Bir ABD'li asker bir taksiciyi öldürdü. ABD'li komutan taksiciyi öldüren askeri Japonlar'a teslim etti sonra da ABD'li komutanlar Japonlar'ın önüne geçip törenle başlarını önlerine eğdiler. Ve işte böyle özür mektubu
|
#1
|
||||
|
||||
|
Ezik Dış Politikamız
Bir ABD'li asker bir taksiciyi öldürdü. ABD'li komutan taksiciyi öldüren askeri Japonlar'a teslim etti sonra da ABD'li komutanlar Japonlar'ın önüne geçip törenle başlarını önlerine eğdiler. Ve işte böyle özür mektubu verdiler.
Bu fotoğraflar dünya basın ajansları tarafından duyurulunca Türkiye'de akla şunu getirdi: - ABD gemisi füze atıp Muavenet gemimizdeki 5 denizciyi şehit etmişti. Ancak ne özür dilendi ne tazminat verildi. - Türk askerinin başına Kuzey Irak'ta çuval geçirildi. Ne bir özür mektubu verildi. Ne de böyle bir tören düzenlendi. - Amerikan jetleri Türk hava sahasını ihlal etti, özür bile dilenmedi. Japonya'nın başkenti Tokyo’nun güneyindeki Yokosuka’da 19 Mart’ta bir taksi şoförünü bıçaklayarak öldüren donanma üssünde görevli ABD askeri Olatunbosun Ugbogu, Japonya’yı ayağa kaldırdı. Daha önce de ülkedeki ABD askerlerinin işlediği suçlar nedeniyle sıkıntı çeken Japonya, ABD’den açıklama istedi. Basın da olayın üzerine gidince, ABD ordusu dün Ugbogu’yu Japonlar’a teslim etti. ABD'li komutan boyun eğdi ABD ayrıca bir açıklama yayınlayarak tüm Japon halkından ve öldürülen taksicinin ailesinden özür diledi. Ancak bu da yetmedi üssün bulunduğu Yokosuka kenti de özür istedi. Bunun üzerine ABD Büyükelçisi Thomas Schieffer ve Japonya’daki ABD Donanması Komutanı Amiral James Kelley, Belediye Başkanı Ryoichi Kabaya’nın makamına giderek tüm basının önünde başlarını öne eğip özür diledi. Bize politik sorun denildi Ancak aradan geçen 16 yıla rağmen 5 şehit ve 22 gazi verdiğimiz ’Muavenet Zırhlısı’ için tek bir özür gelmedi. 2 Ekim 1992’de planlamasında ‘gerçek atış’ bulunmayan Display Determination Tatbikatı’nda tam gece yarısı ABD Uçak Gemisi Saratoga’nın attığı 2 Sea Sparrow füzesi firkateynimize isabet etti. Birer saniye arayla atılan 2 füzenin biri komutanın olduğu kaptan köşkünü, diğeri de savaş harekat merkezini vurdu. Olaydan sonra şehit ve gazi yakınları ABD’ye tazminat davası açtı. Ancak dava sonucunda olayın “İki deniz kuvvetleri arasında mı yoksa iki hükümet arasında mı olduğunun” belli olmaması nedeniyle ’Political Question’ yani politik mesele olarak ele alınması kararlaştırıldı ve herhangi bir tazminat da ödenmedi. Delilleri karartacaklardı Olayın ardından ABD’li bir ekip vurulan Muavenet firkateynine gelip füze parçalarını almak istemiş ancak gemide görevli Astsubay Recep Kayacı “Delilleri yok edecekler” kaygısıyla buna izin vermemişti. Kaynak : hurriyet.com Bence bunlardan en hazini TCG Muavenet'in vurulması, işte buna tepki gösterememiz çok üzücü, üstelik Japonların yaptıklarına kıyaslanırsa. TCG Muavenet ile ilgili bir yazıda aşağıda var. Muavenet gemisi neden vuruldu Muavenet Muhribi, ABD tarafından Türkiye'ye 1972 yılında verilmişti. 