Arkadaşlar, ülkemiz elden gidiyor. Elimizde kalan değerlerimizi de, bir bir siliyoruz. Önce vapurlar, şimdi de Haydarpaşa... Üllkemizin gelişmesini hepimiz isteriz. Fakat İstanbul'la özdeşleşmiş şeyleri yok ederek değil. Özel sektöre devlet
|
#1
|
||||
|
||||
|
Haydarpaşa Projesine HAYIR!
Arkadaşlar, ülkemiz elden gidiyor. Elimizde kalan değerlerimizi de, bir bir siliyoruz. Önce vapurlar, şimdi de Haydarpaşa...
Üllkemizin gelişmesini hepimiz isteriz. Fakat İstanbul'la özdeşleşmiş şeyleri yok ederek değil. Özel sektöre devlet arazilerini vere vere, devlete bir şey kalmadı. Ülke göz göre göre satılıyor ve buna engel olmak için hiç bir şey yapılmıyor. Yapılsa bile yeterli değil. Şimdi de gözlerini Haydarpaşa'ya diktiler. Orası duygusuzlaştırıp, tüm anıları yok ederek taştan binalar dikecekler etrafına. Bütün tarihi yapıtlar kapanacak. Artık vapura bindiğimiz bakabileceğimiz, güzel bir İstanbul olmayacak. Robotlaştırılmış insanlarla dolu, taştan bir şehir olacak ve rengini kaybedek... Buna engel olmalıyız. Göz göre göre bunlara izin veremeyiz. En azından ufak da olsa bir şeyler yapalım. eksisozluk'e girip "haydarpasa projesi" diye aratırsanız ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Eğer okuduktan sonra bana katılıyorsanız nickinizin yanına "haydarpaşa projesine hayır" yazın. Ufak da olsa bir şeyler yapalım. Saygılarımla; Blackrider. Not: Bu olayın amacı herkesin bilgilendirilmesi ve ufak da olsa bir tepki doğmasıdır. Kimsenin haberi yok olaydan. Bu mesajı olabildiğince çok kişiye yollarsanız, bilgilenen kişi sayısı artacaktır ve elbet bir şeylere yarar.
Hayat, yaşayınca güzeldir. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
HÜKÜMETE HAYDARPAŞA PROJESİ İÇİN BAŞVURU
21.06.2005 Oktay Ekinci Mimarlar Odası Genel Başkanı MİMARLAR ODASI MERKEZ YÖNETİM KURULU (MYK) BAŞBAKANLIK’TAN VE BAYINDIRLIK İSKAN BAKANI’NDAN İSTANBUL-HAYDARPAŞA/HAREM ARASINA HAZIRLANAN “Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Liman” PROJESİ HAKKINDA AÇIKLAMA VE BİLGİ TALEP ETTİ. MYK ADINA, GENEL BAŞKAN OKTAY EKİNCİ TARAFINDAN BAŞBAKANLIĞA ve BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANI’NA İLETİLEN BAŞVURUDA; HAYDARPAŞA PROJESİNİN KAMUOYUNDAN, BİLİM VE MESLEK ÇEVRELERİNDEN VE HATTA YEREL YÖNETİMLERDEN “GİZLENEREK” DEVREYE SOKULMASININ, KENTSEL VE ÇEVRESEL DEĞERLERLE BİRLİKTE “DEMOKRASİ ve HUKUK DEVLETİ” AÇISINDAN DA CİDDİ KAYGILAR YARATMAKTA OLDUĞU BELİRTİLDİ … Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu (MYK); 17 Haziran 2005 günü İstanbul’da yaptığı toplantısında, son günlerde kamuoyunda tartışılmaya başlanan “İstanbul-Haydarpaşa Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Limanı” projesinin kamuoyuna da açıklanması ve ilgili kesimlerin görüşlerinin alınması için Hükümete başvurma kararı aldı. MYK Adına Genel Başkan Oktay Ekinci tarafından Başbakanlığa ve Bayındırlık ve İskan Bakanı’na iletilen 20 Haziran 2005 tarihli başvuru şöyle: Başbakanlık Makamına ve Bayındırlık ve İskan Bakanı Sn. Faruk Nafiz Özak’a; Kamuoyunda “Hükümetin Haydarpaşa Projesi” şeklinde anılarak tartışılmakta olan ve İstanbul’da Haydarpaşa-Harem arasındaki “Haydarpaşa Gar ve Liman Sahası” denilen alanda “Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Liman” tesislerinin kurulması amacını taşıdığı belirtilen proje hakkında yeterli açıklıkta bilgiler ilgili kurumlardan edinilemediğinden, kentin gerek tarihsel silüeti, gerekse toplumsal yararlanma alanı olarak çok özel bir konum taşıyan bu bölgesindeki yeni kulanım kararlarıyla ilgili kaygılarımız