Friedrich Wilhelm Nietzsche
Zerdüşt VIII
Böyle birşey ne yazılmış, ne duyulmuş, ne de çekilmiştir: Bir tanrı, bir Dionysos çekebilir bu acıyı. Bu "ışık içinde güneş yalnızlığı" dithyrambos'una verilecek yanıt Ariadne (Minos'un kızı. Theseus Minotauros'u öldürmek üzere labirent'e onun ipliğiyle inmemiş. Sonra birlikte kaçmışlar; ama Theseus Ariadne'yi Naksos adasında yapayalnız bırakıp gitmiş. Neyse ki Dionysos gelmiş de, kızı kendine eş olarak almış...) olurdu... Ama Ariadne kimdir, benden başka bilen mi var!... Bu tür bilmecelerin çözümünü bulamadı hiç kimse; burada bir bilmece olduğunu gördüklerinden de şüpheliyim. -Zerdüşt bir seferinde, ödevini -ki benim de ödevimdir- öyle bir kesinlikle belirtmiştir ki, yanlış anlayamaz artık hiç kimse: Geçmiştekileri de temize çıkarmaya, kurtarmaya dek varan bir olumlayıştır bu.
İnsanlar arasında, geleceğin kırık parçaları arasında gibi dolaşıyorum: O gördüğüm geleceğin.
Derdim günüm bu benim, kırık parça, bilmece, ürkünç rastlantı olan herşeyi toplamak, tek birşey yaratmak.
Nasıl katlanırdım insan olmaya, aynı zamanda ozan, bilici, rastlantının kurtarıcısı olmasaydı insan?
Tüm geçmişi kurtarmak, "böyleydi" denilen herşeyi yeni baştan yaratmak "ben böyle isterdim" diye, -benim için bu olurdu ancak kurtuluş.
Zerdüşt başka bir yerde de, olabildiğince katı yüreklilikle, kendisi için "insan" ancak ne olabilir, bunu anlatıyor, -bir sevgi, hele acıma konusu değil hiç, -insandan o büyük tiksinmeyi de yenmiştir Zerdüşt: Onun gözünde insan biçimlenmemiş özdektir, yontucusunu bekleyen çirkin bir taştır.
Artık hiç istememek, artık değer biçmemek, artık hiç yaratmamak: Bu büyük yorgunluk benden ırak olsun hep!
Bilip tanırken bile, istemimin doğurtmaktan, oluştan aldığı tadı duyuyorum yalnızca; benim bilgim bir çocuk gibi arıksa, onda doğurtma istemi olduğu içindir.
Bu istem tanrıdan, tanrılardan uzağa alıp götürdü beni: Yaratacak ne kalırdı, tanrılar... varolsaydı?
Ama beni hiç durmadan insana doğru çekti bu yanıp tutuşan yaratma isteğim; taşı böyle arar çekiç de.
Bilseniz, nasıl bir yontu taşta benim için, o yontular yontusu! Ah, taşların en sertinde, en çirkininde mi uyumalıydı böyle!
Azgınca vuruyor şimdi çekicim, acımadan vuruyor onu tutsak eden taşa. Yongalar savruluyor: Varsın savrulsun!
Onu tamamlayacağım; bir gölge geldi göründü çünkü bana, -tüm şeylerin en eşsizi, en tüy gibisi göründü bana bir kez!
Gölge olup geldi bana üstinsanın güzelliği: Bundan böyle bana ne... tanrılardan!..
Bu koşuklar dolayısıyla, sırası gelmişken, bir başka görüşü de belirtmek isterim: Çekicin sertliği, yoketmenin kendisinden alınan tad, Dionysosca bir ödev için gerekli başlıca koşullardandır. "Sert olun" buyruğu, tüm yaratanların sert olduğunu en büyük kesinlikle biliş, gerçek belirtisidir Dionysosca bir yaradılışın.-
Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!
(...)
Kendinizden öte seveceksiniz bir gün! Onun için önce sevmeyi öğrenin. Sevginizin acı kadehini işte bu yüzden içmek zorunda kaldınız. En iyi sevginin kadehinde dahi acılık vardır, Üstinsana özlemi böyle uyarır sevgi, böyle uyarır sende susuzluğu, ey yaratıcı!
(...)
Vaktinde öl! Vaktinde öl: bunu öğretir Zerdüşt. Elbette hiç bir zaman vaktinde yaşamayan, nasıl vaktinde ölsün? Keşke hiç doğmasaydı!
(...)
