 15 Çok Okunan
|
cilek kokusu bu burnumdaki , hani o ezilmiş olanlar varya ondan . reçel olmak ister gibi bana baktıkları o yaz günlerinden çağrışım yaptılar bir an.
Yazın evim vardı , cilek alıp takıldıgım evim. sevgilerim vardı çilek yemeği unuttugum günlerde ilgilendiğim . bahcelerim vardı cilekleri yetiştirdiğim ...
Ama şimdi kış geldi ve ben sadece kokusunu beynimde imgelendirdiğim bir simgeyi yasıyorum solmus... 
13-12-2004 22:18 - bernoulli 
kuvvetli ve keskin akıyor rom
çöpçüyü pataklayıp
yağmur köpekleri' yle
karaya oturmuş trene bin
şemsiyemi yağmur köpekleri' ne verin
çünkü ben de bir yağmur köpeğiyim
Şehrin tepesi atmışdı, trafik lambaları bile anlamsızca yanıp sönüyorlardı, çöp tenekeleri yalnızlıktan daha pis kokuyorlardı ve son şişe çok uzaktaydı. Cumartesiydi, akşamdı, şehir yapayalnızdı. Şehrin tescilli ayyaşı olarak apartmanların gölgelerine basmadan ve bekçi köpeklerini ürkütmeden yürümeye çalışıyordum. Karanlık bir işhanına girip aksayarak basamakları tırmanmaya başladım. Bir birahaneye girdim, bir antikahraman barınağı, kimine göre ahır kimine göre mabet. Kesif bir sidik kokusu ve duman karşıladı girişte. En dip masaya oturup bir bira... 
13-12-2004 15:01 - bernoulli 
Güneşi değil de yağmuru sevenler toplansın bir dernek kuracağım. Adını ıslanmak için yaşayanlar koyup, ruhu ya da bedeni bir kez bile yağmura teslim olmamışları almayacağım içeri..Kapıda bir Sibirya Kaplanı olacak korkanlar girmesin! Isırır..
13-12-2004 14:58 - bernoulli 
ne kadar çok mazeret varsa
o kadar çok yalan var diyebiliriz
böylece mazeret aslında yalandır
çok mazeret bulmaya çalışmak
çok yalan bulmayı gerektirir.
09-12-2004 16:08 - Gustavio 
Sabah sabah yapilmi$ 1 $ey.. Cok ciddi 1 hali yok.
1 tane tema var. Hazir 1 temanin uzerine de calinmi$ 1 $ey degil.. Oylesine kaydedilmi$ bir 7 dk.lik piyano $eyi.
.
.
.
.
Download icin TIKLAYINIZ (2.84 mb)
05-12-2004 22:08 - Sound_Of_Silence 
İnsanlar için aydınlatılmış belkide insan görünümüne bürünmüş varlıklar için yapılmış bir yoldu benim geldiğim yolun yan tarafındaki koridor.. Annem bırakmıştı beni bu yola, gerçi ne farkederdi ikiside yoldu sonuçta..
Aralarındaki en belirgin fark bulunduğum yolda yürürken önüme bakma zorunlulugumun olmamasıydı.. Çünkü tenime temas edebilecek bir cisim yoktu yan yolun ışıkları tarafından elinden gelse zifiri karanlığa boğulacak zemini belirsiz yer kürede..
Burda yol kendini çizerdi hic birşeye bağlı kalmadan ve hiç birşeyden yardım almadan.. Diğer yola nazaran burda uç yoktu ve ya yol bi süre sonra genişlemez hep aynı kalırdı. Tabi kendi imkanlarımla yolun kenarındaki tümseğe çıkıp dengemi kaybetmeden yürümeye... 
03-12-2004 21:11 - Dolen Brethil 
denizin gelgiti ile beraber yükselen sevincime, odama astığım tablonun köşesine takılan gölgem engel oluyordu. kendi kendime bu çelişkinin içinde idim, daha ne kadar bekleyeceğim beni kurtaracak ve başka çelişkilere de sürükleyecek o'nu.. belki gelirse o, duvara yaslanacak, biliyorum, o duvar ki yosun kokuyor, yosunlar adını ezberlemiş, öyle ince ki beli sımsıkı sarardım, aklım yüzüne değerdi, ve sonra yüzü ıslandı yosunların yeşili değdi duvardan göz yaşlarına dudakları ıslaktı, kırmızı, pembe,kızıl vardı dudaklarında, eğildim aldım yüzünden dudaklarını, yuttum kasıklarıma değdi sıcağı, kasıklarımdan bir fırtına koptu, gülümsedi, milyonlarca can dedi, senden bana geçerken, aklımı sana bırakırsam, ona göz kulak olur musun ve... 
03-12-2004 20:10 - princess of the darkness 
kımıldamadan duracaktım aslında ben. ama öyle komikti ki olanlar. bir kaşıntı hissettim bedenimde. elimi çenemde tutamıyordum. çenem kırılsaydı da gülmeseydim. hahaha... hala da gülüyorum. günden güne hissizleştiğimi hissediyorum. gülebiliyorum artık katıla katıla. karnımda kelebekler uçmuyor artık. düşünce balonum çoktan sönmüş. karikatürize oluyorum...
tembel bir zamanı yaşıyorum ben. durduğu oluyor bazen. bekliyorum... bekliyorum... ama olmuyor işte. bu savaşı kaybettim ben. ufacık bir hareketle çatladım. kırıldım. peki neyi beklemeliydim? hahaha... gülüyorum işte. bir kurşun bir kafatasını delip geçerken, yani zaman tam da durmuşken kımıldadı dudaklarım. ne kadar da seksi idi bu hareketim. peh... ben aslında... 