oluşmuştur. KORUMA KURULU DA UYGUN BULMUYOR Projenin gerçekleşmesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen, 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği’nin, aynı yerdeki tarihi-anıtsal yapılarla olan ilişkisi nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı-İstanbul 3 Numaralı Bölge Koruma Kurulu’nun onayına sunulduğu ve Kurul’un Mayıs ayı başında konuyu görüşerek, sunulan planları “uygun görmediği” de edinilen bilgiler arasındadır. Söz konusu yeni imar planı düzenlemesinin, “Bazı Kanunlarda Yapılan Değişiklikler”le ilgili 17.09.2004 tarihinde kabul edilen 5234 sayılı yasanın “Geçici 5. Maddesi”ndeki bu alana özel yetkilendirmeye dayanarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca yapılıp onaylandığı; ve aynı yasa maddesiyle yine bu alandaki imar yetkileri iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile proje alanını üleşen Kadıköy ve Üsküdar İlçe Belediyelerinin görüşlerinin bile alınmadan Koruma Kurulu onayına sunulduğu da bilinmektedir. KENTLE BİRLİKTE DEMOKRASİ DE YARALI… Takdir edersiniz ki - yapılan işlemler bahsi geçen ve bizce hukuka uygun olmayan yeni yasayla gerçekleşse bile- bu gibi kentsel ve çevresel etkileri yüksek yatırımlara ait projelerin, kamuoyundan ve özellikle de konunun uzmanı meslek odaları ile üniversitelerden, hatta yerel yönetimlerden adeta “gizlenerek” işleme konulması, kente ve demokrasiye duyarlı tüm kesimlerde haklı kaygılar yaratmanın ötesinde, devleti yönetenlere de güvensizlik yaratmaktadır. Ayrıca hem ulusal çevre mevzuatımızdaki “çevresel etki konusunda halkın bilgilendirilmesi” kurallarına, hem de Türkiye’nin de imzası olan uluslararası sözleşmelerdeki “açıklık” ve “demokratiklik” ilkelerine uygun görülmemektedir. Haydarpaşa Projesi hakkında da hem kamuoyuna ve ilgili kesimlere, hem de yerel yönetimlere açıklama yapılmıyor olması, kaygılarımızı sadece kentsel ve çevresel açıdan değil, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerimiz açısından da derinleştirmektedir. Öte yandan bir çok kişi ve kuruluşun, konuyla ilgili mesleki görüşlerimizi almak üzere Mimarlar Odamıza başvurularına, bilgi ve belge eksikliği nedeniyle sadece duyumlarımıza dayalı olarak yanıt verilebilmektedir. Oysa Anayasa’daki tanımıyla “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşu” olan Mimarlar Odası’nın gerek yine Anayasa’da, gerekse kendi yasalarında tanımlanan görevleri arasında, özetle; “meslekle ilgili konularda kamu kurumlarına görüş vermek, işbirliği yapmak” hükmü de bulunmaktadır ve devletin tüm kurumlarının bu hükmü yaşama geçirme hususunda Anayasal yükümlülükleri vardır. TOPLUMUN “BİLGİLENME HAKKI”NI GÖZETİN Bu nedenlerle Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu’muz, 17 Haziran 2005 günü İstanbul’da yaptığı toplantısında, söz konusu proje hakkında görüşümüzü öğrenmek için Odamıza yapılan başvuruları gerçek ve belgeli bilgilere dayalı olarak yanıtlayabilmek amacıyla; ve yine aynı proje hakkında mimarların meslek kuruluşu görüşünün ilgili tüm kurumlara iletilebilecek şekilde oluşturulmasını sağlamak üzere, Başbakanlık Makamına ve Bayındırlık İskan Bakanı’na bu başvuruyu yapma kararı almıştır. Yukarda açıklanan nedenlerle ve hem “bilgilenme hakkı”yla ilgili yasalar gereğince, hem de Odamızın bu proje hakkındaki görüş ve önerilerinin Başbakanlık, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlara da iletilebilmesi açısından; Haydarpaşa-Harem arasında kurulması “imar planlama” aşamasına da gelmiş olan Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Limanı projesi hakkında Odamıza yeterli bilgi ve belgelerin sunulması ve bunlara dayalı Odamız görüşlerinin de alınması için gereğinin yapılmasını değerlendirmelerinize arz ederiz. İyi dileklerimizle, Saygılarımla, Oktay Ekinci Mimarlar Odası Genel Başkanı Basın Açıklaması Kaynak:bkz. böyle uzaktan... |
