ABD'de İslam Propagandası

"ABD’de Müslümanların sayısının arttığı ve yeni camilerin inşa edildiği bildirildi. WFSB kanalında yayınlanan bir habere göre, Müslümanlar, Connecticut’ta reklam panolarına ilan asarak Hıristiyanları İslam hakkında bilgi almaya çağırıyor. Müslümanlar bu

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Güncel Olaylar  »  ABD'de İslam Propagandası

Cevap Yaz
 
LinkBack Konu Araçları Topiği Değerlendir Görünüş Şekli
  #1  
Eski 26-12-2007, 09:01
Dave nickli Ayya$'ın avatarı
Cristo Redentor
 
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 92
ABD'de İslam Propagandası

"ABD’de Müslümanların sayısının arttığı ve yeni camilerin inşa edildiği bildirildi. WFSB kanalında yayınlanan bir habere göre, Müslümanlar, Connecticut’ta reklam panolarına ilan asarak Hıristiyanları İslam hakkında bilgi almaya çağırıyor. Müslümanlar bu yolla 11 Eylül’deki terörist saldırıların ardından ülkede artan İslam karşıtlığını yenmeyi, İslam’a yönelik olumsuz imajı kırmayı hedefliyor. Eyalette bulunan ve inşaatı hâlâ devam eden Birleşik Müslüman Mescidi üyelerinden Navid Han, “İslam hakkında olumsuz anlayışı kaldırmak ve inançlar arası diyalog için ulusal bir çaba gösteriyoruz” dedi. Minare de inşa edileceği belirtilen camide, toplantı salonu, kütüphane, spor salonu ve eğitim merkezi bulunacak."

Akşam Gazetesi - ABD’de Müslüman sayısı artıyor

Dave:

Aynısının yarısını bizim ülkede hristiyanlar yapınca, kan gövdeyi götürüyor,misyonerlikle suçlanıyorlar daha da komiği din tanıtmak ülkemizde suç kapsamına giriyor zihniyet farkı...
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 27-12-2007, 03:27
JosefK nickli Ayya$'ın avatarı
oh my fuck!
 
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

haberin ne olduğundan çok yorumuna takıldım Dave..bizim ülkemizde hıristiyanlar yapınca kan gövdeyi götürüyor dediğin olay nedir?
en son rahip bıçaklama olayını örnek olarak ele alalım;
1-Söz konusu rahip vatikan merkezli misyoner örgüt Caritas'ın vatikandaki sorumlusu idi.
2-Bu örgüt 1999 depreminde depremzedelere yardım yanında aralarına 100'er dolar sıkıştırılmış inciller dağıtmıştır.
3-Aynı örgütün web sitesinden de bilgi alınabileceği üzere PKK'ya destek vermektedir.
4-Kuzey Irak politikalarında yeni çevirisi yapılan Kürtçe incille beraber 2003'te açılan kilisede kürtleri hıristiyanlaştırma çabaları devam etmektedir.
5-Aynı örgüt Türkiye'de MAG Vakfıyla ortak çalışmaktadır.
6-Mahalli Afet Gönüllüleri Vakfı kurucularından Aydın Doğan'a bir de ödül vermişlerdir.
7-Nedense bu vakıfın üyeleri arasında Bülent Eczacıbaşı,Haluk Ulusoy,Fazıl Say ve Damla Demirel(istanbul ayrı bir devlet olsun diyen şahsiyet ) gibi kişiler de bulunmaktadır.
Sadece internet kaynaklı araştırma sonucu ulaşılmış bu veriler -kişisel olarak dini bir yaklaşımım olmamasına rağmen- ülkemizdeki faaliyetlerle yurtdışındakileri karşılaştırmanın,hele hele bunu karşılıklı zihniyet farkına dayandırmanın yanlışlığını göstermeye yetiyor bence..
Zira Vatikan'ın en büyük destekçisi ABD iken ve Vatikan ABD politikalarına göre faaliyet göstermekte iken kalkıp 19 yaşında birinin yaptığı yaralama eylemini "yükselen milliyetçiliğe" bağlamak bence yüzeysel kalmaktadır.
Amaç elbetteki "acı çeken/sömürülen azınlıklar" yalanını beslemektir..
Zaten Batı basınından hemen beklene tepki gelmiş ve Türklerin hoşgörüsüzlüğünden dem vurulmaya başlanmıştır..
Peki neden bu rahip kendini yaralayan kişiden şikayetçi olmaz?
Nasıl derler,oyun devam ediyor..
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Eski 27-12-2007, 10:45
kontrast nickli Ayya$'ın avatarı
Hazine-i Evrak
 
Mekan: AnNaKARreninA
Blog Başlıkları: 30
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Alıntı: JosefK Mesaja Bak

en son rahip bıçaklama olayını örnek olarak ele alalım;
1-Söz konusu rahip vatikan merkezli misyoner örgüt Caritas'ın vatikandaki sorumlusu idi.
2-Bu örgüt 1999 depreminde depremzedelere yardım yanında aralarına 100'er dolar sıkıştırılmış inciller dağıtmıştır.
3-Aynı örgütün web sitesinden de bilgi alınabileceği üzere PKK'ya destek vermektedir.
4-Kuzey Irak politikalarında yeni çevirisi yapılan Kürtçe incille beraber 2003'te açılan kilisede kürtleri hıristiyanlaştırma çabaları devam etmektedir.
5-Aynı örgüt Türkiye'de MAG Vakfıyla ortak çalışmaktadır.
6-Mahalli Afet Gönüllüleri Vakfı kurucularından Aydın Doğan'a bir de ödül vermişlerdir.
7-Nedense bu vakıfın üyeleri arasında Bülent Eczacıbaşı,Haluk Ulusoy,Fazıl Say ve Damla Demirel(istanbul ayrı bir devlet olsun diyen şahsiyet ) gibi kişiler de bulunmaktadır.

eğer yakınında ise, şu bilgilere ulaştığın internet sitelerini de yazarmısın buraya?

