Yaşlı büyücü kulenin sarmal merdivenlerini ikişer ikişer ,hızla çıkmaya başladı.Merdivenleri hızla arkasında bırakırken bir eliyle tamamen beyaz sakalını sıvazlıyor, diğer eli ile de beyaz cübbesinin yere sürünmesini engellemeye çalışıyordu.İlerlerken sadece
|
#1
| ||||
| ||||
| Kısa Bir Öykü Yaşlı büyücü kulenin sarmal merdivenlerini ikişer ikişer ,hızla çıkmaya başladı.Merdivenleri hızla arkasında bırakırken bir eliyle tamamen beyaz sakalını sıvazlıyor, diğer eli ile de beyaz cübbesinin yere sürünmesini engellemeye çalışıyordu.İlerlerken sadece bir kelimeyi tekrarlıyordu.Nasıl?....Kulenin ortasına doğru yaklaştığında kulenin düşündüğünden çok daha uzun olduğunu fark etti ve buna lanet etti.Normal zamanlarda hiçbir zaman bu kuleyi yürüyerek çıkmamıştı.Daha bir çırakken öğrendiği havalanma* büyüsü ile kuleye çıkması sadece bir an alırdı.Ama bugün o büyüyü kullanamazdı.Bütün büyü gücünü bu yeni gelen misafirine –düşmanına- ayırması gerekliydi.En sonunda burnuna gelen eski ve kadim kitaplara özgü toz kokusu geldiğinde kulenin sonuna geldiğini anladı.Odaya girdiğinde; her şey eskisi gibi -bıraktığı gibi- buldu.Burası yaşlı büyücünün genç iken çalışmalarını, deneylerini yaptığı yerdi.Büyücü belki de o uzak gençliğinden kalan anıların hissi ile burada hep kendini huzurlu –güvenli- hissetmişti.Kapıdan içeri girdiğinde kapıyı arkasında sürgüledi. Sonra yavaşça çalışma masasına doğru ilerledi ve küçük bir emirle mumları ve meşaleleri alevlendirdi.Sadece bir anlığına “Acaba kitaplar yardımcı olabilir mi?” diye düşündü.Fakat bunun düşüncesi bile saçmaydı.Bu kitapların içindeki her şeyi ezbere biliyordu.Merdivenlerden gelen ayak sesleri büyücüyü içine düştüğü sessiz düşünme ortamından ayırdı.Lanet olsun diye sayıkladı büyücü hafif gerginleşerek-belki de biraz korkarak-Bu şey her ne ise bahçedeki tüm büyülü önlemlerini aşmış,tüm tuzakları geçmişti.Uyarı büyülerinin yardımı ile yabancıyı fark ettiğinde büyücü salonda akşam yemeğini yiyordu.Büyücü hemen bir uzak görü* büyüsü ile bahçeyi taradı ama hiçbir şey bulamamış idi.Bunun üzerine yemeğini yarıda kesmiş emrindeki goleme sofrayı toplamasını emretmişti.Büyücü bu beyinsiz ama itaatkar yaratıkları küçük kalesinin ayak işleri için yaratmıştı.Bu yaratıklar aynı zamanda kalenin savunmasını da üstlenmişti.Şu ana kadarda işlerini iyi yapmışlardı.Kalesini insanları almaya hevesli değildi.Asla insanlara güvenmemişti-güvenememişti-.Hatta kendine bir çırak bile almamıştı.İnsanlar özellikle her türlü büyü kırıntısına hevesli çıraklar için kalesini mühürlemişti.Hiç bir canlı bu mühürü geçemezdi.Tabi kendisine denk büyücüler ve bu yabancı hariç.Sonra aniden ayak sesleri kapının önünde kesildi.Büyücü odanın içerisinde yavaşça gerilerken elini belindeki değneklerin* üstünde gezdirdi.Sonra kalın tahta kapı metal menteşelerinde sökülerek yeri devrildi.Kapının devrilmesi ile ortalığı küçük bir toz bulutu kapladı.Büyücünün gelebilecek her türlü saldırıya karşı kasları gerildi.Sonra bir soğukluk hissetti.Havadan dolayı oluşan bir şey değildi bu soğukluk.Büyücünün tüm vücudu irkildi.Sadece ama sadece bir anlığına her şeyi geride bırakıp gitmeyi düşündü.Hayır..!Tüm hayatını adadığı yeri bırakmayacaktı, burası sadece bir ev değil bir yaşam olmuştu büyücü için gerekirse burayı savunacaktı hayatına mal olsa bile…Tozların yavaş yavaş dinmesiyle birlikte yabancının görüntüsü ortaya çıktı.siyah giysiler-siyah pantolon siyah gömlek- içinde 40 yaşlarında duruşu ve vücudu ile asker olduğu belli olan bir adam içeriye doğru bir adım attı.Adamın yüzü neredeyse beyaz idi ve neredeyse yakışıklı sayılırdı.Adamın belinden sarkan uzun kılıç adamın büyücü olmadığını gösteriyordu.Çünkü tanıdığı hiçbir büyücü bu kılıçları taşımazdı.Belki bazıları hançerler yada kısa kılıçlar taşıyabilirler idi fakat asla böyle bir kılıç değil.Bu adam sadece bir asker ,sadece sıradan bir insandı.Gücü kendisininkinin yanında bir hiç olan bir canlı.Fakat bu övgüleri bile güvenini kendisine geri getirmedi.Bu adamla ilgili bir eyler yanlıştı.Ve bu yanlış şey büyücüyü rahatsız ediyordu.Büyücü tüm cesaretini toplayıp: -Evime çağrılmadın ve şu an evimde bulunmanı istemiyorum.