#1
Serenity
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
Cengiz-Han
"Savaşlardan kimse masum çıkmaz.." bazıları ise hiç masum çıkmaz. Sonsuz bozkırların, kıtlığın ve yaşayan hemen herşeyin düşman olduğu bir dünyada ise savaş kaçınılmaz. Eğer gözünüzün önünde anne babanızın öldürülmesine de tanık olmuşsanız1 hayatınız boyunca masum kalacağınızın da iddia edilmemesi gerekir. Ne de olsa kaybettiğiniz masumiyet, kaybolmaması gereken masumiyetleri kullanmak için kullanılabilir.

Cengiz Han Kimdir?
Cengiz Han 1155 yılında dünyaya geldi, 13 yaşında iken Kitay Kabilesi tarafından babası Yesügey Bahadır öldürüldü. Kahramanlığı ve müthiş zekasıyla kısa zamanda sivrilen Temüçin, 20 yaşındayken, bölgede önemli bir güce sahip Kerayitlerin (KaraKitay) beyi Tuğrul'un himayesini kabul edip, Cacirat beyi Camuka (Camoka: bildiğimiz Camoka
) ile de kan kardeşlik kurarak nüfuzunu ve gücünü artırmıştır. Kongra kabilesi beyinin kızı Börte ile yaptığı evlilik ise mücadelesinde ona büyük bir üstünlük sağlamıştır. Nitekim karısını kaçıran Merkitleri, Kerayit ve Caciratların yardımıyla yenilgiye uğratmış, ardından Buirnor Tatarlarını ezmiştir (1198). Cengiz'in, Tuğrul Han ile birlikte Moğolistan'da hakimiyet kurmaya çalışmasına Camuka karşı çıkmışsa da, 1201'de yapılan savaşta Cengiz galip gelmiştir Ardından Cengiz, Çagan ve Alçi Tatarları üzerine yürümüş, yenilgiye uğrayan Tatarların çoğu katledilmiştir (1202). Temuçin'in gittikçe güçlenmesini kendi hakimiyeti için tehlikeli bulan Kerayit hanı Tuğrul, ittifakı bozarak Temuçin'e karşı harekete geçmiş fakat yenilerek itaat altına alınmıştır (1203). Aynı yıl içinde Camuka'nın da katıldığı Naymanların öncülüğündeki, Merkit, Oyrat, Tatar, gibi kabilelerin oluşturduğu ittifakla mücadeleye girişen Temuçin, uzun mücadelelerden sonra galip gelip, bütün Moğol kabilelerine hakimiyetini kabul ettirmiştir(1206). 1206 ilkbaharında, Türk ve Moğol kabilelerinin katıldığı bir kurultayda Temuçin, Cengiz (Çingiz) adın alarak büyük kağan ilan edildi. Bu tarihten itibaren Cengiz, sıradan bir Moğol kabile lideri olmaktan çıkarak, dünyaya yayılmış bir devletin kurucusu ve hakanı olmuştur. Özellikle devletin yeniden teşkilatlanmasında, kendisine gönüllü katılan Idikut Uygurlarının ve Öngütlerin büyük tesiri vardır. Askeri sahada, devlet teşkilatında ve daha sonraki dönemlerde tebarüz edecek olan kültür hayatında Türk tesiri açıktır. Nitekim Cengiz'in oğulları tarafından kurulacak çoğu devlet kısa zamanda Türkleşmiştir. Büyük bir imparatorluk kurmayı hedefleyen Cengiz, ilkin, Kansu ve Ordos bölgesine hakim olan Tibet kökenli Tangut devleti'ni itaat altına almış (1209) ardından, Kuzey Çin'deki Kin hanedanlığının merkezi durumundaki Pekin'i uzun süren savaşlar neticesinde yerle bir etmiştir (1215). Tibet ve Çin' hakimiyetinden sonra Cengiz batıya yönelmiş ve önünden kaçarak sığındığı Kara Hitay Devleti'ni sonradan eline geçiren Nayman prensi Küçlük'ün üzerine komutanı Cebe Noyan'i takiple görevlendirmiştir. Nihayet Cebe Noyan 1218'de Küçlük'ü öldürmüş ve böylece Karahitayları devletine katan Cengiz, Harzemşahlar ile komşu olmuştur. Büyük Selçukluların varisi durumundaki Harzemşahlar ile Cengiz başlangıçta bir dostluk anlaşması imzalamışlar ise de Sultan Muhammed'in, Cengiz aleyhine Merkitleri desteklemesi ve Otrar sehrinde Moğol elçilik heyetinin esir alınıp, öldürülmesi üzerine anlaşma bozulur. 