İSTANBUL- Kanal D televizyonu ana haber bülteninde yayınlanan “Kuvva Nikâhı” büyük tepki yarattı. Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul şubesi; "Bu ırkçı yapılanmanın basit
|
#1
|
||||
|
||||
|
'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
İSTANBUL- Kanal D televizyonu ana haber bülteninde yayınlanan “Kuvva Nikâhı” büyük tepki yarattı. Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul şubesi; "Bu ırkçı yapılanmanın basit bir çete örgütlenmesi olmadığı görülüyor. Arka planında “derin devlet” ilişkileri ile örülü bir örgütlenme olduğu ortada" dedi. TV'ye yansıyan tören görüntülerinde, "Kuvva-i Milliye Derneği" Genel Merkezi'nin İstanbul, Kadıköy'deki binasında kıyılan nikahta gelin ve damat; "Türk anadan, Türk babadan doğmuş, soyunda dönme olmayan Türkoğlu Türküm ben. Kuvva-i Milliye üyesi olmaktan sonsuz bir gurur duyuyorum" şeklinde yemin ediyordu.
Konu ile ilgili İHD İstanbul şubesinden yapılan açıklama şöyle: "Kuvva-i Milliye Derneği üyelerince kıyılan "Kuvva" nikâhındaki görüntülerde gelin ve damat, ellerini masadaki Kuran ve kılıcın üzerine koyup, sağdıcın seslendirdiği yemini tekrar ediyorlar. "Yeryüzünde tek bağımsız ve bağlantısız dava var. Burada bulunan insanlar şahit. Biz kimsenin adamı değiliz" diye devam eden son derece tehlikeli ve ırkçı bir gösteri yapılmaktadır. Bunlar basına yansıyanlar. Ya yansımayanlar? Yemin töreni sırasında sarf edilen "İcabında vatan, cumhuriyet ve bayrak uğruna seve seve canımı feda edeceğime namusum ve şerefim üzerine ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene." Sözleri ırkçı tehlikenin vardığı boyutu göstermesi açısından son derece önemlidir. Bir dernek binasında dernek genel başkan yardımcısı tarafından nikah kıyılması başta Medeni Kanun'a aykırılık teşkil etmekle birlikte içinde birçok suç barındırmaktadır. Son dönemde yapılan operasyonlarla gerçek amaçları ve örgütlenme biçimleri kısmen de olsa açığa çıkan bu ırkçı örgütlenmelerin, devletin bir kesimi tarafından örgütlendirildiğine ve desteklendiğine dair ciddi kuşkularımız vardır. Çok kültürlü ve çok kimlikli yaşam biçimine saldırmayı temel hedef sayan bu kafatasçı ve ırkçı yapılanmanın hala varlığını sürdürmüş olması, devletin içinde etkin olan ırkçı kesimlerin bu oluşuma destek verdiği düşüncesini güçlendirmektedir. Hiç kimse, “bu örgütlenmeler birkaç kendini bilmezin işidir” diyerek üzerine düşen sorumluluktan kaçmasın. Bu örgütlenmeler, devletin bazı kesimleri tarafından organize ve finanse edilmektedir. Mahkemelere yansıyan telefon görüşmeleri de bu iddiaları haklı çıkarmaktadır. Bu tür dernek ve insanların “askerlerle” sıkı ilişki içerisinde oldukları ve bunlardan aldıkları güçle, yasaları çiğneyerek bu coğrafyada yaşayan insanlar arasında kin ve düşmanlık geliştirdiklerine dair güçlü iddialar vardır. İnsan hakları savunucuları olarak; daha önce defalarca hakkında suç duyurusunda bulunduğumuz bu yapıların hala varlığını sürdürüyor oluşu ve mahkemelerin bu yapıları “çete kapsamından” çıkarma yönündeki kararlarından duyduğumuz kaygıyı bir kez daha ifade etmek istiyoruz. 'Ulusalcılık' adı altında gelişen ırkçı yapılanmalara karşı duyarlılık geliştirmek, demokrasi, özgürlük ve insan hakları isteyen her bireyin görevidir. Hükümeti ve duyarlı herkesi bu yapılara karşı tutum geliştirmeye davet ediyoruz..." sesonline Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
Bunların Nazi'lerden hiçbir farkları yok. Bu görüntüler varsa savcılık harekete geçmiş mi ? Örgütü detaylıca incelemiş mi ?