Şimdi ben sana zarar vermeden evimden defol! Yabancı sanki çok anlamlıymış gibi : -Zarar vermek, ha dedi ve yavaşça odayı gözleri ile taradı ta ki gözleri büyücününki ile buluşana kadar.Sonra sözlerine devam etti: -Demek bu yıkıntı senin evindi dedi. Büyücünün gözleri yabancının gözleri ile buluşunca vücudunu hafif bir titreme kapıldı.Yabancının siyah gözlerinde hiçbir hayat belirtisi yada hayata dair bir hiçbir duygu yoktu.Ne mutluluk ne üzüntü ne de bir insana ait bir şeyler.Devamında büyücü konuşmaya başladı: -Burası benim evim ve gene bende kalacak dedi sahte bir cesaret ile.Büyücünün tüm cesareti yabancının gözlerinde kaybolmuştu. -Hiç sanmıyorum. Yabancı yavaş ama karalı adımlar ile ilerlemeye başladı.Bunun üzerine büyücü bir saldırı için kendini hazırladı.Aklını kısaca yokladı bu adama saldırmak için bir büyü düşündü.Aklına bir çok büyü geldi ama sadece bir tanesini yapabilirdi.Sonra o büyü aklına geldi yoksa büyünün kendisi mi ortaya çıkmıştı bilmiyordu.Bu büyü çoğu büyü okulunca yasaklanmış bir büyü idi.Bu büyüyü kullananlar –yada kullanmaya cesaret edenler- bu büyüye Ölümün Parmağı* diyordu.Bu büyü ölümbüyücülüğün* ulaştığı en yüksek nokta idi.Büyücü fazla seçeneği ve zamanı kalmadığından bu büyüyü seçti ve büyüyü oluşturan kelimeleri dikkatlice şekillendirdi ve büyünün son aşamasını gerçekleştirdi.İşaret parmağını ileri doğru uzatırken o son emir cümlesini söyledi. -Öl Bunun üzerine odanın mumlarının ışıkları yavaşça çekildi.Odayı sisli bir kanalık kapladı.Yabancı kafasını öne eğerek diz üstü yere düştü.Elleri ile yerden destek alarak yere bakar bir şekilde durdu.Büyücü kısa süren bir tereddüt anından sonra tam adama doğru adımını atarken.Bir kahkaha-kanının donduran bir kahkaha- ile durdu.Yabancı haddinden fazla uzamış köpek dişlerinin göstererek kulakları tırmalayan bir kahkaha attı.Kahkahasının dozunu azaltarak nefret ve küçük görme ile karışık bir tonda: -Aptal! Ne yapacaksın beni bir defa daha mı öldüreceksin? Fazla uzamış köpek dişleri, tekrar ölmek… Hayır , bu gerçek olamazdı.Bu yaratıklara ait hikayeler duymuştu ama onlar sadece birer hikaye idi.Gerçek olamazdı.Bunlar gerçek değildi ,korkunç bir kabustu,bir ilüzyondu ama gerçek değildi, olmamalıydı.Tüm hayatım, tüm gücüm böyle bitmemeliydi. -Hayır!.. diye bağırdı büyücü büyük bir nefret ve korkuyla. Yabancı kendinden –bir insandan- beklenmiyecek bir hızla kalktı ve büyücünün yeni bir büyü yapmasına fırsat vermeden adamın yanına vardı.Ve hayatı boyunca devam eden açlığını -lanetini- bastırmak için dişlerini büyük bir ustalıkla büyücünün boynuna geçirdi.Büyücünün boynundan aşağıya doğru akan kanlar büyücünün bir daha kimsenin giymeyeceği cübbesini kızıla boyadı.Büyücünün son bir büyü –yada son bir lanet- oluşturmak için açılmış ağzı yavaşça kapandı.Vücudun yere yıkılmasını yabancı adam bedeni sıkıca tutarak engelledi. Adamla işi bittiğinde onun bedenini tiksintiyle yere bıraktı.Kafasını kaldırıp –kanlı ağzını silmeye bile tenezzül etmeden- odayı tekrar kontrol etti.Duvardaki raflar kitaplar ile doluydu.Hepsinin okuması zaman alacaktı ama zamandan bol şeyi yoktu zaten. Her türlü yorumlarınızı esirgemezseniz memnun olurum. [FONT=Book Antiqua][SIZE=2][COLOR=Sienna][B][I] Another day,another war...[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] Son düzenleyen KLEITUS : 10-07-2006 - 03:14 |
|
#2
| ||||
| ||||
| Ynt: Kısa Bir Öykü farklı olmuş fena deil ama hi kayenin belli bir bölümünden sonra büyücüye bir isim verebilirdin okurken sürekli büyücü, büyücü diye tekrarlamak sıkıyo ve aynı kelimeleri üst üste çok fazla kullanmışsın oda kötü duruyo onun dışında fena değil devamınıda yaz da okuyalım [B]Ash Burz-Durbagu burzum-ishi[/B] |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
| |
| | ||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Sıradan Bir Öykü (Bir Mektup) | scarecrow | Echoes | 0 | 11-12-2005 03:34 |
| ilk öykü örneklerinden;Pandomima | Sound_Of_Silence | Beyin Fırtınası | 0 | 21-04-2005 03:16 |
| ''Dünya Öykü Günü'' | NihiList KeLebeK | Beyin Fırtınası | 0 | 14-02-2005 22:24 |
| Decameron-öykü yazmaca | scarecrow | Beyin Fırtınası | 3 | 02-06-2004 17:13 |