 15 Çok Okunan
|
korkular süzülüyor gözlerimden, bütün vücudumu kaplıyor bir anda. simsiyah bir düşteyim. bir kuğu yüzüyor tam ortasında. çok uzaklardan geçen buharlı bir tren, kaşlarını çatmış homurdanıyor. sanki horluyor. uyuya kalmış belki rayları seyrederken.
birden bir ışık; mum ışığı. duvardaki bir çerçeveye yansıyor tren. kuğu yanıyor. mum elime akıyor, bütün vücuduma yayılıyor. korkuyorum. bir mağaranın tavanında eriyen buzlardan düşen damlaların sesini duyuyorum. nemli bir korku. gözlerimden süzülüşü. karanlık.
canım oyun oynamak istiyor. aslanlarla ip atlamak eğlenceli olurdu. iki aslan uzunca bir yılanı iki ucundan tutup sallarken ben de zıplayıp trene atlayabilirdim. çerçevenin içine su döküp mumu söndürürdüm sonra. bu sefer... 
29-11-2004 19:39 - getto 
bir oda daha var düşümde. penceresinde ay beyaz bir ten. bir nehir geçiyor ortasından. ben uyuyorum. ayak parmaklarım suyun içinde balık gibi. duvara tırmanmış yatağım. üstüne bir mum almış, tavanı eğmekte. mum çamaşırları kurutmak için. tavanla duvar arasındaki çizgiye asmıştım onları yatmadan önce.
bu adam da kim? ne işi var bu odada? soba borusu gibi bacaklarını saplamış duvarlara. uçmasın diye köpeğine ip bağlamış, elinde tutuyor. kocaman bir kuş tüyü gıdıklıyor ayı çimdikleyen bu adamı.ufacık develer pramitlere tırmanıyor başka bir duvarda.
sıkıldım bu rüyalardan... 
28-11-2004 05:52 - scarecrow 
bir tepeye tırmanır gibi yükselip en yukarıdan kaymak aşağıya. bir dalganın altımdan kayıp gitmesi. bir balığın suda sıçrayışı. kızarışı sonra bir tavada. yüzer gibi yemek onu. derinlere dalıp boşluğunu doldurmak suyun içinde. ikiye bölünmüş bir ruh. adımlarım gibi peş peşe. birbirinin içinden geçip tekrar ayrılıyorlar.
bulutları nasıl dahil etmeli bu maceraya? gök gürlemeli belki. yağmur yağmalı. rüzgar sahneye dalıp denizi kabartmalı. her yana korku saçılmalı sonra. deniz yalvarmalı. çırpınmalı. kayalar devrilmeli üzerine. o balığı kusmalı içinden.
yavaş yavaş yorganı üzerime çekiyorum. sanki kayalar yuvarlanıyor üzerimde. bir toz bulutu denizin üzerinde. çamur yağacak birazdan. biliyorum.
28-11-2004 05:51 - scarecrow 
dijital bir his. sayıların kalbinde yol almak gibi. ışığın boşluktaki ilerleyişi. en yavaş olanın korkusu gibi karanlıkta. genişleyen zihnimiz evrenin şeklini alıyor. duyularımız çoğalıyor.
yaşlı adam daha eline baltayı aldığı anda ensesinde hissetmişti bu ürpertiyi. çok uzaklarda bir ormanda çoktan hissedilmişti yaklaşan ölümün soğukluğu. yaşlı adamın adımlarıyla toprakta dalgalanıyordu telaşları. sessizlik bilenmiş çığlıklarıydı. tek tek kesildiler. her kesiği tek tek hissettiler.
farkındalık denilen şey. varolma hissi. her şeyi açıklıyor.
28-11-2004 05:44 - scarecrow 
baştan sona ezgili bir kalp. alınan her nefeste bir aşk. kılıç sesleri duyuluyor bu yeşil denizde, bir zaferin gözyaşları süzülüyor. sıvı bir yankı bırakıyor içimde ruhu. soluksuz koşulan bir yolun tekrar başa dönmesi kadar tanıdık bir gizem taşıyor. hüzün dolu koridorlarında korkuyu görebilirsiniz onun. orada çiçeklerin altına gizlenen küçük yaratıklar var. aşık kediler... yankesici kargalar...
buz gibi bir saatin bütün gerilimini yaydığı tozlu bir evin tahta döşemelerinde eskimiş bir ayağın biraz yukarısında, gergin bir ipin böldüğü bu manzara; yıllar önce dökülen sebepsiz bir gözyaşıyla çizilmiş onun gözlerine. güneş yorulmuş artık bizimle. sesler yıpranmış. bakışlar çoktan donmuş... sıcacık evinin yolunu tutan bir çığlığın... 
