Güneşe Yolculuk
Güneşe Yolculuk
Kısa filmleri ile adını duyuran Yeşim Ustaoğlu'nun, uzun metrajlı ilk filmi The Trace'den sonraki filmi.1998 yapımı bir dram.Oyuncular : Nazmi Kirik (Berzan),Nevruz Baz(Mehmet),MizginKapazan(Arzu),Ara Güler(Süleyman Bey),Lucia Marano,Ercüment Balakoğlu,İsmail Yıldız
Konu batılı Mehmet ile doğulu Berzan'ın,İstanbul'da yaşadıkları olaylar zincirinden oluşuyor.
Öncelikle Yeşim Ustaoğlu'nun ikinci uzun metrajlı filmi olması dolasıyı ile (yönetmenlik bakımından) heyecanla izlediğim filmlerdendi.Sanıyorum yabancı ortakların da işe müdahale etmesinden ötürü film onun tarafından yönetilmiş gibi durmuyor.Ses olaraksa seyircinin anlayamadığı o kadar çok kısım var ki...Zaten filmde Kürtçe kısımların Türkçe çevirileri de verilmediği için(neden verilmemiş hala anlamış değilim) çoğu zaman 'Bu ne dedi,neden böyle oldu?' diyor,izleyen.Görüntü sürekli gelip gidiyor,ışık yeterli olmadığı için bazı kısımlar görünmüyor bile.
Amatör isimlerle çalışılması bazen filmlerde artı olsada bu film için aynı şey geçerli değil.Replikleri o kadar zor söylüyorlar ya da o kadar yapmacıklar ki profesyonellerle çekilse daha iyi sonuçlar verebilirdi .Ara Güler'in birkaç dakikalığına filmde görülüp kaybolmasındaki amaç neydi?
Gelelim filmin verdiği ya da vermeye çalıştığı mesaja.Yeşim Ustaoğlu Türk-Kürt sorunu diye bir olguyu tamamiyle,canavar Türk masum Kürt olayına çevirmiş.Türkler'e yabancı olan bir insan izlese muhtemel bizi cani sanır.Ortaya koyduğu birtakım fikirleri har vurup harman savurmuş bence.Gerçekçi bir yaklaşımla çekmeye çalıştığı filmde alakasız noktalar o kadar çok ki...Kendisine sorulduğundaysa benim hayal gücüm diye bir yanıt vermiş ben bu kadar basit olduğunu düşünmüyorum.Arzu ile Mehmet'in aşkı var en net ve de masum olarak.Yine de dönemine bakıldığında Türk filmleri içinde izlediğinde giden zamana küfrettirmeyecek bir yapım.
Konu batılı Mehmet ile doğulu Berzan'ın,İstanbul'da yaşadıkları olaylar zincirinden oluşuyor.
Öncelikle Yeşim Ustaoğlu'nun ikinci uzun metrajlı filmi olması dolasıyı ile (yönetmenlik bakımından) heyecanla izlediğim filmlerdendi.Sanıyorum yabancı ortakların da işe müdahale etmesinden ötürü film onun tarafından yönetilmiş gibi durmuyor.Ses olaraksa seyircinin anlayamadığı o kadar çok kısım var ki...Zaten filmde Kürtçe kısımların Türkçe çevirileri de verilmediği için(neden verilmemiş hala anlamış değilim) çoğu zaman 'Bu ne dedi,neden böyle oldu?' diyor,izleyen.Görüntü sürekli gelip gidiyor,ışık yeterli olmadığı için bazı kısımlar görünmüyor bile.
Amatör isimlerle çalışılması bazen filmlerde artı olsada bu film için aynı şey geçerli değil.Replikleri o kadar zor söylüyorlar ya da o kadar yapmacıklar ki profesyonellerle çekilse daha iyi sonuçlar verebilirdi .Ara Güler'in birkaç dakikalığına filmde görülüp kaybolmasındaki amaç neydi?
Gelelim filmin verdiği ya da vermeye çalıştığı mesaja.Yeşim Ustaoğlu Türk-Kürt sorunu diye bir olguyu tamamiyle,canavar Türk masum Kürt olayına çevirmiş.Türkler'e yabancı olan bir insan izlese muhtemel bizi cani sanır.Ortaya koyduğu birtakım fikirleri har vurup harman savurmuş bence.Gerçekçi bir yaklaşımla çekmeye çalıştığı filmde alakasız noktalar o kadar çok ki...Kendisine sorulduğundaysa benim hayal gücüm diye bir yanıt vermiş ben bu kadar basit olduğunu düşünmüyorum.Arzu ile Mehmet'in aşkı var en net ve de masum olarak.Yine de dönemine bakıldığında Türk filmleri içinde izlediğinde giden zamana küfrettirmeyecek bir yapım.
|
|
Benzer Başlıklar
Bilinmeyen Yolculuk Hiçbir şey düşünmeden çıktım evden. Nereye ve neden gittiğimi bilmeden kendimi otogarda buldum....
Yolculuk... Saplandı bir cigara yanığı göğsümün üzerine, Neferinden öğrendim ki geçmezmiş acısı Tırnaklarımı...
son yolculuk gökyüzüne yağmur yağıyor. bulutlar ıslanıyor. ya benim ne işim var burada, bu ıssız gökyüzünde....
bir yolculuk elbiselerini çıkarır gibi bir bir vaz geçiyor hayallerinden. önce biri, sonra bir değeri ve...
Güneşe yaklaştıkça hava niçin soğuyor? Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada...