 15 Çok Okunan
|
Akhilliuse (yani türkçe adıyla aşil) yunanistanın kahramanı.ama sol topunun kutsanmamış olmasına yenik düştü.yalan:)annesi poseidonun kızıydı ama adaklarını netruese adıyordu.babası olan kral peleusla evlenen tethis(aşilin annesi)inancına göre doğan cocugu deniz suyu dolu bir kapta boğarak onu ölümsüz yapmaktaydı.tabi kralın bundan haberi yoktu kralın 6. cocuguda ölünce bişeylerden süphelenmeye basladı ve dadısını skıştırdı.dadısıda itiraf etmek zorunda kaldı kralicenin sırrını..ve doğumu izleyen kral deniz suyunu döktü ve karısını bu cocugu dogurmasını zorunlu kıldı.tam doğum anında bacaklarını kasan kralice cocugun ters dönmesine sebep oldu ve ilk önce sol bacağı cıktı bebeğin..kral bacağından cocugu cekti ve cıkardı anneside... 
03-02-2005 23:14 - jenijen 
Boğulmak alışkanlık olmaya başladı artık..Ruhum huzursuz olmadığında huzursuz olmaya başladım..Anlık mutluluklar bile tanımlayamaz oldu anlık mutluluğu..akmaktan bıkmış gözyaşlarım ölü organlarımda donup buz oluyor..kalbimi kanatıyor bu küçücük;fakat keskin buzlar..yasak zevkler gibi zevk veriyor bazen bana bu kayboluşluk..bazense içimdeki ayazın sessiz çığlıkları kemiriyor beynimi..ağlayamıyorum!!ağlasam sanki bütün yaşanmışlıklarla birlikte aşkın da dökülücek yanaklarımdan,buzların kazıdığı yüreğimden soğuktan pıhtılaşmış yaralar açılacak ve "sen" kanayıp gidiceksin bedenimden..
When silence cries
02-02-2005 16:00 - byexpert 
Sizce nasıl olmuş?
Kullanılan: Terragen, Photoshop cs
02-02-2005 15:52 - byexpert 
Tanrım,
* Her zaman, her yerde ve her konuda benim de konuşmam gerektiği düşüncesinden beni arındır.
* Çevremdeki insanların hayatlarını yönlendirme ve hatalarını düzeltme arzusundan beni kurtar.
* Konuşurken gereksiz detayları anlatmamam için beynimi serbest bırak ve bir an önce konuşmanın sonuna varmamı sağla.
* Başkalarının ağrı ve acılarını dinleyebilme nezaket ve sabrını ver ve bu arada kendi ağrı ve sızılarımı onlara anlatmamam için dudaklarımı mühürle (çünkü yıllar geçip yaşlandığımda, ağrı ve sızılar artıyor ve bunlardan herkese bahsetmek bana ayrı bir zevk veriyor).
* Lütfen Tanrım bana arada sırada benim de yanılabileceğim
gerçeğini öğret, beni olabildİğince iyi insan yap. beni melek yap da demiyorum, zira bu... 
02-02-2005 10:30 - byexpert 
Kurtlar kaçıştılar dört bir yana;
-Avcılar! Barutlar! Kapanlar!
Dişi kurt yalvardı kurtça bir hırıltıyla avcılara...
Avcı şakaktan södürdü yavru kurdun anne sevgisini.
Etraf,şafaktan daha kırmızıydı yavru kurdu gözlerinde.
Avcılar gitmişti o gece.
Zaman hızla kustu evrende.
Yıllar temizledi zamanın kusmuğunu.
Yavru kurt,o gecenin mahsumiyetiyle şef gelmişti kabilesine.
Unutmamıştı hiç bir şeyi, ne annesini nede o nefreti ve kini.
