Hakkâri Dağlıca'da 12 askerin şehit edilmesinin ardından başlayan 'Terörü telin eylemleri' kimi yerlerde 'terörün ta kendisi' halini aldı. Dağlıca'da şehit veren Bursa'da yaşananlar tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor. Türkiye'nin zengin ve
|
#1
|
||||
|
||||
|
Tepkide Ölçü Kaçıyor
Hakkâri Dağlıca'da 12 askerin şehit edilmesinin ardından başlayan 'Terörü telin eylemleri' kimi yerlerde 'terörün ta kendisi' halini aldı. Dağlıca'da şehit veren Bursa'da yaşananlar tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor.
Türkiye'nin zengin ve modern kentlerinden Bursa'ya gelenleri, kent merkezinde 'Bir papaz öldü. Hıristiyan oldular. Bir Hrant öldü Ermeni oldular. 10 günde 40 şehit verdik. Türk olamadılar. Hepimiz Türküz Hepimiz Mehmetçiğiz' ve 'Ya sev ya terk et' pankartları karşılıyor. Neredeyse tüm binalar, otomobil, minibüs, otobüs, okul servislerinde Türk bayrakları, şehitlerin posterleri asılı. Bursa'da 22 şubesi bulunan Şaypa mağazalarında da öyle. Şaypa'nın Altıparmak ve Çarşamba şubelerine şehit haberlerinin geldiği gün, binlerce kişi saldırdı. Mağazalar taşlandı, yağmalandı. Saldırının hemen ardından yerel gazetelere tam sayfa 'Teröre lanet' ilanları veren, mağazalarına bayrak asan Şaypa, 82 yıldır Bursa'da gıda ticareti yapan Şaylı ailesine ait. 'Etnik değil ticari kaygı!' Şirketin kurucusu Mardin doğumlu Abdurrahman Şaylı. Şirket hakkında 'PKK'ya yardım ediyorlar', 'Zana'yla ortaklar' şeklinde dedikodular yayıldığını anlatan yönetim kurulu üyesi Necati Şaylı, "Biz, 1925'ten beri Bursa'da ticaret yapan bir aile şirketiyiz" diyor, "Aile üyelerimiz dışında hiçbir ortağımız yok." Bu sözlerini Ticaret Odası kayıtlarını göstererek kanıtlıyor. Şaypa'nın Halkla İlişkiler Müdürü Bedirhan Bozali "Yıllardır şehit ailelerine erzak-yardımı yapıyoruız. Binlerce Türk bayrağı dağıtyoruz. Ama bu dedikodular yıllardır var" diye konuşuyor. Şaypacılara göre dedikoduların asıl nedeni 'Bursa'da perakende sektöründeki büyük rekabet.' Yağmayla ilgili sekiz kişi gözaltına alındı. Kürtlere 'Hepimiz Türküz' afişi Dağlıca saldırısının düzenlendiği 21 Ekim ve şehit Samet Saraç'ın toprağa verildiği 23 Ekim günü Bursa'da Kürt kökenlilerin işlettiği pek çok dükkân saldırıya uğradı. Sahibi Diyarbakırlı olan 'Gözem' kahvehanesi gibi. Adını açıklamak istemeyen kahvehane çalışanı "Binlerce kişiydi. İçeri taş yağdırmaya başladılar, 'Bursa'dan defolun' diye bağırıyorlardı. Polis engellemese çok insan ölebilirdi" diyor. Üç gün kapalı kalan kahvehane şimdi açık. Girişte iki Türk bayrağı asılı. İçeride Atatürk portresinin yer aldığı afişte, 'Hepimiz Türk'üz' yazıyor. Kahvenin bulunduğu semtte bir kişi, "Tek tek dükkânları gezip bayrak veriyorlar. 'Asmamış olursan, gerisini sen düşün' diye tehdit ediyorlar" diyerek uzaklaşıyor. Uzun saçlı ve küpeli olmak da 'riskli'. Uzun saçlı bir genç yaşadıklarını anlatıyor: "Sloganlar atarak geliyorlardı. 