"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.

İnsanın küçükken ettiği laflara dikkat etmesi lazım. Altında kalınıyor yoksa gelecekte...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Eski 27-12-2007, 11:23
Dave nickli Ayya$'ın avatarı
Cristo Redentor
 
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 92
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Alıntı: JosefK Mesaja Bak

haberin ne olduğundan çok yorumuna takıldım Dave..bizim ülkemizde hıristiyanlar yapınca kan gövdeyi götürüyor dediğin olay nedir?
en son rahip bıçaklama olayını örnek olarak ele alalım;
1-Söz konusu rahip vatikan merkezli misyoner örgüt Caritas'ın vatikandaki sorumlusu idi.
2-Bu örgüt 1999 depreminde depremzedelere yardım yanında aralarına 100'er dolar sıkıştırılmış inciller dağıtmıştır.
3-Aynı örgütün web sitesinden de bilgi alınabileceği üzere PKK'ya destek vermektedir.
4-Kuzey Irak politikalarında yeni çevirisi yapılan Kürtçe incille beraber 2003'te açılan kilisede kürtleri hıristiyanlaştırma çabaları devam etmektedir.
5-Aynı örgüt Türkiye'de MAG Vakfıyla ortak çalışmaktadır.
6-Mahalli Afet Gönüllüleri Vakfı kurucularından Aydın Doğan'a bir de ödül vermişlerdir.
7-Nedense bu vakıfın üyeleri arasında Bülent Eczacıbaşı,Haluk Ulusoy,Fazıl Say ve Damla Demirel(istanbul ayrı bir devlet olsun diyen şahsiyet ) gibi kişiler de bulunmaktadır.
Sadece internet kaynaklı araştırma sonucu ulaşılmış bu veriler -kişisel olarak dini bir yaklaşımım olmamasına rağmen- ülkemizdeki faaliyetlerle yurtdışındakileri karşılaştırmanın,hele hele bunu karşılıklı zihniyet farkına dayandırmanın yanlışlığını göstermeye yetiyor bence..
Zira Vatikan'ın en büyük destekçisi ABD iken ve Vatikan ABD politikalarına göre faaliyet göstermekte iken kalkıp 19 yaşında birinin yaptığı yaralama eylemini "yükselen milliyetçiliğe" bağlamak bence yüzeysel kalmaktadır.
...

Ona bakarsan müslümanlar da mücahit yetiştiriyor özellikle Amerika'da, bu; o devletler için tehlike değil mi?Bazı istiharat raporları ileride Avrupa'da ve Amerika'da müslüman terörist saldırıların artacağını söylüyor.Bizde istihbarat raporları hristiyanlar sağa sola saldıracak deseydi tüm kiliseler kapatılırdı ama orada hala camiler açık ve adamlar reklam panolarından islam reklamı yapabiliyor.Ayrıca üç tane adamın boğazı kesildi bu ülkede incil tanıtımı yaptıkları için, bu basit bir olay mı, ki bunun dışında birçok adam dövme yaralama olayı da var ülkemizde.Bizim bir imam kesilseyd orada hürriyet direkt manşetten verir, nazi amerika avrupa söylemi yapıp kuru ve dozu yüksek milliyetçilik yapıp bizim ülkenin nota bile vermesi sağlanırdı.
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Eski 27-12-2007, 11:30
Gocu nickli Ayya$'ın avatarı
acting like a maniac...
 
Mekan: İst
Blog Başlıkları: 30
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Alıntı: JosefK Mesaja Bak

haberin ne olduğundan çok yorumuna takıldım Dave..bizim ülkemizde hıristiyanlar yapınca kan gövdeyi götürüyor dediğin olay nedir?
en son rahip bıçaklama olayını örnek olarak ele alalım;
1-Söz konusu rahip vatikan merkezli misyoner örgüt Caritas'ın vatikandaki sorumlusu idi.
2-Bu örgüt 1999 depreminde depremzedelere yardım yanında aralarına 100'er dolar sıkıştırılmış inciller dağıtmıştır.
3-Aynı örgütün web sitesinden de bilgi alınabileceği üzere PKK'ya destek vermektedir.
4-Kuzey Irak politikalarında yeni çevirisi yapılan Kürtçe incille beraber 2003'te açılan kilisede kürtleri hıristiyanlaştırma çabaları devam etmektedir.
5-Aynı örgüt Türkiye'de MAG Vakfıyla ortak çalışmaktadır.
6-Mahalli Afet Gönüllüleri Vakfı kurucularından Aydın Doğan'a bir de ödül vermişlerdir.
7-Nedense bu vakıfın üyeleri arasında Bülent Eczacıbaşı,Haluk Ulusoy,Fazıl Say ve Damla Demirel(istanbul ayrı bir devlet olsun diyen şahsiyet ) gibi kişiler de bulunmaktadır.
Sadece internet kaynaklı araştırma sonucu ulaşılmış bu veriler -kişisel olarak dini bir yaklaşımım olmamasına rağmen- ülkemizdeki faaliyetlerle yurtdışındakileri karşılaştırmanın,hele hele bunu karşılıklı zihniyet farkına dayandırmanın yanlışlığını göstermeye yetiyor bence..
Zira Vatikan'ın en büyük destekçisi ABD iken ve Vatikan ABD politikalarına göre faaliyet göstermekte iken kalkıp 19 yaşında birinin yaptığı yaralama eylemini "yükselen milliyetçiliğe" bağlamak bence yüzeysel kalmaktadır.
Amaç elbetteki "acı çeken/sömürülen azınlıklar" yalanını beslemektir..
Zaten Batı basınından hemen beklene tepki gelmiş ve Türklerin hoşgörüsüzlüğünden dem vurulmaya başlanmıştır..
Peki neden bu rahip kendini yaralayan kişiden şikayetçi olmaz?
Nasıl derler,oyun devam ediyor..

