Kâtib Çelebi

Kâtib Çelebi, 1609 yılında İstanbulda doğdu. Asıl adı Mustafa olan Kâ- tib Çelebi, on dörtyaşına kadar özel egitim gördükten sonra Anadolu Muhasebesi Kalemi'nde göreve başladı. IV. Murad döneminde Doğu'ya yapılan

Kâtib Çelebi

Published by Edi 02-07-2006

Kâtib Çelebi, 1609 yılında İstanbulda doğdu. Asıl adı Mustafa olan Kâ-
tib Çelebi, on dörtyaşına kadar özel egitim gördükten sonra Anadolu
Muhasebesi Kalemi'nde göreve başladı. IV. Murad döneminde Doğu'ya
yapılan seferlere kâtib olarak katılmış, Bağdat, Halep, Hicaz ve Revan'da
gördükLerini kaleme almıştır. 1635'te Istanbul'a döndügünde döne-
min ünlü bilginlerinin derslerine katılarak birçok bilim dalında ihtisas
yapmıştır. Katip Çelebi, Arapça ve Farsça'nın yanı sıra Fransızca ve Latince
de ögrenerek, batıdaki bilimseL gelişmeleri izlemiş ve pek çok çeviri yap-
mıştır. 1645'te kalemdeki görevinden ayrıldıktan üç yıl sonra "Takvimü't-
Tevarih" isimli eserinin önemli görülmesi üzerine Şeyhülİslâm Abdürra-
him Efendi aracılığıyla kalemde ikinci halifelige getirildi. Kendini bütü-
nüyle okuma ve yazmaya veren Kâtib Celebi, çevirileriyLe birlikte yirmiden
fazLa eser yazmıştır. En önemli eserleri din, tarih, cografya ve bibliyog-
rafya alanındadır. Astronomiyle ilgili birçok eseri de dilimize çeviren Ka-
tip Çelebi, dünyanın yuvarlak olduğuna ilişkin teorik metinlere özel bir
önem vermiştir. En önemLi eseri ise, Uzakdoğu'dan Ortadoğu'ya ka-
dar çok geniş bir cografyayı ele aldıgı "Cihannüma - Coğrafya" adlı kitabıdır.
Katip Çelebi, Batı'da da tanınan "Keşfü'z-Zünun" adlı eserinde on beş bine ya-
kın kitap ve risaleyi yazarlarıyla birlikte isimlerini kayda geçirmiştir.

Kâtib Çelebi, 24 EyLül 1657'de Istanbulda vefat etmiştir. "Vefatı senesinde
kaleme aldıgı "Mizan-üL Hak" adlı mühim, matbu risalesinin sonunda, tercü-
me-i halini yazarken, bu öğrenme hırsının kendisinde ne kuvvetli oldu-
gunu ve bu yolda uykusuz geçen gecelerini samimiyetle tasvir etmiştir.
Haftada bir iki gün resmi vazifesine gitmek suretiyle maişetini te'min
ediyor, kalan zamanlarını okumakla ve yazmakla geçiriyordu. Fikri kabili-
yeti ve ilmi seviyesi muasırlariyle (çağdaşlarıyla) mukayese edilemeyecek
kadar yüksek oldugu için, birçok aleyhtarlar kazanmış, zamanında kafi derecede
takdir edilememiştir.
«« «    Sonraki Sayfa (Sayfa 1 of 4)    »  »»

Kâtib Çelebi Yorumları

Cevap Yaz

Etiketler
kâtib

Yazar Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on