02-12-2004 18:38 - getto 
Korkum düşlerden, gecelerden
Korkum anlatılmayan sevgilerden
Ağzımdan dökülen kelimeler şelale olsa,
Ne yazar dilim şehla, konuşamıyor
Çılgın bir diyar, sarılmak ister
Bir garip bakkal belki ağlamak
Çocuk o bakkaldan çukulata alırken
Seni görmek ister bu diyar,
Ufuktan fırtınalar eserken
02-12-2004 13:04 - kymophobia 
Ah bitap hayallerde elimdeki uskumru,
Mezemden taşan son gözyaşını
Ve kaybolduğu busenin yüzgeçlerinde birlikte
Daimi neferiyle dost mutluluğun
Aynı payeden bir omuzdan bir yürekten iğne batışı
Bırak lütfen istediğimi hayal edeyim
Rüyasında, gölgesinde uyandığım adamım ben
Kendimi döktüğümde tümceler
Sızımlanır ellerim de kalemi bırakasım gelir
Bir küçük öpücüğünle devrana... 
01-12-2004 21:35 - kymophobia 
uykuya dalar gibi
birakir kendini hayatin devinimine
acıyla sıkıltırılmış ruh kütlesi
basınçtan dolayı hayalet olur.
ve batakliklar içnde bir zindan yaratir kendine
efsanelerden bir kahraman seçer
evine bir bitki alir gibi
ve zaman kendi anti kahramini yaratir ,
devinim denilen sonsuz kaos içinde .
Budur baslangici çıldirmis bir bilincin .
01-12-2004 20:22 - getto 
gökyüzü kadar özgür olan yavru kuş. kendi yolunu çiziyor boşluğa. bilebilir miydi hiç; bu yol onu avcıya götürecek?
neden özgürsün yavru kuş? söyle bana! neden ölümü hiç takmadan çıkıyorsun bu zevk düşkününün yoluna.
korkmuyor musun? yoksa cesur musun?
belki de sadece özgürsün...
sen özgürlük nedir bilmiyorsun yavru kuş.
işte bu yüzden ölüm en çok sana... 
01-12-2004 20:05 - getto 
evet yanlış duymadınız... denizleri tümüyle kararttık. doğa yemyeşil hala. ama deniz artık masmavi değil..çünkü deniz yaşama elverişli değil. deniz yaşamı karaya doğru tükürüyor. öldürüyor, boğuyor, intihar ettiriyor yaşamı. denizin en sevimli yaratıkları karaya vuruyor. intihar ediyor yunuslar...ya da boğuluyorlar...kendi evlerinde yaşamaları mümkün değil çünkü. insanı protesto ediyorlar - kendi hayatlarına kıyarak. acaba bizlere ne anlatmak istiyor bu hayvanlar? insanlığımızı mı sorguluyorlar sahillere attıkları cansız bedenlerini sergileyerek? bu dünyada her yaratığa yer varken, neden sadece insanoğlu yıkıp geçer ortalığı?? kimbilir belki de bu soruların yanıtlarını bulmamızı istiyor yunuslar. ve hayatı katleden insana okkalı... 
29-11-2004 23:57 - Sound_Of_Silence 
Yüz ifademin yaşama sevinciyle dolu olmadığının farkındaydım. Tıka basa insan dolu bir restoranın ortasında siparişimi beklerken yılanlarla dolu bir kuyuya atılmış gibi, ya da çivili fıçının içinde yuvarlanıyormuş gibi hissediyordum. Kafamı nereye çevirsem insanlar vardı; genç, yaşlı, şık giyimli, türbanlı, şişman, kederli, yaşama sevinciyle dolu, yalnız... Aslında yalnız olan tek kişi bendim, restoran sahibinin memnun olmayacağı bir müşteriydim; tek başına gelen müşteri masada üç kişilik boş yer anlamına geliyordu. Nereye başımı çevirsem bir çift göz batıyordu gözlerime. Önümdeki aile tablosunu izledim bir süre, dünyanın en gereksiz konuşmalarıyla zaman geçirmeye çalışan dibine kadar ortalama bir türk ailesiydi. Yüz ifadesinden orta... 
29-11-2004 21:36 - belzebab 
Hep böyle kuytu karanlık yerleri sevenleriz biz. Barın en karanlık köşesindeki yalnızlarız, Herhangi bir kentin herhangi arka sokağında beşinci sınıv motelin önündeki sokak lambasının altında sigara içenleriz, bütün bir hafta sonunu evinden çıkmadan patates cipsi yeyip bira içerek ve detone nameler dinleyerek geçirenleriz, dünyanın öbür ucunda da olsa bizi anlayan birileri olduğunu bilip o "umut" denen dala tutunmaya devam edenleriz. Maskeli baloları sevmedik biz, iğrenç pazarlıkların içinde olmadık, meyhane köşelerinde ülkeyi kurtarma planları yapmadık, ruhumuzu şeytana satmadık, zengin olmak için çalışmadık, yaşamak için çalıştık. Fazla beklentimiz de yoktu zaten, sınırlar belliydi, kurallar belliydi sadece kuralların... 
29-11-2004 21:15 - Lizard King 
|