Reşat Altay’ın görevden alınmasını “büyük haksızlık” olarak niteleyen İl Emniyet müdürleri, keyfi görevden alınmaları da eleştirdiler. 81 İl Emniyet müdürü’nün Ankara’da yapılan toplantısının son günü, Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay’ın
|
#1
| ||||
| ||||
| Emniyet müdürleri isyan etti Reşat Altay’ın görevden alınmasını “büyük haksızlık” olarak niteleyen İl Emniyet müdürleri, keyfi görevden alınmaları da eleştirdiler. 81 İl Emniyet müdürü’nün Ankara’da yapılan toplantısının son günü, Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay’ın görevden alınması büyük gerilime sahne oldu. Toplantının yapıldığı salonun çevresine gazetecilerin yaklaşması yasaklanırken, saklandı. Emniyet Müdürleri, “Reşat Altay Trabzon’a gideli 9 ay olmasına rağmen çok önemli çalışmalar yaptığını belirten Emniyet müdürleri, daha önce Ordu, Bilecik Emniyet müdürlerinin de haksız bir biçimde görevden alındığını söylediler. Papaz cinayetinin olduğu dönemde Trabzon Emniyet müdürlüğü görevini Ramazan Akyürek’in yaptığını, aynı kişinin daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na getirildiğini belirten müdürler, “Eğer, Reşat Altay’a kötü bir miras bırakıldıysa, Ramazan Akyürek nasıl terfi ettirildi ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na getirildi. Bu çifte standarttır” dediler. Emniyet müdürlerinin çeşitli bahanelerle görevden alındığını belirten Emniyet mensupları, bu haksız tutuma son verilmesini, uygulamaların Emniyet üzerinde büyük olumsuzluk yarattığını, özellikle siyasiler karşısında müdürlerin sindirilmek istendiğini vurguladılar. . GAZETECİLERE YASAK Toplantının öğleden sonraki bölümünde müdürlerin gazetecilerle konuşmalarına da sınırlama getirildi ve gazetecilerin salonun çıkış bölümüne yaklaşmaları da yasaklandı, toplantı için gelen gazeteciler de sivil polisler tarafından kameraya alındı. Emniyet’te alışık olmadık bu durum gazetecilerin de tepkilerine yol açtı. Emniyet Genel Müdürlüğü sözcüsü İsmail Çalışkan’ın basını bilgilendirme toplantısında da soru soran gazetecilerin polis kamarasına alınması dikkat çekti. BİLDİRİYİ YAYIMLATMAMA GİRİŞİMİ Öğle saatlerinde bitmesi öngörülen toplantı, saat 18.00’e kadar devam etti. Toplantıyla ilgili yapılması öngörülen “muhtıra gibi açıklama” ise “geç oldu” gerekçesiyle Cumartesi gününe bırakıldı. Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altıntaş’ın uygun bulması durumunda bildiri yayımlanacak.ı. Ancak, bazı yetkililer de içerde yaşanan gerilimden ve üst makamların “yayınlanmasın” telkinlerinden sonra bildirinin yayımlanma durumu da ortaya çıktı, ayrıca bildirinin “yanlış anlaşılmaları önlemek” için içeriğinin de önemli ölçüde yumuşatıldığı öğrenildi. Toplantıda, bazı müdürlerin dile getirdiği sıkıntılardan bazıları şöyle: Afyon Emniyet Müdürü Natık Canca: Polise mukavemet olayları 2002’den bu yana 3 kat arttı. Polisi sokakta çalıştıramıyoruz. Emniyet Genel Müdürlüğü olarak bu konuya mutlaka çare bulunmalı. Bıçaklanan, dövülen polislerle ilgili konular artık haber değeri bile taşımıyor. Polise dönük bıçaklama, saldırma olaylarına baktığımızda örneğin 2002 yılında 4 bin 51, 2003'de 5 bin 300, 2004'de 6 bin 100, 2005'de 7 bin 30, 2006'da ise 9 bin 650 olay meydana geldi. Polisi döven serbest kalıyor. Bu kadar saldırı, taciz, dövme ve hakaret oluyor kimse birşey yapmıyor. Zanlıların serbest kalması polisin moralini bozuyor. Bunun biran önce çözülmesi lazım. Bu konuda Adalet Bakanlığı ile görüşülüp kanun değişikliği yapılması gerekiyorsa o yapılsın. Yeni kanun çıkartılacaksa çıkartılsın" Artvin Emniyet Müdürü Necmettin