Spielberg, yine büyük oynuyor Sinemanın harika çocuğu Steven Spielberg, dünyayı işgal eden Marslılar'ın macerasını anlatacağı dev yapım için kesenin ağzını açtı. Dünyanın en pahalı filmi koltuğuna oturmaya hazırlanan “War of
War Of The WorldsPublished by Cey 21-08-2004 |
|
Spielberg, yine büyük oynuyor
Sinemanın harika çocuğu Steven Spielberg, dünyayı işgal eden Marslılar'ın macerasını anlatacağı dev yapım için kesenin ağzını açtı. Dünyanın en pahalı filmi koltuğuna oturmaya hazırlanan “War of the Worlds” filminin tahmini bütçesi, 198 milyon doları (yaklaşık olarak 289 trilyon 674 milyar lira) geçecek. İnternetteki “imdb” sitesinin duyurduğu habere göre, dev yapımların yönetmeni Steven Spielberg, “War Of The Worlds” adlı filmle rekora göz dikti. Sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmini çekmek için kolları sıvayan Spielberg'in kamera arkasında yer alacağı dev yapım, halen ”Titanic” filminin elinde bulunan 198 milyon dolarlık bütçeyi geçecek. Oscarlı yönetmen Spielberg ve “Görevimiz Tehlike” filminden aldığı 80 milyon dolarlık bütçesiyle halen Hollywood'un en çok kazanan oyuncusu unvanını elinde bulunduran Tom Cruise'un elele verdiği film, H.G Wells'in aynı adlı klasik öyküsünden beyazperdeye uyarlanacak. Dünyayı işgal eden Marslılar'ın hikayesini anlatan bilim-kurgu yapımında görev alan bir kaynak, film için hiçbir masraftan kaçınılmayacağını, yönetmen Spielberg'in bu filmin bütçesiyle tarihe geçmek istediğini ifade etti. RADYO OYUNU HALK ARASINDA PANİK YARATMIŞTI Tom Cruise ile Steven Spielberg'in elele verdiği “War of the Worlds”, 1953 yılında da beyazperdeye uyarlanmıştı. “Dr.Moreau'nun Adası”, “Zaman Makinesi”, “Görünmez Adam” gibi yapıtlara imza atan ve bilim kurgu türünün atası sayılan 1866 doğumlu yazar H.G. Wells'in 1898 tarihli eseri, dünyaya saldıran Marslı yaratıkların hikayesini konu alıyor. Hikaye, 1938 yılında ünlü aktör Orson Welles'in radyo adaptasyonu sırasında gerçekten uzaylıların dünyayı işgal ettiği zannedilerek halk arasında infial yaratmış, radyo skecini dinleyen yüzlerce kişi sokağa dökülmüştü. Tom Cruise ile Steven Spielberg, “Azınlık Raporu-Minority Report” adlı filmde de birlikte çalışmıştı. Cruise'un rol alacağı ve çekimlerine bu ay sonunda başlanması planlanan “Görevimiz Tehlike-3”, yönetmen değişikliği nedeniyle gelecek yıla ertelenmişti. |
|
|
|
#1
Gönderen
Lizard King
on
21-08-2004, 12:02
|
|
H.G. Wells in kitabından uyarlamayı güzel başarırlarsa muhteşem bir film çıkabilir ortaya.Ama Tom Cruise ismi pek bana çekici gelmedi.
|
|
#2
Gönderen
Sound_Of_Silence
on
21-08-2004, 12:55
|
|
bana nedense Tom Cruise itici bi aktörmüş gibi geliyo.. ben pek sevememişimdir oyunculuğunu
|
|
#3
Gönderen
shadow
on
21-08-2004, 14:03
|
|
spilbeg:-toooommm gelseneeee tom:-yeni filminde roll vercen mii spilbeg:-vercem vercem gelll |
|
#4
Gönderen
zephyrune
on
04-07-2005, 18:50
|
|
film birçok insanın (ben dahil) beklediği gibi çıkmadı. Bunun beklentiye ilgisi olmadığını en baştan belirteyim. Filmi benim için kötü yapan şeyin ne olduğunu anlatmam filmi izlemeyenler için ölümcül derecede kilit noktalar olacağından bunu ilerleyen günlerde konuşabiliriz ancak şunu da es geçmemek gerek ki Tom Cruise mükemmel bir performans göstermiş. Özellikle yıldırımların düştüğü sahnede mesleğinin doruğunda oynamış diyebiliriz.