1942 yılında inşa edilen gemi otuz yıl boyunca ABD donanmasında görev yaptıktan sonra Türkiye'ye verildi. Ege Denizi'nde meydana gelen olayda Saratoga uçak gemisi Muavenet muhribimizi vurdu. Türk Deniz Kuvvetleri'ne ait "TCG Muavenet" Muhribi, katıldığı Nato tatbikatının ara safhası bittikten sonra, intikal seyri esnasında iki güdümlü mermi ile kasten vurulmuştu. Vuran gemi ABD'ye ait daha önceden sabıkalı "Saratoga" uçak gemisi idi. Gemiden atılan iki adet "Sea Sparrow" füzesi geminin köprü üstüne isabet ederek havaya uçurmuş, geminin beyni konumundaki köşk onarılamayacak derecede hasara uğramıştı. İşin daha vahim olanı bu sırada görev yapmakta olan başta gemi komutanı olmak üzere beş Türk denizcisinin hayatını kaybetmiş olmasıydı. Yakından tanıyanların anlattıklarına göre geleceği oldukça parlak bir subay olan komutan Dz. Kur. Yb. Kudret Güngör, vardiya subayı Dz. Tğm. Alpertunga Akan, Tls. Astsb. Çvş. Serkan Aktepe, telefoncu ikmal çavuş Mustafa Kılınç ve topçu er Recep Akan bu korkunç olay sırasında şehit olmuşlardı. Ülke yitirdiği evlatlarının acısını yüreğinde hissederken, bu inanılmaz olayın şokunu yaşıyordu. O günleri hatırladığında duyduğu derin öfkeyi unutamadığını söyleyen emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş; "Olaya sebep olanı bulsaydım, o an herhalde boğar, öldürürdüm" diyerek, silah arkadaşlarının hislerine tercüman oluyordu. Olay gerçekten de kuşkulanılma yacak gibi değildi. Dörtlü şifre ve kilit sistemiyle çalışan bir güdümlümerminin, hedefi "track"layarak ateşlenmesi her türlü şüpheyi akla getirecek özellikteydi. Muavenet Muhribi vurulmadan önce, ABD ısrarla Türkiye'ye, Knox sınıfı fırkateynleri vermeye çalışıyor. ABD'nin bu baskısına direnen kuvvet komutanları, Deniz Kuvvetleri'nin modernizasyonunun ancak yeni gemiler yaptırılarak sağlanabileceğini savunuyorlar. Bu çerçevede Türki ye' nin konu ile ilgili açtığı ihalelerin önemli bir bölümünü Alman firmaları kazanıyor. Türkiye, Almanya ile birçok ortak projeye imza atıyor. Ay sınıfı denizaltılar, Doğan sınıfı hü cumbotlar ve Harp Filo'nun en önemli vurucu gücünü oluşturan Meko sınıfı fırkateynler, Türkiye'nin, Almanya ile müşterek gerçekleştirdiği projeler. Olay maddi açıdan düşü nüldüğünde bile ABD'ye çok pahalıya patlıyor. Genelkurmay BaşkanıDoğan Güreş de ABD'den uzun süredir gemi almadığımızı teyit ediyor. Fakat asıl eksiklik ve zaaf istihbarat açısından oluşuyor. Türkiye'nin elindeki ABD yapımı harp gemilerinin ömürlerini doldurup hurdaya ayrılacak olması ve yerlerine AlmanyaTürkiye ortak yapımı savaş gemilerinin konulacak olması, ABD'yi tüm bu avantajlardan mahrum bırakıyor. Hücumbot, Denizaltı ve Harp filoları gibi Türk donanmasının belkemiğini ve vurucu gücünü oluşturan filolarda ABD'ye bağımlılık ortadan kalkıyor. Deniz Kuvvetleri'nde ağırlığı azalan ABD, Türkiye ile Yunanistan arasında korumaya ve kurmaya çalıştığı dengenin de bu gelişmelerden etkilendiğini görüyor. Yaptırım gücü gittikçe azalan ABD, Ege Denizi'nde opsiyonların Almanya'nın eline geçebileceği endişesini taşıyor. Vurulan muhribin mayın dökme' kabiliyetine haiz olduğunu söyleyen eski Mayın Filo Komutanı Tümamiral Gökmen Keçeci, geminin bu özelliğiyle Yunanistan'ın korkulu rüyası olduğunu söylüyor. 