'Satanist" diye bağırdılar. Küfür ederek saldırdılar. Kaçıp bir arkadaşımın evine sığındım, yoksa linç edilecektim." Altıparmak semtinde toplanan rock bar ve kafeler de atmosferden nasibini aldı. 21 ve 23 Ekim günü 60's adlı kafeteryaya çoğunluğu lise öğrencisi kalabalık sloganlarla saldırdı. Kafe sahibi Ogün Özden kırılan camları taktırırken "Yaşadıklarımızı kimse yazmadı, ülke duymadı" diyerek anlatmaya başlıyor: "Üç yaşındaki çocuğum, bebek arabasının içinde kapının önündeydi. Onun için çok endişelendim. 'Bursa'da satanist istemiyoruz, komünist istemiyoruz' diye bağırıyorlardı. Benim solcu olduğumu biliyorlardı. İçeriye taş yağdı, bir müşteri yaralandı. İçlerinde kız öğrenciler, çok acı ama daha önce müşterimiz olan gençler de gördük. 'Satanistler' diye bağırdıktan hemen sonra 'Şampiyon Bursa' diye maç tezahüratı yapıyorlardı. Gözaltına alınan olmadı." Üç yıl önce İstanbul'dan Bursa'ya gelerek kafeyi açan Özden, "Çocuğumu İstanbul'a gönderdim. Burada can güvenliğimiz yok. İşyerimi satarak gideceğim" diyor. Altıparmak'taki bütün bar ve kafelerde de Türk bayrakları asılı. Bir rock bardan ülkücü şarkılar yükseliyor. Özden, "Artık club mekânlar bile 'Ölürüm Türkiyem' çalıyor" diye konuşuyor. Üç kişi bıçaklandı Şehit Saraç'ın toprağa verildiği gün restoran işleten Tuncelili Rıza Beyaztaş'a tehdit telefonu geldi. "Cenazeden sonra sizden hesap soracağız" dediler. Tuncelili diğer esnaf da aynı tehdidi almıştı. Çarşamba günü Beyaztaş Restoran'a gelen dört kişi, Beşiktaş-Liverpool maçını izlerken, dev 'Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez' pankartı açılınca kalkıp alkışladı ve diğer masalara sataştı. Kendilerini uyaran işletme sahibi Rıza Beyaztaş, Metin Beyaztaş ve Hüseyin Yıldız'ı bıçakladılar. Hüseyin Yıldız, iki gün yoğun bakımda kaldı. Bir saat sonra Tuncelili bir kişinin işlettiği Can Restoran önüne üzerinde Türk bayrağı bulunan çelenk bırakıldı ve işletmenin camları kırıldı. Tuncelililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Celal Hamvayat endişeli: "Biz barış, ülkenin birliğini isteyen insanlarız. Pek çok esnaf korkarak dükkânının kepenklerini indirdi." Camları kırılan, tabelaları DTP Bursa İl Başkanlığı önceki gün açılabildi. İl Başkan Yardımcısı Suat Ertuğrul, "Polis güvenliği alamadığını söyleyerek binayı boşaltmamızı istedi. Biz çıktık 15 dakika sonra binayı yakmaya çalışıyorlardı" diyor. Aynı binada, travestilerin kaldığı bir daire de saldırıya uğradı, talan edildi. Bursa Şube Başkanı Abdulaziz Akyol da İHD bürosunu saldırı kaygısıyla açmadıklarını anlatıyor: "Sokaklar da aynı durumda. Birkaç kişi trafiği keserek Türk bayrağı açıyor. Korna çalıp destek vermeyenlere saldırıyorlar. Dükkânları gezerek bayrak dağıtıyorlar. Yaptığımız açıklamalara yerel basın yer vermiyor." Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Tepkide ölçü kaçıyor |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: Tepkide Ölçü Kaçıyor
Kaçar abi kaçar, bak hale ne askerler geri alınabildi nede herhangi bir siyasi yada diplomatik tepki verilebildi. Halk görüyor ve zaten 30 yıla yakın zamandır devam eden bu sürece tepkisini gösteriyor. Çünkü halkın artık boğazına kadar geldi. Daha bu olaylar başladığında doğmamış kişiler Şehit oluyor orda. Bunca zamandır devam ediyor bu olaylar. Halk bilinçlendirilmedi. Şimdi de patır patır patlıyor tepkiler.