Bu kadar sallama bi haberi almış bide eklemiş buraya.Üstelik kaynağıda yok.

İstedimki imzamda bi sosyal mesaj veriyim bişeyler anlatıyım ama olmadı,olamadı.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Eski 27-12-2007, 12:06
esen nickli Ayya$'ın avatarı  
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

İslam dinini törör aracı olarak kullanmak pekte asilce ve insancıl bir hareket değil. Özellikle islam dini dinlerin en mükemmeli olması gerekirken. ABD gibi bir devletin bile din savaşına neden olmak istemeyeceği için ülkedeki İslam hareketlerine gözle görülür bir engel koyamayacağını sanırım sizlerde kabul edersiniz. Sonuçta iç savaş büyük Amerikayı yok edebilecek belkide tek silah olabilir.

[I]asıl zavallılar deneyipte başaramayanlar değil denemekten korkanlardır[/I]

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Eski 27-12-2007, 12:18
Thunderpeak nickli Ayya$'ın avatarı
Gondolindhrim
 
Mekan: Gondolin
Blog Başlıkları: 91
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Aklıma Kartallı Kazım geliyor bu gençlerin yaptıklarını düşündükçe. Nazım'ın "Kuva-i Milliye Destanı" adlı kitabından. İnsan ya aşırı namuslu olacak diyordu. Bu gençlerin bu yaşlar da tam olarak neye inandıklarını bilemiyorum ama bu da bir olasılıktır elbette. Savunmuyorum yaptıklarını, savunamam. Ama

namussuzun biriydi mansur,
muhakkak.
düşmana satılmıştı,
orası öyle.
kaç kişinin başını yedi,
malûm.
ama ne de olsa
mehtapta herif beygirin üzerinde uyumuş geliyordu.
demek istediğim,
böyle günlerde bile, böyle bir adamı bile bu çeşit öldürüp
ortalık duruldukta, yıllarca sonra mehtaba baktığın vakit
üzüntü çekmemek için,
ya insanlarda yürek dediğin taştan olacak,
yahut da dehşetli namuslu olacak yüreğin,
kâzım'ınki taştan değildi çok şükür,
fakat namuslu.
ne malûm? dersen :
dövüştü pir aşkına,
yaralandı birkaç kere
ve saire.
ve kavga bittiği zaman
ne çiftlik sahibi oldu, ne apartıman.
kavgadan önce kartal'da bahçıvandı,
kavgadan sonra kartal'da bahçıvan...

the city of Menzoberranzan 20000 drow lived there 20000 soldier in the army of evil

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Eski 27-12-2007, 13:44
Dave nickli Ayya$'ın avatarı
Cristo Redentor
 
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 92
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Alıntı: esen Mesaja Bak

.... ABD gibi bir devletin bile din savaşına neden olmak istemeyeceği için ülkedeki İslam hareketlerine gözle görülür bir engel koyamayacağını sanırım sizlerde kabul edersiniz. Sonuçta iç savaş büyük Amerikayı yok edebilecek belkide tek silah olabilir.

Bu bir savunma mı?Amerika'da satanist kilise de var ona bakarsan Hatta bizim ülkede bir 'satan' kilise açılsın bakalım neler oluyor, diye de aradaki farkı başka açıdan görebiliriz Bu, hayata bakış meselesi kanaatim; ABD'nin -ne kadar çıkar düşkünü bir devlet olsa da,eleştirilebilir yanları fazla olsa da - inanç ve düşünce özgürlüğü konusunda oldukça gelişmiş bir yer olduğuna inanıyorum.
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #9  
Eski 27-12-2007, 13:51
Thunderpeak nickli Ayya$'ın avatarı
Gondolindhrim
 
Mekan: Gondolin
Blog Başlıkları: 91
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Alıntı: Dave Mesaja Bak

Bu bir savunma mı?Amerika'da satanist kilise de var ona bakarsan Hatta bizim ülkede bir 'satan' kilise açılsın bakalım neler oluyor, diye de aradaki farkı başka açıdan görebiliriz Bu, hayata bakış meselesi kanaatim; ABD'nin -ne kadar çıkar düşkünü bir devlet olsa da,eleştirilebilir yanları fazla olsa da - inanç ve düşünce özgürlüğü konusunda oldukça gelişmiş bir yer olduğuna inanıyorum.

Bence buna inanmamalısın Ne zaman bir Müslüman amerikada senatoya girmiş? ne zaman beyazlardan bşka biri başkanlık yapmış Barrack geliyor diyorlar ama onun da önünü kesecekler bak görürsün. Bildiğin faşist yönetim işte. 2008'den itibaren çip takmaya da başlayacaklar (Bkz. America: Freedom to Fascism (2006)) Anlayacağın öyle özgürlük filan hep söylemde kalan şeyler amerikada.

the city of Menzoberranzan 20000 drow lived there 20000 soldier in the army of evil

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #10  
Eski 27-12-2007, 16:00
JosefK nickli Ayya$'ın avatarı
oh my fuck!
 
