Alıntı: Sleepless Bahsettiğin şeyler zevk meselesi Euzu. Sen ise az önce hayat şartlarından bahsediyordun. İkisi aynı şey değil. hayır hacım, aynı seyler aslında, kulturel anlamda bakıldıgında temelinde sapkınlık gelen bir
|
#26
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
hayır hacım, aynı seyler aslında, kulturel anlamda bakıldıgında temelinde sapkınlık gelen bir olgu var karsında bu da escinsellik, toplumun bakıs acısına gore bu bir sapkınlık, aynı toplumun senin zevklerine gore ki buda aslında hormanların ile alakalı birsey, zevklerini sapkınlık olarak goruyor, bunun yanında escinsellikde hormonal bir olgu, ki cogu kisinin bilgisinin tesine hormonel bir olusum sonucu insan zevk aldıgını tercih etmesi takdir edersinizki gayet normal birsey, senin sacını uzatman, benim kupe takmam ya da kle nin dinledigi muzik, hepsi zevk meselesi ve aldıgın hazlarda senin dogal olarak senin vucundan salgılanan hormonların etkisi, burda beynine gelen hormonlar degerlendiriliyor ve kimisine gore muzik kimine sac kimine kupe kimine farklı yonlede etki ediyor. hal boyle iken, kendi zevkini normal alinin zevkini anormal adledersen bu aslında senin dargoruslu ve toplum yararından ziyade kendi hazzını ya da bencilligini gosterir.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#27
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
hayır hacım, aynı seyler aslında, kulturel anlamda bakıldıgında temelinde sapkınlık gelen bir olgu var karsında bu da escinsellik, toplumun bakıs acısına gore bu bir sapkınlık, aynı toplumun senin zevklerine gore ki buda aslında hormanların ile alakalı birsey, zevklerini sapkınlık olarak goruyor, bunun yanında escinsellikde hormonal bir olgu, ki cogu kisinin bilgisinin tesine hormonel bir olusum sonucu insan zevk aldıgını tercih etmesi takdir edersinizki gayet normal birsey, senin sacını uzatman, benim kupe takmam ya da kle nin dinledigi muzik, hepsi zevk meselesi ve aldıgın hazlarda senin dogal olarak senin vucundan salgılanan hormonların etkisi, burda beynine gelen hormonlar degerlendiriliyor ve kimisine gore muzik kimine sac kimine kupe kimine farklı yonlede etki ediyor. hal boyle iken, kendi zevkini normal alinin zevkini anormal adledersen bu aslında senin dargoruslu ve toplum yararından ziyade kendi hazzını ya da bencilligini gosterir.
Ash Burz-Durbagu burzum-ishi |
|
#28
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
kle git biraz arastırma yap, üzerine ne giydiginin, sigarayı hangi elinle tuttugunun bile hormonlarla alakası var.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#29
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
kle git biraz arastırma yap, üzerine ne giydiginin, sigarayı hangi elinle tuttugunun bile hormonlarla alakası var. benim hormonları göz artı ettiğimi sanman tartışmayı yarışa çevirmenin sonucunda es geçmen olarak yorumlanabilir. hormonnal bir bozukluğu normal bir şeymiş gibi görmen senin bilgisizliğin. küpe saç uzatma gibi konuları araya sıkıştırman da ayrıbi saçmalık
Ash Burz-Durbagu burzum-ishi |
|
#30
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
hayır hacım, bir yarıs halinde degilim, hele bu saldırıyı hic kabul etmem, basit ornekleme yaptım, hormanel bir bozukluk degil, keza hormanel bozukluk dedigin kisinin hasta olması demek ki bunun bir hastalık olmadıgı gunumuzde gayet acık ve net kabul gormustur. bunun yanında yaptıgın her haraketinin arkasında hormonlarının oldugunun bilmemen benim kabahatim degil, kaldı ki zevklerin sana kalmıs fakat temelinde bunları secmen ve yonelmen bir cok arastırma konusunada kaynak olusturmustur.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#31
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
ısrarla yardıklarımı yanlış anlıyosun hacı. sana sapkınlık doğaya aykırı diyorum zararlı diyorum. sen, sende küpe takıp saç uzatıyosun diyosun. kusura bakma hacı ama bunları kendi kafanda iyice tartış düşünmeden konuşma transeksülelleri yani tıpta cinsel kişilik bozukluğunu hayat mücadelesi diye isimlendirmeden önce.
