on yüz bin, yıllar bizim
Kendisini besleyecek ellerin dost eli mi, yoksa onu ensesinden kıskıvrak yakalayıp karlı bir öğlen sonrası sokağa atacak düşman eli mi oluğunu anlamaya çalışan kedi ürkekliğiyle kapı arasından bakmak… Sonra şüphenin,
on yüz bin, yıllar bizim
Published by yedi
10-07-2005
|
|
Kendisini besleyecek ellerin dost eli mi, yoksa onu ensesinden kıskıvrak yakalayıp karlı bir öğlen sonrası sokağa atacak düşman eli mi oluğunu anlamaya çalışan kedi ürkekliğiyle kapı arasından bakmak… Sonra şüphenin, şümulü parça parça ederek bilinci bir cehennemin ortasında çırılçıplak bırakması… iki seçenekte de birbirinden zıt iklimlerin özellikleri olsa da soğuğu göze almak biraz daha akıl kârı. Yarı yarıya karnının doyma ihtimali var. Karnının doyup, aç gözlerinin zevkten kapanması, tatlı bir uykuya dalma ihtimalin… Karnı doyunca uyuyan kedi, yerin kapının dışıdır senin!
Medeniyetlerin beşiğinde sallanan çocuk uyanıyor. Karnı da acıkmış. Ordular mideleri üzerinde yürürmüş eskiden. Ordular koskocaman bir gururun üzerinde yürüyor şimdi. Gurur karın doyurmaz ki. Ama açlığını bastıracak, belki unutturacak yollar arayan bu eğitimsiz genci nasıl avutmalı? Gönlünü mü hoş tutmalı, yeni bir şarkı daha mı söylemeli, zaten karışmış olan kafasına, çok az işiten kulaklarından içeri? Ne yapsak acaba? Nasıl bir eğitim uygulamalı bu her dakika yeni bir oyuncak daha keşfeden ve daha nasıl çalıştığını bile kavrayamadan gönlü bir başkasına giden, bu beşiğini tahtakurtlarının kemirdiği mazluma?
Çöle atmalı bunu ya da kudurmuş yüzyılların o salyalar akan ağzındaki sivri dişlere bırakmalı. Dişinin kovuğuna sığmayacak bu nefreti sindirirken biraz daha fazla zevk alabilmesi için ay çekirdeği, atom çekirdeği ve meyveli gazoz vermeli yanına. Onyüzbin baloncuk yutalım. Puf olalım puf! kediler kovalasın bizi!
|
|
|
 Yazar
|
le soleil noir...
Üyelik Tarihi: Mar 2005
Mekan: istanbul
Mesajlar: 1,124
|
|
|
on yüz bin, yıllar bizim Yorumları