Savaş Sonrası bir Hüznün Günlüğü

Part I. Yol Hikayesi “Şu önümde hiddetlenen nehre, üzerimde dans eden yıldızlara ve kulaklarıma şarkısını fısıldayan rüzgara ant olsun ki ruhum bir yerde kabul görecek” Kerdaws O’Gerd Önünde uzanan karanlığın

  #1  
Eski 09-11-2005, 14:28
BeeLzebuB nickli Ayya$'ın avatarı
BeeLzebuB BeeLzebuB şu an forumda değil
Yasaklı kişiler
 
Üyelik Tarihi: Nov 2005
Mekan: Turkey
Mesajlar: 45
BeeLzebuB 'e MSN ile mesaj gönderin
Savaş Sonrası bir Hüznün Günlüğü

Part I. Yol Hikayesi
“Şu önümde hiddetlenen nehre, üzerimde dans eden yıldızlara ve kulaklarıma şarkısını fısıldayan rüzgara ant olsun ki ruhum bir yerde kabul görecek”
Kerdaws O’Gerd
Önünde uzanan karanlığın gözlerinin içine baktı, karakış cadısının habercisi olan serin rüzgar yüzünü kamçılıyor, giysilerinin altına dek sızarak tenini ısırıyordu.Rüzgarı savuşturmak istercesine elini salladı, kapıdaki lambanın sıcak ve huzurlu ışığını ardında bırakarak karanlığın kendini sarmasına izin verdi.
Ayakların altında çıtırdayan kuru yaprakların kağıt, kuzgun geceninse mürekkep yapıldığı yeni bir hikaye yazılmaya başlandı.Bir yol hikayesi...
* * * * *
Eli kılıcında, bir kez daha karakış cadısı ve karanlıklar lorduyla savaşan ateş perisinin yüzünde gölge oyunları yapan sıcak alevlerinden, sinsi ve yalnız gecelerde ona sağır olmadığını hatırlatan neşeli çıtırtılarından yoksun bir şekilde huzursuz bir uykuya daldı. İnsanın en korumasız anı olan uyku alemindeki yolculuğunu şafağın sökmesine henüz birkaç saat varken sona erdirdi. On dakika sonra yola koyulmuştu bile...
Kim bilir bu sabahlardan kaç kez geçmişti. Güneş hanım bile uyanıp, ateşten sürme çektiği gözleriyle dünyayı süzmeden önce yalnız uyanmalar... Artık vücudunun gereksinim duyduğu ihtiyaçları karşılamaktan öteye gitmeyen acele yemek yemeler... Ve eğer şansı varsa bulduğu bir cırcır böceğiyle yapılan uyku öncesi sohbetleri...(ki inanın bu hiç de eğlenceli bir şey değildir, çok gevezelerdir ve ikide bir de lafınızı keserler) Yine de artık bunlar Kerdaws’ın canını yakmıyordu. O kendini korumayı öğrenmişti. Kendini, tek amacı hayatta kalmak olan hissiz bir yaratığa çevirmişti.
* * * * *
Kendi kanları içinde yatan yaratık, hala inanamayarak gözlerini seri darbelerle kesilmiş vücuduna kaydırdı. Ağzı sessiz bir çığlıkla açılmıştı. Böyle bir şeyin mümkün olamayacağını kanıtlamak istermiş gibi konuşmaya çalıştı; fakat sadece anlamsız hırıltılar çıkarabildi yarım saat önce arkadaşlarıyla konuşup, yeni çevirdikleri etleri afiyetle midesine indirdiği ağızdan. Kerdaws yaratığın gözlerine baktı, dünyanın en yetenekli sanatçısının bile tasvir edemeyeceğine inandığı bu bakışlar belki de ona hayatta zevk veren tek şeydi.
“Öyleyse ben çok büyük bir sanatçıyım...” dedi buruk bir gülümsemeyle. Aynı anda kılıcını seri hareketlerle döndürüp, havada dans ettiriyordu. Kılıç tam kurbanının kalbinin üzerindeyken durdu. Yeni bitirdiği tablosuna geri çekilip şöyle bir bakan sanatçı edasıyla yaratığın gözlerine son bir kez daha baktı. Ve her kurbanında olduğu gibi yaratığın hırıltılı nefesleri kalbine giren keskin kılış darbesiyle son buldu.
* * * * *