|
|
#5
Gönderen
Sleepless
on
05-07-2005, 11:26
|
|
Uzaylılar da ishal olur ehehehe
![]() Keşke daha güzel bitirebilselermiş filmi. |
|
#6
Gönderen
Yahnie
on
07-07-2005, 21:56
|
|
Abi filmin bastan iiydi de sonlara dogru sıkıldım artık ve ilk yıldırımlar duserken ve sonrasında,ne meraklı bi kasabaymıs orası yaa
![]() |
|
#7
Gönderen
Demir
on
09-07-2005, 19:28
|
|
G.H.Wells belki de fantastik/bilimkurgu turundeki yazarlar arasinda
kitaplari, filme en cok uyarlananlardan biri. Buldugu akil almaz konular ve derin anlamlar iceren romanlari nedeniyle kendisine her zaman buyuk saygi duydum. "Zaman Makinesi", "Dr. Moreau'nun Adasi", "Acik Komplo", "Duvardaki Kapi" ve tabiki "Dunyalar Savasi" sanirim onun en bilinen ve en okunmasi gereken kitaplarindan. Wells, benim gibi fantastik/bilimkurgu kitaplarindan hoslanan kisiler icin basucunda her zaman bir kitabi bulunmasi gereken yazarlardan olmali sanirim ama uzulerek soyluyorum ki bu filmin yani "Dunyalar Savasi"nin kitabini okumadim. Keske okumus olsaydim o zaman daha derin bir yorum yazabilecektim en azindan. Filmin kitapla koptugu ya da ortustugu yerlerden bahsedebilirdim ama su an sadece film icin iyi bir analiz yapmak icin yaziyorum. Ilk once henuz filmi izlememis olanlara su uyariyi yapmak isterim. Evet bu bir bilimkurgu filmi ama anlattigi konuyu bir kenara koyarsak aslinda aksiyon filminden de pek bir farki yok. Sanirim kurgu kismi iyi tasarlanirken bilim kismi biraz atlanmis. Daha cok bir kacma-kovalama filmi dersek dogru olur sanirim. Amerikali, siradan bir baba-kizin gozunden izledigimiz bir caresizlik savasi. Bu uyariyi goz onunde bulundurmanizda yarar var cunku bu bir G.H.Wells romani uyarlamasi dendiginde cok daha fazla sey bekliyorsunuz, bu sebeptendir ki ben biraz hayal kirikligina ugradim. Beklenti duzeyini altta tutmakta yarar var. Sunu da kabul etmek zorundayiz ki karsimizda Spielberg gibi bir yonetmen var ve bu kitabi gorsel acidan bir filme en fazla bu kadar iyi aktarabilirdi sanirim. Yeraltindan cikan yaratiklar, cikardiklari korkunc sesler, insanlari aninda toz eden lazer tabancalari ve daha bir suru rahatsiz edici ayrintiyi gordukten sonra siz de korkmaya basliyorsunuz. Ozellikle yildirimlarin dusmeye basladigi bolum filmin en guzel ayni zamanda en rahatsiz edici ve urkutucu anlarindan biri. Zaten ilk on dakikadan sonra seyirciye pek rahat yuzu gostermiyor Spielberg. Kesinlikle nefes alacak, biraz olsun rahatlayacak bir mola veremiyorsunuz. Bu da aslinda seyirciyi diken ustunde oturtuyor, yani daha acik sekilde ifade etmek gerekirse "kasiyor". 116 dakika sonunda sinema salonundan cikan herkesin derin bir "Ohh!" cektigine sahidim. Filmimiz bir sure sonra, baba-kizin uzaylilardan kacmasi ve saklanmasi disinda baska bir sey anlatmamaya basladiginda ortada zaten varligini hic hissetmedigimiz senaryo da kalmiyor. Sadece uc cumleyle uzaylilarin milyonlarca yil once neden yerin altina gomulduklerini ve simdi ciktiklarini ve neden bir anda olmeye basladiklarini anlatmaya calismislar fakat tahmin edersiniz ki pek tatmin edici degil. Kliselesmis bir baslangicla yani bir anlaticinin (Morgan Freeman) bize aslinda ne kadar zavalli varliklar oldugumuzu hatirlatmasiyla basliyor. Cok daha ozgun bir baslangic olabilirdi aslinda diye dusunuyorum. G.H.Wells bu romani 1938 yilinda yazdiginda o zamanin kosullari simdikinden cok daha farkliydi tabiki. Yani bu zamanda gecen bir film cekerken eger kitaba bagli kalmak istiyorsaniz 1938 ile 2005 arasinda bag kurmak zorundasiniz. Aslinda bu o kadar zor degil cunku goruyoruz ki uzaylilar dunyayi isgale basladigi sirada elektrikle calisan hic bir alet, hic bir