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

VATİKAN’IN KÜRTLERi
Vatikan, 1965 yılındaki 2. Vatikan Konsili’nde alınan kararlar kapsamında, başta Türkiye olmak üzere tüm Orta Doğu coğrafyası ve Orta Asya ülkelerinde Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine hız verdi. Kısa zamanda, çalışma alanlarını paylaşan Vatikan destekli misyoner örgütlerin, Türkiye’de Karadeniz, Güneydoğu, Ege bölgeleri ile İstanbul’da sürdürdüğü Hıristiyanlık propagandasının, etnik kışkırtma operasyonunun bir ayağı olduğu anlaşıldı.

Bugün dünyanın en zengin ve güçlü devleti olarak tanımlanan bu 80 dönümlük ülke, tam 1.4 milyar insanın hayatını yönetiyor. Devletin başındaki Papa’ya yön veren ise ABD ve CIA. Devletler çöküş sürecine girdiğinde, misyoner teşkilatların nasıl birer milis kuvvetine dönüştüğü konusunda yüzlerce olay, binlerce tarihi belge var.

Bölücü misyonerler
Misyonerlere çalışan İsmail Çınar anlatıyor: Sürekli Kürtler arasında müjdeleme yapmamı istiyorlardı. Çoğunlukla Diyarbakır’da toplanıyor devlet tarafından gelecek engellemelere karşı strateji geliştiriyorduk...

Türkiye ve dünya, İzmir’in Bayraklı semtindeki Saint Antuan Kilisesi’nde ayin yöneten Rahip Adriano Franchini’nin uğradığı bıçaklı saldırıyı konuşuyor. Franchini’nin uğradığı saldırının faili 19 yaşındaki R. B. idi. Olay, 2006 yılında saldırı sonucu yaşamını yitiren Trabzon’daki Santa Maria Katolik Kilisesi’nin rahibi Andrea Santaro ile Malatya’da geçen Nisan ayında Zirve Yayınevi’ndeki katliamı bir kez daha gündeme getirdi. Olayı yorumlayan dünya basını, Türkiye’yi inanç özgürlüklerine tahammül edemeyen bir ülke pozisyonuna mahkum ederken, Türkiye’de ise saldırı dinsel polemik temelinde yorumlanarak “misyonerlik” karşıtı “derin” güçlerin varlığı iddiası ortaya atıldı.

Terör örgütü bağlantısı
Haberi “acil” koduyla duyuran Associated Press Ajansı, saldırıyı “Türkiye’de Hıristiyanlara karşı düzenlenen saldırıların son halkası” olarak tanımlarken, AFP de “Saldırı, çoğunluğu Müslüman olan, ancak dinsel hoşgörü konusunda iyi geçmişi olmakla övünen laik ülkede Hıristiyanlara karşı düzenlenen saldırıların son halkası oldu” diye yazdı. Vatikan’a bağlı haber ajanslarından Asia News ise haberde, zanlı R.B.’nin bıçaklama eylemini vaftiz olma talebinin reddedilmesinin ardından
gerçekleştirdiğini savundu. Saldırıyı Türkiye’deki Hıristiyanlara karşı “tahammülsüz yaklaşım” olarak yorumlamayı tercih eden ajansların çabası, akla şu soruları getiriyordu: Bu esrarengiz saldırılar, Anadolu’daki misyonerlerin, İncil dağıtma, kilise açma ya da Hıristiyanlık propagandası yapma gibi tamamen dinsel içerikli faaliyetlerine karşı gösterilecek direnci kırmayı mı amaçlıyor? Amaç, Türkiye’deki misyonerliği din temelli bir faaliyet olarak sınırlandırmak ve buradan hareketle Türkiye için “farklı inançlara karşı hoşgörüsüz ülke” senaryosunu kurgulamak olabilir mi? Ya da bu yönde bir propagandadan, Hıristiyan misyonerler için daha sınırsız ve daha özgür çalışma ortamı oluşturmanın dışında ne gibi neticeler beklenebilir? Bu soruların cevaplarını tartışmadan önce, 2003 tarihli Milli Güvenlik Siyaset Belgesi kapsamındaki “İç Güvenlik Strateji Belgesi” ne bir göz atarak, misyonerlerin ve misyoner örgütlerin faaliyetleri konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “resmi” görüşünü bilmekte yarar var. Türkiye’deki misyoner örgütlerin, ulusal güvenliği tehdit eden bir unsur olduğu vurgulanan belgede şu ifadelere yer veriliyor: “Türkiye’de misyonerlik faaliyetleri şemsiyesi altında yürütülen gayretler, bu ülkenin siyasi, etnik ve inanç yapısı ile sosyal ve ekonomik sorunlarını istismar etmek suretiyle vatandaşlar arasında yeni çatışma ve ayrılık yaratma çabalarıdır.” Belli bir süre misyonerlerin içinde kalan, ancak meselenin din değil, ülkeyi bölmeye yönelik bir faaliyet olduğunu gören ve ayrılan İsmail Çınar’ın şu sözleri, Milli Güvenlik belgesinde yer alan bu hususun ne kadar isabetli bir tespit olduğunu gözler önüne seriyor:

Üst düzeyde baskı
“Ülkemizde misyonerlik faaliyetini sürdüren ve merkezi ABD’de bulunan CAMA ismindeki misyoner örgütün temsilcisi, ABD vatandaşı Thomas Tofilon aldığı direktifler doğrultusunda sürekli olarak benden Kürtler arasında müjdeleme yapmamı istiyordu. Daha sonra izinsiz kazı yapmak nedeniyle başı derde girince, onun yerine gelen Jim Mc Donald aynı şeyi telkin ediyor ve üst düzeyde baskı yapıyordu. Genellikle Diyarbakır’da toplanıyor devlet tarafından gelecek engellemelere karşı strateji geliştiriyorduk. Bu süreçte karşılaşabileceğimiz sorunları aşmak için Adana ABD Başkonsolosu devreye giriyordu. Herhangi bir sorun yaşadığımızda bunlar hemen durumu Ankara’ya ileterek bize yardımcı oluyorlardı. Misyonerlik faaliyeti dini-etnik ayrımcılık üzerinden sürdürülüyor, benim bu konuda kayıtsız kalmama tepki gösteriyorlardı. Görülen o ki, ülkemizde dini- etnik sorun yok, bunların üzerinden çatışma hatları üretme ve bölme amaçlı faaliyet yapan ’dış güçler sorunu’var.”

