Dünyanın Kökeni ve Tanrıların Doğuşu Evrenin yaratılması olayı, Yunan dünyasında değişik, kendine özgü görünümlere bürünür; özellikle de her şeyden önce evrenin düzeninin kurulmasını sağlayan olayı ya da edimi vurgular. Bu
|
#1
|
||||
|
||||
|
Dünyanın Kökeni ve Tanrıların Doğuşu - Yunan Mit.
Dünyanın Kökeni ve Tanrıların Doğuşu Evrenin yaratılması olayı, Yunan dünyasında değişik, kendine özgü görünümlere bürünür; özellikle de her şeyden önce evrenin düzeninin kurulmasını sağlayan olayı ya da edimi vurgular. Bu hâliyle, bir çeşit dinsel öğreti olan Yunan evrenbilimi ya da kozmonogisi, evrenin yapısal niteliklerinin belirlenmesi ve tanımlanması sorunuyla ilgilidir. Başlangıçta, herkes ve her nesne için aynı ve değişmez bir durum olan, sonsuz uzay, karanlık boşluğun somutlaşması olan Khaos (boşluk, kaos) vardı. Bir çeşit ilkel bir tanrısal varlık olarak gösterilen Khaos, Düzen'den veya öteki adı olan Evren'den (Kozmos) önce gelmiştir. Bu hâliyle, düzensizlikle, herhangi bir düzenliyici ilkenin yokluğuyla ilişkilidir. Khaos'tan Yerküre veya Dünya/Toprak (Gaia veya Ge) çıktı; bu, cinsel birleşme olmaksızın Gökyüzü'nü (Ouranos), kendisini tümüyle kucaklayabilsin diye dağları ve en sonra da Deniz'i (Pontos) doğuran birincil varlıktır. Toprak ile aynı zamanda Eros da doğdu. O da, birleştirici yetisiyle daha sonraki yaratmalara olanak tanıyan ve türün sürekliliğin güvence altına alan güçtür. Khaos, ayrıca, derinliklerin yoğun sisi Erobus'u, cehennem karanlıkları ile Gece'yi (Nyks) de yarattı. Gece'den ise, dişil bir tanrısal varlık olan Gündüz (Hemera) ile yukarı Gök'ün, toprağa daha uzak olduğu için daha temiz olan Gök'ün kişileşmiş biçimi Aither doğdu. Gaia ile Ouranos'un birliğinden canavar varlıklar ortaya çıktı; bu canavarlar evrensel dayanışmanın gereklerine henüz tümden boyun eğmemiş olan yıkıp yok edici doğal güçlerin temsilcileriydiler. Evrenin oluşumu biçimsel olarak tamamlanınca, Titan'ların doğuşuyla evrende teogoni yani tanrıların doğuşu yer aldı. Okeanos, Koios, Krios, Iapetos Hyperion, Kronos erkek Titan'lardır. Dişiler ise şu adları taşır; Thia, Reia, Themis, Mnemosyne, Phoibe ve Tethys. Gaia, Ouranos'a üç tane Kyklops doğurdu. Alnının orta yerinde tek gözü bulunan ve çok büyük bir fiziksel güce sahip olan bu varlıkların adları şöyledir; Brontes (gökgürültüsü), Steropes (yıldırım) ve Arges(şimşek). Gaia'nın en son doğurduğu üç varlık, Hekatonkheir'ler ya da Yüz Kollular oldu. Bunların adları ise, "cezalandıran" anlamında Kottos, "güçlü" anlamında Briareus ve "çok kollu-bacaklı" Gyes idi. Bunlar kibirli ve sert hareketli, öfkeli Dev'lerdi, yüz tane kolları, elli tane başları vardı. Toprak dediğimiz tanrısal varlığın ilk somut görünümü olan "koca memeli" Gaia (veya Ge) aynı zamanda -ve öncellikle- yaşamı veren ve alan Büyük Evrensel Anne'dir. Arkaik dönemde daha yeğin bir tapınç konusu olduğu sanılan Gaia, sonraları, üretkenliğin ve yaşam dramının kozmik değerini kendi üzerlerinden daha iyi odaklaştıran başka dişi tanrısal varlıkların gölgesinde