Siz ey bugünün yalnızları, ey çekilenler, siz ilerde bir ulus olacaksınız: sizden, kendini seçmiş kişilerden bir ulus doğacak: -bu ulustan da, Üstinsan.
(...)
Artık beni yitirmenizi ve kendinizi bulmanızı istiyorum, ancak hepiniz beni yadsıdığınız zaman döneceğim size. Gerçek, o zaman başka bir gözle arayacağım yitik kişilerimi, kardeşlerim, o zaman başka bir sevgiyle seveceğim sizi.
(...)
Şudur büyük öğle: insan, hayvanla Üstinsan arasındaki yolunun ortasındadır ve akşam yolunu en büyük umudu olarak kutlamaktadır: Çünkü bu, yeni bir sabah yoludur.
(...)
"Öldü bütün tanrılar. Üstinsanın yaşamasını istiyoruz artık." -O büyük öğlede son arzumuz bu ola!
Zerdüşt - I. Bölüm
#1
Gönderen NihiList KeLebeK
on
03-11-2005, 14:53
..şiirleri.. (.pdf)











Ynt: Friedrich Wilhelm Nietzsche

Öyle kolay bir sanat değildir uyumak: onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.
Günde on kez altetmelisin kendini: bu iyi bir yorgunluk verir ve canın afyonudur.
On kez yine barışmalısın kendinle: çünkü altetme acıdır ve kötü uyur barışmayan
On gerçek bulmalısın kendine günde: yoksa gece de ararsın gerçeği ve canın aç kalır.
On kez gülmelisin günde ve sevinmelisin: yoksa miden, o dert babası, gece seni tedirgin eder.
biraz önce yonja dakilere yorum olarak gönderdim.
Ynt: Friedrich Wilhelm Nietzsche
biz arzulanana değil arzulamanın kendisine aşığızdır
zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar
bu dahil butun genellemeler yanlistir
''yukseldikce ucma bilmeyenlere daha kucuk gorunmemiz kacinilmazdir''
insan senin kaybettigini kaybetse bir yerlerde duramaz bir daha
umut(ümid etmek) sadece eziyetin(işkencenin) süresini arttırır
dilencileri yok etmek gerek, çünkü insan onlara verince de pişman oluyo, vermeyince de
en büyük kötülük, en büyük iyilik için gereklidir
zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar
bu dahil butun genellemeler yanlistir
''yukseldikce ucma bilmeyenlere daha kucuk gorunmemiz kacinilmazdir''
insan senin kaybettigini kaybetse bir yerlerde duramaz bir daha
umut(ümid etmek) sadece eziyetin(işkencenin) süresini arttırır
dilencileri yok etmek gerek, çünkü insan onlara verince de pişman oluyo, vermeyince de
en büyük kötülük, en büyük iyilik için gereklidir
Ynt: Friedrich Wilhelm Nietzsche
Nietzsche seni ne kadar kıskandığımı bilemezsin
dili nasıl olabiliyorda bu kadar güzel kullanıyorsun
sonra herşeyi sorgulamanı da hayranım ve en
önemlisi nasıl oluyorda dünyanın can pahasına benimsediği
kuralları olguları ideolojileri yok sayan cesareti
gösterebiliyorsun
dili nasıl olabiliyorda bu kadar güzel kullanıyorsun
sonra herşeyi sorgulamanı da hayranım ve en
önemlisi nasıl oluyorda dünyanın can pahasına benimsediği
kuralları olguları ideolojileri yok sayan cesareti
gösterebiliyorsun
Ynt: Friedrich Wilhelm Nietzsche
BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT
kitabın önsözünden(cem yayınevi/1989 basım)
Kendisine"tehlikeli belkinin filozofu" diyen nietzche nin yazıları arasında masalsı bir parça vardır,DELİ...
o deliyi duymadınız mı? Tanla kalkan,"fener yakıp pazar yerinde koşan,"Tanrıyı arıyorum!tanrıyı arıyorum!"Tanrıya inanmayan nice kimseler vardır o sıra,bir gülüşmedir kopar. biri "ne,yitirmiş mi?" der."çocuk gibi yolunu mu yitirmiş?" der bir başkası."yoksa ,saklanıyor mu bizden?yolculağa mı çıkmış?göçmüş mü yoksa?" Bu düzen üzre bağrışırlar,gülüşürler.Deli ortalarına dalar,onları bakışlarıyıla deler.