|
#3
|
||||
|
||||
|
HAYDARPAŞA'YA 'RANT FERMANI'
23.06.2005 UYGARLIKLARIN İZİNDE... OKTAY EKİNCİ Cumhuriyet 23.06.2005 İstanbul'un tarihi Asya kıyılarını 'küreselleşmenin işgali'ne açan yasa demokrasiyi de dışlıyor .. Tarih 17 Eylül 2004... Günlerden 'cuma' ve elbette ki gecenin 'karanlık' saatleri... Türkiye uykudayken şu ünlü 'gece yarısı yasaları' ndan biri daha 'uyanık' milletvekilleri tarafından onaylanıyor. Sabahlara kadar 'uyumayan' bir kentte yaşamakla övünen İstanbullular bile bu yasayla kuşaktan kuşağa 'kentli hakları' nın ellerinden alındığından habersizler... 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı' na son anda eklenmiş 'geçici 5. madde' ile İstanbul'un en özgün alanlarından birine daha 'ayrıcalıklı imar olanağı' sağlanıyor. Haydarpaşa ile Harem arasındaki kıyı alanında, yüksekliği 350 metreye varan ve 240 bin kişilik yeni nüfus yığılmasına neden olacak, '7 gökdelenli' ve rekor düzeyde rantlar elde etmeye yönelik bir 'küreselleşme projesi' için özel yasa çıkarılıyor... Böylece 'Cumhuriyet Devrimi' sayesinde 1925 yılında emperyalistlerden alınan Haydarpaşa, 80 yıl sonra aynı işgalcilerin bu kez 'küreselleşmiş' torunlarına adeta armağan ediliyor... 'Darbe yasası' gibi Yasa maddesi, ünlü Gar Binası'nın yanı sıra, Haydarpaşa Lisesi (Marmara Üniversitesi), Selimiye Kışlası ve Camisi, Salacak'taki eski kent dokusu ve Kız Kulesi ile noktalanan eşsiz tarihi peyzajla bütünleşmiş kıyı kuşağında kurulmak istenen 'Dünya Ticaret Merkezi' ni, herhangi bir 'hukuksal engele takılmadan' ve yetkili kurumlar ile duyarlı kesimlerden de 'gizleyerek' gerçekleştirmek için düzenlenmiş... Bu nedenle en faşist rejimlerdeki 'darbe yasaları' nı aratmayacak düzeyde 'demokrasiye ve bilime aykırı' denetimsiz yetkiler tanımlıyor... Belli ki bu yağma tamamlandıktan sonra 'işlevi' de kalmayacağı için 'geçici' denen 5. maddenin ilk fıkrasını birlikte okuyalım: ''Mülkiyeti Hazine'ye ait (...) Haydarpaşa Limanı olarak kullanılan taşınmazları (...) Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi (TCDD) Genel Müdürlüğü'ne bedelsiz olarak devretmeye Maliye Bakanı yetkilidir.'' Acaba neden 'Bakanlık' değil de sadece 'Bakan' yetkili kılınıyor? Çünkü, yaklaşık 1 milyon m2'lik arazinin devri, aslında TCDD'nin 'hayrına' değil, bu kurumun 'özelleştirilmesi' nden yararlanılarak 'satışı' nın yapılabilmesi amacını taşıyor. Bunun için de maliyedeki 'Cumhuriyet bürokrasisi' nin olası direnişlerine karşı doğrudan 'Bakan' ın imzasıyla satışın gerçekleşmesi hedefleniyor olmalı. Nitekim yasanın ikinci fıkrası da aynı anlayışı bu kez 'imar izinlerinde' devreye sokuyor: ''Bu taşınmaz mallarla ilgili olarak imar mevzuatındaki kısıtlamalar ile plan ve parselasyon işlemlerindeki askı, ilan ve itirazlara dair sürelere ilişkin hükümlere tabi olmaksızın, her ölçekteki imar planını yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye, resen onaylamaya ve her türlü ruhsatı vermeye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkilidir.'' Bu hükümle de kent ve toplum çıkarlarını gözeten 'imar kısıtlamaları' ile hukuk devletinin temel ilkesi olan 'itiraz hakları' na ait yasal kuralların tümü geçersiz kılınıyor. Burada yapılmak istenilen yatırımın sadece 'Ankara kararı' yla gerçekleşmesi her yönden güvenceye alınıyor... Aynı maddenin sonunda ise; ''Plan hazırlama, onaylama, uygulama ve ruhsat işlemlerinin Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca yerine getirilmesi'' ni hükme bağlayıp, yerel yönetimleri bile işlevsiz kılarak adeta 'padişahlık fermanı' na dönüştürülen yasada, kentin bütüncül planlamasından sorumlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin düştüğü 'durum' ise şöyle: ''Kesinleşen planlar ilgili belediyelere tebliğ edilir. Bu planların uygulanması zorunludur.'' 