Üç mecera sever arkadaş buldukları mağaranın derinliklerine ilerliyordu.Grupla gelmekte pekte istekli olmayan Can Ipod' unda müzik dinliyordu, Onun önünde iki arkadaşı Eren ve Okan her zamanki gibi dalaşarak yürüyordu.Kafalarında bu
|
#1
|
||||
|
||||
|
Hafta sonu gezisi
Üç mecera sever arkadaş buldukları mağaranın derinliklerine ilerliyordu.Grupla gelmekte pekte istekli olmayan Can Ipod' unda müzik dinliyordu, Onun önünde iki arkadaşı Eren ve Okan her zamanki gibi dalaşarak yürüyordu.Kafalarında bu yolculuk hakkında en ufak bir düşünce bile yoktu, "en fazla ufak bir ayının mağarası çıkar" demişti Okan, " en kötü ihtimalle biraz hızlı koşmamız gerekir" diye eklemişti yüzünde kocaman bir sırıtş ile.Grup bu fikre bayılmıştı ve çadır kurdukları ormanda gelmek istemeyen mustafayı eşyalarla birlikte bırakmışlardı.eğer 3-4 saat içinde dönmezlerse aramaya gelicekti...
Mağaranın sonlarında bir ışık görmdüklerinde I-pod un şarjı bitmişti, can kulaklıklarını çıkartarak " eğer bu tarafın deniz manzarası varsa çadırları buraya taşırız" dedi, Eren Can' a dönüp " abi şu saniye itibariyle diil çadır, götümü şurdan şuraya kaldırmaya halim yok, yatar uyurum burda" dedi ve çıktıları gibi serin çimenliğe serildi. Mağaranın bu tarafı daha yeşillikti. ileride ( yaklaşık bir 150 metre kadar ) Ormanın başlangıcı gözüküyordu, diğer taraftan tek farkı renklerin daha canlı olmasıydı, ama konum olarak sanki her şey mağaranın diğer tarafının birebir kopyasıydı.Okan etrafa biraz bakındıktan sonra saatine baktı ve garip bir şekilde çalışmadığını gördü, 'pili bitti sanırım' diye içinden geçirdi."Eren hacı saat kaç" diye seslendi, "benimkisinin pili bitti." Eren çimlere yayılmış, tamamen mayışmıştı, "abi kastırma beni, a telefon diyerek okana telefonu attı." Okanın aklına ilk gelen ' aha mustafayıda burdan ararım kontör erene girer' düşüncesi oldu.Ama sonradan elefonun ekranında sadece akmış mürekkepleri görünce şaşırdı."abi senin telefonun bozulmuş, ekranı kaymış" dedi ve telefonu geri erene attı.Telefonu çimenlerin üzerinden alan Eren bir dizi küfür sıraladı ve tam o anda atların toprağı dövüşünü duydular, hep birlikte şaşkın şaşkın birbirlerine bakındılar ve akıllarına ilk taşıdıkları maddeler geldi.Üzerlerindeki çoğu şey yasadışıydı.Böyle bir yerde duydukları at seslerinin devriye gezen Jandarmaya ait olduğunu düşünüp mağaraya salandılar. Atlılar ormandan çıktığında gördükleri karşısında şok geçirdiler.Gelen atlılar düşündükleri gibi jandarma değil şovalyeydi.Kendi krallıklarının armalarını taşıyan, eski çağlardan kalma savaşçılar.Şu ana kadar sadece efsanelerde ve kurgu kitaplarından gördükleri şovalyeler tam olaran karşılarında canlı bir şekilde duruyorlardı.Gruptan hiç kimsenin kıpırdamaya bile hali yoktu ve oldukları yerde donmuşlardı.Açıklıkta 13 tane atlı vardı, hepsi tepeden tırnağa zırh kusanmış, yüzlerinde miğferleri, sol kollarında kalkanlarıyla güneşte parıldıyorlardı.Her biri siyah tuniklerin üzerine zincir zırh giymişti, omuzlarından dirseklerinin biraz altına kadar, dizlerinin altına kadar inen örme zincir zırhlar.Pantolonlarıda tunikleri gibi siyahtı ve