 15 Çok Okunan
|
Afterdark
Biz asansör e sıkışan insanlar
Bowling lane in deki labutlar gibiyiz
Maryln Monroe yuz aslında renk renk
Biz Mcdonalds ı Burger King e tercih etmiş bir kuşağız
Hepsinin bir olduğunu bilemeden ,
French Frie olmuşsuz hepimiz
Basit bir barbekü sosuyla yenen
Jliet kullanmayı bilemeden ,
Traş makinesi almışız
31-12-2004 00:15 - KON Air 
"İnsanlar" diye düşündü varlık , "çok zayıflar" kendisinin de bir insan olduğunu unutarak. Yürümek istemiyordu , yürümeyi yorucuydu , yürümek onun için şu ana kadar yaptığı bütün emekleri terk etmesi demekti. Belki de hepsini birden kazanmak için elindekileri biraz olsun riske atmalıydı.
İlk önce ayağıyla başlamaya karar verdi , hatırladığı kadarıyla ayakları olmadan yürümek olduça zordu. Oturduğu yerden doğrulmaya çalıştı. Bir kaç başarısız denemeyi ve ardından gelen hayalkırıklığın atlattıktan sonra doğrulmayı başarabildi. Hatırladığı kadarıyla bundan sonra adım atması gerekiyordu , atdı da. Önce sağ ile başlamaya karar verdi , nedense o an sağ ayağı gözüne daha güzel göründü. A noktasından B noktasına... 
29-12-2004 12:03 - Azeroth 
elbiselerini çıkarır gibi bir bir vaz geçiyor hayallerinden. önce biri, sonra bir değeri ve sırasıyla ötekiler... çırılçıplak bir gerçeğe dönüşüyor yavaş yavaş. gözyaşlarını da çıkardı koydu ortaya işte. artık gidebilir.
gitmeli!...
bir savaştan arta kalan kırıntılar artık bütün ordusu onun. içinde uçsuz bucaksız bir boşluk var. adımları kayboluyor yürüdükçe. ve yürüdükçe umut doluyor, yeniden doğuyor. doğdukça tekrar ölüyor. ve öldükçe diriliyor, kaybediyor.
kaybetmeli!...
arkasında ayakizleri; karanlık... ve yüzünde birer güneş gibi gözleri; adımlarına uygun ayakizleri arıyor. ne kadar uzağa gitmeli? geri dönmeli mi yine? dönebilecek mi? belki de hiç...
kalmalı... 
28-12-2004 18:45 - Lilith 
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100çıkçıkçıkçık ınınının çıkı çıkı çıkı hahahahahahah son sigarasını içmekte olan yolcularımıza duyurulur. tıka tıka bom bom bom. hagi iyi bir teknik adam gibi gibi dam dam dadam... echoes güzel bir şarkı şimdi şuan biraz önce...başabaş bir dönüş yakalanıyor. çarpışma kaçınılmaz... ... ... ... ... ... i.. ... ... .... k .. .k. jjhhgh:
ç.... l... . poofıgfğğ ğpokrp9 ğpeğporgğg ğsdprpro 0294 <kjdıslak.. ıslak ... ıslak .. . .ıssssssızzzz
tam iki kişilerdi. aynı doğumla gelmişlerdi. tek bir ruh değil ki. ama tek bir beden...
karşılıklı... 
28-12-2004 18:19 - scarecrow 
gerilim artıyor yine bedenimde. içimde sıkışan bir şey var; dışarı çıkmak için zorluyor. omuzlarım acıyor, kollarım... damarlarım çatlamak üzere. yine özgür kalacak o. dolunayda bir kurtadam gibi. kollarımdaki derin yarıklardan bir şeyler süzülüyor ellerime. ellerime bakıyorum. kucağıma bir ruhu alıyorum. ve yere yığılıyorum.
ayılamayacağım bir gün o; bir daha dönmeyecek.
28-12-2004 16:26 - Lilith 
nasıl anlatsam size hissettiklerimi? az önce karanlıkta oturuyordum, masamın başında. kulağımda bir okyanusun dalgalarını çağrıştıran bir müzik vardı. nereden aklıma geldi bilmiyorum, çok eski bir güne döndüm bir an. yine böyle oturuyordum, yine aynı sandalyemde. yazdı, cam açıktı. rüzgar esiyordu. uğultulu bir sessizliği dinliyordum ben ve yazıyordum yine böyle. her şey bir mum ışığıyla başlamıştı. sonrasında bir köpek havlamıştı. bir zil sesi geliyordu sokaktan, sanırım bisiklet ziliydi. duymayalı ne kadar uzun bir zaman olmuştu böyle bir sesi. üst kattaki deli kadın ve adam, karı ve koca, kavga ediyordu yine. ve kırılan camların sesi karışıyordu sessizliğime. hala aynı yerinde duruyor işte masamdaki bıçak. bir mesaj... yay... 
27-12-2004 17:11 - scarecrow 
GÜLDÜRMEYE PROGRAMLI
Kısa, koca kıçlı, bir komedyenim,
Acıların komedyeni.
31 çekerken kaybetmiştim en yakın arkadaşımı,
Gülümserim her anımsayışımda,
Sag kolu kas içerisinde ve tabiî ki 31 sayesinde.
Dedim ya acıların komedyeni,
Özlemlerim uğursuz,
Sevdiklerim at nalı kadar şanslı.
Benim evim matem;
25-12-2004 13:57 - getto 
adam handaki kargasada karanlıga karısmıstı oturdugu kuytu kosede kimse onu pek farketmiyor yada farketmek istemiyordu gizemli karanlık birine benziyordu arada piposunda cektigi nefesle genis yuzu aydınlanıyor gecen zamanın içinde girdigi savasların derin izleri belli oluyordu 35 yaslarında genis omuzlu siyaha yakın koyu saclı uzun boylu endamlı bir adamdı savaslarda kullandıgı geniş agızlı baltanı tek eliyle kullanp digeriyle kalkan kullanabilecek kadar yetenekli ve gucluydu balltasıyla daha once cok can aldıgı belli oluyordu paralı bir askerde sehirde bu gibi adamlara kopekten farklı muamele yapmıyorlardı cunku bu adamların onurları cepleri sayılırdı hancı buyuk ahsap kupayı onune koydu ve kufur eder gibi bi ifadeyle sarabın... 
23-12-2004 12:40 - ozy 
bir simit yerken kucagıma düşen susam tanelerini yere silkelerkenki ...
o susam taneleri ihtiyacım olan kaloriler sanki ....
ama biliyorum ki güvercinlerin karnını doyuracak susam taneleri... 
22-12-2004 03:47 - kymophobia 
- Konuşmak ihtiyaç, susmak aşk..
- Belki dediğin gibidir ama ne aşk ne konuşmak ne de susmak çarem bugünlerde..
- Bir minicik iç dökümü lazım..
- Evet belki..
- Ama kendi kendine, içinden, derinden, bağıra çağıra!
- Hiç bitmiş gibi hissetin mi kendini? Kendi kendin ile konuşacak kadar bile sesin çıkmıyor. İşte böyle bir şey bu!
- Keşke ''Tanrı'' olsam diye bağırdığımı, bedenimi tümüyle sarmalayan ruhun iğrenç bir akışkan olduğunu düşündüm. Ağladım ağladım akıtamadım. Sonra çelik gibi olmasını bekledim. Sert. Eritsen kızgın. İşte böyle bir şeydi!
- Zor ve zahmetli. Yorucu ve yıpratıcı. Herşeyin sonunda elinde kalan kızgın çelik yakıyor, tutamıyorsun işte. Geriye kalan her ne haltsa canını her defasında daha da çok acıtıyor..... 