33 mil maksimum hıza ulaşabilen gemi, bu hızda mayın dökebiliyor. Muavenet'in vurulmasından sonra gündeme gelen tazminat meselesi ABD'ye niyetini gerçekleştirmesi için fırsat veriyor. Hurdaya ayırma çalışmaları yaptığı "Knox" sınıfı gemilerden bir tanesini vurulan gemiye karşılık olmak üzere teklif eden ABD, Türkiye'ye 8 tane fırkateyn veriyor. Bu sayede "Harp Filo"da ağırlık tekrar ABD yapımı gemilere geçiyor. Gemileri teslim alıp, Türkiye'ye getirmek üzere sayıları yüzlerle ifade edilen subay ve astsubay ABD'ye gidiyor. Bu olay, ABD bahriye tarihinin yüz karasıdır.. O günlerde tüm basında aynı haber geçti ''ABD, Muavenet'i tazmin etti, bize bir gemi verdi.'' Işte, Oramiral Erkaya'nın, bir sorum üzerine yanıtı: ''Hayır, tazmin etmedi, ABD Muavenet karşılığında bize gemi vermedi.'' Muavenet'in vurulmasından üç hafta sonra Uğur Mumcu katledilmiş, bundan yaklaşık dört ay sonra da Eşref Bitlis şehit edilmiştir. Baktığınızda bu olaylar arasında ve o dönemin "Çekiç Güç" meselesiyle net bir ilgi kurmak olasıdır keza, Mumcu bilindiği gibi ABD emperyalizmine, bu bağlamda Çekiç Güç'e karşıydı (Evren Değer, "Uğur Mumcu Dosyası"nda, Mumcu'nun, 13 Ocak1993'te, Harp Akademilerinde verdiği konferansın bitiminde 500 kurmay subay tarafından ayakta alkışlandığını (Cumhuriyet, 24 Ocak 1994.) vurgulamıştır). Eşref Paşa'nın da ABD'nin Kürt Federe Devleti kurma girişimleri üzerinde büyük bir engel olarak kahramanca verdiği vatansever mücadeleyi biliyoruz. Kaynak HAARP diye bir olayda var biliyor musunuz bilmem, 1999 daki depremlere sebep olduğu söylenir. Herkes ülkemiz hakkında birşeyler yapıyor, farklı farklı planları var ama biz buna karşı ne yapıyoruz? Örneğin Olli Rehn denen AB kodamanının yargının işine karışması gibi, Cumhuriyetin ilk yıllarında benzer bir olayda (bir yabancının yargılanmasıyla ilgili) yorum yapan yabancılara dönemin Cumhurbaşkanı Atatürk "karar Türk hakimlerinindir" diye cevap vermiş, ve korumuştur. Bunu belirtende Yargıtay Savcısı. Böyle yeteneksiz dış politikaya üzülmemek elde değil.
Frankly my dear, I don't give a damn. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Re: Ezik Dış Politikamız
Bunlara işte bir Pearl Harbour daha yaşatmak lazım ki, eğilmeyi öğrensinler
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Re: Ezik Dış Politikamız
Pekçok şeyin üstünü örtüyoruz Between the time when the oceans drank Atlantis, and the rise of the sons of Aryas, there was an age undreamed of. And unto this, Conan, destined to wear the jeweled crown of Aquilonia upon a troubled brow. It is I, his chronicler, who alone can tell thee of his saga. |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Re: Ezik Dış Politikamız
Japonya ile Türkiye bir değil ki
|
![]() |
| Etiketler |
| ezik |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| ezik düşler | thorn | Echoes | 6 | 13-06-2006 03:53 |
| pazarcı osman'ın ezik oğlu hüsam | deren | Road Trip | 8 | 07-04-2004 22:22 |