220 yılında Cengiz'e bağlı kuvvetler Otrar'dan başlayarak Signak, Urkent, Barçinligkent'i ele geçirerek elçilik heyetinin intikamını kanlı bir şekilde aldılar. Buhara ve Semerkant gibi önemli şehirlerin ardından devletin merkezi olan Harzem bölgesindeki Gürgenç'te tahrip edildi. Böylece Harzemşah toprakları tamamen Cengiz'in eline geçmis oldu (1221). Harzemşahların ortadan kalkmasıyla bütün Maveraünnehir, Afganistan ve Horasan imparatorluğa dahil olurken bu bölgelerdeki yerleşik ve konar göçer Türk nüfusunun bir kısmı Moğol istilasından kaçarak, Anadolu'ya Malazgirt'ten sonraki ikinci büyük Türk göçünü başlatmıştır. Cebe Noyan ve Sebutey gibi komutanları vasıtasıyla Kafkasya ve Güney Rusya'ya seferler düzenleyen Cengiz Han, 1227 yılında yeni bir Çin seferine bizzat çıktığı sırada Kansu yakınlarında ölmüştür. Cengiz Han, Onon ve Kerülen ırmaklarının kaynağında, Burhan Haldun Dağları'nda gizli bir yere gömülürken, geride Karadeniz'den Büyük Okyanusa uzanan büyük bir devlet bırakmıştır. Cengiz Han daha sağlığında,Türk-Moğol devlet anlayışına uygun olarak, ülke topraklarını oğulları arasında taksim etmiştir. Bu paylaşmaya göre büyük oğlu Cuci Dest-i Kıpçak'ın, Çağatay Türkistan'ın, Ögeday doğu bölgelerinin ve küçük oğlu Toluy Moğolistan'ın hakimi olacaktır. Ancak Cengiz'in ölümü ve merkezi kağanlığın zayıflaması ile beraber bu bölgelerde müstakil devletler kurulmuştur: Kubilay Hanlığı, Ilhanlılar, Çağatay Hanlığı ve Altınordu. Cengiz'in ölümü ve merkezi kağanlığın zayıflaması ile beraber bu bölgelerde müstakil devletler kurulmuştur.
Cengiz Han'ın mezarının laneti 8 asırdır sürüyor
Moğol imparatoru Cengiz Han'ın 800 yıldır nerede olduğu bilinmeyen mezarını bulduklarını iddia eden Amerikalı arkeologların başına tuhaf şeyler gelmeye başladı. Bunun üzerine kazı ekibi araştırmalarına ara vermek zorunda kaldı ve Cengiz Han'ın mezarına ilişkin lanet öyküleri yeniden gündeme geldi. Bundan tam sekiz asır önce, 1227 yılında ölen Cengiz han'ın mezarının yerine dair üretilen efsaneler, günümüzde de bilim adamlarını ve gazeteleri meşgul ediyor. Rivayete göre, Cengiz Han ölmeden önce, ‘‘Mizarımın yeri asla bilinmesin’’ diye talimat vermişti. Öümünden sonra bu talimatın yerine getirilmesi için son derece titiz davranıldı. Cengiz Han'ı gömen bin asker, tören bittikten sonra öldürüldü. Onların öldürülmesinde kullanılan 800 asker de aynı akibete uğradı. Daha sonra, binlerce at mezarın üzerinden geçirildi ve en küçük bir iz kalmaması için büyük özen gösterildi. Chicago Üniversitesi'nden tarihçi John Woods ile bir zamanlar altın ticareti ile uğraşmış olan Maury Kravitz, geçen haziranda Moğolistan hükümetinden izin aldılar. Kazı alanı başkent Ulan Bator'un 200 mil kuzeyindeki Oglogchiin Kherem'di. Mezarın bulunduğu varsayılan bölgeyi koruyan iki mil uzunluğundaki duvar yılan kaynıyordu ve araştırmacıları birer birer sokmakta gecikmediler. Ekibin araç ve gereçleri, herhangi bir neden yokken kendiliğinden tepelerden aşağılara yuvarlandı. Son darbe ise Moğolistan'ın eski Başbakanı Dashiin Byambasuren'den geldi. Amerikalı araştırmacıları kutsal bir alana saygısızlık yapmakla suçlayan Byambasuren, ‘‘Birkaç dolar uğruna atalarımızın mezarında rahat bırakılmamasından ve mezarlarımızın dokunulmazlığının hiçe sayılmasından ötürü çok üzgünüm. Ölenlerin ruhlarına ilişilmemelidir’’ diyerek ekibi suçladı. KAYNAK: Hürriyet
Cengiz Han'ın Menşei:
Tarihin pozitif bir bilim olduğunu iddia etsek de hiç bir zman kesinliğini kabul etdemeyiz, çünkü her zaman farklı kaynaklardan farklı bilgiler alınır, bu durumda yapılacak en iyi şey bütün kaynakların söylediğinin ortalamasının alınması gerektiğini düşünürüm ben, mesela bir tarihçi Niğbolu savaşında Türkler'in sayısını 120.000 Haçlılar'ın sayısını ise 80,000 olarqak verirken, Türk olan başka bir tarihçi de Türkler'in sayısını 100,000 haçlıların sayısının 200,000 olduğunu söyler, bu durumda ikisine de inanmamak objektiflik açısından en doğrusu olmaz mı sizce de? Gerçek sayılar hemen hemen Türklerin sayısının 110,000 Haçlılar'ınkinin 140,000 civarında olduğudur.