siyah deri cizme üniformalarını tamamlıyordu.Kalkanları beyazdı ve üzerinde siyah bir gül vardı. Krallık sembolü.Okudukları fantastik kurgu kitaplarından birinde bir rol oynasalardı bunların devriye gezen muhafızlar olduklarını tahmin ederlerdi, ama ikibinaltı yılında Karaburundaki bir ormanlık alanda atlı krallık muhafızlarının ne işi vardıki, eğer zamanda yolculuk yapmadılarsa.Bu düşünceyle Can' ın sırtından bir ürperti geçti ve titreyerek bayılmasınına sebep oldu. Bayılan arkadaşlarına dönen ikili hala şoktaydı ve Can' la pek ilgilenmediler bile, atlıları izlemeye devam ettiler. Grubun lideri gibi gözüken bir şovalye ( şovalyeyi diğerlerinden ayıran özellik atının savaş zırhı giymiş olamsı ve miğferindeki sorguçtu ) ormanın diger tarafına girmeerini işaret ederek atını sürdü, şovalyeleri önderlerini takip ettiler. Atlılar düzgün adım bir tempo tutmuşlardı bu sefer ve sol yanlarında kılışları atların her bir adımında atlara çarpıyordu.Böyle bir görüntüyü görmek için herşeylerini feda etmeye razı olacak olan arkadaş şimdi bu görüntü karşısında dillerini yutmuştu, hatta Can bayılmıştı... Can kendine geldiğinde arkadaşları hala inanamamazlık içinde boş boş atlıların durduğu yere bakıyordu ama atlılar gitmişti.Ah o ne zerafetti, her bir aygırın duruşu, üzerindeki şovalyelerin giysileri.Bu görüntü onlar için en güzel manzara sayılırdı. Ama şimdi panik içindeydiler ve geri dönmek istiyorlardı, gedikleri yönde mağarada ilerlemeye başladılar.Yaklaşık 5 dakikalık sessiz bir yürüyüşten sonra Eren "orda gördüklerimiz neydi" diyebildi, ama sorusu havada asılı kaldı., çünkü hiç birinin en ufak bir fikri bile yoktu.Aradan geçen bir kaç dakikalık yürüyüşten sonra felaket denebilicek bir şeyle karşılaştılar, mağaranın sonuna gelmişlerdi, ve artık tek çıkışları atlıları gördükleri orman tarafıydı." Geldiğimiz yoldan geri döndük ve bu mağaranın çıkışı kapanmış" dedi bağırarak okan, can " bu imkansız " diyebildi sadece, " sanırım bir şekilde burada kısılı kaldık " diye grubun ortak düşüncesini seslendirdi eren... şubat 10 da bütün barlarda ve publarda !! |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: Hafta sonu gezisi
gurup kaya duvarın önünde oturmuş tartışıyordu
"abi biz burdan geldik ondan eminim" dedi eren. "nası olur abi yanlış biyerden falan dönmüş olmalıyız nası çıkış olmaz lan!" dedi can. "olum dümdüz yürüyoduk işde, sağa sola sapacak yermi vardı da benmi kaçırdım" dedi eren "bah! bikere adam gibi ışık yok, belki farkında olmadan bir yan mağraya açılan biyere falan girmişizdir, sonrada dönerken girdiğimiz yeri es geçmişizdir" dedi can "can kafanı sikiym! sen kulağında kulaklıkla etrafından bihaber öle kafa sallayarak yürüyodun, etrafına mı baktın adam gibi" dedi eren eren ve can tartışırken okan yerinden kalktı ve önlerindeki yol vermeyen kayalara baktı "olum bi susunlan, konuşucağınıza şuraları bi arayalım bakalım bi çıkış varmı" dedi okan "abi çıkış falan yok işde diye ayağa kalkdı eren. zaten tek bir yol var olduğu gibi yürüdük" "sade çene yaparsın sen zaten" diyerek erenin arkasından ayağa kalkan can okanla beraber etrafı araştırmaya