02-02-2005 05:55 - onrush 
yürüdüğüm bu karanlık yol ve siyahı dalgalandıran şu rüzgar
koynunda sürüklüyorlar beni bilinmeyene...küçük toz kanatlı
kelebekler gibi öyle az ömürlü bir kış günü sevdası düşümde...
içini eriten insanın o beyaz kar tanelerini anımsatan dokunuşlar
kısacık, serin...yalnız zambağın zehrini kendine akıtması gibi
gece açan çiçeğin siyaha sevdası gibi...tenimin buluşacağı o gizemi arayan gözlerim yıllardır beklemekten yorgun ama...ne aradığını bile bilmeyen ruhum boş şimdi...bu sen misin?? ruhumu uyuşturan kar tanesi??bu siyahlıkta...her sevdiğinde ölen ben şimdi seni öldürüyorum yavaşça...
kendiliğinden...
uçurumun kıyısıda,gece'nin bahçesine parlayan ay
yüzüne yansıyan
tut elimden, göremiyorum hiçbirşey
29-01-2005 09:33 - byexpert 
derinden ve yumuşak ritimli atışlarıyla, bir aşığın kalbi geliyor ardımdan. ıssız bir sokakta, gecelambaları gibi paylaşıyor bütün yalnızlığımı. bir düş bu, biliyorum, ve sonu da yok. sonsuz sevgi... ne güzel, hep bir adım geride, enseme yakın, peşimde. geliyor, geçiyor, duruyor, azalıyor ve artıyor. kalbin sesi, nefes alış, soluk sesi ve buharı belki soğuk bir gecede. aşk geriden mi gelir insana? yetişir sanki o, sen gitmezsin de ona, beklersin sanki gelsin diye. o senin arkandadır hep, önde olan sensindir. soluk soluğasındır, dinlenmek istersin, ve aşk yetişir o anda sana, yanına oturur, dinlenişin olur belki, yeniden koşabilmen için, kaçabilmen için ondan yine, hep yaptığın gibi işte. güzel bir oyun değil mi? aşktan üstün olmak... 
29-01-2005 03:27 - Cey 
çölün ortasında çırılçıplaktı. ayakları yanıyordu kızgın kumlarda. derisi yer yer kabarmış, su toplamıştı. iç organları pişiyordu. birden karşısından gelen dev dalgaların ortasında buldu kendisini. bir akvaryumun içinde tepetaklak duruyordu artık. hemen altında bulutlar birbirine sürtünüyordu. bulutlara kadar yüzdü. elleriyle gökyüzüne tutundu. sonra içeri çekti bütün vücudunu. artık en tepedeydi. ayakları bulutların serinliğinde. derin bir nefes aldı ve bir şimşeğin arkasından yere çakıldı. ağzında acı bir tat vardı. iç organlarını kustu. burnundan damarlar fırlamıştı. üzerindeki metal bir ağırlıkla ezilmeye başlamıştı. zemini deliklerle dolu bir silindirin içindeydi. sıkışıyordu. önce altı bombelerle dolu üstü dümdüz etten... 
27-01-2005 02:57 - EFreeT 
Düşebilmek bir köşede inançsız bir şekilde, aslında inanmayı o kadar çok istiyordum ki, yıllarca adımın önüne hacı ilavesini koydum. İnanmak bir arayış, neyimi neyi arıyorsak onu , yıllardır kovalıyorum aradığım her neyse. Bu sabah kalktığımda artık herşeyin bildiğim , tanıdığım herşeyin bana inanmadığını farkediyorum. aslında herkesi kandırabilirim. ama en çok kendimi kandırıyorum . her şey iyi olucak masalıyla .belkide ben buna inanıyorum herkesi kandırabileceğime inanıyorum .
İnanmalıyım her geçen gün yeni bir şeye. bir yerlerde bir tanrı olmalı beni hiç sevmeyen ve ben hala kafa tutmalıyım. inanmadığım tanrıya. Peki bunlara daha ne kadar dayanabilirim.
gençken ki hala genç olduğumu söylüyor. Sevgiye inanmazdım ama şimdi... 
27-01-2005 02:09 - EFreeT 
beni anlarmısın bilmem ama sen öldüğünden beri bir aşk acısı yasıyorum ... Beni tanırsın dimi ? bunun nasıl oldugunu neden kendime açıklayamadıgımı sorguluyorum o seninle beraber gökyüzünde uçtuğumuz sarkıyı dinlerken ... Acım büyüyor durmadan birmi sanki sarkıdan almıs gibi içime işliyor sızlıyor sen yokken ...
Nefretim sana karsı aslonda senin içinde yasattıgın nefretten değil mi ... cocukjlarımızı öldürürken hissettiğin vahset duygusu yüzünden senden nefret ediyorum işte ... bi katilin saman alevi gibi yanıp sonecek aşkı ile beni kandırdığın için ...
ve şimdi ağlıyorum gözyaslarım ateş oluyor sayende ve tüm yüzümü yakıyor ...
bu yakarıs değil tek beklediğim bir acıklama kendi içimde bulacaghım ama bulabildiğim sadece... 
