Fantastik ve Modern Canavarlar

Fantastik ve Modern Canavarlar Kapitalizm gerçekten çok şeyi mahvetti. Kendinizi bir XI. Yy Avrupa kentinden hayal edin. Geçmişin ancak anılarında var olan dev bir Roma İmparatorluğu barbarların saldırılarıyla yıkılmış. “Kentinde”

  #1  
Eski 15-02-2004, 04:25
ChAoS nickli Ayya$'ın avatarı
VaMPiRe
 
Üyelik Tarihi: Jan 2004
Mekan: House of deaths
Mesajlar: 666
ChAoS 'e ICQ ile mesaj gönderin ChAoS 'e MSN ile mesaj gönderin
Fantastik ve Modern Canavarlar

Fantastik ve Modern Canavarlar


Kapitalizm gerçekten çok şeyi mahvetti. Kendinizi bir XI. Yy Avrupa kentinden hayal edin. Geçmişin ancak anılarında var olan dev bir Roma İmparatorluğu barbarların saldırılarıyla yıkılmış. “Kentinde” yaşadığınız lord ise yeni dini, kilisenin mali desteği için kabul etmiş ve tüm tebaasını da buna zorluyor. Eski dinin pagan ayinleri ise ancak yeraltındaki mahzenlerde, gizlice ve gizli bir şey yapmış olmanın o tatlı heyecanıyla yapılıyor. Engizisyon, diri diri insanları yakarken, o insanları böyle vaftiz edeceğine inanan askerler, geceleri meşalelerle şehrin ıssız, karanlık ve sisli sokaklarını geziyorlar. Sizin marangoz olarak çalıştığınız lonca hala eski dinde; bu yüzden mimlenmişsiniz. Bir gece, ayininiz kilise tarafından basılıyor ve kaçmak zorunda kalıyorsunuz. Şehrin surlarından hendeğe atlarken kulağınızın dibinde oklar ve küfürler vızıldıyor.
Ormana kaçıyorsunuz tabii. Doğa “Ana” ya. Dişi, güzel, dizemli ve acımasız doğaya. Ormanlar henüz balta nedir bilmiyorlar ve Avrupa’nın her köşesinde geçmiş kavimlerin yosunla örtülmüş yıkıntılarını gizleyerek uzanıyorlar. Daha dün madenci bir arkadaşınız yeraltında cücelerin kazma sesleri ve küfürlerini duyduğunu söyledi size. Veya kız kardeşiniz bir ağacın tepesinde yaban armudu toplarken, dans edip çok güzel bir melodiyle flüt çalan iki orman perisi gördüğüne yeminler etti. Kız, dünyada gördüğü en güzel şeydi; sarı saçları yeşil ve daha önce görmediği bir ağacın meyve dolu dallarıyla süslenmişti.

Sanayi,Doğa ve Din

Sanayi devriminin ilk sonuçlarından biri de, içinde binlerce efsaneyi ve efsanevi yaratığı, unicornlar, gizli peri şehirleri, cüce madenleri, barındıran ormanları mahvetmek oldu. Önce şehirlerin etrafındaki ormanlar yok edildi, kısa bir süre sonra bundan vazgeçilip yerleşim yerlerinden uzak ormanlar kesildi. 20. yy’da ise Avrupa ve ABD sanayisi kendi ormanlarını bırakıp yağmur ormanları ve 2.dünya ülkelerine el attı. Ucuz ve kendi çevrecilerinden kurtulmak için ideal.
Ondan çok önce ise kilise, skolastik, fundamentalist felsefesini “batıl” inançları ve pagan dinini yok etmek üzere yaymıştır. Sanayi devriminden sonra bu saldırıdan kurtulamamış kent komünlerinin üretici insanları, loncaları kendilerini proleter olarak buldular. Atölyeler yerlerini dev fabrikalara, kentler metropollere bıraktılar. Devrimden sonra temel çelişki olacak kapital-ücretli emek, daha önceki doğa-insan çelişkisinin üzerine kuruldu. Doğa; pagan ve kelt dinlerinde insanın bilincini belirleyen, saygı gösterilen bir öğe hatta tanrıça iken, kilisenin tüm dünyanın insanlığı teste tabii tutmak için yaratıldığı yönündeki inancı ve sanayileşmenin doğal sonucu olarak kolayca kullanılabilecek, yok edilebilecek bir “hammadde” ye dönüştü. Ruhbanların bu yüce amaçlarını nedense hep kapitalizmin çıkarlarıyla uyuşmasını ise üzerinde pek durulmadı.
Kilise feodallere ve krallara hizmet etti. Fransız devriminde, kendisine karşı çıkan burjuvazi tarafından bile kullanıldı. Burjuvazi, sınıfını özgürleştirmek için hümanizme, özgürlük ve eşitliğe, kilise karşıtlığına sarıldı. Ama devrimin bu araçları kendisini tehdit eder hale gelince eski düşmanı olan dini, yeni silahı olarak cephaneliğine attı. Ruhbanların bu davranışlarının tanrının önünde eşit olması gereken insanlar arasındaki eşitsizliği arttırdığını görmeleri ise tarihsel koşullar itibariyle imkansızdı zaten. Dinin, bugün neden “hortladığının” ipuçları kilisenin tarihi kayıtlarında saklı. Ama bu başka bir yazının konusu.