Her taşın altından Vatikan çıkıyor
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde de Türkiye’deki misyoner örgütlerin, ulusal güvenliği
tehdit eden bir unsur olduğunun altı çiziliyor. Bölücü faaliyetlerin altında da Vatikan çıkıyor.

Irak’ın kuzeyine yoğunlaştılar
Türkiye’deki misyoner örgütlerin faaliyetleri, toplumsal dirlik ve kamu düzenini tehdit ederken, bir yandan da ülkedeki siyasi dengeler üzerinde sinsi ama bir o kadar da etkili senaryolarla varlığını hissettirmekte. Burada bir paragraf açıp, Türkiye’nin farklı coğrafyalarındaki pek çok kilise, havra ve sinagogda ibadetlerini gerçekleştiren, yüzyıllarca Anadolu’nun Müslüman Türk halkıyla içiçe ve barış içinde yaşayan meskûnları konu dışında bırakmak gerekiyor. Kastedilen; bu dinsel faaliyetler değil, siyasallaştırılmış İnciller ve diğer propaganda malzemeleriyle sözde Kürt Devleti’nin kurulmasına ve bölücü terör örgütüne destek veren misyoner örgütlenmeler... Sözün özü, misyonerlerin çalışmalarının “dinsel” etkinliklerden ibaret olmadığını gösteren çok sayıda bilgi, belge ve doküman mevcut. Bu materyallerden yola çıkarak yeni bir “misyoner örgütlenmesi”, kışkırtıcı bir “etnik operasyon” ve “ruhani lider” kisvesine bürünmüş “tetikçiler” in varlığından bahsetmek gerek... Aksi taktirde; Türk milleti, dünya kamuoyuna; yüzyıllardır bir arada ve barış içinde yaşadığı farklı din ve inanç mensuplarına “aniden ve mesnetsiz bir şekilde” tepki duymaya başlayan sosyolojik bir vakanın aktörü gibi görünmeye başlayacak.

Lojistik destek
Küresel misyoner örgütleri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta doğu coğrafyasındaki merkezlerini kuzey Irak’ta yapılandırdığında, başlıca amaç Irak’ın kuzeyinde kurulmaya çalışılan sözde Kürt Devleti’ne lojistik destek sağlamak ve bu amaçla Türkiye’deki Kürtlere yönelik faaliyetleri Dünya Kiliseler Birliği çatısı altında biraz daha yaygın hale getirmekti. Son yıllarda Türkiye ve Irak’ın kuzey bölgesinde “vaftiz” yoluyla Hıristiyanlığa geçenlerin sayısında görülen artış ve Kürtçe İncil gibi propaganda malzemelerinin ortaya çıkması, bu politikanın uygulanmaya başladığını somut bir şekilde gözler önüne seriyordu. Misyoner örgütlerin Anadolu’daki ayrılıkçı hareketlere verdiği destek, bugünün değil 19’ncu yüzyılın ortalarından bu yana önce Osmanlı’nın daha sonra ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin toprak bütünlüğüne karşı verilen mücadelenin bir parçasıydı. Bu nedenle, İzmir’deki Rahip Franchini saldırısının perde arkasına geçmeden ve son dönemin misyoner politikalarını irdelemeden önce bu örgütlerin Osmanlı İmparatorluğu’na ait topraklarda sürdürmeye çalıştıkları “Özel Kürt Politikaları” nın tarihsel sürecini kısaca özetlemekte
fayda var.

Hayali kimlik oluşturmak çabası
Osmanlı İmparatorluğu ve ABD arasında 1830 yılında imzalanan bir anlaşma, Protestan misyonerlerin Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde dini vaaz verme çalışmalarını güvence altına aldı. İstanbul’daki ilk Protestan Kilisesi de bu sayede kuruldu. Böylece ABD’nin misyoner örgütü American Board of Commissioners for Foreign Missions (ABCFM) aracılığıyla, Osmanlı topraklarında yaşayan bazı ayrılıkçı unsurların dışarıdan desteklenmesi faaliyetleri de başlamış oluyordu. 1852 yılında Amerikalı misyoner George W. Dunmore, ABCFM tarafından Osmanlı topraklarına gönderildi. Amaç, Kürtlere yönelik bir çalışma yapmak ve Anadolu’daki misyon merkezi için en uygun yerin tespit edilmesini sağlamaktı. Amerikalı Protestan misyonerlerin faaliyetleri daha çok Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu vilayetleri üzerinde yoğunlaşıyordu.