araba, telefon, yani ne kadar teknoloji urunu varsa hic biri calismiyor. Kisacasi 1938 yilina geri donuyoruz. Insanoglunun elinde bu acayip yaratiklara karsi gelebilecegi hic bir oyuncagi kalmiyor. Ne bir bomba, ne bir silah, hic bir sey. Gerci karsi gelebilseniz dahi kalkanlari oldugu icin kesinlikle zarar veremiyorsunuz. Her Hollywood'tan cikma bilimkurgu yapiminda oldugu gibi burada da olaylar Amerika'da basliyor ve gelisiyor, artik buna sasirmiyoruz. Amerikali ailemiz de ilk once, yoksa bu bir terorist saldiri mi acaba diye kendilerine soruyor. Amerikalilarin kendi ulkeleri disinda yasayan her insana terorist gozuyle bakmalarina dair de ciddi bir elestiri bulabiliriz aslinda tam da burada. Dunyanin merkezinde onlar da olsa, dunyanin en buyuk gucu onlar dahi olsa boyle bir saldirida butun insanlar esit aslinda. Siyahi, beyazi, irki, teni, dini hic fark etmiyor. Hepsi esit, hepsi boyle bir saldiri karsisinda aciz durumda. Biraz zorlayinca aslinda filmin ve tabiki ona kaynaklik eden romanin cok guzel soylemlerde bulundugunu da fark edebiliriz. Bir de tam bu yaratiklarin yer altindan cikmaya basladiklari zaman orada bulunan bir kiliseyi yerle bir ettikleri sahne gercekten dikkat edilmesi gereken ayrintilardan. Siginacak, korunacak bir yer olarak gorulen kilisenin daha bu canlilar cikar cikmaz yerle bir edilmesi rahatsiz edici. Yani insanlar tek basina, saklanacak bir yer yok aslinda kacacak bir yer de yok. Filmin sonu bir cok kisiyi tatmin etmemis ama en azindan kitaba sagdik kalinmis. Kitapta da ayni boyle kucuk bir sorun sebebiyle bu dunya disi varliklar olmeye basliyor, ya da biz insan irki artik onlari oldurmeye baslayabiliyoruz. Uzaylilarin gorunusleri film vizyona girene kadar medyadan sir gibi saklandi ve tabi herkesde buyuk merak uyandirdi. Fakat ben cok farkli bir sey beklerken cok da yaratici olmayan bir uzayli tasviri gordum. Spielberg daha iyisini yapabilirdi sanki. Uzaylilarin ellerinin de E.T'ye benzedigini es gecmeyelim. Spielberg eski dost uzaylisina selam gonderiyor sanirim. Oyunculuklara bakarsak bu film icin yeterli duzeyde oldugunu soyleyebiliriz. Tom Cruise siradan ve cocuklarina bakmaktan aciz bir baba olarak rahatsiz etmiyor. Dakota Faning, cok basarili bir cocuk oyuncu aslinda, "I Am Sam"de Sean Penn'le, "Hide and Seek"te de Robert de Niro'yla beraber en az onlar kadar iyi performans gosterdigini gormustuk fakat burada, biraz da senaryoyla ilgili bu sorun, ciglik atmak disinda fazla bir sey yapmiyor, ya da yapamiyor, bu yuzden de sinirleri geriyor. Filmde Tom Cruise'un oglunu canlandiran Justin Chatwin icin ise torpilli diyebilirim cunku kendisi Spielberg'in yapimciligini yaptigi "Taken" isimli dizide oynuyordu, ayni Dakota Faning gibi. Bir de filmin ortalarinda supriz ve gereksiz bir sekilde yer kaplayan Tim Robbins'in karakteri var. Neden orada olduguna ve hikayede ne tur bir boslugu doldurdugunu henuz anlayabilmis degilim. Heyecan yaratmak disinda baska bir ise yaramayan bir karakter olarak gorsemde Tim Robbins cok buyuk ve Oscarli bir oyuncu ve o ruh hastasi adami da basariyla canlandirmis. Ve Steven Spielberg. "Close Encounters of the Third Kind"(1977) ya da "E.T"(1982) de bize uzaylilarin hep iyi oldugunu soyleyip sonrada onlari Dunyayi istila etmek icin buraya yollayan bu adam her filmine oldugu gibi bu filmine de milyonlarca dolar harcayarak gorsel acidan muhtesem bir seyirlik cikarmis karsimiza. Fakat en basta da dedigim gibi iyi bir film sadece goze hitap etmemeli. O filmi bir kac sene sonrada hatirlamak istiyorsak iyi bir senaryoya da sahip olmasi gerek. Ama unutmamamiz gereken seyleri gene hatirlayalim; bu cok pahali bir