28-11-2004 05:43 - scarecrow 
deliliğe özenmekten başka bir şey değil eline bir balta alıp etrafa tedirgin bakışlar fırlatmak. kırmızıya çalan bir karanlıkta sessiz bir bekleyişten sonra aniden kımıldamak. görülebilecek en dikkat dolu hareket bu olsa gerek. korkunç olan bir şey var üstelik yeni duruşta. zamanın en hissedilebilir yavaşlığı korkunçtur çünkü.
duvarların arkasına gizlenmiş olsan da görebiliyorum seni. gittiğin yönü biliyorum. yüzündeki gülümsemenin gerçek anlamını da ancak ben bilebilirim artık. kurulmuş bir oyuncak gibisin çünkü. elimdeki anahtarın soğukluğu kadar oynayabilirsin ancak.
28-11-2004 05:40 - scarecrow 
iyiyle kötü arasında bir ayna vardır belki de. ve belki o ayna biziz. kırdıkça o aynayı, ya iyiye ya kötüye ulaşıyoruz. kim bilir, belki de kırdıkça o aynayı, geriye bir tek biz kalıyoruz...
***
usulca yukarı doğru yükseliyordu duman ve aşağıda giderek küçülen birşeyler vardı. iki yüzlü bir ayna mesafelerin tam ortasındaydı. kızgın bir suyun homurdanışı duyuluyordu boşlukta. yankısı hala kulaklarımda akışının. aniden donup kaldı görüntüm aynada. kımıldamadan bakıyordu bana. kendimi aynada bırakıp gittim ben de.
***
içi dışı birdir camın. ama ayna, arkasında bir geceyle çıkar karşınıza.. öylesine karanlık... ve karanlığı görür ancak aynaya bakan, ne görünürse bir karanlıkta onu görür. kendi tuzağına düşer insan, kendi... 
28-11-2004 05:38 - scarecrow 
kar yağıyor. yukarıda ışınları zikzak bir güneş. uykuların en derininde, yanyana iki insan. yeşil ve mor... renkler gökkuşağına dönüşüyor. aşkın bir adım önünde yürümek. geride olana yetişmek gibi. son hep en baştaydı.
gözlerinin arkasında, karanlıkta saklıydı bütün hazinesi. bir kıvılcımla zenginliği farkedildi. sonrası soğuk bir savaştı. buz gibi bir kan dolaşırdı damarlarınızda. her zengin adam gibi gömmek isterdiniz hazinenizi. her adımda bir mezar arardı gözler. hep bir duvar olurdu, bir mezar taşı gibi yaslanırdınız ona. eller taht'a yapışmış, kollar gergin. omuzlar hep yukarıda. beklerdiniz.
her aşk böyledir işte.
28-11-2004 05:32 - scarecrow 
parmağındaki dikeni çıkarıp attığında geriye yalnızca kendisi kalmıştı. küçücük bir diken! yalnızlığı bu kadar basitti işte. ellerine baktı, bir sigara yaktı ve ağladı. gözlerindeki dumanı soluduğunda sigarası çoktan sönmüştü. elleri yine boştu işte ve gözleri yine dolu.
bir adım daha attı ileriye. geride kalan ayağı dayanamadı, bir adım da o attı. peşinde hep ayak izleri vardı onun, sırtında hep bir bıçak. elleri bir dolu bir boştu, yüreği sıcak.
son kez açtı gözlerini ve kapattı. elleriyle kalbini yokladı. gözleri kapalıydı ve elleri yine boştu.
ölüm tek yalnızlığımızdır... gerisi hep ayak izi.
28-11-2004 05:24 - scarecrow 
önsöz:
baya bi olmuş buraya yazmayalı. yazayım dedim bok gibi oldu. o yüzden deli saçması koydum adını. entel yazılarımı özledim. neyse, buyrun okuyun...
canavar avına çıkmış sürüngenlerin ten rengi güneşe karşı giriştikleri direnişi simgeliyordu onun için. toprağı işleyen bir ıslaklığı yoktu onların bulutlar gibi. tek bir sessizlik kalmıştı geriye onlardan ve kapkara bir ruh kalbini sarmıştı işte.
içinden böcekler geçiyordu yalnızlığının ve kırk yıldır tanıyordu bu yalnızlığı o. yalnızlık ondan önce de vardı. hızlı bir düşüşle başlamıştı bu macera. bir oyunun sıkıcılığı fark edilmişti kendini gösteren bir büyümede. köpüren bir dalganın tiz sesi yankılanıyordu şimdi kulaklarında. canavarlar havada uçuyordu ve ayakları... 
