gel de sinirlenme

Doç.Dr. Neva Çiftçioğlu, "Avrupa'nın Japonyası" sayılan Finlandiya'da doçentlik unvanını alan ilk yabancı oldu. Kireçlenmelerin müsebbibi bir mikrobu buldu: Nanobakteri! Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller aldı. Aynı mikrobu

  #1  
Eski 01-05-2004, 12:35
princess of the darkness nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: ist
gel de sinirlenme

Doç.Dr. Neva Çiftçioğlu, "Avrupa'nın Japonyası" sayılan Finlandiya'da doçentlik unvanını alan ilk yabancı oldu. Kireçlenmelerin müsebbibi bir mikrobu buldu: Nanobakteri! Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller aldı. Aynı mikrobu Mars'ta keşfeden Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) onu birlikte çalışmaya çağırınca 2.5 yıldır ABD'nin kalbine girmeyi başaran tek Türk kadını oldu.

Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerindeki önemli bir buluşu açıklanacak. Ama Türkiye onu tanımıyor. Şu ana kadar Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile yok. Yıllar önce tezini çöpe atan Türk üniversiteleri hala birlikte çalışma teklifini kabul etmiyor. Bilim dünyasında ona "Türklüğünden vazgeç, daha çok parla" diye akıl verenlere ise inatla "Asla" demeye devam ediyor.

* Siz neyi keşfettiniz?

Finlandiya'ya gittiğim sıralarda söz konusu bakteri problemini bulmuşlardı ama ne olduğunu bilmiyorlardı. Ben onların bulduklarının aslında ne olduğunu bulup, onlara bunu göstermenin yolunu buldum. Meğerse bütün vücuttaki tıkanıklıklar, kireçlenmeler bir mikrop yüzünden oluyormuş; ben buna "nanobakteri" nin neden olduğunu ortaya çıkardım.

* Türk olduğunuz için hiç tepki aldınız mı?

Türk olmam kadın olmamdan da büyük sorun oldu. Zaten benim Türk olduğum hiç anılmadı Finlandiya'da. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış olmama rağmen beni hep bir Finli gibi tanıttılar dünyaya. Mesela NASAya giderken Finlandiya'daki bir gazete "NASA'ya giden ilk Finli" diye başlık attı. 1996'da bütün başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrıldım; törende Türk bayrağının altına gittiğimde beni oradan alıp, Finlandiya bayrağının altına aldılar. Ve o kadar ağrıma gitti ki bu...

* NASA sizi nasıl keşfetti?

Finlandiya Hükümeti, buluşumu bilim dünyasına açıklamakla görevlendirip 1996'da beni ABD'ye gönderdi. New York'taki Cold Spring Harbor Labratories'e gittim. Burası dünyanın dört büyük laboratuvarından biridir ve böylece NASA'nın da buluşumdan haberi olmuş oldu. Meğerse onlar da o tarihlerde aynı bakteriyle Mars'ta karşılaşmışlar?

* İnsanlarda kireçlenmeye neden olan mikrobun aynısı Mars'ta da mı var yani?

Mars'tan düşen bir taşta karşılaştıkları bakteriyle benim bulduğum bakterinin şekilleri, boyutları aynı çıktı. Bunun üzerine birlikte bir enstitü kurduk: Astrobiology Institute. Çalışmaların sonunda NASA baktı ki uzaktan doğru olmuyor, beni kendi içine çağrıldı.

* NASA'ya 11 Eylül saldırısından bir ay sonra girmişsiniz. Sizi hemen aralarına kabul ettiler mi?

Zaten o kadar çok araştırma, hatta sizin haberiniz bile olmadan o kadar çok kişilik testi yapıyorlar ki aralarına girdiğinizde artık sizi kabul etmiş oluyorlar. Mesela nasıl bir Müslüman olduğumu tam olarak anlayamamakla birlikte son derece saygılılar. Diyelim ki bir yemeğe gittiğimizde benim önüme hiç uyarmama bile gerek kalmadan domuz eti konmamış farklı bir mönü gelir. Soran olursa da "Neva tavuk seviyor" diye geçiştirirler.

* Aldığınız nefesi bile izliyorlar mıdır sizce?

Evde dahi izlendiğimi biliyorum. Hatta kimilerine göre uydu aracılığıyla şu anda nerede olduğumdan bile haberleri var. Çıktığı gün bu röportajdan da haberleri olur, konuştuklarımız incelemeye alınır.

* Türk kimliğiniz Müslüman olmanızdan daha büyük sorun galiba?..

Bakın ben aynı zamanda bulduğum bakteriyle ilgili olarak ABD'de büyük bir firmanın da sahiplerinden biriyim. Firmanın CEO'su olan kişi bana daha iki hafta önce "Senin Türk olmandan yoruldum" dedi ve bana ABD vatandaşlığına geçmemi önerdi. Zaten bunu herkes söylüyor. Çünkü bir Türk olarak vize almanız çok zor; NASA çalışsanız bile zor.