Ash Burz-Durbagu burzum-ishi |
|
#32
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
hayır kle anlıyorum seni, lakin o transeksuel kimselerin transseksuel olmadan onceki hallerini irdelemiyorsun sen, bu kişiler hormonel olarak orta halli bir aileye bile mensup olmadan cinsel kimliklerini beyan etmiş lakin toplumsal alanda itilmiş kakılmış ya da kendini gecindirecek bir işe sahip olamamış kişilerdir. bu anlamda toplumsal baskılardan dolayı olusan "kadına özenme terimi" cıkmıstır. transseksüel ler bu anlamda benliklerini toplumda ifsa edemediklerinden bir catısmaya girmis ve tıp sayesinde kadına benzemislerdir. aynı oranda senin dinledigin muzik sac kesimin dusunce yapın ve benzeri seni sen yapan ozelliklerin transseksuellerin transseksuel olmadan onceki hallerinden pek farklı bir cizgide degil. aynı toplumsal itelemeyi sende gorsen sen ne yapardın bunu merak ediyorum.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#33
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
ben niye göreyimki o toplumsal itelemeyi, ben çok afedersin erkeklerle beraber oluyomuyum
bir kadının hatlarından zevk ve keyif almak yerine bir arkeğin s.k ni hayal ediyomuyum hatta ileri gidip onu elde etmeye çalışıyomuyum. tabi ki toplum tarafından baskı görücekler ne bekliyodun anlamıyorum kollarımızı iki yana açıp bağrımıza mı basıcaktık. bunları kişinin tarz olarak seçtiği şeylerele rica ederim karıştırma. bunlar toplumların gelecekte yıkılmasına sebep olabilecek şeyler. ben bunları sapkınlık olarak görmeye devam edebilmemizi bizi gelecekte ahlak anlayışını hepten kaybetmiş bir toplum olmaktan kurtarabilecek bir direniş olarak da görmeye devam edicem
Ash Burz-Durbagu burzum-ishi |
|
#35
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
kle bilmem hatırlamırsın, bundan 5 6 sene once, bir cocuk intehar etmisti, ve intehar ettiginde dinledigi şarkı "creep" idi, gencleri bunalıma itiyor, psikolojik denglerini bozuyor diye basladı, ve satanistliğe kadar götürdü medya, toplumda medyanında bariz etkisi ile bir anda olayı aldı sokakta gordugun her uzun saclı cocuga, her kupe takana her siyah giyene mal etti. aynı turk yaklasım escinselere uygulanıyor su anda, kaldı ki kimse kimseyi begenmek veya aynı fikirde olmak zorunda degil, lakin bırak eger işi tıbba dayandıracaksak yanlısın var, kişilerin toplumsal benliklerini kaybetlerindeki asıl sebeptir toplumsal baskılar, kaldıki buna ragmen insanlar bunu tercih ediyorsa eger ve dunyanın envai ulkesinden azımsanamayak boyuttaysa bu bunu kabul etmek normaldir.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#36
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
O halde ileride bir gün dünya üzerinde delilerin sayısı artarsa deliligi de mi normal olarak kabul edecegiz? *Delilik derken halktaki anlamıyla kullandım(örn; sokakta cıplak dolasmak.Mesela ileride ınsanlar arasında cıplak dolasanların sayısı artarsa onları normal mi kabul edecegiz..vb) Son düzenleyen Dave : 20-03-2007 - 19:58 |
|
#37
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
kle bilmem hatırlamırsın, bundan 5 6 sene once, bir cocuk intehar etmisti, ve intehar ettiginde dinledigi şarkı "creep" idi, gencleri bunalıma itiyor, psikolojik denglerini bozuyor diye basladı, ve satanistliğe kadar götürdü medya, toplumda medyanında bariz etkisi ile bir anda olayı aldı sokakta gordugun her uzun saclı cocuga, her kupe takana her siyah giyene mal etti.
