Emre AkÖz'Ün Sabah'takİ Yazisi:

Hani sizin muhabirleriniz? Bugün Türkiye'de internet üzerinden yayın yapan haber sitelerine baktığımızda ne görüyoruz? Yani o sitelerde yer alan haberlerin niteliği nedir? Hemen söyleyelim: Büyük çoğunluğu zaten gazetelerde, TV'lerde, ajanslarda

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Güncel Olaylar  »  Emre AkÖz'Ün Sabah'takİ Yazisi:

Cevap Yaz
 
LinkBack Konu Araçları Topiği Değerlendir Görünüş Şekli
  #1  
Eski 13-01-2005, 15:49
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 243
Emre AkÖz'Ün Sabah'takİ Yazisi:

Hani sizin muhabirleriniz?

Bugün Türkiye'de internet üzerinden yayın yapan haber sitelerine baktığımızda ne görüyoruz? Yani o sitelerde yer alan haberlerin niteliği nedir? Hemen söyleyelim: Büyük çoğunluğu zaten gazetelerde, TV'lerde, ajanslarda yer alan haberlerdir. Yani 'derleme'dir. Nadiren 'özel haber' verirler. Niye? Çünkü mali yapıları özel haber yapacak elemanları istihdam etmeye yetmez.

Bu siteler herkese açıktır. Yani oralarda yer alan haberler parayla okunmaz. Dolayısıyla sitenin belki de tek kazancı reklamlardır. Ancak internet reklamcılığı Türkiye'de henüz yeterli seviyede değildir. Bu yüzden sitelerde ' muhabirler' çalışmaz.

Okumak için gazeteyi al!

Bu noktada hemen taze bir örnek vereyim. Milliyet'ten Mehmet Gündem, ABD'de yaşayan Fethullah Gülen ile röportaj yaptı. Bildiğiniz gibi Gülen'in neler yaptığını ve düşündüğünü merak eden birçok insan var. Milliyet bu röportajı internet sitesine koymadı. Yani: "Madem okumak istiyorsunuz, buyurun gazetemizi satın alın" dedi.

Ve bunun üzerine ne oldu biliyor musunuz? Gülen röportajının önemini bilen bazı haber siteleri, "Milliyet bu röportajı niye sitesine koymuyor" diye yakındı. Niye? Çünkü öyle bir durumda tek yapacakları, Milliyet'in ve Mehmet Gündem'in emek, zaman ve elbette para harcayarak ortaya çıkardığı haberi şıp siye kendi sitelerine aktarmak olacaktı.

Haber üretemiyorlar

Hadi bunu yapamadılar. Sadece 25-30 kuruş vererek gazeteyi satın alıp, röportajı bilgisayarda dizmediler dahi. Çünkü zahmetli işti! Çünkü bunu yapacak elemanları (mesela stajyerleri) yoktu.

İddiam şu: Ben "internet medyası yok" demiyorum. "İnternet siteleri haber vermiyor" da demiyorum. Ya ne diyorum? Şöyle: "Bu siteler habercilik yapmıyor." 'Haber' siteleri başkaları tarafından üretilmiş haberleri tekrar yayınlıyor. Dolayısıyla Türkiye'de henüz bir 'internet haberciliği' yok! "Henüz yok" çünkü reklam pastasından 'muhabirler' istihdam edecek kadar yararlanamıyorlar.
Bugün haber siteleri büyük rağbet görüyor. Çünkü internete bağlanan bilgisayarların çoğu şirketlerde. Sabah işine giden bir kişi beğendiği haber sitesini açıyor. Gazetelerden, TV'den derlenmiş haberleri okuyor.

Tüketicinin işine geliyor

Onun açısından internetin birkaç avantajı var:

1) ' Hiçbir' gazeteye para vermeden ' tüm' gazetelere göz atmış oluyor.

2) Haberi TV'den izlemeye ya da gazeteden okumaya kalkışsa müdüründen, şefinden "Oğlum işine baksana" diye fırça yiyecek. Halbuki bilgisayarın başında bir yandan çalışırmış gibi görünerek, haberleri okuyabiliyor.
Bazı internet siteleri bu durumu fark ettikleri için, ekranın kenarına, üstünde "Patron geliyor " diye yazan bir "alarm" tuşu koyuyor. Patronun geldiğini gören eleman hemen bunu tıklayarak 'işinin başına' dönüyor! Şimdi geleceğe ilişkin bir tahminde bulunmak istiyorum. İnternetteki haber siteleri reklam gelirlerini artırdığında muhabir istihdam edecek mi?

Bence hayır. Tabii ki yanılabilirim ama bence şöyle bir düzen kurulacak: Toplumun büyük çoğunluğu internete bağlandığında... "Fahri muhabirler", daha doğrusu "parça başı çalışan muhabirler" olacak. Diyelim ki önemli bir şirketin deposunda yangın çıktı. Zaten o şirkette çalışan fahri muhabir, hemen cep telefonuyla yangının fotoğrafını çekecek, birkaç kişiyle konuşup yangınla ilgili bir metin yazacak ve bunu bağlantısı olduğu haber sitesine gönderecek. Bu kişilere "parça başı" ücret ödenecek.

Başka bir düzen kurulacak

Şu anda bu mekanizma küçük çaplı olarak mevcut. İnternetteki haber sitelerinde çalışan arkadaşlarımızın çoğu gazete kökenli. Dolayısıyla medyada çok sayıda tanıdıkları var. Bir gazetede, bir TV'de olay olduğunda... Diyelim ki bir yönetici istifa ettiğinde... Bunu hemen habere dönüştürüp siteye koyabiliyorlar. Böylece arada sırada da olsa 'özel haber' yapmış oluyorlar. Ancak kapasiteleri sınırlı. Mesela adliyede, üniversitede ya da ne bileyim belediyede benzeri bağlantılara sahip değiller. Dolayısıyla istisnalar hariç oralardan 'özel haber' pek gelmiyor.

Severim ama eleştiririm de!

Bu ağlar geliştiğinde, sıklaştığında ortaya gerçek anlamda bir "internet haberciliği" çıkacaktır.

Özetle yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı bugün Türkiye'deki internet siteleri, haber veriyor ama haber üretemiyor. Tabii şunu da belirteyim: Haberleri 'ikinci el' dahi olsa... Hem çok sayıda kaynaktan yararlandıkları için... Hem de siteleri hazırlayanların çoğu; zeki, dinamik, yaratıcı insanlar olduğu için gayet çekici siteler hazırlıyorlar. Ben de onlardan yararlanıyorum.

Olay budur; okuduğunu anlamayanlara duyurulur.

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
emre, yazisi

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
Daum: Emre’yi istiyordum Lizard King Türk Ve Dünya Sporu 4 08-12-2005 14:49