film ve karsiligin alabilmek icin cok fazla seyirci cekmek gerek. Iyi bir bilimkurgu filminde iyi bir senaryo fazla ayrinti gerektirir bu da seyirciyi sikabilir. Bu yuzden de belli Hollywood kurallarina uymak zorundasiniz. Tom Cruise bir anda tek basina dunyayi kurtarmaya calisabilir ya da her olay once Amerika'da baslayabilir. Bu bir Spielberg sorunu degil seyirci sorunudur. Sonucta yonetmen, gorsel acidan yapabileceginin en iyisini yapmis ama biz ondan cok daha iyi filmler gorduk. Kendisi su ara 1972 Munih Olimpiyatlariyla ilgili bir film cekmekle mesgul sanirim biraz aceleye geldi "Dunyalar Savasi". Halbuki bu yazin en cok konusulan filmi olabilirdi, yazik! Editor:Tugce Güler Arkadasım(Tuğçe Güler) 'in yazdıgı bu yorumu paylasmak istedim. |
|
#8
Gönderen
Lizard King
on
09-07-2005, 21:56
|
|
Kitabı okumayan birisi gözüyle bakarsak bu filmi seyrettiğinde müthiş bir eser sergilediği çok açık olarak görülebilir. Seyirciyi her saniyesinde kendine insanın vucudundeki her algılayıcı ile bağlıyabiliyor. Insanı gerip duruyor. Hikayede baba kız dan başka anlatılmak istenen çok şey var. Insanoğlunun zavallılığı her saniyesinde ortaya konuluyor. Baba kız olarak bakıp o şekilde bağlı kalmak biraz basit bakışa kaçış oluyor diye düşünüyorum.Ayrıca ne olursa olsun insanların mücadele istediğinin nasıl farklılıklar gösterebileceğini ortaya koyuyor. Birçok nokta mükemmel anlatılmış. Şimseklerin çaktığı an , yerin hareketlenmeye başladığı an , feribotun batmaya başladığı , dağ kenarında ordu ile savaşmaya başlamaları , trenlerin ilerleyişi vs... Her bir anında mükemmel hazırlanmış görsel animasyonlar var. Bunun yanısıra oyuncuların her biri mükemmel oynamış. Tom Cruise tahminimden kat ve kat başarıl oynamış. Spielberg'ün başarısı belkide görsellikte üstün başarıyı yakalarken , seyirciyi kendisine tam anlamıyla bağlarken bir diğer yandan da ekibiyle beraber üstün bir başarı sergilemiş.
Kitabı okuyan açısından bakarsak olaya elbetteki Wells'in muhteşem anlatımının yanında film başarısız olarak gözükebilir ancak kitabın anlatımıyle yapılacak bir filmin bütçesi hiçbir zaman gerekli anlatım müktarını karşılamıyacaktır. Bunlardan dolayı ben mükemmele yakın buldum filmi. Spielberg destansı bir yönetim göstermiş ve ortaya çok uzun yıllar boyunca etkisinde kalınacak bir film çıkarmış. |
|
Son düzenleyen Lizard King : 09-07-2005 - 22:00.
|
|
#10
Gönderen
ReptiLe
on
12-09-2006, 20:12
|
|
ne umdum ne buldum diorum bu film için
|
|
#11
Gönderen
Fall
on
12-09-2006, 20:43
|
|
ben bişey umarak gitmedim allahtan
|
|
#13
Gönderen
prometheus
on
17-09-2006, 03:58
|
|
Spielberg'i bu sektorun en simarik yonetmeni olarak goruyorum. filmleri guzel de olsa bu adami sevemedim ben. ne var yani bir filme bu kadar para harcayacak. simariklik gibi geliyor bana. izleyenlerin cogunun filmi begenmemesi de cabasi.
|
|
#14
Gönderen
susku
on
18-09-2006, 05:42
|
|
tripod şeklinde uzaylılar beni çok eğlendirdi..filmdeki mantık hatalarını sanırım izleyen herkes rahatlıkla farkedebilir..filmden çok bir şey beklemeyen ve de boşa harcanak 2 saati olan herkese tavsiye ederim..
benim gözümde dijital efektleri dışında izlenebilecek bir şeyi olmayan bir film.. saygılar.. |
|
#15
Gönderen
discorsis
on
22-09-2006, 17:17
|
|
Kitabı okudum filmi de izledim.Şu kadarını diyeyim,"biz zaten burdaydık" temasını ve tabi ki Tom'u o filmin içine soktuğu için Spilberg denen o piilli bebeği asla affetmeyeceğim.H.G.Wells görse ne der? Film Dünyalar Savaşı değil "Tom ve Uzaylılar" parodisine dönmüş.Scientologia felsefesi buraya kadar mı sıçradı.Bunları Önce Allah'a sonra da Wells amcama havâle ediyor.Sağlıcakla kalın diyorum.
|