başladı. "abi gözünüzü seveyim burdan girdik işte ileri, doğru yürüdük öteki taraftan çıkdık şimdi geri döndük ahanda burdayız, ve bu duvar daha önce yoktu" diyerek okan ve cana doğru yürüdü "peki bu kaya duvarın biz geçerken neden burda olmadığı gibir düşünce seninde aklını kurcalıyomu acaba" diye erene doğru söylendi can "ne bilim lan bilsem ne işim var burda!" dedi eren "bisessiz olun ya! anma lak lak ediyosunuz" dedi okan okan şimdi önlerindeki kaya duvarı elleriyle yokluyordu "sende yılların macera peresti kesildin birden bakıyorum" dedi eren "abi belki biyerde bi boşluk vardır itince açılır falan" dedi okan "olum ne boşluğu ne açılması. koskaca duvar işde neresi" açılcak "abi hiç mi okumadın yada izlemedin bi mekanizması falan vardır belki bırak adam arasın" dedi can "bide mekanizma olacak, eee pöh artık olum allhın kara burnunda ne mekanizması ya" dedi eren "ona bakarsan allhın kara burnunda ne işi var o atlı şovalyelerin" dedi okan bunun üzerine erende, okan ve can ile birlikte duvarı incelemeye başladı yaklaşık 45 dakika boyunca araştırdılar ama görünüşe göre tek çıkış yolları diyer taraf gibi gözüküyordu. "eee şimdi ne halt edecez hacı" diye okana döndü eren "valla bilmiyorum abi bende anlamadım" diye cevap verdi okan "abi ozaman mağrayı dışardan dolaşalım" diye teklifte bulundu eren "ne dışardanmı? siksen o tarafa gitmem ben" diyerek ikisine baktı can "eee ne yapıcaz abi ozaman, buradamı bekliycez" dedi eren "valla bence mustafanın bizi aramasını bekleyelim derim ben abi" dedi can. "olum manyakmısın geldiğimiz taraf kapalı nası bulcak bizi" dedi eren. "ne bilim lan polise jandarmaya falan haber verir bişekil bulurlar bizi" dedi can ama söylediği şeyde kendiside ihtimal vermiyordu "bencede mağrayı dışardan dolaşabiliriz, hem şimdi jandarma polis falan yani anlarsınız şimdi üstümüzdekiler falan" dedi okan hepsi bir an durdu "abi o atlılar falan nolucak ya benim aklımı kurcalıyan o bana pek tekin gözükmediler" dedi can olum belki maskeli balo falan vardır lan" dedi eren "sende anma korkaksın ha" "ne balosu ya, o kıyafetleri o atları görmedinizmi, hangi baloda öyle kıyafet gördünüz o kılıçlar bana pek metal süsü verilmiş plastik gibi görünmedi". yaklaşık bir 15 dakika daha tartıştılar en sonunda canı ikna ettiler, ve gurup mağradan dışarı çıkmak için ilerlemeye başladı. açıklığa tekrardan geldiler. atlıları gördükleri tarafta olağan dışı bir şey yoktu etraf sakin görünüyordu "sağa doğru ilerlersek arka tarafa doğru bi çıkış bulabiliriz bekli" dedi okan. sol taraf pek arkatarafa çıkarmış gibi gözükmüyordu, kaya bir duvar mağranın çıkışından güney doğu tarafına doğru yükseliyordu "önümüz güney. kuzey batıya doğru bizi mağranın diyer tarafına götürecek bir yol bulmalıyız" dedi okan diyer ikisi ona katıldı ve sağtara fa doğru yürümeye başladılar
[B]Ash Burz-Durbagu burzum-ishi[/B] Son düzenleyen KLEITUS : 13-06-2006 - 00:12 |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: Hafta sonu gezisi
hikayenin bu bölümü mus_taf yazdı onuda aramıza aldık