* Vazgeçmeyi düşündünüz mü?

Türklüğümden mi? Asla! Ben milliyetçi olduğumu bilmezdim ama dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor.

* Peki Türkiye sizi, sizin Türkiye'yi sevdiğiniz kadar seviyor mu?
Zaten yurtdışında asıl hayret ettikleri de bu: "Sana hiç kimse sahip çıkmıyor. Sen neden Türk olmak da ısrar ediyorsun?" diye soruyorlar.

NASA'ya mı girdi? Aferin demek Sabancı'da başladı!

Anne ve babamın çevresi benim ne iş yaptığımı bir türlü anlayamıyor. Kalp üzerinde mi çalışıyorum, böbrek mi yoksa Mars mı? Mesela babama bir tanıdığı ne yaptığımı sorup, "NASA'da" yanıtını alınca "Ya aferin, demek Sabancı'da başladı!" demiş.

Pes dedirten olaylar

Doçentliğimi Ankara değil Finlandiya verdi

Ankara Tıp Fakültesi'nde asistanım, doktoramı bitirmek üzereyim. Astım hastalığı üzerine bir tez hazırlayıp hocalarıma sundum. O zaman bölüm başkanı olan bir hocamız hastaların yanındayken tezimi aldı, yüzüme baktı ve sonra "Bu tez çöpe atılır" deyip herkesin gözü önünde kapağını bile kaldırmadığı tezimi çöpe attı. O çöpe atılan tezim birkaç yıl sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlandı. Ankara bana doçentliğimi vermedi. Sırf bu yüzden Finlandiya'da doçentlik unvanım alan ilk yabancı oldum.

Proje önerdim 'iş mi arıyorsun' dediler

Finlandiya'da bakteri çalışmalarını yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümü'ne başvurarak "Gelin bunu birlikte yapalım. Patenti Türkiye'ye ait olsun" dedim. Bana gelen yazılı yanıtı hala saklıyorum: "Siz galiba iş arıyorsunuz" deyip, önerimi kabul etmediler. Hacettepe Tıp'a da aynı öneride bulundum. Orası da "Bu bizi aşar" yanıtını verdi. Oysa Finlandiya'da yaptığım her şeyi Türkiye'de de yapabilirdim ama neden bilmiyorum kabul etmek istemediler.

9 ay sadece dışkı tahlili yaptırdılar

Vatan hasreti artık dayanılmaz boyutlara ulaştığı için bir dönem Türkiye'ye dönüp Başkent Üniversitesi'nde çalışmaya başladım. Ancak Finlandiya'daki bütün çalışmalarımı bırakıp benden mikrobiyoloji kliniğinde dışkı tahlili yapmamı istediler. Bu işi 9 ay boyunca yaptım. Sonunda Finlandiya'daki profesörüm "Orada ziyan oluyorsun" diye isyan etti ve Türkiye'ye beni almaya geldi. Başkent Üniversitesi'ne bu gelişimde 3. kez aynı teklifi götürdüm. Prof. Dr. Mehmet Haberal'a sunduğum teklif şöyle: "Şirkete ortak olun, size burada bir enstitü kurayım. ABD'deki teknolojiyi Türkiye'ye aktaralım. Şu anda prostat kanserlerinin teşhisinde kullanılan bir sistem var. Bu sistem size ABD'de birlikte çalıştığım şirketten geliyor. Yaratan benim Hocam... ABD'den gelmesin bize, bizden ABD'ye gitsin bu sistem. Gelin bunun patentini bir Türk üniversitesi alsın. 5 sene sonra bütün dünyaya gelecek bu sistem için Türkiye milyonlarca dolar ödeyecek; onlar bize ödesin." Ama Haberal üçüncü kez "Biz ortak olmayız, kendimiz yaparız" diyerek önerimi kabul etmedi.

Hiçbir Türk yetkiliden tebrik almadım

Bana yurtdışında "Everest'in tepesine bayrak diken kadın" gözüyle bakıyorlar ama bugüne kadar yaptığım hiçbir buluş, hiçbir çalışma için hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım; hiçbir Türk yetkilisi tarafından aranmadım. Sadece bir kişi: Nasıl duydu bilmiyorum İskandinav Tıp Ödülü'nü kazandığım zaman Ziraat Bankası'nın eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi; hala saklarım. Elimde sadece o kart var o kadar.