kalmıştır. Birinci derecede doğurucu olan öteki güç, gece tanrıçası Nyks, evrenin oluşumuna dünya ve insanın kaderi geleneğinden bakan görüş içinde birinci derecede bir işlev yüklenir. Rüzgâr tarafından döllenen Gece, gümüş bir Yumurta dünyaya getirdi ve ondan da "ilk doğan" anlamında Eros Protogonos doğdu. Bu varlığa aynı zamanda "parlak" anlamında Phanes de denilir. Çift eşeyli ve altın kanatlı Eros'un dört başı vardı. Bunlar; aslan, boğa, yılan ve koç başıydı. Geceye kâh anası, kâh kızı diye bağlanarak onunla yaşadı. Nyks, gece kudretini elinde tutan Tethys'in, düzenin ve adaletin tanrıçasıydı. Bu niteliğini, üstünlüğünü, Gök'ün tanrısı olan oğlu Ouranos'a geçinceye kadar elinde tuttu.Tanrısal Güç Uğruna Savaşım Babanın Hadım Edilmesi İlk tanrısal çift hiç de mutlu değildi. Göğün tanrısı Ouranos toprağın çiftleşme zorunluluğu ile doğurduğu birincil kozmik bir güç olarak kalır. Cinsel etkinlikten başka bir etkinlik bilmez. Her gece "birleşme isteği" ile karısını döller ve ondan olan oğullarına derin bir nefret duyar. Doğan çocukların toprağa gömülmeleri kuralını getirmiştir ve bu kararından sadist bir tat duymaktadır. Altında ezildiği ağırlığın fazlalığından ve oğullarının gün ışığı görmelerinin yasaklanmasından büyük üzüntüye düşen Gaia, oğullarını harekete geçmeye kışkırtır, bunu yaparken kendi vücudunun içinden demiri çıkartır, demirden keskin bir orak yapar. Öfke ve hiddetle çocuklarını harekete geçmeye razı etmek istese de, onlar korkuya kapılırlar zaten analarının sıkıntısını anlayamazlar. Sadece son çocuk, Titan'ların sonuncusu Kronos, Gaia ile birlik olup tuzak kurmayı kabul eder. Uygun bir yer bulup saklanır ve büyük kozmik cinsel birleşmeye hazırlanan, katıksız üretkenliğin, koşulsuz, sınırsız yaratıcı gücün simgesi Ouranos gelirken saklandığı yerden fırlar ve babasının üreme organlarını kavrayıp elindeki koca orakla keser ve arkasındaki Aigaion (Ege) Denizi'ne fırlatır. Yaranın kanında gebe kalan Gaia, Erinye'leri, Fraksinus (dişbudak) Nympha'larını (Meliad'lar) ve nihayet Gigas'ları (Gigant'ları veya Dev'leri) doğurur. Bunlardan birinciler, yani Erinye'ler üç tane olup adları Alekto, Tesiphone, Megia'dır; güçlü olmaları ve genellikle aileye ve toplumsal düzene karşı işlenen suçların öcünü almalarıyla tanınırlar. İkinciler çoğunlukla kahramanların doğuşuyla ilgili olarak karşımıza çıkar. Sonuncular yani Dev'ler ise, çok büyük cüsseli, yenilmez güçte varlıklardır. Ouranos'un erkeklik organın atıldığı denizdeki dalgaların köpüğünden, aşk tanrıçası Aphrodite doğdu. Tanrıların gerçek öyküsü, Ouranus'un böylece alt edilmesinden sonra başlar. Yunan mitolojisinin ilk büyük adı olan Kronos, yetkesi tartışılmaz, kendisine karşı konulmaz efendi kimliğiyle dünyaya egemendi. Gaia'nın karnında gömülü kalmaktan kurtardığı Titan'lar onun egemenliği altında aralarında çiftler oluşturdular ve kendisi de Reia ile birleşti, Reia ona üç erkek (Hades, Poseidon, Zeus) ile üç kız (Hestia, Demeter, Hera) doğurdu. Her türlü bilgiyi ellerinde bulunduran Toprak Ana ile yıldızlı