Tarihte en çok tartışılan konulardan biri de Cengiz Han'ın menşei hakkındadır, o kadar saçma sapan önermeler yapılmış ki (aslında Fransız olduğu gibi) çoğu tarihçi buna değinmek bile istememektedir aslında. İşin ilginç yanı Cengiz'in devrinde Cengiz'in ırkının ne olduğunun kimsenin - hatta bizzat kendisinin bile- umrunda olmaması. Genel kanı olarak Moğollar'ın başında olduğuna ve onları birleştirdiğine göre Moğol olduğudur, düz mantıkla harika bir yaklaşım, fakat kendisinin Türk olduğu yönündeki kanıtlar bu mantığı kolayca silkeler atar. İşte kanıtlar...
1. Cengiz Han Türkçe'yi anadili gibi konuşurdu4, Moğolca'yı da ana dili gibi konuşurdu, bunların hangisinin ana dili olduğunu bilemeyiz ama dış devletlere yazışmalarını Türkçe yaptığını biliyoruz.
2. Cengiz Han bir çok yerde kendisinden Türk olarak bahseder, fakat bir çok yerde de göçebelerin Hakan'ı olarak bahseder, o zamanlarda araplar göçebelerin hepsine Türk diyordu, Cengiz Han Türk kelimesinden göçebeleri kastetmiş olabilir tabi.
3. Cengiz Han'ın soyu Çinliler'ce 'Şa-To'lara dayanır, ve yine Çinliler'ce Şa-To'lar Köktürk'lerin soyundandır.
4. Cengiz Han fiziksel olarak Moğol'a benzemez, kumral ve açık gözlüdür, tıpkı önceki Göktürk Hakanları gibi.
5. Efsanelere göre Cengiz Han'ın soyu bir köpeğe dayanmaz, kurda dayanır, o zamanlarda Moğollar köpeği kutsl görmekteydi kurdu değil, Türkler ise kurdu bayraklaştırmışlardı bile.5
6. ''Uturkû al-Turka ma tarakûkum" yani "Türkler size dokunmadıkça siz onlara dokunmayınız" bu sözün Hz. Muhammed'e ait olduğu söylenmektedir. Kadı Vahideddin Fuşanci adlı bir islam alimi Afganistan'da Cengiz Han'ı ziyaret etmiştir, Cengiz Han'ın "Muhammed'in her şeyi önceden bildiğini söylüyorsunuz peki benim hakkımda birşey söylemiş mi?" sorusuna işte bu sözleri söylemiş Cengiz Han da şöyle demiştir : "Doğru söylemiş, bize bulaşmaya gelmez"
7. Bir Arap, Cengiz Han'ın oğlu Ögedey Kağan'a, babasını düşünde gördüğünü ve kendisine bir söz söylediğini naklettiğinde Ögedey Kağan ona ''Babam bunu sana hangi dille anlattı'' diye sormuş. O da Arapça anlattı deyince Ögedey, babasının Türkçe ve Moğolca'dan başka bir dil bilmediğini söylemiştir.
8.Ordusunun büyük çoğunluğu Türk'tü.