28-11-2004 05:18 - scarecrow 
tanışmadan önce...
sıcak asfaltın üzerindeki nal izlerini takip ederek tek kolu olmayan bu at seslerini yankılarıyla suda dalgalandıran kemanın tıkırtılı anahtarlık sesinde gizli samimiyetinin tek bir yüksekliğe çıkan kısık gerilimi hareket etti ve uzun süren bir sessizliğe gizlenen bir gölge kanatlarını açarken gülen bir anne karga gibi tırnaklarını bir buluta geçirip yağmuru söken gücün önünde eğilmek kadar kendisini feda eden bir bilincin son dakika uyanış provasında bile görülemeyecek doğal bir itkiyi hiçe sayabilecek iradeyi yarattı diyebilmek için erken olduğunu düşündüğünü dile getirebilmek için düşünmek kadar doğal olan bir var olma istenci ile harekete geçmek bir bilincin yaratılması söz konusu olduğunda bir... 
28-11-2004 05:14 - scarecrow 
içimden bir ses onu dinlememi söyledi. neyi kimi diye sordum ona. salak dedi bana! tabiki beni dinleyeceksin dedi. kızdım! ne dinlicem lan dedim seni, kimsin ki sen dedim. ben olmasam ne yapar ne edersin dedim. evet dedim bunların hepsini ona hatta küfür bile ettim çıktığın yeri diye. sonra baktım karşılık veriyo avazım çıktığı kadar bağırdım... bağırdım... duymuyorum duymuyorum seni diye hakkırdım... yoruldum sustum sonra. bitti mi dedi. bitti dedim. bekledim. ses yok hiç... hımm dedim. kazandım. ehieh. kimsin olum sen? karşımda duracak adam mısın? sonra canım sıkıldı. evet sıkıldı valla. hay kırmaz olaydım kalbimi ya. içimden hiçbir şey gelmiyo şimdi. oooof oooof... deliriyorum galiba... belki de delirmiştim şimdi... 
28-11-2004 05:12 - scarecrow 
hep kuşlardan, kedilerden, rüzgardan ya da aydan bahsedip duruyorum artık. sonsuz gökyüzü, dişi bir deniz...
bıktım artık insanoğlunun sahte narsizminden! oysa biz narsist bile olamayacak kadar bağımlıyız her şeye. kendimizi beğeniyoruz ama sadece başkalarının bizi beğenmesini istediğimiz gibi. hep bir yaranma var sevgimizde. bu yüzden silmek istiyoruz bütün geçmişimizi bile.
geçmiş diyorum, yanlış anlaşılmasın... geride kalandan bahsetmiyorum. hep yanımızda taşıdığımız, o sıcak anılardan bahsediyorum. insanoğlundan başka hangi canlı değiştirmek ister geçmişini? biz istiyoruz çünkü biz geçmişten başka bir yerde yaşayamıyoruz.
biz aşkı da kirletiyoruz. çünkü sevmek değil sevilmek istiyoruz...
hep kuşlardan, kedilerden, bir da... 
28-11-2004 05:06 - scarecrow 
acayip çağrışım yapasım geldi ya...
şöyle bir nehir gibi...
belki de nehirin kenarında duran bir taşı kıskanıyorum...
deniz ve dalgalar...
bir müziğin ritmi gibi dalgaların okşadığı kayalar...
kocaman bir okyanusun ortasındayken, sadece işaret parmağının ucunun suyun içinde olması; okyanusun sadece işaret parmağının ucunu suyuyla örtebilmesi...
sesin havada dalga dalga yayılışını görebilmek isterdim... ya da bir kokunun...
tam bir yavaşlık istiyorum...
t.....a....m........b..........i............................r.......y......................a.............v...........a.................ş...............l...ı.k...
çok uzaklardan belli belirsiz gelen bütün sesler hep aynı şeyi söyler bana; duyduğun, bir uğultu... 
28-11-2004 05:05 - scarecrow 
Elimi öpmek için bekliyor. Önümde eğilmek mutlu edecekmiş onu. Kırmızı bir halıya düşmüş gölgesi. Ruhunu duvara asmış. Organik bir çığlığa dünüşmüş bedeni.
Zıplaya zıplaya yüzen bir balık olamayacak hiç o. Suyun altında korkunç bir güç olarak kalacak.
Bir özgürlük muskası var boynunda. Oysa eskiden ayağında zincir olurdu böylelerinin. Boncuklardan geçirmiş ruhunu boynuna asmış. Odasında bir mezarlık varmış. Çaldım burasını.
bir uçurumun kenarına gelmiş, atlamış… gölgesi bir ağaca sarılmış. Bu yüzden hep susmuş. Hiç ölmemiş.
medyum memiş...
kafiye olsun diye... 
28-11-2004 05:00 - scarecrow 
|