27-01-2005 02:05 - EFreeT 
xxx
Hayatımızda tartışmaların olmasının bir nedeni yaratıcılığın engellenmesidir.Hepiniz inanılmaz güzellikdeki bir yaradılışın,inanılmaz güzellikdeki parçalarısınız.Daha da mükemmel ve farkında olunması gereken,hepinizin doğasında bu yaratıcı güç mevcuttur.Günlük hayatlarımızda farkında olmasakda sürekli yaratmaktayız.Gün içindeki her bir düşünceniz,gün içindeki her bir konuşmanız,gün içindeki her bir davranışınız bir yaratıcılığa neden olmaktadır.Her bir hareketinizin özünde birşeyleri yaratma güdüsü vardır ve hayatın her bir anında birşeyler yaratmaktayız.Bunu engellemeniz,evrenin yaradılış yasasına aykırı olduğundan mümkün değildir.Birileri bunu engellemeye kalktığında anda tartışma kapıları açılır.Yaratmamak sizin... 
27-01-2005 02:01 - EFreeT 
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin. Demeyeceksin, yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeyeceksin.
Çok sevmeyeceksin mesela, o daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni. Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini, hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yüreyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.... 
27-01-2005 01:51 - EFreeT 
- merhaba, yalnız olmaktan hoşlanıyorsun sanırım...
- yalnız olmaz insan, yalnız bırakılır!
gençkız: garipsin...uzaksın bana, sanki geceleri evimin balkonunu açık bırakıyorum, sen içeri giriyor, evimde geziniyor, rastlarsan benimle konuşuyorsun. Sana rastlamasam beni hiç esnetmiyorsun bile, varlığını hissettirmiyorsun, ne aksi bir ihtiyar, ne şaşkın bir çocuk, ne ölümcül bir hasta; ıslah edilemez bir deli veya kahırlı bir aşık da olmuyorsun... gelip beni görüyor ve gidiyorsun sessiz. İn misin, cin misin, ihtiyacım olduğunda neredesin bilmiyorum, çok fazla bir şey istemiyorum, benimle olduğunu bilmek istiyorum sadece...
gençerkek: bu bildiğin, bilebileceğin gibi değil... “yaşamayan bilemez” buhranı girmesin istiyorum... 
27-01-2005 01:45 - EFreeT 
tavandaki ay, iyiden iyiye örümcek ağına dolanmış, emilmeyi bekleyen bir sinek gibi bekliyor. belki de ışığı yakmalıyım bu gece, onu öldürmeliyim. oldum olası dikkatimi dağıtır zaten, çırpınışı canımı sıkar. ama yine de... çığlık atmasından korkuyorum belki de. kim bilir? ne diyorum ben? dedim ya, oldum olası dikkatimi dağıtır zaten.
zehirden bahsedecektim aslında ben, zehirsizlikten. zehirin ne olduğunu asla öğrenemedim zaten. ama panzehir hep içimdeydi. mideme kustum. kısık bir kadın sesiydi midem. çığlık çığlığa ve sakin, kusuyordum kendi içime. panzehir!... "ay" ne oldu diyeceksiniz, biliyorum. ayın sinek kadar değeri yok diyeceğim ben de size, tabii sizin gözünüzde. demek sineğin ay kadar değeri var diyecek misiniz... 
27-01-2005 01:31 - EFreeT 
beynime kilit vurmuşum sanki...yaşamaya bile üşeniyorum bugünlerde...soru sormayın... cevap için yeterli bellek yok...küçük sandığım... coşkulu olmayan ama sessiz bir köşede nefes alan bir sevgi varmış...duyuyorum...ufaktan hissettiriyor kendini...soğuk gerekliymiş meğer toparlanmak için...gerçeklik soğuktur...uzaklaşmak ondan...bilmiyorum...düşler artık yaratıcılığını kaybetti...yine gelecekler...tarih vermeseler de...bir an önce gelin...beklerken bir yol bana göz kırparsa ya...belki aynı yoldur...başlangıcı sonu yoktur...amaan ne diyorum...yorgunum...yaşamaya bile... 
27-01-2005 01:17 - EFreeT 
|