Between the time when the oceans drank Atlantis, and the rise of the sons of Aryas, there was an age undreamed of. And unto this, Conan, destined to wear the jeweled crown of Aquilonia upon a troubled brow. It is I, his chronicler, who alone can tell thee of his saga. |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: Tepkide Ölçü Kaçıyor
Bu yaşananlar tepki felan değil... Boş, işi olmayan insanların, cahil insanların kendilerine iş edinme çabaları yalnızca. Ve acıdır ki, bu durumun sonunda iç savaş bile çıkabilir...
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: Tepkide Ölçü Kaçıyor
Bursa'daki sert tepkinin altında başka nedenler var,bildiğim kadarıyla bunların başında dükkanları silah zoruyla ya da tehditle istediği fiyata satın alan kürt mafyası geliyor.Bu yüzden bu tepkilerin sertliği kürt mafyası'na dönük olarak da görülebilir ancak gene de sağduyulu olması lazım halkın.
|
|
#5
|
||||
|
||||
|
Ynt: Tepkide Ölçü Kaçıyor
Olaylar olurken ben de ordaydım.Talan edenler arasında değildim elbette.Ben oralı bile olmadım.Ama insanların öfkesini görmelisiniz.Ve emin olun galeyana getirmeye çalışanlar işlerini çok iyi biliyorlar.Eve bi geldim annem de aynı şeyi söylüyodu.Şaypa pkk ya yardım ediyomuş falan filan...İnsanlar öfkeli.Hele bi Bursa.Şehit verdikten sonra hem matem havası var hem de öfke.İnsanlar hınçlarını birşeylerden çıkarmak zorunda olduklarından en yakın yeri talan ettiler gözlerimin önünde
İç savaş fazla paranoyakça bi yaklaşım bence.Ama olayların devam edeceğini üzülerek tahmin ediyorum.İnşallah herşey yoluna girer ama bu uzun süreceğe benziyo
|
|
#6
|
||||
|
||||
|
Ynt: Tepkide Ölçü Kaçıyor
"İşin boyutu değişti... Bunu bekliyordum.
İş, PKK’yı ezmekten çıkarılıyor, “Musul’u ve Kerkük’ü almak” özlemi su yüzüne fırlıyor! Ortalıkta haritalar dolaşıyor, herkes “jeostrateji” bilgini kesilmiş, sınırları herkes kendi kafasına göre yeniden çiziyor. Bütün berber çırakları ve taksi sürücüleri dış politika uzmanı oldular... Okey tahtası devirilip felsefe yapılıyor, maça kızı çekerken ordular yürütülüyor, ılık ıhlamura kesme şeker atıp ordular bozuluyor... Evkaftan mütekait Atıf Bey başımıza Carl von Clausewitz kesildi! Tezgâhtar Muzaffer oldu Moltke, bakkal Cengiz sanki Hindenburg, tekel bayii Tarık da Ludendorff... Öte yandan, “dünyanın kışkırtmaya en kolay gelen halkı”, kendisinden beklenen şekilde, ufak ufak taşkınlığa da koyuldu: Bursa’da bir Mardinli’nin dükkânını yağmalamışlar, adam “seksen iki yıldır burada oturuyor ve çalışıyoruz” diye ağlamış. Başka yerlerde kahvehaneler taşlanmış, üç kişi de bıçaklanmış. Muğla’da iki tinerci bir gence saldırınca “Kürtler yaptı” söylentisi yayılmış ve gene kahvehaneler basılmış. Bu arada “uzun saçlı ve küpeliler” de sopa faslında aradan çıkarılmışlar! Ayvalık’ta hızını alamayanlar bazı Afrikalılar’a bile