Bölücülüğü yaygınlaştırma
ABD, bu amaçla ilk misyon merkezini 1852 tarihinde Harput’ta oluşturdu. İlk önce bölgedeki Ermeni ve Süryanilerle bağlantı kuran merkez, daha sonraki tarihlerde Kürt gençlere de “eğitim” yuvası oluyordu. Hatta ilerleyen yıllarda Harput, Dersim, Malatya, Kiğı ve Bingöl’den çok sayıda Kürt köylüsü, Harput’taki merkez aracılığıyla ABD’ye fabrika işçisi olarak gönderildi. Araştırmacı Ali Rıza Bayzan- Küresel Misyoner Örgütlerin Kürt Operasyonu adlı yazısında, 19’uncu yüzyılda başlayan bu faaliyetlerin amacını şöyle özetliyor: “Kürtler için hayali ve suni bir etnik kimlik geliştirerek ayrılıkçı hareketi yaygınlaştırmak, teröre dönüştürmek ve meşruiyet kazandırmak. İkinci aşamada ise etnik kimliği Kitab-ı Mukaddes’te temellendirerek Kürtlere Hıristiyanlığı aşılamak.” Bu nedenle bütün propaganda faaliyetlerinin temelini, “Kürtlerin köklerinin Hıristiyan olduğu, daha sonra Müslümanlaştırıldıkları” savı oluşturuyordu. Protestan bir misyoner olan Douglas Layton tarafından kaleme alınan, İngilizce ve Kürtçe olarak yayınlanan “Kitab-ı Mukaddes’te (Kurds In The Bible-Kurd Dinaf Tevrat-ı ve Incil-i Da)” Kürtlerin Kitab-ı Mukaddes’te Med kavmi olarak geçtikleri ileri sürülüyordu. Misyoner Layton’a göre Kürtler, yeniden Med Kimliği’ne bürünmeliydi. Daha sonraki yıllarda İmralı’daki bölücübaşının, Kürtlerin kökenini Med Kavmi’ne dayandırması, hatta kendisini “Çağdaş bir Mesih” olarak tanımlaması, terör örgütünün propaganda aracı olan televizyon kanalına da bu ismin verilmesi, misyonerlerin bu savının, ayrılıkçı kesimler üzerinde “olumlu etki” yarattığını gözler önüne seriyordu. Kürtlere yönelik Hıristiyanlaştırma operasyonu adım adım ilerliyordu.

PKK'ya Kol Kanat Gerdiler
Teröristbaşı Öcalan 1996’da Papa 2. Jean Paul’a bir mektup göndererek, “Ben Hıristiyanlığa Müslümanlıktan daha yakınım. Türkler Anadolu’daki Hıristiyanlığı yıkmış kişilerdir” diyerek yardım istedi. Papa ise, “Kürt halkının trajedisini sessizlik içinde geçiştiremeyiz” cevabını verdi.

Vatikan’ın Adalet Bakanı konumundaki görevlisi Kardinal Renato Raffaele Martino, Ekim 2007 tarihinde Türkiye ile Irak arasındaki sorunun çözümüne ilişkin önerilerini dile getirdiği bir açıklamasında, Kürtler için ayrı bir devlet imasında bulunuyordu. Martino’nun “Vatikan, Irak-Türkiye arasındaki sorunun, kısa sürede barışçıl biçimde çözümlenmesinden yanadır. Çözümde Kürt halkının ihtiyaçları da dikkate alınmalıdır. Zira Kürtlerin durumu dünyada benzeri olmayan bir nitelik taşımaktadır: Ortada bir halk var, ama bu halka te-kabül eden bir devlet yok” şeklindeki sözleri, Vatikan’ın öteden beri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı terör örgütü PKK’yı destekler nitelikteki politikalarının bir yansımasıydı kuşkusuz.

Türkiye’nin baskıları sonunda Suriye’den çıkmak zorunda kalan teröristbaşı Öcalan, İtalya’ya gittiğinde Vatikan, hem terör örgütüne hem de bebek katiline sahip çıkarak bu desteğinin en somut örneğini sergiliyordu. Hürriyet Gazetesi’nin, 22 Kasım 1998 tarihli “Vatikan’dan teröre destek” başlıklı haberinde şu ifadelere yer veriliyordu: “Katolik dünyasının ruhani merkezi olan Vatikan, Apo’ya sığınma hakkı ve-rilmesine taraftar olduğunu bildirdi. Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa’yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı. Vatikan bunun da ötesinde Kürtçü ayrılıkçılığı kışkırtacak bir tavır sergiliyor.

Doğu Kiliseleri Topluluğu sorumlusu Kardinal Achille Silvestrini, Kilise’nin Kürt toplumunun ulusal kimlik kazanmasına sempatiyle baktığını hatırlattı.”

’Direniş hakkı’...
Vatikan’ın terör örgütüne ve onun başına verdiği desteğin, “dini” referansı Kurtuluş Teolojisi’dir. Misyoner çevrelere yıkıcı, bölücü ve ayrılıkçı akımlara destek vermek konusunda meşruiyet tanıyan bu teolojiyi, Papa VI. Paul’un sözleriyle anlatmak gerekiyor: “Bir halk barışçı direnişin hiçbir yarar sağlamadığı şekilde baskı altındaysa ve başka hiçbir barışçı direniş olanağı kalmamışsa, o zaman en son ihtimal olarak şiddetin kullanılabileceği direniş hakkı vardır.”

Papa’ya mektup
Roma’da bulunduğu zaman içerisinde kiliseler tarafından sahip çıkılan teröristbaşı Öcalan’ın Papa’ya yazdığı iki mektup var.