People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
İnsanlığın üç devri; |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
şov yapıyorlar, burda gördüğüm şey açıkçası, birileri bakın vatanperverler faşist ve ırkçı yaklaşımlar içindeler denebilsin diye hazırlanmış bir şov. çok üzücü ve kaygı verici olan şey bu tip şeyleri düzenleyerek insanlar arasında yaratılmak istenen ayrımcılığın, şu anda gözümüzün önünde isanların kafalarına nasıl pompalandığıdır.
Between the time when the oceans drank Atlantis, and the rise of the sons of Aryas, there was an age undreamed of. And unto this, Conan, destined to wear the jeweled crown of Aquilonia upon a troubled brow. It is I, his chronicler, who alone can tell thee of his saga. |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
Ergenekon'a hazırlıkmıydı acaba bu?
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
hazırlıktan ziyade, ergenekon dan sonra acılacak, Türkiye' yi daha da çarpıcı ve yanıltıcı olaylar ile isteklerine boyun eğdirecek oluşum için hazırlanmış olaylar zincirinin başlangıcı gibi.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
"İcabında vatan, cumhuriyet ve bayrak uğruna seve seve canımı feda edeceğime namusum ve şerefim üzerine ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene."
Bu faşistlikse biz bitmisiz. İstiklal Marşı, Gençliğe hitabe Gazi Mustafa Kemal'in birçok söylevi.... Irkçı söylevleri olan bir faşist toplumuz biz. Gotta catch'em all |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
Aboca, bir film seyrettikten sonra, filmin bir sahnesi yerine tamamının yorumu yapılır.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
İstiklal Marşı, Gençliğe hitabe Gazi Mustafa Kemal'in birçok söylevi.... Irkçı söylevleri olan bir faşist toplumuz biz. bak bu öğretmen marşı;24 Kasım-Öğretmen Marşı bu da andımız;ANDIMIZ ilkokuldan beri her sabah bunlarla büyütülmedik mi.. Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
sonunda doğru bir şey söyledin..(ironi yapmış olsan da)
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#11
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve
kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." Mustafa Kemal Atatürk" Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez." M.Kemal Atatürk "Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz, bilakis hürmet eder." M. Kemal Atatürk "Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir." M. Kemal Atatürk |
|
#12
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
bunların değişmesinin savunulmadığı da nereden çıktı..devletin faşist ve yarı totaliter olduğunun ifade edilmesi, 12 eylül Anayasasının anti-demokratik olduğunun bas bas bağırılması sadece varolan durumun tesbitidir..ayrıca milliyetçilik ilkesi evet ülke içinde yaşayan insanlar bir arada dursun diye ortaya atılmıştır..fakat bilindiği gibi kökenleri sanayi devrimine dayandığı için bu bir aradalıkta aslolan yeni yetişmekte olan burjuvaziye pazar olması dolayısıyladır..bugün sermaye küreselleşirken milliyetçiliğin 'out' olması boşuna değildir..kaldı ki milliyetçilik bir arada olabilmek için gerici ve sınırlayıcı bir düşüncedir..madem ülkeler uguladıkları ekonomik sistemler üzerinden toplumal sınıflara ayrılıyorlar..ve üretilen ekonomik sistemler artık gözümüze sokulan bir sömürü mekanizmasına dönüşmüş..insanlar da artık varolan bu durum üzerinden bir arada olabilmeli..yani milliyetçilik ya da ümmetçilik tarafından artık karşılanamayan bir birliktelik..kimi sınıf bilinci diyor..kimi ploreterya..ama kısacası ezilenler veya canı yananların bir arada olması..zamanında ümmetçilikten kurtulmak, akıl yoluyla kanunları düzenlemek için ortaya atılan milliyetçilik fikrinin de zamanla sömürünün bir aracı haline geldikten sonra rasyonel bir tarafı kalmadı..ha eğer deniyorsa ki ben türkülerimi, anadilimi, memleketimin manzarasını çok severim..o zaten milliyetçilik tanımı içerisinde yer almaz..çünkü kendi güzelliklerini seven..başkalarının güzelliklerini de sevebilmeyi bilendir..
Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar |
|
#13
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
Haklısın. Akcak, söylemek istediğim savunulmamasından çok (yanlış yazmışım, okumuş olduğundan değiştirmedim), bunu değiştirmek isteyen partilerin söylevleri hep milliyetçilik karşıtı olması. Ancak, unutulan birşey var ki, o da bu ülkenin tarihi ve bu tarihten süregelen toplumsal yapısı. Türkiye Cumhuriyeti henüz 80 yıllık bir ülke ve ne ekonomik, ne sosyal, ne de siyasal sistemi oturmuş bir ülke. Tarihine baktığımızda da bu ülke, topyekün bir savaş sonrasında kurulmuş bir ülkedir. Dolayısıyla da, milliyetçilik duygusu yüksek bir ülkedir, ki MHP ve benzeri partiler yoluya bu milliyetçilik dönem dönem sol söylemlerin önüne geçmek için kullanılmıştır. Zira, siyasi irade bu ülkede (nadir zamanlar haricinde) toplum bilinci oturtamamış ve sürekli olarak toplumu birleştirebilmek için ya milliyetçiliği ya da dini kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, özellikle 1980 sonrasında işin az, lafın çok olduğu bir ülke olmuştur. Hangi alana bakarsak bakalım, din, milliyet, ekonomi, sosyal yapı, hatta daha özel olarak, tarım politikaları, köy politikaları, ekonomi politikaları... kısacası nereye bakarsak bakalım her alanda son 20 senedir (tek tük yapılanların dışında) sadece laf üretebilen bir ülkeyiz.
Neden buraya kadar geldim? Çünkü, sol partiler için de durum bu şekilde. Örneğin; ÖDP, içerisinde çok değerli insanları barındıran, çok fikir üreten bir partidir ancak ürettiği fikirleri hayata geçirmek konusundaki çalışmaları her zaman yetersiz kalmıştır. TKP, Türkiye'nin en eski partisidir ve siyasi skalanın da en solunda yer alıyor diyebileceğimiz bir partidir. Yeniden anayasa bile yazmıştır ve yazdıklarının hiçbirisi bu ülkenin zararına değildir. Ancak bu anayasayı kaç kişi biliyor? Veya uygulanması için ne gibi adımlar atıyorlar? İP, bir cümlede tanımlanması gerektiğinde, "milliyetçi bir sosyalist parti" olarak adlandırılabilinecek bir parti. Bu ülke için didiniyorlar resmen. Ancak, kaç kişi ulusal kanal izliyor? Kaç kişi politikalarından haberdar?... uzar gider bu liste. Söyleyeceğim şu ki, Türkiye'de sol 60 - 80 arasında yakaladığı özgürlüğü kullandı ve kendisini öne çıkartmayı başardı. Halkı da eğitti, kendisi de... Ancak 1980 sonrasında bir baskı ile karşılaştığı anda tüm sol, kendi köşesine çekilmeyi seçti. Neredeyse her parti kendisine bir alan yarattı ve de bu alan içerisinde kendi çalıp, kendi oynamaya başladı. Halka duyurulan tek (ve ortak) ses, bildiri ise, "milliyetçilik kavramına karşıyız". Güzel. Ben de karşıyım. Ancak o partiler köşelerinde kendi yağlarında kavrulmaya çalışırlarken, sağ partiler ülkeyi dümdüz etti, tüm ülkede karşı olduğumuz milliyetçiliği neredeyse ırkçılığa kadar getirdi, dinin istismarına karşıyız, peki, ancak aynı sağ partiler dini neredeyse şeriata kadar getiriyorlar bugün. Peki nerede 1980 öncesi sol? Milyonlarca insan nereye kayboldu? O kadar insan yurtdışından o dönem ithal edildi ve 1980'de geri mi gönderildi? Hayır. Halk aynı halk. Hala benzer çıkış yolları arayan halk burada. Ancak hep yakındığımız şekilde örgütlü değiller. Sürekli AKP'nin kömür dağıtmasından, altın dağıtmasından...vb. dem vuruyoruz. Peki sol ne yapıyor seçmeni kendi tarafına çekmek için? Nerelerde ne kadar örgütleme çalışması yapabiliyor? Ne kadar gerçekliği halka indirebiliyor? Akademik yazılar ile sol ne kadar yürür? Akademik yazıları okuyanlar ve yazanlar zaten aynı gürûh ve bu alanda çatışma olsa bile kimseye yararı olmayacaktır bunun. Solun biraz da halka yüzünü dönmesi gerekiyor kanımca ve bu dönüş de milliyetçilik karşıtlığı ile, devleti kötüleyerek olmamalı bana göre. Daha somut adımlar atılmalı, projeler üretilmeli. Gerekirse tüm Türkiye kapı kapı gezilerek her evde bu projeler anlatılmalı... Çok dolmuşum sanırım.. Dolayısıyla da, yazının tamamını sana yazmadım ansaneri
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#14
|
||||
|
||||
|
Re: 'Derin' ilişkilerden 'Kuvva nikâhı'na...
Türkiye Cumhuriyeti 85 yıllık bir devlettir.
80 değil.
|