21-12-2004 21:41 - bernoulli 
Ne şirin hayvanlar değil mi?...küçüklüğümden beri hep sevmişimdir o masum bakışları...
iki tane kumrum var benim.Hemen hergün pencereme gelip bana sesleniyorlar.çok seviyorum onları ve severek de besliyorum...ama güvercinlerle hiç aram yok.çok yüzler valla güvercinler:) zavvalı kumrularım böle yavaş yavaş kaç yıldır beslememe rağmen çekine çekin geliyorlar. oysa güvercinlerin pata küte bir dalışı var yemeklere kuyruklarıyla camı kıracaklar diye korkuyorum..o derece...
*************
ya...bi de ben kedi olmak isterdim..ne ballı ne şanslı hayvanlar onlar öyle...hep besleyenleri var...biri gidiyo bi geliyo...kedi olmak varmış ehuehue...
*******************
pek böyle içli bi yazı yada ne bileyim mantıklı bi yazı olmadı ama... 
19-12-2004 20:51 - forever_autumn 
-Gelmek istemediğim için değil, gitmeni istemediğim için..
-Delirtme! Zaten sana gideceğim..
-Bana gitme, sana gel..
-Gitme değil bu. Sana geleyim. Ben zaten bende oturuyorum. Seni davet ediyorum, ama karanlıkta ürkme sakın..
18-12-2004 15:27 - bernoulli 
Trigun diye bir anime vardı. Ordan beri aklıma takıldı, siyah silah, beyaz silah olayı (işte iyi olan'nın silahı beyaz, kötü olanın siyah, birde kardeş bunlar.). Tabii ki bambaşka bir şey takıldı aklıma. Kaba taslak öylesine biraz karalamak istedim. Burdan gelen tepkilere göre ciddi ciddi yazma listesinde bir yerleştireceğim. Sanırım bütün gece yazarım artık neyse :P
(aslında çok yanlış direk konuşma ile başlamak ama neyse, zaten karalama :))
Kısım Bir
"Tüm İstanbul korkunç cinayet haberleri ile sarsılıyor. Daha önce Latin Amerika ülkelerinde görülene benzeyen seri cinayetler, İstanbul sakinlerinin yüreğini ağzına getiriyor. Bu sefer seri cinayetlerin hedefi sokak çocukları. Katil'in kim yada kimler olabileceği konusunda... 
16-12-2004 05:12 - KON Air 
cilek kokusu bu burnumdaki , hani o ezilmiş olanlar varya ondan . reçel olmak ister gibi bana baktıkları o yaz günlerinden çağrışım yaptılar bir an.
Yazın evim vardı , cilek alıp takıldıgım evim. sevgilerim vardı çilek yemeği unuttugum günlerde ilgilendiğim . bahcelerim vardı cilekleri yetiştirdiğim ...
Ama şimdi kış geldi ve ben sadece kokusunu beynimde imgelendirdiğim bir simgeyi yasıyorum solmus... 
13-12-2004 22:18 - bernoulli 
kuvvetli ve keskin akıyor rom
çöpçüyü pataklayıp
yağmur köpekleri' yle
karaya oturmuş trene bin
şemsiyemi yağmur köpekleri' ne verin
çünkü ben de bir yağmur köpeğiyim
Şehrin tepesi atmışdı, trafik lambaları bile anlamsızca yanıp sönüyorlardı, çöp tenekeleri yalnızlıktan daha pis kokuyorlardı ve son şişe çok uzaktaydı. Cumartesiydi, akşamdı, şehir yapayalnızdı. Şehrin tescilli ayyaşı olarak apartmanların gölgelerine basmadan ve bekçi köpeklerini ürkütmeden yürümeye çalışıyordum. Karanlık bir işhanına girip aksayarak basamakları tırmanmaya başladım. Bir birahaneye girdim, bir antikahraman barınağı, kimine göre ahır kimine göre mabet. Kesif bir sidik kokusu ve duman karşıladı girişte. En dip masaya oturup bir bira... 
13-12-2004 15:01 - bernoulli 
|