1974 yılında gözleri büyük oranda görmez oldu, bu nedenle etkinliklerini yavaşlatarak, daha çok Doğu Ülkeleri üzerindeki baskıların sona erdirilmesi, insan haklarının korunması gibi konularda çalışmaya başladı. Pierre Victor'la (Benny Levy'nin
Jean Paul SartrePublished by Sound_Of_Silence 17-07-2006 | |
| 1974 yılında gözleri büyük oranda görmez oldu, bu nedenle etkinliklerini yavaşlatarak, daha çok Doğu Ülkeleri üzerindeki baskıların sona erdirilmesi, insan haklarının korunması gibi konularda çalışmaya başladı. Pierre Victor'la (Benny Levy'nin takma adı), aydının rolü, bireyin tarihteki yeri, şiddet ve kardeşlik konuları hakkında "Pouvoir et liberté" adında bir yapıt hazırladı. Siyasal etkinliklerinin, yazar tarafını bazen maskelemiş olmasına karşın, Sartre, son derece düzenli bir zihinsel çalışma yürüterek, gününün altı saatini yazmaya verdi. Edebi nesne Sartre'a göre "Yalnızca hareket halindeyken varolan bir topaçtır. Onu ortaya çıkarmak için, adına okumak denen somut bir eyleme ihtiyaç vardır." Yazmak, okurun özgürlüğüne çağrıda bulunmaktır. Sartre, 15 Nisan 1980'de Paris'te öldü. Sartre'ın önemli kitapları arasında Özgürlüğün Yolları, Bulantı, Gizli Oturum, Kirli Eller, Sözcükler, Duvar sayılabilir; bunun yanı sıra, yayınlanmış ya da bitirilemeyerek yayınlanmamış birçok yapıtı vardır. Sartre'ın adıyla birlikte anılan varoluşçuluk, aslında 17. yüzyıldan beri vardır; Blaise Pascal'le başlar; ama Sokrates'in felsefesinde, hatta İncil'de varoluşçuluğun izlerinin bulunduğu düşünülürse, Pascal'i varoluşçuluğun kurucusu olarak kabul etmek de doğru olmaz. Soren Kierkegard ise, modern varoluşçuluğun kurucusu olarak kabul edilir. Nietzsche, Heidegger ve tabii Sartre varoluşçudurlar. Camus ve Dostoyevski de, diğer çok ünlü varoluşçu yazarlardır. Sartre, varoluşçuluğun iyimser bir felsefe olduğunu söyler; çünkü tüm insanlar birbirinin aynıdır; bir kahraman ya da bir alçak olmak tamamıyla onların elindedir; insan önceden-tanımlanmamıştır; ne bir kahraman olarak doğar, ne de bir alçak. Ama aynı felsefeye göre, insan varlığının durumuna da güvenmemelidir, çünkü o halde kalacağının hiçbir güvencesi yoktur. Özet olarak, Sartre insanın tek yazgısının, elinden geldiğince "bağımlı" olmak olduğunu söyler. Bu da, kendini bütünün içinde düşünebilmekten geçer. | |
|
#1
Gönderen
Sound_Of_Silence
on
17-07-2006, 01:25
|
| "Duvar"ını fransızcasından okumuştum. O yüzden öyle aım şaım anlamamıştım. Ama dili akıcıydı. Kitap bir kaç öyküden oluşmaktaydı. Duvar bunlardan biriydi. Kitapta, savaş yıllarından, ezilen gençlikten ve protestoslardan bahseden gerçekle karşılık kurgu hikayeler bulunmaktaydı. |
|
#2
Gönderen
uwriel
on
09-11-2006, 21:46
|
| Duvar, okunabilen takdire şayan bir eser. Bulantı ise kendini yaşatan takdire şayan bir eser. "Pişmanlık en büyük günahtır." dedikten sonra, reddettiği Nobel'i geri istemesi üzücüdür, fakat "Cehennem başkalarıdır." sözüyle hakkıyla fethetmiştir zihinleri. |
|
#3
Gönderen
ReptiLe
on
17-01-2007, 23:21
|
| "Aşk iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba , çünkü insan kendi bilincine mahkumdur." sözüyle beni uzun süre etkileyen sonuç olarakta kitaplarını okumaya başladığım kişi. |
|
#4
Gönderen
mandragora
on
18-01-2007, 11:08
|
| akıl çağı nda;ölmek isteyen ve bunu yapamayan bu yüzden çok sevdiği kedilerini sepete doldurup onları denize atmayı planlayan...böylelikle ölüceğini düşünen ve sonunda vazgeçen bir adam...Etkisi hala silinmemiştir bende... Ve bir sözü;öksüz bir çocuk olduğumdan memnun olmalıyım,yoksa babamın gölgesi her an hayatıma akardı... |
|
#5
Gönderen
marlasinger
on
03-11-2007, 21:13
|
| • İntihar kaçış değil, reddediştir… • Ask; iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba çünkü insan kendi içinde mahkumdur… • En büyük günah pişmanlıktır… • Varlığında, varlığın var olmasının söz konusu olduğu bir varlık olarak var olan bir varlığım… • Nesnelerin bir ters yüzü vardı, insan aklını kaçırdığı zaman bunu görürdü… • Birini sevmeye koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister...Hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister; düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu... • Düşünce özgürlüğünden yoksun olmak düşündüğünü söyleyememek değil hiç düşünememiş olmaktır… |
|
#6
Gönderen
mandragora
on
21-11-2007, 16:08
|
| Kendisine verilen nobel ödülünü verdiği cevap ile geri çevirerek çok fazla takdirimi kazanmıştır.-benim gibi yaşlı bir devrimciye bu ödülün verilmesi kapitalizmin öc alma girişiminden başka bir şey değildir. |
|
Son düzenleyen mandragora : 21-11-2007 - 16:18.
|
|
#7
Gönderen
mandragora
on
12-07-2008, 11:16
|
| 1980'deki ölümünü gazetelerin, "Sartre öldü, İmza: Tanrı" başlığıyla duyurduğu, 20. yüzyılın en büyük filozofu olarak nitelendirilen Jean Paul Sartre, hayatı boyunca kadınlar tarafından suda boğulma korkusuyla yaşadı. Yaşamının son yıllarında tamamen kör olduğu dönemde, Beauvoir'la yaptığı konuşmalarda, kendisini kadınlara tamamen vermesine engel olan en önemli şeyin, annesine karşı duyduğu ensest duygular ve onun tarafından terk edilme korkusu olduğunu itiraf etti. Feminizmin önemli kuramcılarından olan sevgilisi Beauvoir'a rağmen, hayatı boyunca kadınlara obje olarak davrandı. Kendisi oldukça çirkin bir erkek olan Sartre, yakın arkadaşı Camus'ye gösterişli fiziği nedeniyle hep kin duydu. Müjgan Halis |
| Yazar Tools | |
| Görünüş Şekli | |
| |
| | ||||
| Yazar | Yazar Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Iddia : ''Paul McCartney öldü, sahnedeki benzeri'' | Serenity | Müzik Haberleri | 10 | 08-07-2007 04:51 |
| Norma Jean | Edi | Biyografiler | 0 | 01-08-2006 16:31 |
| Paul Simon | Yahnie | Jazz - Blues | 3 | 11-10-2005 16:58 |
| paul auster | scarecrow | Beyin Fırtınası | 1 | 25-08-2004 03:32 |
| PAUL BOSTAPH , Testament'da! | ritual | Metal - Rock | 11 | 17-02-2004 09:22 |