saldırmışlar, evet, zencilere!... Şaka gibi ama değil. Gene bir “6/7 Eylül sersemliğine” doğru mu gidiyoruz? Eh, bedelini de öderiz. Bedelleri hatırlatınca da bana korkak dediler. “Yusuf yusuf” atıyormuş yüreğim, sanki bu yaşımda ve bu göbeğimle cepheye gidecek olan benmişim gibi... Peki, öyle olsun. Ben korkuyorum. Tövbe, cepheden değil. Cepheden kuşkum yok. Musul’u da Kerkük’ü de alır, Barzani’yi de tükürükle boğarız. Şu kurulup da kurulamayan Kürt Devleti’nin çanına ot tıkarız. Amerika karışmasa Bağdat’a bile yürürüz. Türk ordusu üç buçuk çapulcunun canına okur. Yunan ordusunu ezmiş geçmiş ordumuz bu serserileri havada karada dümdüz eder. Çok acılar çektiririz bize acı çektirene, misliyle karşılık veririz... İşin bu yanı kolay. Sonrasından korkarım. Yani, Amerika’nın bize atacağı açık ya da gizli kazıklardan. Çıkaracağı faturadan. Daha açık konuşayım: Yeni bir “12 Eylül öncesinden” korkarım. Yaşı otuzun altında olanlar o korkunç günleri bilemezler. “Bedel” kelimesiyle bunu kastetmiştim, sen de benim Fransız şarabı içemeyeceğimi düşünüp üzüldüğümü mü sanmıştın, Anadolu kasabalarının Internet Cafe’lerinde gazozunu içerken bana akıl öğreten genç lumpen? Bütün o çileler bize “Kıbrıs’tan vakitlice çekilmeyi bilmediğimiz” için çektirildi, önce ASALA, sonra PKK boku bu nedenle icat edildi. O günlere kadar bazı Ermeni ve Kürt çevrelerinde uyur durumda yatan (“latent”) Türk düşmanlığı bu yüzden körüklendi. Başımıza bir bela sardılar, otuz yıldır çekeriz. Türkiye’nin başını nice dertlere sokmuş olan Sayın Ecevit, en durulmayacak zamanda durmuş, en yürünmeyecek zamanda yürümüştü. Yüzde yüz haklı olduğumuz ve bütün dünyanın bize parmak ısırdığı bir konumdan, üstelik Yunanistan gibi “demokrasinin beşiği” kabul edilen bir ülkeye demokrasiyi yeniden hediye edenler olmak fiyakasından, birdenbire haksız duruma düşmüştük... Çünkü “barış harekâtı” dediğimiz girişim, “Kıbrıs’ı aldık” efelenmesine geldi bağlandı. Bu sefer de öyle olmasın. Hitler ile Stalin’in Polonya çapuluna yumulmaları gibi, Amerika’yla “Irak’ta birbiriyle sürtüşen iki işgalci” olmayalım dünyanın gözünde. Musul’u ve Kerkük’ü mü istiyorsun? Yani Irak petrollerinden de pay almak... Osmanlı yeniden toprak istiyor ha?... Kuzey Kıbrıs kesmedi, bir de Kuzey Irak... Üstelik de petrol bölgesi... Tekrar soruyorum: Yeni bir “12 Eylül öncesine” hazır mısın? Ölecek olan ben değilim yavrum, ona göre... Ben en fazla sıkıntı çekerim ki, bizim kuşak sıkıntının feriştahını görmüş, kitabını yazmış kuşaktır! Rahata alışmış olanlar sizlersiniz. Sizin için korkuyor bu korkak amcanız. Cumhuriyet bayramın da kutlu olsun." Akşam Gazetesi - Engin Ardıç - Korkak yazı |
![]() |
| Etiketler |
| tepkide |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| İşgalci ABD askerleri Irak'tan kaçıyor | swat | Güncel Olaylar | 17 | 15-09-2006 21:34 |