercesine. Her konuda konuşuyor bizimle.

"HİKA YE şiirini Antalya'da yazdım. Hiç kimseye yazmadım. Oturup öylesine yazdım. Şiir illa da birine mi yazılır? Ben şairim. Tabii ki şiirde aşktan, sevgiden, tabiattan bahsedersin. Ama birine yazmak zorunda değilsin" diyen Cahit Külebi, 'Bu şiiri acaba kimin için yazd ı? ' düşüncesindeki benim gibi birçok okurunu hayal kırıklığına uğrattığının farkında olmadan evinde ağırlarken üzüyor bizi. Kızgınlığımız, kendi hayatımıza şablonlayıp, mektuplarımıza eklediğimiz; çoğumuzun ezbere bildiği bu güzel dizelerin iş olsun diye yazılmasına. Bunları duyduktan sonra şiirin tılsımı bozuluyor birden bire.

Cumhuriyet dönemi şairlerinin hayatta kalan son temsilcilerinden olan Cahit Külebi, şimdi hastalık ve yalnızlıkla mücadele ediyor. Eşini ve büyük oğlu Ahmet Külebi'yi kay bettikten sonra yalnızlığı, hastalığa dönüşmüş. Külebi'yle, şiir yazamayan şairle söyleşimizi sürdürmek istiyoruz. Evet doğru duydunuz; o, şiir yazamayan bir şair artık. Yaklaşık 15 yıldır tek bir satır bile yazmıyor, yazamıyor.

"Ben gösteriş için yazmam. Bazıları var ki beş dakikada bir şiir yazar, ben onlardan değilim. Şiirin birtakım yapısı, içeriği, ögesi ve özelliği var. Oturup da şiir yazmak için yazamam. Ben üretkenliğimi kaybettim. Ben de üreticilik kalmadı ki yazayım. Kendi kendimi tekrarlayamam ki" sözleri ile 15 yıllık suskunluğu nu anlatıyor Külebi; "Birinci yeni, İkinci yeni diye birşey yok. Birileri kendini ekol ilan edebilir. Ama ben kendimi hiçbir kalıba koymuyorum. Biraz abartılı olacak; ama ben ekolum zaten. Türkiye'de en sade şiiri ben yazdım. Anadolu 'nun yalınlığını ilk ben işledim. Bu anlamda bir ekolüm" iddiasındaki bir şairin 15 yıllık suskunluğu "O artık bitti!" diyenıerin iddialarını akla getiriyor birden bire. 10 milyonluk emekli maaşı ve kitaplarından aldığı (senede) 70-80 milyon telif hakkı ile geçimini sağlayan Külebi, ülkenin son durumu ile ilgili görüşlerinde bir hayli acımasız: "Bizim eskiden yazdığımız sözlükleri bozup yeniden yazarak para kazananlar var. Atatürk Dil ve Tarih Kurumu 'nda şimdi para yiyorlar. Biz yemedik Allah'a şükür. Biz eskiden bedava çalışırdık. Aldığımız para arabamızın benzin parası bile değildi. Namussuzluk meziyet değil ki? Eskiden yöneticiler idealist ve ülkücüydüler. Şimdi herkes bir şekilde köşe yi dönüp zengin oluyor. Türkiye'de artık hırsızlık ayıp değil... "
««  «    Sonraki Sayfa (Sayfa 2 of 3)    »  »»

Cahit Külebi Yorumları

  #1  
Gönderen Sound_Of_Silence on 17-07-2006, 02:24
Hatırlarım orta birdeydik. Edebiyat hocamız bize sürekli şiir okurdu. Bazen açık saçık şiirler de okurdu herkes gülüşür sıralara kapanırdı. Mesela Cahit Külebi'nin "Hikaye"sinde. Ben hiç sıraya kapandığımı ya da utandığımı hatırlamıyorum ancak çoğu kişi gülüşür dururdu. Çocukluk işte "öp, sev, okşa " deyince pek bir mahrem gelmişti demek ki o zamanlar. O günler geliverdi birden aklıma he he
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Yazar Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Yazar Yazar Starter Comment Cevap Son Mesaj
Cahit Berkay Edi Biyografiler 0 07-07-2006 14:44