Ash Burz-Durbagu burzum-ishi |
|
#38
|
||||
|
||||
|
Ynt: Bir üniversitede ilk eşcinsel kulübü
Kim ANORMAL kim NORMAL
"Siz normal misiniz, yoksa anormal mi? Bunu hiç düşündünüz mü? Eğer bu soruya yanıt verebiliyorsanız, neye ya da kime göre normal veya anormalsiniz? Bu sorular ilk bakışta tuhaf görünse de hemen herkesin merak ettiği bir gerçek. Yüzlerce yıldır topluluklar halinde yaşayan insanlar, genele uyanları normal, genelin dışında kalanları ise anormal olarak tanımladı ve dışladı. Ve normal ya da anormal olmak, kişinin psikolojik yapısını ele verdiği için toplumdaki konumunu da direkt olarak etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Ancak bugün bu tanımı psikiyatrlar yeniden sorguluyor; sanatçıların, devlet adamlarının, dini liderlerin genele tuhaf gelebilecek davranışları bulunduğunu, ama bu davranışların onlara anormal denmesine neden olamayacağını savunuyor bilim adamları. Aynı zamanda toplumda çok saygın yerleri olan birçok insanın da anormal sayılabilecek davranışları olduğuna dikkat çekiyorlar. Psikiyatr Dr. Özkan Pektaş, anormalliği kaldıran normallerin, daha anormal kişilikler olduklarını iddia ediyor ve şunları söylüyor: "Farz edin ki, bir obsesif-kompülsif kocası ya da karısının bu rahatsızlığını yıllardır kaldıran bir insan var. Bu zaman içinde kişinin hastalığı ilerliyor ve hasta olduğunu da düşünmüyor. Dolayısıyla burada, yakını olan insanın daha hasta olabileceğini düşünüyoruz, çünkü bir süre sonra bu tür rahatsızlıklar çevredeki insanlara bulaşır, aynı grip gibi. Biz anormal görünüp normal olma durumunu özellikle sanatçılarda görüyoruz. Özel yaşamları hiç garip değil, kesinlikle çok basit yaşıyorlar ama yine aynı insanlar sahnede eserlerini ortaya koyarken garipler. Bu da onlara farklı bir kimlik kazandırıyor, ama dediğim gibi özel yaşamları sizinki, benimki kadar sıkıcı ve normal. Böyle olmadığı zaman zaten büyük tehlike oluşuyor." Normallik ve anormallik üzerine araştırmalar yapan Prof. Dr. M. Kerem Doksat ile bu konu üzerine konuştuk... - Normal ve anormallikten söz edecek olursak, delilik nedir? Delilik, dünyada hâlâ çok tartışmalı bir konu. Amerikan psikiyatri anlayışına göre, teşhis konulabilir istatistiksel zihinsel bozukluklara konu olan rahatsızlıklar, delilik sınırını da belirliyor. Mesela, psikozlar, gerçekte olmayan şeyleri idrak etmek, halüsinasyon görmek, gerçek olmadığı halde ikna yoluyla değiştirilmesi mümkün olmayan inançlar, yani belirgin davranış bozuklukları, ortalıkta mastürbasyon yapmak, ona buna saldırmak, ortaya dışkı yapmak, aşırı içine kapanmak, toplumdan tamamen uzaklaşmak gibi durumlar, deliliğe işaret ediyor ve kanıt olarak kabul ediliyor. - Peki, normal görünen anormal, anormal görünen normaller kimler? Öyle insanlar var ki, onlara kimse anormal diyemez, demeye cesaret edemez ama çok anormal davranışları vardır. Mesela, hemen bütün peygamberler, mistikler buna örnektir. Onlar, günlük yaşamlarında çok saygın insanlar olmalarına rağmen, hayatlarının bazı dönemlerinde inzivaya çekilir ve tanrıyla konuşurlar. Bunları ele alırsak; bu