Devrim SEVİMAY / VATAN

3 gün oldu hala okuyorum okudukçada sinirlerim daha da bozuluyo pes doğrusu yani tamam rüşvet sıkandallar alıştıkda bu kadarıda yeter kardeşim kendi evladına sahip çık artık biraz.

it is the need to escape from a harsh reality.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 01-05-2004, 12:36
princess of the darkness nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: ist
aşmış insanları kabul edemeyen bir toplumuz anca dünya kupasında aldığımız üçüncülük, yok sürreya ayhan bilmem kaçıncı olmuş, yok uefa kupasını almışız bunları bilir bizim toplum bununla gider. birçok sanatçımız, doktorlarımız yurtdışında daha çok tanıyorlar. microsoft da bilemem kaç tane türk çalışıyormuş ki hiçbir milletten bu kadar sayıda yokmuş.... daha neler neler......değerlerimizi bilmiyoruz, sahip çıkmıyoruz nasıl bir ülkeyiz biz ya bu haberde geçecek, unutulacak ama biz gene ders almayacağız hatta hala çoğumuzun haberi bile olmayacak bundan...

it is the need to escape from a harsh reality.


Son düzenleyen princess of the darkness : 01-05-2004 - 12:42
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Eski 01-05-2004, 15:09
phishy nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: Istanbul
inanmıyorum ya.. yazık olmuş.. kadının onca emeğini bu şekilde - bu bizi aşar diyerek ya da siz galiba iş arıyorsunuz diyerek - yok saymak..
çok çok yazık..bize..

..we are defined by the choices we made..

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Eski 01-05-2004, 15:23
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 236

Alıntı:

Bana yurtdışında "Everest'in tepesine bayrak diken kadın" gözüyle bakıyorlar ama bugüne kadar yaptığım hiçbir buluş, hiçbir çalışma için hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım; hiçbir Türk yetkilisi tarafından aranmadım. Sadece bir kişi: Nasıl duydu bilmiyorum İskandinav Tıp Ödülü'nü kazandığım zaman Ziraat Bankası'nın eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi; hala saklarım. Elimde sadece o kart var o kadar.

Neden illa her başarılı olan insana tebrik yağdırmalıyız.Ben bu zihniyeti anlamıyorum.Kadın başarılı olmuş ve kalkıp gidip bütün başarılı projelerini ABD'liler için ilerletiyor.Çağırın gel türkiye çin çalış deyin bakın kadının tepkisi ne olacak.Kusura bakmayın ben burada mutluyum.
Siktirsin nerede ne yapıyorsa onu yapsın.

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Eski 01-05-2004, 18:02
princess of the darkness nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: ist
kendi ülkesinde yeterli imkanlar sağlanmıyorsa tabiki bir şekilde kendi geliştirmek için başka ülkelee yöneliyo ama burda asıl önemli olan kadının herşeye rağmen bunları bir türk'ün başarısı olarak dünyaya tanıtmaya çalışması ve kimseden destek görmemesi

it is the need to escape from a harsh reality.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Eski 01-05-2004, 21:54
phishy nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: Istanbul
lizard demişsin ki
"Kadın başarılı olmuş ve kalkıp gidip bütün başarılı projelerini ABD'liler için ilerletiyor.Çağırın gel türkiye çin çalış deyin bakın kadının tepkisi ne olacak."

ya ben okuduğumu yanlış anladım ya da bi anlaşmazlık var.. kadın zaten türkiyeye gelmiş ve bi süre burda çalışmış ve kendi projelerini başkent üniv ne önermiş birlikte yapalım edelim diye.. ama red gelmiş.. kadın zateb türkiye için çalışmak istemiş ama kapıları kapatmışlar.. daha ne yapsın..

..we are defined by the choices we made..

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Eski 01-05-2004, 22:03
lightbringer nickli Ayya$'ın avatarı
Archangel in Bondage
 
Mekan: Kümes

Alıntı: Lizard King

Neden illa her başarılı olan insana tebrik yağdırmalıyız.Ben bu zihniyeti anlamıyorum.Kadın başarılı olmuş ve kalkıp gidip bütün başarılı projelerini ABD'liler için ilerletiyor.Çağırın gel türkiye çin çalış deyin bakın kadının tepkisi ne olacak.Kusura bakmayın ben burada mutluyum.
Siktirsin nerede ne yapıyorsa onu yapsın.

ilerleti abi ... bi abd firması petrol ofisi'nin mühendislerini araklamıştı zamanında "gelin bizle çalışın, daha iyi imkan,hayat standardı falan-filan" pompaları çalıştırcak mühendis-eleman-teknisyen kalmamıştı bi aralar... adamlar haklı abicim çağırsınlar türkiyeye tatmin edici şekilde baksınlar o kişiye, değerini bilsinler,destek çıksınlar kimsenin türkiyeye gelmemek için bir nedeni kalmaz. hiç kimse kendisine değer verilmeyen bir yerde çalışmak-yaşamak istemez.

Archangel in Bondage

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Eski 06-05-2004, 18:36
void nickli Ayya$'ın avatarı
diminished
 
Mekan: imiz cennet olsun.
Fa$izm, kendi cikarlarindan eser kalmayana kadardir. Bunun fazlasi da aptalliktir.
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
gel, sinirlenme

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on