Gökyüzü, daha Ouranos'un başına gelenlerden önce, Kronos'un saltanatının oğullarından birinin elinden son bulacağını öngörmüştü. Evrenin efendisi büyük Kronos, korkuya kapılıp öz oğullarını daha doğmalarında yemeye başladı. Fakat Reia yeniden gebe kalmıştı ve analık acıları içinde, çocuklarına yapılan bu saldırıyı artık çekemiyordu. Bu nedenle, kendi ana babasına baş vurup ne yapması gerektiğini sordu. Gaia ve Ouranos iyi niyet gösterip ona yardım ettiler ve her şeyden önce kocası Kronos'un geleceğinin ne olacağını bildirdiler, sonra onu çocuğunu doğuracağı zaman koruma altına aldılar. REia, ana ve babasının gösterdiği yolu izleyerek çocuğunu doğurmak üzere karanlık ve sisli bir gecede Arkadia'daki Lukeion Dağı'na gitti. Orada Zeus doğdu, Toprak onu hemen alıp Neda Irmağı'nda yıkadı, zaman kaybetmeden Girit Adası'nda bir yer olan Littum'a götürüp Aigaion Dağı'nda bir kovuğa sakladı. REia, annesinin verdiği akıl üzerine kundağın içine bir taş saklayıp Kronos'a götürdü. Kronos, aldatmacayı farketmeyerek taşı yuttu. Mağarada saklanan çocuk-tanrı, Dişbudak Nympha'larından Adrasteia ile Io'ya emanet edildi. Bunlar Melisseus ve Amaltheia'nın kızlarıydı. Bazen ikinci derecede bir orman tanrıçası yani Nympha, bazen de keçi biçiminde gösterilen Amaltheia sevecen bir sütnine oldu. Kronos ne gökte ne yerde ne de denizde bulamasın diye, bebeği bir altın beşiğe yatırıp beşiği de ağaca asmıştı. Zeus oynarken keçinin boynuzunu kırdı ve o boynuzdan bir gün sevilen yiyecek ve içeceklerin çıkacağına, yani bugün bereket boynuzu(ing. "horn of plenty", frz. "corne d'abodance", alm. "Füllhorn" itl. "corno dell'abbondanza") olarak diye anılan nesne olacağına söz vererek özür diledi. Keçi öldüğünde de onun pöstekisini alıp kendisine kalkan yaptı. Amaltheia'ya duyduğu sevgiyle onu oğlak dönencesinde ölümsüzleştirdi. Zeus, Girit Adası'nın ormanlarında, Io ile Adrasteia'nın sağladığı iyi bakımla, katıksız balın da yardımıyla, hızla büyüyordu. Oyun arkadaşı Pan'dı. Herhangi bir kazaya uğramaması için göz kulak olanlar da silahlarının gürültüsüyle çocuğun ağlama seslerini bastıran, bağrışlarının duyulmasını Kouret'lerdi. Kronos çocuğu bulamamıştı ama, daha da kuşkucu olmuş umutsuzca peşine düşmüştü. Bu, oğlunu dolaylı yollardan farklı çözüm yollarına itiyordu. Zeus, ondan kaçmak için, önce yılan kılığına girdi, sütanneleri de aynı yolla ayı olmuşlardı. Bu dönüşümden Yılan Takımyıldızı, Büyük Ayı ve Küçük Ayı Takımyıldızları oluştu. Zeus daha sonra Ida Dağı'na çıktı ve orada çobanlar arasında büyüdü ve erişkinliğe erip de Metis'e başvuruncaya kadar orada kaldı. Akıllılık tanrıçası olan bu dişi Titan ona, Kronos'un içki sunuculuğu görevini alabilmek için, Reia'ya açılıp onun yardımını istemesini öğütledi. Reia ona çok yardımcı oldu, hatta ona babasının içkisine karıştırması için Metis tarafından öğütlenen kusturucu sıvıyı sağladı. Hiçbir şeyden haberi olmayan Kronos içkiyi içti ve önce taşı, sonra da Zeus'un erkek ve kız kardeşlerini kustu. -Kronos'un içinden böylece çıkan taşı, Zeus