"Nerde mi Tanrı?" diye bağırır."Söyleyeyim:ÖLDÜRDÜK ONU!..Sen,ben...Hepimiz katilleriyiz onun.Peki bunu nasıl yaptık?Nasıl yutabildik denizi?Bütün çevreni silmek için süngeri kim verdi bize?yeryuvarlağını güneşden boşlamakla ne yapmış olduk?şimdi nereye gidiyor?biz nereye gidiyoruz şimdi?bütün güneşlerden uzaklaşmıyormuyuz?dalmıyor muyuz boyuna:geriye doğru,yana,ileriye doğru,bütün yönlere?aşağı diye,yukarı diye birşey kaldı mı?sonsuz bir yokluk içindeymiş gibi yoldan sapmıyor muyuz?soluğunu duymuyor muyuz boş uzayın?daha da soğumuş değil mi? Gece üstüne gece değil mi yaklaşan?sabahları fener yakmamız gerekmez mi?Tanrıyı gömen mezarcıların gürültüsünü hiç mi duymuyoruz?Tanrının çürümesinden yayılan kokuyu burnumuz almıyor mu hiç?Tanrılar dahi çürürler.Tanrı öldü! Tanrı ölü duruyor.Hem onu biz öldürdük.Şimdi biz,katiller katili,nasıl avutalım kendimizi?Acunun şimdiye dek edindikleri arasında en kutlu en güçlü olanı can verdi bıçaklarımız altında.Kim silecek bu kanı üstümüzden?su var mı arıtacak bizi?
Nice yazık silme yortuları ile,nice kutsal oyunlar bulmamız gerek bunun için?Bu işin büyüklüğü bize göre pek büyük değil mi?Buna yalnız değerli görünmek için Tanrı olmamız gerekmez mi bizim?Bundan büyük iş başarılmamıştır;her kim bizden sonra doğarsa-bu iş yordamıyla-şimdiye kadar ki bütün tarihinden daha yüksek bir tarihin parçası olacaktır.”
Deli burada susar.kendisini dinleyenlere bakar;onlar da susarlar,şaşkınlık içinde ona bakarlar.Derken feneri feneri yere çalar,fener kırılır,söner,”Çok erken geldim” der sonra. “Benim vaktim daha gelmedi: Yolda şimdi bu devce olay, yürüyor daha, daha erişmedi kulaklarına kişioğullarının.Şimşek yıldırım zaman ister işler yapıldıktan sonra bile,görülmeden işitilmeden önce en uzak yıldızlardan daha uzak onlara bu iş şimdilik,OYSA BUNU KENDİLERİ YAPTILAR”
Yine derler ki, ogün deli ,bir çok kiliseye girer,TANRIYA SONRASIZ AĞIT! Inı okur.dışarıya çıkarılıp sorguya çekildikte hep şöyle karşılık verir “Tanrı mezarlarından,türbelerinden başka nedir ki bu kiliseler?”
Nietzsche’ye göre durum budur;Tanrı insanın içinde ölmüştür,insan kendi eliyle öldürmüştür onu,Tanrının ölümüyle açılan boşluğa yuvarlanmakta;en büyük tehlikeyle,yok olmakla karşı karşıya;fakat bu en büyük tehlike,onun en büyük olanağıdır.İnsan ne yapıp yapıp bu boşluğu kendi varlığıyla kendini altederek doldurmalıdır.Ancak böyle değer kazanacaktır Tanrıyı öldürmesi…..
GERÇEKTEN DEFALARCA OKUNMASI GEREKEN BİR KİTAP...
kitabın önsözünden(cem yayınevi/1989 basım)
Kendisine"tehlikeli belkinin filozofu" diyen nietzche nin yazıları arasında masalsı bir parça vardır,DELİ...
o deliyi duymadınız mı? Tanla kalkan,"fener yakıp pazar yerinde koşan,"Tanrıyı arıyorum!tanrıyı arıyorum!"Tanrıya inanmayan nice kimseler vardır o sıra,bir gülüşmedir kopar. biri "ne,yitirmiş mi?" der."çocuk gibi yolunu mu yitirmiş?" der bir başkası."yoksa ,saklanıyor mu bizden?yolculağa mı çıkmış?göçmüş mü yoksa?" Bu düzen üzre bağrışırlar,gülüşürler.Deli ortalarına dalar,onları bakışlarıyıla deler.