Sonuçta Cengiz Han'ın ırkı aslında zerre kadar önem taşımasa da büyük ihtimalle Türk'tür, sonuçta hem Moğollar'a hem Uygur'lara Hakanlık etmiştir, Süleyman nasıl Macaristan Krallığını ihlak edip Macar Kralı ünvanı kazansa da o da Macar değildi.
Acımasızlığı
Herkesin ortak fikri Cengiz Han'ın acımasızlığının su götürmez gerçeğidir. Gerçekten acımasızdı, fakat (bakın bu fakata dikkat) batılıların genel görüşünün aksine cani değildi, birisini öldürmekten zevk felan almazdı, kimseyi durduk yere öldürmezdi. Onun acımasızlığını şöyle ele alalım; kimseyi affetmezdi, en yakının kendi yetkilerini verdiği komutanları hariç, onların sadece 9 kez hata yapma hakkı vardı.
Eğer Cengiz Han'a karşıysanız ölürdünüz, değilseniz dünyanın en mutlu ülkesinin bir vatandaşıydınız, bütün haklarınız korunurdu, herhangi bir dine inanabilirdiniz, istediğiniz bilimle uğraşabilirdiniz, istediğiniz kadar yeyip içebilirdiniz, istediğiniz kadar gezebilirdiniz, istediğiniz yerde yaşayabilirdiniz (ki Mançurya'dan Almanya sınırlarına kadar seçeneğiniz var), istediğiniz mesleği icra edebilirdiniz. Ama istendiğiniz zaman orduya katılmak zorundaydınız, zaten savaşa ailece gidilirdi bu da pek dert olmasa gerek, hırsızlık yapamazdınız (cezası ölüm), halktan birine tecavüz edemezdiniz, durduk yere kimseyi öldüremezdiniz, bunlar Cengiz İmparatorluğunu ayakta tutan kurallardı işte.
Semerkand'ı Pers'lerden aldığında kendisini küçümseyen Pers İmparatoru'na karşı ceza olarak koca Semerkand'da taş taş üstünde koymamıştı (bunu deyim olarak kullanmıyorum, gerçekten de üst üste iki taş görülmediği söylenir) ve kedilerle köpekler dahil yaşayan her şeyi öldürmüştü. İşin komik yanı Pers ordusunun Cengiz'inkinden yaklaşık 3 kat büyük olmasıdır herhalde.
Cengizname Destanı
Ortaasya'da yaşayan Türk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengiznâme Moğol hükümdarı Cengiz'in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz'in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. Orta Asya'da yaşayan Türkler özellikle de Başkurd, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengiz-nâme'de, Cengiz bir Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmaktadır. Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı ile Kurt-Tanrı'nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-nâme, Moğol Hanlarının destanî tarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatini çekmiştir. XVII. yüzyılda Orta Asya Türkçesinin değerli yazarı Ebü'l Gâzi Bahadır Han, "şecere-i Türk" adlı eserinde "Cengiz-Nâme"nin varyantını tesbit ettiğini söylemektedir. Bu bilgi, bu destanın, Orta Asya'daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir. Orta Asya Türkleri, Cengiz'i islâm kahramanı olarak da görmüşler ve ona kutsallık atfetmişlerdir. Batıdaki Türkler tarafından ise Cengiz hiç sevilmemiştir. Arap tarihçilerinin, bu hükümdarı islâm düşmanı olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onun sevilmemesinde etkili olmuştur. Moğolların Anadoluya saldırgan biçimde gelip ortalığı yakıp yıkmaları, Bağdat'ın önce Hülâgu daha sonra Timurlenk tarafından yakılıp yıkılması, Timurlenk'in Yıldırım Beyazıd'la sebebsiz savaşı gibi tarihi gerçekler, Cengiz'in de diğer Moğollar gibi sevilmemesine sebeb olmuştur. Cengiz-Nâme batıda yaşayan Türkler'in hafıza ve gönüllerinde yer almamıştır. "Cengiz-Nâme"nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da " Dâstân-ı Nesl-i Cengiz Han"dır.
Cengiz'in Ordusu
Cengiz Han'ın kurduğu onluk sistem ve hareketli birlikler bugün bile bütün dünyada kabul edilen sistemdir. Her asker bir tabura, her tabur bir bölüğe, her bölük bir tugaya her tugay da bir tümene bağlıydı. En vurucu özellik Tümenlerin birbirinden bağımsız hareket edebilme kabiliyetiydi, Cengiz Han'ın kendi yetkilerini verdiği generaller genellikle önde bulunan hahif süvarilerle birlikte keşfe çıkar saldırır ve geri dönerdi, asıul birlikse özellikle Uygur'ların yüksek teknolojileriyle donatılmış silahlarla geride beklerdi, ana stratejileri bildiğimiz Sahte-Ricattı.