insanların akıl sağlığı bozuktur denebilir, ama bunu söylemek de doğru değil hakikaten; çünkü hayatını çok iyi bildiğimiz bu insanlar güvenilir, düzgün, doğru hayatlar sürmüşler. İnsanlara günlük hayatta yol göstermişler ama bir yandan da gerçekte olmayan, herkesin görmediği şeyleri idrak ediyorlar. - O zaman bu davranışları sergileyenlere deli denmeyişinin nedeni nedir? Bizim psikiyatride 'amigdala' dediğimiz, beynin çok derinlerinde yer alan bir sistem var. Mistik yaklaşımların çekirdeği orada yapılanıyor. Çünkü orası, doğuştan getirdiğimiz, evrimsel olarak dünyanın varoluşundan beri alınan bilgilerin kısmen depolandığı yer. Biz dünyaya, beyaz bir sayfa olarak değil, bir sürü donanımla geliyoruz. Orada, ne zaman yaşlanacağımız, ne zaman öleceğimiz, ne zaman yürüyeceğimiz gibi bilgiler var. Eski çağlardaki bilgilerin depolandığı bu yere doğrudan ulaşmamız ise mümkün değil. Ancak derin meditasyon ile ulaşmak mümkün. Sembollerle çıkıyor ortaya. Yani oraya kelimelerle ulaşmanın imkânı yok. Çeşitli araştırmalar sonunda görülmüş ki; amigdala aktive olunca, o bölgede gama ışınları artıyor. Sorunuza gelirsek: Bu insanlar olağandışı idraklere sahipler. Ve bu insanlara normal sınırlar içinde bakınca, ses duyuyor, bir şeyler görüyorlar, yani aynen psikolojik rahatsızlıklardaki gibi görüntü sergiliyorlar. Bu adamlara bugünkü psikiyatri bilimi deli diye yaklaşır, ama değillerdi. - Konuyu günlük hayata uyarladığımızda, hepimize uyan tanımlamalardan bahsedersek. Büyük yaratıcı bilim adamları, sanatçılar ki, bunlara kimse deli diyemez ama normal dışı davrandıkları kabul ediliyor. Mesela Picasso, özellikle kadınlara garip şekilde düşman, bir yandan da çok çapkın, ama aşağılıyor da. Ve onun dehasına şüphe yok. Bakınca farklı oldukları görülüyor, ama davranışlarında ciddi farklılaşmalar yok. - Normal ne anormal ne? Bu, öyle acayip bir şey ki. Beethoven'a bugünkü kriterlerle borderline denebilir. Ağır öfkesi, müthiş fırtınalı bir hayatı var. Deli diyemiyorsunuz ama normal demeye de kimsenin hakkı yok. Güncel örnekler vermek istemiyorum ama mesela divan şiirinde eşcinsellik göklere çıkarılmıştır. Şiirlerin çoğu, erkek eşcinselliği üzerinedir. Ve o dönem büyük partiler halinde bu tür şeylerin yaşandığını, çok sıra dışı işler yapıldığını biliyoruz. Bu dönem şairlerinden bir kısmı ciddi şekilde davranış bozukluğu gösterir ama anormal değildir. Normale gelirsek; averaj içinde olan, sıradan insanın normları, normali oluşturuyor. 90 ile 110 arası zekâ toplumun yüzde 75'ini oluşturuyor. Altını bırakalım ama 180 IQ'lu insan ne olacak? İşte o da normal değil, ama toplumun üzerinde aynı zamanda. Mesela bir holdingi yönetecek insanın aslında IQ'sunun en az 140 civarında olması lazım. Ama 140 IQ'lu adam zor bulursunuz. O zaman, işlevsel normalite kavramı ortaya çıkıyor. Uzlaşma noktası bu. - Anormallikten bahsedersek... Çok saygıdeğer, aklı başında, saygın, mükemmel insan diye tanıdığımız pek çok insanın aslında normal kabul edilmesi hiç mümkün olmayan garabetleri olabiliyor, fakat bunlar hiç açığa çıkmadığı için