'Devletten kaçırıyorlar' Böylesi bir yasa 21 Eylül 2004 günü Resmi Gazete'de yayımlandığından bu yana, ne Başbakanlık'tan, ne de Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'ndan şu merakımızı giderecek bir açıklama var: ''Halkın, meslek kuruluşlarının ve bilim kurumlarının olası yasal itirazlarını baştan engelleyen bu demokrasi yoksunu düzenlemede, tüm ilgili kurumlarla birlikte belediyeye de tam bir güvensizlik üzerine dayalı hükümler, acaba hangi kaygılardan ve beklentilerden kaynaklanmaktadır?..'' Sorunun yanıtı, aslında 'projenin' amacında, biçiminde ve her yerinde... Bu çağdışı 'ferman' larını TBMM'den 'Cumhuriyet Yasası' şeklinde geçirmeyi başaranlar, sadece İstanbulluların değil, tüm ulusun anılarında yer eden ve tüm vatandaşların 'hak' ları bulunan bir tarih ve kıyı kuşağını 'hukuk devleti' yasaları ile kolay kolay küresel sermayeye teslim edemeyeceklerini 'biliyor' olmalılar. Böylesine acımasız ve 'ayrıcalıklı' bir yatırımın öncelikle bu 'yer seçimi' ne de ülkenin diğer yasalarının engel oluşturacağını ve diğer ilgili kurumların İstanbul'a karşı kendileri kadar 'pervasız' davranamayacaklarını da 'hesaplamış' olmalılar. Yani, devleti yönetenler 'devlet' den çekiniyorlar. Sömürgeci projelerini 'devletin kurumları' ndan kaçırıyorlar... Koruma Kurulu'ndan 'ret' Ne var ki 'insanlığın ortak değerleri' ni gözeten uluslararası sözleşmelere de dayanarak 'kültürel mirasın korunması' nda yetkili olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Haydarpaşa'ya göz koyanların yasasında da yetkisiz kılınamadığı için, projeye ilk 'hayır' diyen 'Cumhuriyet organı' oldu... İstanbul 3 Numaralı Koruma Kurulu, proje müellifliğini mimar Şefik Birkiye 'nin üstlendiği öğrenilen ve tarihsel yapıları gökdelenlerle perdelemeye aday Dünya Ticaret Merkezi için Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca onaylanan imar planlarını 'uygun görmedi' ... Çünkü İstanbul'un Asya yakasındaki bu kıyı kuşağı, Avrupa yakasındaki Tarihi Yarımada ile hem karşı karşıyadır, hem de ortak kimlik değerlerine sahiptir... Arada sadece denizin bulunduğu 'iki kıtadaki İstanbul silüeti' ni tamamlayan kültürel peyzajıyla, bu kentin 'Doğu ve Batı uygarlıklarını buluşturduğu' nun da kanıtıdır. Buraya 'dayatılan' ve örneğin Uzak Asya'daki 'sömürge metropoller' ini tutsak alan 'finans ve rant mimarisi' yle tasarlanmış projenin gerçekleşmesi durumunda ise İstanbul artık Avrupa ile Asya kültürlerinin tanışıp birlikte uygarlık yarattıkları kent olmayacak. Ayasofya'nın, Topkapı Sarayı'nın ve Sultanahmet Camisi'nin karşısında yükselecek bir 'New York silüeti' , kentin 'kader' ini belirleyen şu 'muhafazakâr demokrat' ların (!) da gerçek yüzlerini kuşaktan kuşağa taşımış olacak. Umarız, ne bu katliam gerçekleşir, ne de muhafazakârlarımız 'adlarıyla çelişen' bu saygısızlıkla tarihe geçerler... Kaynak:bkz. böyle uzaktan... |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Mecbur kaldığı için çok değerli antikalarını elinden çıkarmak zorunda kalan yahudi gibi bu istanbul...