![]() ...Yorgunlukla üşengeçlik karışımı bi hisle gelmeyi reddettiğine, biraz pişmanlık birazda dışlanmışlık eklenince, mustafa sırtüstü uzanıp bi an toz kokusundan kurtulup ağaçların arasında temiz hava soluduğunu hayal etti. uyku çok hızlı birşekilde gözlerini açmasını engellemeye başladı. daha rahat biryere uzanmak için ani bir hareket yapmak istedi ama mırıldanmak için bile hali kalmamıştı ve gözlerini tekrar açtığında ayak bileklerini geçmicek kadar derinlikte bir gölette sırtüsüt uyanık buldu kendini. yavaşça ayağa kalktı üstünün ıslanmış olması gerekirdi ama kıyafetlerine bakarken göletin öteki kıyısda yankılanan bir insan sesiyle kafasını kaldırdı. önce çekinerek attığı adımlarını sonra ayaklarının çıplak olduğunu unutarak etrafına su sıçratarak koşmaya başladı. birden suyun derinleştiğini hissedip kafasını aşağı eğdiğinde suya gömüldü dibe doğru hızlı birşekilde çekildiğini hissediyordu ama çok derin bir suyun dibinden yüzeye çıkıyordu sanki ışığa doğru birazdaha yaklaşıyor yaklaştıkça suyun dışında birilerinin bağrıştığını hissediyordu. sudan ellerini çıkarıp gözlerini yumdu son bir çırpınışla kendini suyun dışına atmak istediğinde nefes nefese çimenlerde oturken buldu kendini. önce etrafı izledi sonra üstündekilerin kuru olduğunu farkedip hafif bir tedirginlikle gülümsedi. birden saate bakmak için telefonunu çantasından çıakrdı telefon kapalıydı açmaya çalıştı ama açamadı. bi an aklından klişe korku filmlerinden pek bi farkı kalmadığı geçmiştiki okanın sesini duydu biraz ilerde. yavaşça ayağa kalkıp o yöne doğru yavaş adımlar attı. ses okan can ve erenin gittikleri yönün tam tersinden gelmişti. bian durdu ''okaan'' diye bağırdı bu seferde erenin gülüşmesini duydu. bi kaç adım daha attığında can ''ne alakası var lan'' diyip ereni dahada bastırırcasına kahkahayı patlatınca mustafa onların olduğundan emin oldu ve biraz rahatladı. ''ormanda tek başına keyif yapmak 1 2 saatten sonra gerilim yaratıyor" diye aklından geçirdi. ''ayıyı tek başınıza taşıyabilecekmisniz yardıma geliim mi'' diyip adımlarını hızlandırdı. birden sesler kesilinceye kadar hızlı adımalr attı. sonra dönüp etrafını izledi kampa geri dönmek için arkasını döndüğünde çok sık bir ormanı arkasında bıraktığını farketti. bian arkadaşlarının yanında olmak dururken ne diye tek başına kalmak istediğini düşündü sonra seslerin geldiği yöne doğru bi kaç adım daha atıp tekrar arkasını döndü. arkasındaki orman normalden daha karanlık ve ürkütücüydü. yine rüyadan uyanmak için yüzünü ovuşturdu ama hiçbişey değişmedi. hafif bi gökgürültüsü ve arkasından çok daha güçlü bir tane daha duyulduğunda mustafa 4. kez gözlerini ovuşturup tekrar açmıştı ve kafasını yukarı kaldırdığında havanın karardığını farketti ve yağmurun ilk tanelerini korkudan terlemiş yüzünde hissetti. sürekli arkasını kontrol ederek seslerin biraz önce herşey normalken geldiği yöne doğru koştu ama aklından sesin okadarda uzakta olmadığı geçiyordu. herşey o ormanda yanlız kalmaktan iyidir diye geçirdi aklından ve adımları iyice hızlandı orman bitmiyecekmiş gibi gelmeye başladığında yavaşlayıp bişeyler düşünmeye başladı. önce bi ağaca çıkıp bişeyler görmeye çalıştı ama sadece ıslanmayı ve sol ayağını burkmayı başardı.