2. Jean Paul’ün papalığı döneminde yazılan mektupta teröristbaşı, “Ben Hıristiyanlığa Müslümanlıktan daha yakınım. Türkler Anadolu’daki Hıristiyanlığı yıkmış kişilerdir. Bize yardımcı olun” diyerek yardım istemiş, Vatikan da bunun üzerine bazı girişimlerde bulunmuştu. Vatikan’daki tüm yayın organları, mektubun yazıldığı 1996 tarihinden itibaren Türkiye’de TSK’ya karşı saldırgan bir tutum izlemeye başladı. Türkiye’ye karşı başlatılan karalama kampanyasını yürüten ise bizzat bugünkü
Papa idi. Papa 2. Jean Paul Ocak 1998’de diplomatik bir dille şu göndermeyi yapıyordu:

Etnik ayrıştırma
“İçinde bulunduğumuz günlerde herkesin dikkatini çeken Kürt halkının trajedisini sessizlik içinde geçiştiremeyiz. Olağanüstü durumlarda mültecilere yönelik acil merhamet arzusu; onların güvenli ve kabul edilebilir hayat şartları isteyen milyonlarca kardeşinin arayışını unutmamıza neden olmamalıdır.” Prof. Dr. Nadim Macit’e göre, “arayış” tan bahseden Papa, her nedense bu coğrafyayı etnik ayrışma üzerinden parçalayan, çatışma hatları ve kanlı sınırlar oluşturan emperyalist Batılı devletlerden hiç bahsetmiyordu.


Prof. Dr. Erkal, Caritas’a dikkat çekti
Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal “Misyonerlik, zannedildiğinden farklı olarak siyasi hedefler gütmektedir” diyor. Misyonerliğin Anadolu’da Türk kimliğini ve milli devleti hedef aldığını söyleyen Erkal’a göre, siyasi ve dini boyutlu misyonerlik hareketleri yeni bir “Haçlı Saldırısı” olarak tanımlanmalı... Misyonerlerin, her tür insani duyguları istismar ederek ve kullanarak Hıristiyanlık propagandası yaptığını belirten Erkal, misyonerlerin asıl amacının “Mutlak Hıristiyanlaştırma” olmadığına da özellikle dikkat çekiyor. Erkal, “Önemli olan, insanları toplumuna ve kültürüne yabancılaştırma, değerlerini aşağılama, vatandaşlık ve milli kimliği aşındırma ve maddi yönden tatmin etmektir. Misyonerlik şahitlik kelimesini kullanmaktadır. Kardeşlik adı altında ve dikkat çekmemek için ’İsa Müslümanları’ yaratılmak istenmektedir” görüşünü dile getiriyor ve Vatikan bağlantılı Caritas isimli örgüte özellikle dikkat çekiyor. Caritas’ın adı ilk kez 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan büyük Marmara felaketinden sonra duyuldu. İnsani yardım adı altında İncil dağıttıkları öğrenilen bazı grupların, deprem nedeniyle kimsesiz kalan çocuklara da “sahip çıktıklarını” hatta yurt dışına götürdükleri iddia edildi. Afet bölgesine gönüllüleriyle gelen sivil toplum örgütleri ve yardım kuruluşlarının belki de en önemlilerinden biri Caritas’tı. 1897 yılında Almanya’nın Freiburg kentinde Katolik bir yardım kuruluşu olarak kurulan Caritas, pek çok ülkede aynı adla bağımsız yardım kuruluşları açmaya başladı. 1951 yılında papalığın öncülüğünde bir araya gelen 154 Katolik yardım kuruluşu Caritas İnternationalis adıyla bir konfederasyon şekline dönüştü ve örgüt bütünüyle papanın emrine girdi. Merkezi Vatikan’da Papalık sarayının içinde olan Caritas’ın başkanı 1999 tarihinde bu göreve seçilen ve daha önce Caritas Ortadoğu ve Caritas Lübnan’ın başkanlığını yürüten Yohana Fuad El Haci. Bu gün yüz binlerce misyoneriyle 198 ülkede faaliyet gösteren Caritas’ın Türkiye’deki Vatikan Büyükelçiliği Caritas Üniteleri Müdürlüğü’nü yürüten kişi ise geçtiğimiz günlerde İzmir’de bıçaklı saldırıya uğrayan Rahip Adriano Franchini idi.


Misyonerler Öcalan ile aynı dili kullanıyor
Türkiye’de Hıristiyan misyoner örgütlerin temsilcileri özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya ziyaretlerde bulunarak oradaki halkla iletişim kurmaya çalışıyor. Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan bir raporda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne son bir yılda gelen ziyaretçilerin sayısının son 15 yıldaki ziyaretçiler kadar olduğu ve Türkiye’ye yönelik bu hareketlerin hepsinin belli bir merkezden yönlendirildiğinin anlaşıldığı belirtiliyordu. Terörist başının mektuplardaki sözleriyle, Türkiye’de misyonerlik faaliyetini sürdüren kişilerin sözlerinin birebir örtüştüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Nadim Macit, şunları söylüyor: “Ülkemizde misyonerlik yapan kişiler şöyle derler: ’Türkiye Devleti, Kürtler üzerinde baskı yapmaktadır. Geçmişte Ermeniler, Süryaniler, Rumlar üzerinde soykırımı faaliyeti yaptılar. Bunun benzerini şimdi Kürtlere yapmaktadırlar. Türkiye Devleti, soykırımını sürdürmektedir. Birçok masum Kürt kimliğini ve hakkını istemesinden dolayı öldürülmektedir.’ İki metin arasındaki benzerlik, bize, terör örgütünün kutsal sürümünü yeterince tanımlamaktadır. Batılı devletler ve kiliseler niçin PKK’yi destekliyorlar? Bu sorunun cevabı İtalyan Evanjelist Kiliseler Federasyon Başkanı Domenico Maselli’nin şu sözünde gizlidir. Maselli, der ki: Varlıklarını kabul etmeyen beş devlet arasında bölünmüş saygın Kürt halkının yazgısına kayıtsız kalamayız.’ Gerçekten kalamazlar. Çünkü iki kutuplu dünya sisteminin çöküşünden sonra ortaya çıkan durum, dünya dengelerini bozacak niteliktedir. Öyleyse Türkiye ile Türk dünyası arasında duvar örmek gerekir. İkisinin arasını tam anlamıyla kesmek için Ermenistan yetmez, bir de Kürdistan gerekiyor. Bütün mesele budur.”