Emre: İl Emniyet Müdürü, adli kolluk personeli değil. Buna rağmen Başsavcı benim hakkımda Vali Bey'e yıllık değerlendirme raporu veriyor. Bana karne veriyor. Kendimi aşağılanmış hissediyorum. Mersin Emniyet Müdür Vekili Süleyman Ekizer: Anamur Cumhuriyet Başsavcısı'nın İlçe Emniyet Müdürü, İl Başsavcısı da benim hakkında rapor düzenliyor. Başsavcılar adli kolluk personeli hakkında rapor düzenler. İl Emniyet Müdürü ya da İlçe Emniyet Müdürü hakkında nasıl rapor hazırlar? Balıkesir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya: Polis olarak suçları saklamaya gizlemeye gerek yok.Kayıtlarımızda 780 bin suç işlendiği belirtilmesine rağmen geçen yıl ülkemizde 2 milyondan fazla suç işlendi. Almanya'nın başkenti Berlin'in nüfusu 6 milyon. Berlin'de 2004'de 500 bin suç işlenmiş. O yıl Türkiye genelinde 450 bin suç işlenmiş. 73 milyonluk Türkiye'de 2 milyon suçun işlenmesi normal. Hürriyet - Emniyet müdürleri isyan etti People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#4
| ||||
| ||||
| Ynt: Emniyet müdürleri isyan etti istanbul emniyet müdürü o zaman torpille kalıyor. sokakalr berbat, her taraf mafya. Serefsizler. Özledim buraları ama kimse doğru söyleyeni özlemiyor. Dünya kanunudur, değişmez. |
|
#5
| ||||
| ||||
| Ynt: Emniyet müdürleri isyan etti Çok yerinde ama çok geç kalınmış bir karar.Kendisi Abdullah Çatlı,İbrahim Şahin gibi isimlerin kankası,Çiftehavuzlar baskınının süper kahramanı,zamanının "solcu" avcısı,eğer bu ülke de derin devlet diye bir şey varsa onun en pis ağzında duran kişilerden biriydi.Geçmiş olsun. Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil. |
|
#6
| ||||
| ||||
| Ynt: Emniyet müdürleri isyan etti Bu da yetmez,kendisi hakkında açıklanan bir haberden alıntı; "27 Kasım 1996 tarihinde Gebze Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nce şüphe üzerine durdurularak aranan 34 FBM 44 plakalı otomobilde Abdurrahman Kayıkçı ile sahte kimlik taşıyan Faysal Esen isimli iki kişi ve bu şahıslara ait 1 adet Motorola marka telsiz, 1 adet 7.65 çapında Unique marka tabanca, tabancaya ait 9 adet mermi, 1 adet kelepçe bulunur. Faili meçhul cinayetlerin odak noktasında telsiz, tabanca ve kelepçe ile yakalanan bu şahısların biri PKK örgütünün kurucularından, diğeri ise PKK’nın eski Çukurova Bölge Sorumlusudur. Şahıslar görevlilere Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nda görevli Hanifi Avcı ve İstanbul Emniyet Müdür Muavini Reşat Altay'a bağlı görev yaptıklarını bildirirler. Görevliler bu beyanın doğruluğunu tetkik ettikten sonra şahısları hiç bir işlem yapmadan malzemeleri ile birlikte serbest bırakırlar" Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil. |
|
#7
| ||||
| ||||
| Ynt: Emniyet müdürleri isyan etti Önceki gün, merkeze alınan Trabzon Emniyet Müdürü, Reşat Altay'ın 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi çıkışında öğrencilerin üzerine bomba atarak 7 öğrencinin ölmesi olayında, bomba atan ve silahla tarayan faşistleri takip etmekte olan polislere "geri dön" emrini verenin kişinin, o tarihlerde komiser yardımcısı olan Reşat Altay olduğu ortaya çıktı. Nisan 1992'de 3 Dev-Sol militanını tarayarak 'yargısız infaz'da bulunan polisler arasında da Reşat Altay'ın olduğu, Abdullah Çatlı'nın arandığı dönemde, "Susurluk kazası" sonrası yapılan tespitle ortaya çıkan belgelere göre, 5 kez üst üste görüştüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi'nin müdürünün de Reşat Altay olduğu biliniyordu. Köşe yazısını bu konuya ayıran, gazeteci-yazar Can Dündar'ın yorumunu aşağıda sunuyoruz. REŞAT ALTAY'IN YAZILMAMIŞ ANILARI Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay merkeze alındı dün... Malumunuz, Altay, sürekli linç, suikast, cinayet haberleriyle gündeme gelen Trabzon'daki güvenlik zaafını izah ederken, suçu reform yasalarına atmış, "Avrupa Birliği uyum kanunları istihbaratı zayıflattı" demişti. Demokratikleşme hevesi Emniyet'te zaaf yaratmasa, polisin elinde yetki olsa, hiç bunlar başa gelir miydi? Dilerim Altay, Trabzon'daki ağır mesai günlerinden sonra Ankara'da boş vakit bulur; anılarını yazar. Biz de Türkiye'nin son 30 yılının hikâyesini onun kaleminden okuruz; okudukça sürekli baş sayfaya dönen kanlı bir tarih kitabı gibi... * * * Mesela o kitap 30 yıl öncesinden bir sahneyle başlayabilir: 16 Mart 1978 Perşembe günü... Öğleyin... İstanbul Üniversitesi çıkışında 100 kişilik öğrenci grubunun üzerine bomba atılıyor. 7 ölü, 47 yaralı var. Esmer, kısa boylu, hırkalı bombacı, TNT'yi solcu grubun üzerine atıp üniversitenin merdivenlerinden kaçmaya başlıyor. Öğrenciler kaçışırken Beyazıt Kütüphanesi önünden de otomatik silahlarla yaylım ateşi açılıyor. Gençler de polis de yere kapaklanıyor. Ayağa kalktıklarında polis ateş açan saldırganları takip için fırlıyor. Arkadan bir ses: "Geri dönün" diye bağırıyor. Polis geri dönüyor. Katiller kaçıyor. Geri dönen polislerden biri Yahya Gergin... Olayın ayrıntılarını yıllar sonra 32. Gün'den Rıdvan Akar'a anlatıyor. Meğer normalde 30-40 polisin görev yaptığı kapıda o gün sadece 9 polis görevlendirilmiş. Failleri kovalarken kendilerine "Geri dönün" diye bağıran amiri de merak edip araştırmış. O komiser yardımcısının adı Reşat Altay'mış. * * * Belki o günü yazar Altay anılarında... Sonra bandı 14 yıl ileri sarar: Nisan 1992... Çiftehavuzlar'da bir örgüt evi... 3 Dev-Sol militanı kıstırılıyor. İstense beklenip teslime zorlanabilirler. Ama hayır; polis evi basıyor ve 3'ünü de öldürüyor. Bu yargısız infazın ardından 22 polis hakkında "kasten adam öldürmek" suçlamasıyla dava açılıyor. Daha sonra "Zor kullanma yetkilerini kullanmışlardır" diye beraat eden sanıklar içinde ileride Susurluk davasında tanıyacağımız isimler var: İbrahim Şahin gibi... Ayhan Çarkın gibi... Tanıdık bir polis daha var: Reşat Altay. * * * Ne kadar renkli anılar bunlar... 4 yıl daha geçiyor... Sayfalar çevriliyor... 3 Kasım 1996... Susurluk skandalı patlıyor. Kazada ölen Abdullah Çatlı'nın bütün ilişkileri ortaya seriliyor. Çatlı'nın telefon kayıtları incelemeye alınıyor. Ve şaşırtıcı sonuç ortaya çıkıyor: Kırmızı bültenle aranan Çatlı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi'nin müdürüyle 5 kez telefonla görüşmüş. Kim var şubenin başında? Doğru tahmin ettiniz: Reşat Altay... * * * Altay anılarını yazsa, bu ilişkileri anlatsa, bütün bunlara rağmen nasıl sürekli terfi edip Gaziantep'e, Bursa'ya, Trabzon'a emniyet müdürü olduğunu izah etse, biraz da Trabzon'daki örgütlenmelerden bahsetse iyi olmaz mı? Türkiye'nin son 30 yılının hikâyesini onun kaleminden okurduk böylece; ilerledikçe hep baş sayfaya dönen kanlı bir tarih kitabı okur gibi... Can Dündar, Milliyet gazetesi, 27 Ocak 2007 Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
| |
| | ||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| 123 Balina intihar etti | Serenity | Güncel Olaylar | 27 | 11-01-2008 22:54 |
| İsmail Cem vefat etti... | gevezeus | Güncel Olaylar | 23 | 04-02-2007 14:46 |
| Emniyet Kemeri | Sleepless | Road Trip | 7 | 27-10-2005 18:35 |
| Emniyet Müdürü 60 hayat kurtardı | AbocA | Güncel Olaylar | 3 | 22-08-2005 14:06 |
| Filler firar etti | Sound_Of_Silence | Güncel Olaylar | 3 | 26-04-2005 15:25 |