Yeni Bir Edebiyat Doğuyor

İnsanlığın doğayı bu ölçüde mahvetmesi bir insanın düşüncelerini, bu insanın bir edebiyat profesörü olması ise dünya edebiyatını önemli ölçüde etkiledi. Profesör J.R.R. Tolkien sanayi devriminin ve savaşların çocuğuydu. I.Dünya savaşı öncesi sanayiinin gelişimine, dev ve kara dumanlar çıkaran (Hüküm Dağı) fabrikalara, buralarda insanlık dışı koşullarda çalışmaktan ve kömür dumanından kararmış, asık yüzleriyle işçilerin (Orklar,Troller) her sabah kitleler halinde geçişine, modern canavarların (traktörler,tanklar,hızarlar) doğayı yok etmesine ve sermayenin, kar hırsının her şeye egemen olmasına tanık oldu. Yani kent komünlerinin, krallıklara ve cumhuriyetlere uzanan evriminin 20 yy. öncesi son hamlelerine. Sonra ise emperyalist devletlerin tüm dünyaya adeta hastalık gibi yayılan I.Dünya savaşını yaşadı. İnsanların,asıl nedenlerini bilmeksizin,acımasızca birbirini kurşunladığını, süngülediğini gördü. Bütün bunların, profesörün daha sonra yazacağı yapıtlarını önemli ölçüde etkilediği anlaşılıyor. Bu, belki bir erken dönem postmodernizmi olarak bile adlandırılabilir. Büyük, modern devletlerin savaşması, insanların çıkarlar uğruna acımasızca manipülasyonu, büyük fabrikaların dişlileri arasında kaybolmuş işçiler ve bundan bıkmış bir yazar fantastik kurguyu modernliğe erken bir tepki gibi gösterebilir. Ama fantaziyi bu şekilde nitelemek -postmodernizmin bireyi kendi dünyasına itme eğilimini hariç- pek doğru sayılmaz.

Nostalji ve Fantastik Kurgu

Yüzüklerin Efendisinin kötü sonu, dünyanın en güzel yaratıkları olan elflerin, entlerin cücelerin vb. orta dünyayı terk etmesi, sayılarının azalması; bütün o büyülü ormanların, madenlerin ve şehirlerin solması ve orta dünyayı “büyülü” yapan şeylerin yok olmaya başlamasıdır. Artık yeni çağ, insanların olacaktır.
Tolkien, fantastik yaratıklar ve insanlar arasında gönülsüzce bir seçim yapar. Tarihini, soy ağaçlarını ve şarkılarını yazdığı tüm o periler, dünyayı insanlara terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu ,biraz teslimiyetçi, ama fantazinin köklerine gerçekçi bir şekilde bağlı tercihin Avrupa’nın başına gelenler ile ne kadar benzerlik taşıdığı dikkatinizi çekmiştir. Fantastik kurgunun adeta o günlere bir övgü, hatta bir ağıt olduğunu söyleyebiliriz.
Dönüş, Yunanca’da nostos demek. Algos, keder anlamına geliyor. Nostalji ise doyurulmamış dönüş arzusundan kaynaklanan keder. Fantazinin insanları bu kadar etkilemesinin sebebinin ise, günümüzün postmodern,kapitalist tüketim toplumundan bir kaçış,ortaçağ ve hatta alternatif çağlara dönme arzusundan kaynaklanan keder olduğunu söyleyebilirim. Bu boyutta sıkışıp kalmış insanların, farklı evrenlerde geçen eserlere bu kadar düşkün olmalarını sebebi herhalde budur.

Bitirirken

İnsanların hayal güçleri ile yarattıkları bütün şeylerin bir arada olduğu bir “Ayrık Vadi” varsa eğer, insana dair her şeyi orada bulacağımıza eminim. İnsancıl değerlerimizi kaybetmediğimiz sürece, hayal gücümüz yaşama içgüdü ve zevkimizin ana motoru olmaya devam edecektir. Bize düşen, biraz da tüm o ormanların, büyülü yaratıkların geri gelmesi için olaylara kayıtsız kalmamak, gezegenimizin bir çöl gezegenine dönüşmemesi için elimizden geleni yapmaktır

[COLOR=Red][B][FONT=Comic Sans MS]Sakın Ossurcam Diye Bütün Gücünle Ikınma Sora Altına Sıçarsın Temizleyeninde Olmaz!!!!....[/FONT][/B][/COLOR]

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
En Geyik Fantastik Karakterler scourge FRP & Mithology 26 24-02-2006 01:49
Modern çağın yeni hastalıkları Lizard King Güncel Olaylar 6 03-12-2004 18:56
Fantastik kitaplar Hunter85 FRP & Mithology 14 26-11-2004 10:46
Yazıyorum, fantastik, fantastik KON Air FRP & Mithology 3 08-08-2004 23:02
fantastik tarzda filmler DeathMaster Sinema - TV 8 02-07-2004 14:15