kutsal Delphoi yoluna savurdu; bu başlangıçta yağmur gereksinimiyle ilişkili bir nesneye, daha sonra da Antik Çağ Yunanlıları'nın saygı beslediği, ancak herhangi bir nesne ile edilmeyen bir tapınca dönüşmüştür. -Kronos'un çocuklarının kurtulması elbette yeni tanrının konumunun tanınıp kabul edilmesi anlamına gelmiyordu. Kronos her ne kadar yaşlanmış olsa da, iktidara daha sıkı sarılıyordu ve başlarında Atlas bulunan Titan'ları çağırarak oğullarına direnmeye, onlara karşı savaşmaya kalktı. Onlarsa, kendilerini kurtarmış olan kardeşlerine minnet duyarak savaşa hazır olduklarını bildirdiler. Kronos'un kötülüklerini unutmamış olan Titan'lar arasında kendiliğinden birkaç çözülme oldu; Hyperion, Tethys, Themis ve Mnemosyne, Zeus'un yanında yer aldılar. Okeanos ise tarafsız bir tutum takındı. Kaynaklar: L.R. Farnell "Greece, Greek Religion" Encylopedia of Religion and Ethics (yay. haz. J. Hastings) U. Bianchi "La religione greca" N. Turchi "La religione dei Greci" Gelecek yazı:"Titan Dövüşleri ve Zeus Saltanatının Yerleşmesi"Hazırlayan: Tuncay Aktürk
[eski bı odevden alınmadır eksik buldunuz yer olursa ve eklerseniz seviniri ] |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Başlıkla ilgili olarak,
Sadece yunan mitolojisini mi düşünüyorsunuz ? Mesala Mardukla randevuda 2012'de farklı bir teori var
[SIZE=1]Hiç kimse kendinde olandan başkasını veremez. |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Afedersinizde orta asya ve mezopotamya mitosu ile ne kadar ilgisiniz? Marduk'un gezegen olması, adı bile anılmayacak saçma sapan uydurma bir hikaye, Marduk bir sürü ilgili ilgisiz fanteziye örnek olmuş rivayete göre bir şekilde gelişmeden kalmış mağra adamları, atmayın, atılanları direk yutmayın...
[COLOR=DarkSlateBlue]Yarım cümlelerin sonuna konan birden fazla nokta "Ve atına binip gün batımına doğru sürdü" efekti vermemektedir.[/COLOR] |
|
#4
|
||||
|
||||
|
bir de orta asya ve türk mitolojisi vardır:
Ülger(göktanrı) otsusunun üstünde döve döve şekillendirmiş derler bu dünyayı(bir şaman inancı) sonra iyice şekil verince de suya sokmuş(bkz. bulutların ve denizlerin oluşması). ama benim en sevdiğim asya miti(konuyla biraz alakasız ama türklerin kökenidir... derler ki bir gün insanların beyi kızına sormuş " ne zaman evleneceksin kzım?" diye, kız cevaplamış"ben tanrımla dolunay vakti evleneceğim, o beni tepesinde bekler olur". günler geçmiş, gökte dolunay belirmiş, kız çıkmış tepeye bekleyip durmuş. ossaat bi' kurt gelmiş yanına. kız anlamış gelenin güvey olduğunu. rivayete göre kızla kurdun birçok evladı olmuş, işte o evlatlar bizlermişiz..... |
![]() |
| Etiketler |
| mit, yunan |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Tanrıların gözyaşı | ozy | Tozlu Raflar | 0 | 07-07-2006 11:21 |
| Yunan Tarih Kitapları ve Türkler | Cey | Güncel Olaylar | 3 | 28-03-2005 17:48 |
| Yunan adalarına vizesiz geçiş olanağı | Sound_Of_Silence | Güncel Olaylar | 28 | 31-10-2004 11:49 |
| Yunan gemisi ‘Alo’muzu kesecekti | Cey | Güncel Olaylar | 3 | 06-06-2004 18:27 |