[B]Ash Burz-Durbagu burzum-ishi[/B] |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: Hafta sonu gezisi
eren, okan, ve can mağaranın önündeki açıklıktan ayrıldılar. Çıktıkları mağranın etrafından sağa doğru bir yol bulmuşlardı. onlar ilerledikçe yürüdükleri yol yavaşça küçüldü ve dar bir keçi yoluna dönüştü
"abi yarım saattir yürüyoruz ne bitmez yolmuş ya ömrüm çürüdü be!" dedi eren "benim fikrim deildi valla, siz dediniz etrafından dolaşalım diye, paşa paşa mustafayı bekliyceydik" dedi can açıklıktan çıktıklarında mağranın sağ tarafını etrafından dolaşıp ilk girdikleri yere gitmeyi planlamışlardı. ama seçtikleri yol düşündükleri gibi kavis çizerek kuzey batıdan kuzeye doğru dönmeye devam etmemişti. önce doğuya sonra yavaşca güneye doğru kaymışdı ve şimdi ilerden tekrar kuzeye dönmesini umuyorlardı. sağ taraflarında takip ettikleri mağranın kaya duvarları, zamanla alçalmış boy seviyelerine kadar inmişdi nerdeyse. kayaların üstünde küçük bitkiler belirmeye başlamışdı. ve yavaşca büyüyüp bir ormanın başlangıcına dönüşüyordu. "tabi canım, oturup bekliycektik, iki haftaya bulurdu bizi mustafa,tabi açlıktan susuzluktan ölmezsek"dedi eren. "yanlız farkındamısınız, bu duvarlar yavaş yavaş yerin altına giriyo,biz içerdeyken yer seviyesindeydi"dedi okan "abi bizim geçtiğimiz delikten baya uzaklaştık yanlız, orası baya geride kaldı. burası oraya geçişi olmayan başka bir yeri olabilir mağaranın"dedi eren "göya kuzeye dönücekti, hepten yoldan saptık, kim bilir nerdeyiz" dedi can "ne biliym abi. sağ taraftan direkt arka tarafına çıkarız diye düşündüm" dedi okan "abi acele etmeyin birazdan yol döner belki" dedi dedi eren "hadi hepsini anladım telefonlar ne sikim bozuldu çözemedim ya. hadi ereninki bozuldu, bizimkiler neden sapıttı" dedi can açıklıktan uzaklaştıktan sonra erenin telefonu gibi diyer ikisinin telefonlarıda aynı akıbeti paylaşmıştı. aslında bozulan sadece telefonlar deildi. okanın saati canın ipod u da çalışmıyorlardı. "şurada iki dakka çömüşelimmi lan iki adımdaha atarsam yapışırım yere" dedi eren nefes nefese "sende çok sigara içiyosun bu aralar iki adım atıyosun dilin dışarı çıkıyo" dedi can "allahtan korklan yarım saat on beş dakkadır aralıksız yürüyoruz" "tamam şu köşeye çökelim bi on dakka ozaman"dedi okan kaya duvarın içe doğru çökük bir kısmına sırtlarını vererek oturdular "ufffffff anma yürüdük geberdim bittim, şu suyu uzatın lan" dedi eren okan yanlarındaki torbadan iki pet şişe çıkardı ve birini erene doğru uazattı eren suyun kapağını açıp kafasına dikti ve uzun bir süre öyle kaldı "yavaş lan hayvan, insan evladı ol biraz dedi can" "ohh ölmüşüm susuzluktan da ağlayanım yok" suyu cana uzattı. can sudan iki yudum içtikden sonra okana verdi oda fazla içmeden kapağını erenden alıp kapattı "suyu fazla içmeyelim idareli kullansak iyi olur bu yol daha da uzaya bilir" dedi okan pet şişeyi poşete geri koydu (yarısından fazlası eksikti) "mustafa ne yapıyodurlan lan acaba, bizi aramaya çıkmışmıdır" dedi can "yok lan dünya yansa umrunda deildir şimdi o götün, özge aramıştır çene yapıyolardır, kıçını kaldrmaz kolay kolay" dedi eren "telefonlarada ulaşamaz şimdi o"dedi can "o şimdi kıçını sermiştir çimenlere, yayılmışdır" dedi eren "kaç saat oldu yanından ayrılalı, merak edip aramaya çıkmışda olabilir, bide oda kayboluyomuş biz geri dönünce bide onu aramaya falan çıkmamız gerekir, hiç kaldırmasın poposunu" dedi okan "biz bi dönmeyi başarsak geri, ben onada razıyım. aklımda salak salak abidik kubidik fikirler var zaten"dedi eren" "ne fikirleri