İlerideki ağacın gölgesine oturmuş kendisini izleyen şekli fark ettiğinde yaratığın kirli pantolonuna silmek suretiyle kılıcını temizliyordu. Çevik bir hareketle doğruldu, birkaç saniye sonra kılıcı tehditkar bir biçimde yaratığın kalbini işaret edecek şekilde konumunu almıştı. Derin bir iç çekiş duyuldu. Ardından incecik parmaklar yüzünü gölgeleyen kukuletayı yavaşça geri itti. Ortaya Kerdaws’ın kılıcını indirmesine neden olacak kadar kırılgan genç bir kız çıktı. Dimdik Kerdaws’ın gözlerinin içine bakan badem gözler ise bu kırılganlıktan hiç de nasiplerini almışa benzemiyorlardı.Kerdaws’ın kılıcı huzursuca kınına yerleşti, Kerdaws da kızın yanına. Gerçek bir insanla gerçek bir sohbetten uzak ne kadar zaman akmıştı acaba?
“Sen...İnsanları gözetlemek huyun mudur? Pek de bir meziyet sayılmaz ha?”
“Canlıları katletmek huyun mudur? Pek de bir meziyet sayılmaz ha?”
Bu hazırcevap kız da neyin nesiydi böyle? Üstelik o incecik sesle daha az önce gözlerinin önünde bir yaratığı acımasızca katletmiş birine kafa tutmak da yürek isterdi hani.
“Sen ne bilirsin ki?” dedi Kerdaws acı bir gülümsemeyle, “burası yabandır, tek bir kural işler güçlüysen yaşarsın, güçsüzsen... Ben onu öldürmeseydim belki de büyük bir mutlulukla hayatıma son veren şanslı kişi o olacaktı!”
“Ne mi bilirim? Şu yanımda oturan kişinin yıllar önce kendi doğruları uğruna ailesini terk eden kişi olmadığını biliyorum! Peki ya merhametine ne oldu Kerdaws? Her şeyini kaybettiğin bir kumar masasında onu da mı kaybettin? Ya şefkatin? Geceyi bir fahişenin kolları arasında geçirdiğin ucuz otel odasından ayrılırken yanına almayı mı unutun? Ya vicdanın Kerdaws... Onu nasıl susturdun?..”
* * * * *
Gerçekle hayal alemini birbirinden ayıran o incecik perdeyi yırtarcasına uyandı... Yüzüne vuran serin rüzgar bütün bedeninin ürpermesine neden oldu. Olaylar beyninde tam bir kaos krallığı gibi yükseliyordu.
Olanların gerçek olmadığından emindi Kerdaws. Peki ya rüya... Rüya olup olmadığından da emin miydi?
“Merhametine ne oldu Kerdaws?... Ya şefkatin?... Peki ya vicdanın Kerdaws onu nasıl susturdun?...”
Sözcükler her yankılanmada daha da yükseliyor, her yankılanmada daha da anlam kazanıyordu. Amacından, ilkelerinden sözlerinden nasıl bu kadar uzağa sapmıştı? Ruhunun kabul gördüğü yer miydi yaban? Yoksa kabul görmeyenlerin kurallarını kendilerinin belirledikleri oyunun arenası mı?
“Çok kolaydı. Hiç savaşmadım. Hiç beni kabullenecek, beni anlayacak insanları bulmaya çalışmadım. Hayalimi gerçekleştirecek ilk adımdan sonrasını hiç atmadım... Bu nasıl kör, sağır ve hissiz bir varoluştu? Ve...ve merhametsiz, şefkatsiz ve vicdansız...”
* * * * *
Ve bir arayış başladı, yeni bir yol hikayesi... Ruhunun derinliklerine gömdüğü incelikleri ve değerleri keşfetmeye...
Ve bir arayış başladı, yeni bir yol hikayesi... Taze umutlara ve yeni dostlara...
Ayakların altında çıtırdayan kuru yaprakların kağıt, kuzgun geceninse mürekkep yapıldığı yeni bir hikaye daha burada sona erdi. Biz eminiz ki;O sonunda buldu aradığını ve sonsuza kadar mutlu yaşadı.
“Aredhel” IŞIR

http://lostlibrary.org/normalgoster....lum=1&yazi=433

Son düzenleyen KLEITUS : 25-12-2005 - 06:30
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
ezginin günlüğü shadow Türkçe Müzik 13 30-07-2008 13:43
Bebeğin Günlüğü :))) kkelebekk Road Trip 13 27-09-2007 11:29
aşk & savaş Barfly Echoes 3 26-03-2005 21:38
Bir Türk Vatandaşının Günlüğü Lizard King Beyin Fırtınası 5 25-07-2004 19:18
Bir Karafatma'nın Günlüğü Lizard King Road Trip 12 27-05-2004 21:50