Léon, saksıda öylece duran bir bitkisinden, silahlarından ve de bağımlısı olduğu sütünden ibaret olan, geceleri sandalyede güneş gözlüğü takıp uyuyan, ve hatta kendi deyimiyle "hiçbir zaman asla uyumayan ve her
LéonPublished by floyd 10-12-2006 |
|
Léon, saksıda öylece duran bir bitkisinden, silahlarından ve de bağımlısı olduğu sütünden ibaret olan, geceleri sandalyede güneş gözlüğü takıp uyuyan, ve hatta kendi deyimiyle "hiçbir zaman asla uyumayan ve her zaman bir gözü açık duran" bir tetikçidir. Soğuk, ve sevgiden yoksundur. Mathilda ise herşeyini kaybetmiş küçük bir kızdır, ve hayat bir şekilde Léon ile onun yollarını birleştirir. Ardından Léon'un sevgiyi bir kez daha keşfetmesiyle, Mathilda'nın zaman zaman muzip, zaman zaman boyunu aşan çekici tavırları ve ızdırapları ile karışık tramvalarıyla başbaşa kalırsınız.
Film 1994 yapımı. Ülkemizde de Star ve TGRT gibi kanallarda çoğu kez gösterildi yıllarca; fakat hemen hemen bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, sansürlenmiş şekliyle, bunu da eklemek gerek. Filmi televizyondan izlemiş olanlar için, filmin tam halini bulup izlemelerini kesinlikle tavsiye ederim. Jean Reno, Léon karakterini başarıyla canlandırıyor. Natalie Portman ise henüz 13 yaşında olmasına rağmen, gelcekte büyük bir oyuncu olacağının sinyallerini veriyor adeta. Unutulmaması gereken bir oyuncu da Gary Oldman tabii ki. Bence, filmin en iyisi. Müthiş oynuyor. Çekim kalitesinin güzelliği bir yana, müzikler oldukça iyi. Sanki Fransız oyuncu Jean Reno ve yönetmen Luc Besson'un varlığı, ve senaryonun çekiciliği, filmi tipik bir Amerikan sinema filminden çok uzaklara, ayrı güzelliklere götürüyor. Ayrıca Sting'in efsane şarkısı "Shape of My Heart" ın da, Léon soundtracklerinden biri olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım. Başarılı bir filmdi velhasıl. Tekrar tekrar - sansürsüz - izlemeli, izlemeyenlere izlettirilmeli. ![]() |
|
|
|
#1
Gönderen
wikmaster
on
11-12-2006, 16:24
|
|
En sevdiğim filmdir nedense, kötü oynayan yok, muazzam derecede de sürükleyici bir film. Eric Senna imzalı müzikler de inanılmaz. The Noon özellikle dikkate değer. Her sahnesi ayrı sevimli, acıklı, boş anı yok filmin. Jean Reno en sevdiğim erkek, Natalie Portman en sevdiğim kadın, burada sübyan, oyuncudur zaten. Üstüne bir de sapık Gary Oldman karizması eklenmiş. Süt içen seri katil, rus ruleti oynatan çiroz kız, Beethoven seven hapçı DEA ajanı aynı filmde buluşuyor, sever misin deseler şüpheyle yaklaşabilceğim, 2 nolu salondaki ucuz aşk filmini yeğleyebileceğim bir filmdi ama dedim ya oyunculuklar, karakterin seyirciyle kaynaşması bunlar had safhada bu filmde. Adeta Luc Besson Stansfield'in "bring me everyone" repliğini filmden önce atmış ve karşısına bu kadar süper oyunculuklar sergileyen oyuncular çıkartmışlar. Sansür olayına gelince; Star bir ara çok verirdi bu filmi. Star'ın bir zamanki Tosun Paşa'sıydı bu film. Sonra TGRT'de falan da izlemiştim bunu. TGRT gibi bir kanal böyle sansüre müsait filmi niye almış hiç anlamamıştım, anlamadım zaten. Başkaları sansürsüz yayınlamaya kalkmasın aman, biz satın alalım sansürleyelim diye düşünmüş olabilecekleri geldi sadece aklıma. Heyhat, filmi Türk kanalarında izleyip "lan nası yönetmen,nası senaryo lan bu güdük bırakmışlar filmi" diyenleriniz dönüp bir daha izlesin bu filmi. Sansür mü? Haketmişler ama.
|
|
#2
Gönderen
frodo253
on
01-01-2007, 16:35
|
|
Belki 9 kere izledim (abartmıyorum) bir 9 kere daha izlerim.Müthiş oyunculuk(özellikle jean reno) müthiş senaryo ve üstüne Shape of my Heart.İzlemeyene yazık derim.
|
|
#3
Gönderen
kendime geldim
on
12-02-2007, 19:08
|
|
filme bayılmıştımm
çok güzel ve etkileyici film sonra o küçük kızın closer da oynamış oldugunu öğrenınce de epey şaşırmıştımm... |
|
#5
Gönderen
ABYSSIN
on
12-02-2007, 19:23
|
|
Yapma kurbanin olayim Dave :( Konu, bu film oldugundan dagitmak istemem ama bugün bu filme Luc Besson'un tek filmi demek, Le grand bleu, Nikita, Le 5ème Element, Subway, Angel-a gibi filmlere (ki daha baska filmleri de var ama forumda sevilen film çesitlerine baktigimda bunlar yeterli)haksizlik olur, Luc Besson gibi bir adama daha büyük haksizlik olur. |
|
Son düzenleyen ABYSSIN : 12-02-2007 - 19:37.
|
|
#6
Gönderen
Lizard King
on
12-02-2007, 19:49
|
|
Katılıyorum Le grand bleu gibi bir film varken bana göre Leon'un ismi bile okunmaz kaldıki Leon mükemmel ötesi filmlerden olmasına rağmen.
Jean Reno zaten ne zaman Luc Besson ile birlikte bir filmde yer alsa perfonmans çok iyi oluyor. Fİlmin sürükleyiciliği ve gerilimi insanın bir saniye bile gözünü ayırmadan ekrana bakmasına yol açarken insanın nelere kadir olduğunu başarıyla anlatıyor. |
|
#7
Gönderen
kymophobia
on
12-02-2007, 21:47
|
|
Blog'umdan tam versiyonunu indirip bakarsanız, aslında aşırı detaycı ve zor anlatımlı bir film olduğunu görürsünüz. Bu yüzden de oyuncu ilişkilerini elinde tutması gereken yönetmen resmen aradan sıyrılmış ve işi içeridekilere bırakmış.
Bu noktada Leon'un asli özellikleri ortaya çıkmış zaten. Harika senaryo, serbest kalmış oyuncular, istenileni yapmış oyuncular ve serbest oyuncuları senaryosu dahilinde serpiştirmeyi becerebilmiş bir kurgu yönetmeni. Ayrıca Luc Besson hakkındaki iddialara da yanıt vermeye gerek dahi duymuyorum... |
![]() |
| Etiketler |
| léon |
| Film Araçları | |
| Görünüş Şekli | |
|
|