Bush’la 2003’te
antlaşma imzalandı
Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal: “Teröristbaşının mektubundan sonra Papalığın Doğu Kiliseler Birliği Komisyonu’nun başı Achille Silvestrini bir açıklama yaparak Vatikan’ın PKK’yi ve onun başını desteklediğini belirtti. Rusya’da ise Ortodoks Kilisesi’nin en hararetli savunucularından bir olan bir milletvekili bölücü başını Rusya’ya getirmek ve ona sığınma hakkı tanıtmak için var gücüyle çalıştı. Bu milletvekili aynı zamanda gizli bir tarikatın üyesi idi. Tarikatın adı, ’İstanbul Haçı’nın Egemen Askeri ve Hanedansal Tarikatı’idi. Tarikatın başında yasal Bizans İmparatoru olduğu başta Rusya, ABD, İtalya, İngiltere ve Fransa mahkemeleri tarafından tevsik edilmiş olan Prens Henry Paleolog vardı. İşte bu tarikatın başı Almanya’da PKK örgütüne destek veriyordu. El altından dağıtılan bildirilerinde aynen şöyle yazıyordu: Türkiye’de boyunduruk altında yaşayan siz Kürtleri çok yakında bu barbar boyunduruğundan kurtaracağız.”

Papa’nın misyonu
Mektup ile birlikte Ortodoks Papa’nın, Evangelist Bush ile bir anlaşma yaptığını ve bu anlaşma çerçevesinde, başta Irak’ın kuzeyindeki Kürtler olmak üzere, tüm coğrafyada etnik ırkçılık yapan Kürt nüfusunu koruma mis-yonunu üstlendiğini ifade eden Altındal, şu noktalara vurgu yapıyor: “Papa ben ’Bush’u destekliyorum’ diyor. Oysa ki Bush evangelist yani Protestan. Bush ile 2003 yılında yapılmış bir anlaşması var. Bu anlaşma, Irak’ta bir Katolik kilisesi kurulmasını öngörüyordu. Amaç, Irak’ın kuzeyindeki Kürtleri korumak ve Türkiye’deki Kürtlere yapılan baskıları yerinde tespit etmekti. Bu kilise kuruldu, 2003 yılından itibaren faaliyete geçti ve Kürtleri koruma görevi Papalığa verildi. Şimdi de BOP çerçevesinde Rusya’ya ve Çin’e karşı ABD’nin yollarını açmaya çalışıyor, açıkları bu yönde. Papa’nın misyonu bu.”

İlk kaynak bu iki makale..Yazar Selda Öztürk Kay
Web siteleri;
Home - Caritas Internationalis
MAG Vakfı
Bıçaklanan Papaz örgüt üyesi çıktı -- haber5com
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #11  
Eski 27-12-2007, 16:04
JosefK nickli Ayya$'ın avatarı
oh my fuck!
 
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Alıntı: Dave Mesaja Bak

Ona bakarsan müslümanlar da mücahit yetiştiriyor özellikle Amerika'da, bu; o devletler için tehlike değil mi?Bazı istiharat raporları ileride Avrupa'da ve Amerika'da müslüman terörist saldırıların artacağını söylüyor.Bizde istihbarat raporları hristiyanlar sağa sola saldıracak deseydi tüm kiliseler kapatılırdı ama orada hala camiler açık ve adamlar reklam panolarından islam reklamı yapabiliyor.Ayrıca üç tane adamın boğazı kesildi bu ülkede incil tanıtımı yaptıkları için, bu basit bir olay mı, ki bunun dışında birçok adam dövme yaralama olayı da var ülkemizde.Bizim bir imam kesilseyd orada hürriyet direkt manşetten verir, nazi amerika avrupa söylemi yapıp kuru ve dozu yüksek milliyetçilik yapıp bizim ülkenin nota bile vermesi sağlanırdı.

Dave o dediğin mücahitleri müslümanlar değil bizzat ABD yetiştiriyor.Taleban kimin icadı?Ya da Bin Ladin? Aynı şekilde Hizbullah zamanında kimden destek aldı? CIA değil mi?
Ya da Lübnan da mezhep çatışması olarak görünen şey aslında tam tersine ABD çıkarına çalışanlarla tam tersi kaygılarla hareket edenlerin çatışması değil mi?
Ayrıca bizim ülkemizde bu hristiyan faaliyetleri güzellikle gidiyor,hiçbir zaman aşırısı olmadı.Taktik bu..Neden depremzedelere incil veriyorlar..Sadece yardım etsinler..Ama olmuyor işte..
Ülkede hangi kurumların kimlerle çalıştığı aşikar Dave.Bu kadar duygusal olma bence..
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #12  
Eski 27-12-2007, 16:05
JosefK nickli Ayya$'ın avatarı
oh my fuck!
 
Ynt: ABD'de İslam Propagandası

Alıntı: Gocu Mesaja Bak

Bu kadar sallama bi haberi almış bide eklemiş buraya.Üstelik kaynağıda yok.

Sen ne diyorsun bakayım evlat? Kendi internet araştırmam demişim..Haber mi dedim orada?
Nerenle okudun bakayım? Hem biraz saygı..Ne bu celal?

Son düzenleyen JosefK : 27-12-2007 - 16:08
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!