Bir keresinde bir komutanı yenilmiş ve Cengiz Han'a durumunu anlattığında Cengiz Han haritayı açmış, komutanına hatalarını anlatmış, ve aynı yenik orduyla aynı komutanı düşmanın üstüne yollamıştır, komutan bu sefer galip gelip geri dönmüştür. Cengiz'in pek az olan hoşgörüsünü özellikle savaş alanlarında görüyoruz. Cengiz Han kahramanlığını beğendiği düşmanlarını da genellikle affederdi, Yavuz Sultan Selim gibi kahraman olduğu esirlerine üç gün üç gece eğlence düzenleyip sonra da boğdurmazdı, bir keresinde 10 tane askeriyle kahramanca savaşan düşman komutanını esir aldıktan sonra ona bir şans daha vermiştir, tabi ikinci şansı iyi kullanamayan komutan ölmüştür o ayrı..
“Moğol halkı, savaş zamanında onlara, yüzlere, binlere ve tümenlere (10.000) ayrılan bir ordu şeklini alır.
Her asker muhtaç olduğu silah ve teçhizatı (bayrak, iğne, ip, yük ve binek hayvanları vb.) temin ederdi. Askerlerin getirdiği teçhizat daha yüksek rütbeli kumandanlar tarafından kontrol edilirdi.
Erkeklerin askere alınması, cephe gerisinde kalan ailelerin han hazinesine verilecek vergileri ödemelerine engel olmazdı. Erkek askere gidince, evde ve ailede onun yerini kadın alırdı. Yasaya göre, ordunun toplanması için gereken emir çıktığı zaman, askerlik çağındaki erkeklerin hiç gecikmeksizin gösterilen yere gelmeleri lazımdı.
Ordudaki disiplin göze çarpacak kadar sertti. Disipline riayet etmeyenler şiddetle cezalandırılırdı. Ağır bir suç işleyen askerler ve hatta en yüksek şefler (bin beyleri ve hatta tümen beyleri) derhal büyükler tarafından layık oldukları şekilde cezalandırılırdı.
Yasa onluk sisteme göre teşkil edilmiş olan Moğol ordusunun bir özelliğini açık olarak belirtmiştir. Hiç kimse bir onluk, bir yüzlük veya binlik birlikten başka bir birliğe geçemez ve hiçbir şef geçilmesine müsaade edemezdi.
Bu emre riayet etmeyenler cezalandırıldığı gibi, buna müsaade edenler de cezasız kalmazdı. Mesela, birincisi idam edilir, ikincisi ise zincire vurulurdu. Cengiz Han bilinçli bir şekilde savaşta askerlerini şiddete alıştırırdı.
Yasaya göre, savaşta askerler yarı aç bırakılırdı. Çünkü ‘tok köpekten fena av beklenirdi’, yani tok askerden savaşta az yarar sağlanırdı.
Edinilen ganimet, Cengiz Han’ın ordusunda özel bir kurala göre paylaşılırdı. Cengiz Han’ın çağdaşı men-hun’un anlattığına göre, ‘şehirlerin işgalini müteakip ganimetler şefler ve askerler arasında eşit nispetlerde taksim edilirdi. Ganimet ister büyük, ister küçük olsun, Cengiz Han’a takdim edilmek üzere bundan daima bir pay ayrılırdı.’
Yine Men-hun’un haber verdiğine göre, savaşta her askerin birkaç atı vardı. Atlar münavebe ile kullanılır ve bu suretle atlar yorulmaz ve telef olmazdı."
Lost Library'den alıntıdır.
![]()
I was not, I was, I am not, I do not care
You can all just kiss off into the air
Son düzenleyen Serenity : 29-03-2005 - 00:35.
| |











Benzer Başlıklar
Cengiz Çandar Cengiz Çandar 1948 yılında Ankara'da doğdu. Ankara'daki ilkokul yıllarını, Talas-Kayseri ve...
Cengiz Han BBC'den bir büyük belgesel - drama: Cengiz Han, 29 Mart Salı akşamı saat 22:00’den itibaren NTV’de....