lan, ormanda yerliler tarafından tecevüze falamı uğramaktan korkuyosun"dedi sırıtarak" can "yok lan sen varken bana dokunmazlar, senin mabadın daha tatlı"dedi eren" "siktir ipana" dedi can" "hacı o deilde sahiden tırsıyorum hafiften, mağranın çıkışının kapanması, atlılar, bu amını yurdunu sktiminin telefonları" dedi eren" "noldu bana korkak diyodun bide, kendi kıçın tutuşmuş" dedi can "olum benim korkum o değil, sanki sanki başka biyerdeymişiz gibi geliyo, burası bu ormandaki ağaçlar. bu kayalık falan nebiliym" dedi eren "baya başka yerlere geldik biz zaten, okadar yol yürüdük"dedi can "abi benim kastettiğim komple mekanda bir farklılık var. gökyüzü bile bi garip, sanki normalden daha mavi"dedi eren hepsi durup gökyüzüne baktı, bir an sonra "harbiden lan, daha mavi" dedi okan "ya burda hava temiz kirlilik yok ondandır belki"dedi can "bilemiycem artık okadarını, ben gördüğümü söylüyorum"dedi eren" "hadi yürümeye devam edelim ozaman da bu lanet yerden gidelim bir an önce" dedi okan" ve üçüde kalkıp yürümeye devam etti. sağ taraflarındaki kaya artık nerdyse yerin altında kayboldu kaybolucakdı yaklaşık on dakika sonra yol yukarı doğru yokuş halini aldı ve kaya duvar iyice yere parelel hale gelip gömüldü. şimdi iki yanlarındada orman uçsuz bucaksız fersahlarca uzanır gibi duruyordu. "aha hepten gömüldü, mını sikim, ilerde yol çatallanır bide hepten yarra yeriz"dedi eren" "yokuşun sonu gelince aşağı meyil alınca duvar tekrar çıkar meydana"dedi okan yokuşun sonu uzakta gökyüzüyle ufuk oluşturmuşdu, onlar ilerledikçe dahada dikleşiyordu "on beş dakkaya inmeye başlarız yokuşu" dedi can bakalım duvar ortaya çıkıcakmı" yokuşun sonuna doğru diklik yüzünden biraz yavaşladılar "çık çık bitmiyo nası yokuşmuş mubarek"dedi eren "saat kaç olmuşdur lan sizce" dedi can okan kafasını kaldırdı ve güneşe doğru bakdı "hmmm işde biz mağraya girdiğimizde saat 11 civarıydı, işde orda kafadan 1 saat oyalandık desek, 12 de yola çıksak, ee nerdeyse 45 dakikadırda yürüyoruz diyelim iş de 01:00 anca ya vardır ya yoktur. zaten güneşde tepede" dedi okan "2 saattir sürünüyoruz yani, sikicem yolunu da zamanınıda" dedi eren sona doğru beş metre mesafede okan hızlandı ikisini arkda bırakdı ve yokuşun tepesine doğru koşdu tepeye çıkdığında aniden durdu "noldulan kaya yeniden çıkıyomu dışarı" diye seslendi eren okana iki metre arkadaydı yanında canla okana doğru yaklaşıyolardı okandan ses gelmedi, öylece durmaya devam etti kolları iki yanında sarkmış, omuzları düşmüş bir şekilde, öylece ileriye bakmaya devam etti "lan konuşsana göt" dedi eren canla beraber okanın iki yanına geldiler ve durdular okanın suratı şakınlıktan afalamış gözleri açılmış önündeki manzaraya kilitlenmişdi "olum dilinimi yuttun lan" dedi can ve eren okanın bakdığı şeye kafalarını çevirdiler ikiside aynı anda "hassktr" dedi önlerindeki yokuş arkalarında çıktıklarından çok daha dik bir şekilde aşağı güney tarafına doğru alçalıyordu şimdi durdukları yerin aslında ufak bir dağın eteği olduğunu fark ettiler ve altlarında uçsuz bucaksız bir orman vardı "evet abi" dedi okan "hakikaten hassktr!
[B]Ash Burz-Durbagu burzum-ishi[/B] Son düzenleyen KLEITUS : 14-06-2006 - 05:51 |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Ynt: Hafta sonu gezisi
Hava kararmaya başlamışdı, gurup takip ettikleri yolun onları hiçde tahmin etmedikleri bir manzarayla karşılaştırdıkdan sonra oldukları yerden ayrılmamışlardı, içlerinden hiçbirisi karşılaşdıkları şeye bir anlam getirememişdi. ilk önce şaşırmış, daha sonra ürkmüş, ve şimdi de pişmandılar.