böyle uzaktan... |
|
#5
|
||||
|
||||
|
canım vatanıma vicdansizca kıyan,
toprağını yabancılara parselleten, toprağını kazma hakkını bile başkasına verenler... elimden gelse....... -aklımdan geçenleri yazmak istemiyorum- anlayana... *wolrath the kapitan* |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Birde şu boyutla bakalım olaya. Haydarpaşa garı haricinde bölge felaket bölgesi statusunde. Her taraf çok çirkin gecekondulaşmadan beter çirkinlikte görüntüler var. Düzgün bir proje ise sonuna kadar desteklenmeli bence. Ama desteklemeden veya köstek olmaya çalışmadan önce çok detaylı inceleme yapılmalı.
Kadıköy ve civarı feci bir statude ve düzelmesi için adam akıllı projeler lazım. Bu benim gördüğüm en güzel projelerden birisi bunun yanısıra Salı Pazarı da bir an önce çözüme kavuşturulmalı. People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Bence proje çok güzel gözüküyor . Tarihi yapıların yanında modern yapıların durması tam 21. yüzyıla yakışır bir sentez. Üstelik haydarpaşa olduğu yerde duruyor . Bence bu projeye tepki koyanlar deniz manzarası kapanacak diye üzülen ev sahiplerinden başkası değil.
Oh , Yeah ? |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Bence de güzel durmuş. Hem öyle ülkemiz elden gidiyor falan diyip gaz yapmanın alemi ne ? Ülkenin elden gitmesi demek ormanların yanması, doğal kaynakların boşa tüketilmesi gibi şeyler olabilir ama "olmazsa olmaz" restorasyon çalışmaları ve çevre düzenlemeleri ile ülke neden elden gitsin ki ?
|
|
#9
|
||||
|
||||
|
böyle bir proje doğal yapıyı tamamen değiştirecektir. Anadolu yakasının belli alt yapısı olmaya bilir. yalnız Avrupa kıtası gibi göktelenlerin Kadıköy ve Üsküdar sahil kıyısında yükselmesi bana güzel bir proje izlenimi vermiyor. Özellikle rahatsız edici konu ise her kezden saklamaya çalışmaları.
[I]asıl zavallılar deneyipte başaramayanlar değil denemekten korkanlardır[/I] |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Kimseden saklanmadı ki. Biraz araştırırsanız 2003 yılından beri tüm gazete ve internet sitelerinde konuyla ilgili yorumlar ve tartışmalar yapılmış zaten
|
|
#11
|
||||
|
||||
|
eh o zaman temiz iş yapmışlar
[I]asıl zavallılar deneyipte başaramayanlar değil denemekten korkanlardır[/I] |
|
#12
|
||||
|
||||
|
aklıma şöyle bir soru geldi. neden illa buraya yapıyorlar. boğaz uzun bir mezra.
böyle uzaktan... |
|
#13
|
||||
|
||||
|
Alıntı: yedi aklıma şöyle bir soru geldi. neden illa buraya yapıyorlar. boğaz uzun bir mezra. People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#14
|
||||
|
||||
|
Adamlar 100 metre ileriye hayvan gibi cami yaptılar ama diğer yerleri bok götürüyo
|
|
#15
|
||||
|
||||
|
asıl neden 2004 senesinde üsküdarın tam göbeyinden atılan, deniz altından ulaşımı sağlayacak olan 3. köprünün varlığı olmasın
[I]asıl zavallılar deneyipte başaramayanlar değil denemekten korkanlardır[/I] |
|
#16
|
||
|
|