bilinmiyor. Fetişistlerin çok azı psikiyatra gelir, neden? Ayakkabılar bu durumdan yakınamaz da ondan. Adamın sahip olduğu binlerce kadın ayakkabısı vardır, onlara sarılır uyur ya da mastürbasyon yapar ama bunu kimse bilemez. Bu adam öte yandan bakıyorsunuz saygıdeğer bir işadamı, evli, çocukları var. Mesela bir hastamın pornomanisi vardı ve bu nedenle bir garsiyonere sahipti. Normal cinsel ilişkiye giremediği için evine çok yakın bir yere garsiyoner tutmuştu. Gidip orada porno film seyrediyor, sonra eşinin yanına dönüyordu. Eşi durumu öğrenince boşandılar, sonra yeniden evlendi. Bu, bir cinsel sapmadır. Mesela obsesif kompülsif bozukluğu olan hastalar var. Onlar da dışarıda normal görünebilirler ve çok az zaman sorunları açığa çıkar. Zekice gizlerler, evlerinde terör estirir ama dışarı belli etmezler. Asansördeyken, asansörün belirli katlarda durması halinde başlarına bir şeyler geleceğini, durmazsa gelmeyeceğini hesaplarlar. Bunlar genellikle yalnız yaşar, sorunlarını çok yakın dostları bilir sadece. Toplum içinde ise iyi ve hoşturlar. Çoğu yaratıcı sanatçı, ilham denilen periyi bekler ve onun ne zaman geleceği belli olmaz. Mesela onları vapurda, ofiste şarkı söylerken bulursunuz ya da herkesin sineye çektiği şeyleri çekmezler, tepkilidirler, narsistik yapıya sahip olurlar, kurallara uymayı sevmezler, sıradan insanların hoşlanmayacağı esprileri yaparlar. Sıradan insanlar onlardan rahatsız olur ama kendilerine has çekicilikleri vardır ve onlar üzerinde yanaşma-kaçınma çatışması yaratırlar. Fazla bulaşmamak gerekir duygusunu çevrelerine yayarlar. Onların beyinlerindeki filtre sistemlerinin sıradan insanlardan farklı olduğu üzerine de çalışmalar var. Bu insanlar bizim gibi sıradan insanlara göre anormal ama belki ideal insanlar. O nedenle, normal gibi görünenler anormal ve anormal gibi görünen insanlar normal olabilir. Mesela paranoid insanlar aşırı şüpheci, kötücül düşünür, öküzün altında buzağı ararlar ve sıradan insanları rahatsız ederler. Ama onlardan çok iyi dedektif ve romancı çıkar. Narsistikler müthiş ukaladır ama onlardan çok iyi devlet adamı, yönetici, sanatçı çıkar. Mesela Atatürk olumlu narsistiktir. - Sıradan olmazsanız da yaşama şansınız olmuyor sanırım. Evet, iki ucu keskin bıçak aslında. Sıradan olmayan ama deli de olmayan, sıradan üzeri 'sür normal' olan insanların, sıradanların çoğunluğu oluşturduğu dünyada yaşamaları ne kadar zor ama aynen sıradan insanlar için de zor. O nedenle normallik-anormallik son derece izafi de olabilir. Mesela sıradan bir Adanalı bakkala gidip, çok rica ederek bir mal isterseniz, size kızar ve "Ne yalvarıyorsun, paran mı yok?" der. Bu, benim başıma geldi. Adana'da sıradan bir garsondan kebap rica ederseniz, sizi eşcinsel sanabilir; bu, kötü ya da iyi değil, oranın normali. Filozoflar da sıradan insanlar gibi davranmaz. Onların çoğu ciddi anormal insanlardır. Kant mesela ağır bir obsesif kompülsif bozukluk yaşamış, hiçbir kadınla ilişkisi olmamış. Alışverişe gidiş saatleri bile hiç şaşmazmış." (Kim ANORMAL kim NORMAL) Son düzenleyen Dave : 20-03-2007 - 20:03 |