"Hiç ayrılmıycakdık kampdan, oturacakdık sarıcakdık tütünümüzü tüttürücekdik" diye kendi kendine sessizce söylendi can tepenin yamacına sırtlarını vermiş oturuyorlardı. tepenin aşşağısında yatan o uçsuz bucaksız devasa ormana girmeye korkmuşlardı. geresin geri mağraya dönmeyide düşünmüş sonra vazgeçmişlerdi bunun bir işe yaramayacağını içden içe hissetmişlerdi hiç birisi diyerine itiraf edemesede bişeylerin kesinlikle yanlış olduğunu ve bu yanlışlığın adımlarını geri alarak düzeltilemeyeceğini anlıyorlardı. "Benim bildiğim kadarıyla istanbulda ve sınırları civarında böyle bir orman yok" demişdi okan "Abi ne istanbulu! Türkiyede böyle orman kaldımı ya" demişdi eren bütün öğleden sonralarını yamacın kenarında tartışarak geçirmişlerdi ve sonunda hava yavaş yavaş karamışdı. hareket etmeye gönülleri yoktu "zaten ne geldiyse başımıza sürekli bu hareket etme merakından geldi kıçımızın üstünde otursak nolurdu ki" demişdi can tepelerinde yıldızlar göz kırpmaya başlıyordu "bu gece ay çıkarmı sizce" diye sordu can diyer ikisine "bilmem, hiç takip etmedim. dün gece varmıydı" diye sordu eren "vardı" dedi okan "iyşallah bu gecede çıkar, yoksa karanlıkda körükörüne kalırız" dedi can "yanımızda çakmaklarımız var abi olmadı ateş yakarız" dedi okan "ateş yakmasak aslında bence daha iyi olur şu anda, o atlılar etrafdaysalar hala yerimizi belli etmiş olamazmıyız" dedi can "gece soğuk olur abi" dedi eren kısa kollu tshirt' ünü göstererek. "üstelik bunlarla geçirmek zorundayız" "keşke yanımıza kalın bişeyler alsaydık" dedi okan. onunda üstünde kısa kollu tshirt ünden başka birşeyi yoktu. "aha ay çıkdılan" diye işarat etti eren "nerde" dedi can erenin eliyle işaret ettiği yöne doğru baktı. göremedi "olum yanlış tarafa bakıyosun bak tam şurda!" koskoca ayı görmüyomusun" dedi eren can gök yüzünü gözleriyle taradı "olum yanlış yeri gösterirsen tabi göremem, gördüm işde şurda tam ormanın kuzey.." can birden susdu, çünki eren ve okan şaşkılık içinde onun işaret etdiği aya bakıyorlardı "noldu olum" dedi can "ne bakıyosunuz aval aval hiç mi ay görmediniz "nası ya" dedi eren "imkansız" dedi okan "noluyo olum ne imkansız ya" dedi can onlara bakıp suratlarındaki ifadeye anlam veremeyerek. okan cana dönerek "ay gördük görmesine de daha önce iki tane görmemişdik" dedi "ne!" dedi can ve eren ilk işaret ediği tarafa canın kafasını elleriyle çevirdi HASSKTİR "evet abi al bendende okadar" dedi okan "bukadarıda fazla artık" dedi can "hasiktir" dedi tekrar eren "bu hassiktirler de fazla olmaya başladı ama" dedi okan
[B]Ash Burz-Durbagu burzum-ishi[/B] Son düzenleyen KLEITUS : 29-06-2006 - 10:01 |
![]() |
| Etiketler |
| gezisi, hafta, sonu |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Dünyanın Sonu | jenijen | Beyin Fırtınası | 25 | 01-01-2007 04:09 |
| Bilgilendirme - Hafta Sonu Forum Güncellenecektir | Lizard King | Duyurular - Şikayetler | 93 | 02-09-2006 00:01 |
| duyarlılar için yat gezisi kampanyası | Cey | Road Trip | 2 | 28-08-2006 00:17 |
| Hafta sonu gezisi | ozy | FRP & Mithology | 15 | 15-06-2006 08:23 |