"Nerde mi Tanrı?" diye bağırır."Söyleyeyim:ÖLDÜRDÜK ONU!..Sen,ben...Hepimiz katilleriyiz onun.Peki bunu nasıl yaptık?Nasıl yutabildik denizi?Bütün çevreni silmek için süngeri kim verdi bize?yeryuvarlağını güneşden boşlamakla ne yapmış olduk?şimdi nereye gidiyor?biz nereye gidiyoruz şimdi?bütün güneşlerden uzaklaşmıyormuyuz?dalmıyor muyuz boyuna:geriye doğru,yana,ileriye doğru,bütün yönlere?aşağı diye,yukarı diye birşey kaldı mı?sonsuz bir yokluk içindeymiş gibi yoldan sapmıyor muyuz?soluğunu duymuyor muyuz boş uzayın?daha da soğumuş değil mi? Gece üstüne gece değil mi yaklaşan?sabahları fener yakmamız gerekmez mi?Tanrıyı gömen mezarcıların gürültüsünü hiç mi duymuyoruz?Tanrının çürümesinden yayılan kokuyu burnumuz almıyor mu hiç?Tanrılar dahi çürürler.Tanrı öldü! Tanrı ölü duruyor.Hem onu biz öldürdük.Şimdi biz,katiller katili,nasıl avutalım kendimizi?Acunun şimdiye dek edindikleri arasında en kutlu en güçlü olanı can verdi bıçaklarımız altında.Kim silecek bu kanı üstümüzden?su var mı arıtacak bizi?
Nice yazık silme yortuları ile,nice kutsal oyunlar bulmamız gerek bunun için?Bu işin büyüklüğü bize göre pek büyük değil mi?Buna yalnız değerli görünmek için Tanrı olmamız gerekmez mi bizim?Bundan büyük iş başarılmamıştır;her kim bizden sonra doğarsa-bu iş yordamıyla-şimdiye kadar ki bütün tarihinden daha yüksek bir tarihin parçası olacaktır.”
Deli burada susar.kendisini dinleyenlere bakar;onlar da susarlar,şaşkınlık içinde ona bakarlar.Derken feneri feneri yere çalar,fener kırılır,söner,”Çok erken geldim” der sonra. “Benim vaktim daha gelmedi: Yolda şimdi bu devce olay, yürüyor daha, daha erişmedi kulaklarına kişioğullarının.Şimşek yıldırım zaman ister işler yapıldıktan sonra bile,görülmeden işitilmeden önce en uzak yıldızlardan daha uzak onlara bu iş şimdilik,OYSA BUNU KENDİLERİ YAPTILAR”
Yine derler ki, ogün deli ,bir çok kiliseye girer,TANRIYA SONRASIZ AĞIT! Inı okur.dışarıya çıkarılıp sorguya çekildikte hep şöyle karşılık verir “Tanrı mezarlarından,türbelerinden başka nedir ki bu kiliseler?”
Nietzsche’ye göre durum budur;Tanrı insanın içinde ölmüştür,insan kendi eliyle öldürmüştür onu,Tanrının ölümüyle açılan boşluğa yuvarlanmakta;en büyük tehlikeyle,yok olmakla karşı karşıya;fakat bu en büyük tehlike,onun en büyük olanağıdır.İnsan ne yapıp yapıp bu boşluğu kendi varlığıyla kendini altederek doldurmalıdır.Ancak böyle değer kazanacaktır Tanrıyı öldürmesi…..
GERÇEKTEN DEFALARCA OKUNMASI GEREKEN BİR KİTAP...
Ynt: Friedrich Wilhelm Nietzsche
"ya etrafımda görüyor olduğum herşey bir yanılsamadan ibaretse" diyerek, descartes'ten bu yana, her daim doğru bilgiyi arama uğraşında olan modernist düşünceye eleştirel bakmış, post - modernite'nin kurucusu sayılabilecek, birçok 20. yy. post - yapısalcı düşünürünü etkilemiş olan filozof.
#18
Gönderen mandragora
on
13-10-2007, 19:55
Ynt: Friedrich Wilhelm Nietzsche
hayatımı kararttı nefret ediyorum bu adamdan...
#19
Gönderen marlasinger
on
13-10-2007, 19:56
Ynt: Friedrich Wilhelm Nietzsche
hastayım bu adama bulsam öperim

| Bu konuya gelen LinkBack ile izlemeye al: http://www.ayyas.com/murekkep-hokkasi/10386-friedrich-wilhelm-nietzsche/ | ||||
| Gönderen | For | Tarz | Tarih | |
| söz « cemresin | Bu Konu | Pingback | 26-03-2007 20:28 | |
| |
Benzer Başlıklar
Nietzsche 'den İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir. Hoşlanmadığımız bir düşünceyi...
F.Nietzsche Gerçekten düşüncelerine saygı duyulması gereken bir kişiliktir.Hiçliğin derinlerinde kaybolmak...