Sırtını duvara yaslamış sigarasını içiyordu. Sokaklar çöpçülere ve artanları mideye indirmek için gözlerini açmış gezinen kedilere kalmıştı. Sokağın bitimindeki caddeden arada sırada bir iki araba geçiyordu. Caddenin ışıkları ve yolun
sessizlikPublished by yedi 24-05-2005 |
|
Sırtını duvara yaslamış sigarasını içiyordu. Sokaklar çöpçülere ve artanları mideye indirmek için gözlerini açmış gezinen kedilere kalmıştı. Sokağın bitimindeki caddeden arada sırada bir iki araba geçiyordu. Caddenin ışıkları ve yolun diğer ucunda yalnız başına bekleyen sokak lâmbası karanlığı içeri bırakmıyor, sokağın dışında tutuyordu. Kendilerini güvende hisseden iki genç derin mevzulara kapılmış sessizliği iki ucundan tutmuş çekiştiriyorlardı. Ne kadar uzayabilirdi ki sessizlik?
“Aldatmak böyle olmaz”, dedi biri, yerdeki bira kapağını sağ elinin işaret parmağıyla dürtükleyerek. Sigarasından bir nefes daha çekti diğeri, “söz konusu başka bi hatun olsa, haklısın derdim”, dedi dumanı yıldızlara doğru üflerken. Ve sözü o geveze sessizlik devraldı yine. Biraz önce uğultunun ve dumanın bol olduğu Teachers’dan çıkmışlardı. Mevzu yine aynıydı, Hiç değişmezdi bu hatun meseleleri. Kim kiminle yatmış, kimin boynuzu kimin kıçına batmış, kimin kaç leşi varmış, çetele tutulmalı mıymış, sağlıklı cinsel yaşam pankartı açılmalıymış bilmem kimin kıçına, gerekliymiş bu toplumumuza, ulan topunuza… ha ha ha! Şimdi “o da aynısını sana yapsa sen ne hissedersin”, diyecekti ve “yapmadığı ne malum”, cevabını alacaktı. Böyle bir cevap almak istemiyordu. Bunu arkadaşının aklına getirmek istemiyordu. Arkadaşını kendi düşüncelerinden korumak gerekiyordu bazen. İşte çözülen bir ilişki diye düşündü. Gözlerinin önünde iki Sandoz tableti bir bardak suda eriyordu. Yo! İki bardak suda eriyordu. Ayrı iki bardaktaydılar. Şeffaf suyun içinde, arada yüzeye çıkıp nefes almaya çalışırken göz ucuyla birbirlerini izliyorlar ama müdahale etmiyorlar, belki de edemiyorlardı. Yani boktan bir durumdu. Kendi düşüncesini onaylarmış gibi kafasını aşağı yukarı salladı. Hım, demek öyleydi. Demek böyleyken böyle oluyordu. Sinirlenmeye başlamıştı. Aklı almıyordu bu kayıtsızlığını Selim’in. Ne kadar rahat görünüyordu. Hayatı da hep böyle dürtüklüyor dedi içinden. Neden rahat bırakmıyordu ki yerdeki bira kapağını? Yoldaki taşların arasında kaybolup gitmesine neden izin vermiyordu? Neden onu bu kadar önemsiyordu. Yoksa bazı planları mı vardı onunla ilgili? Bunun için uyanık olmalıyım diye düşündü. Elinde küçülen sigarayı yere fırlattı. “Hadi kalk gidelim.” “Nereye böyle?” “Düşüncelerimizden kurtulmaya”, sırıtarak: “Beyoğlu’na geçelim, sabahlar olmasın!” “Geçelim anasını…”, yerinden doğrularak: “Sabah oldu zaten, geçelim.” Sokak lâmbasının nöbeti güneşe devretmesine daha dört beş saat varken iki genç adam sokaktan ayrıldılar. Arkalarından siyah bir kedi, karanlıkta elmas gibi parlayan gözleriyle baktı bir süre. Sonra, sakin adımlarla biraz önce bu insanların konuştukları yere giderek, Zerdeçal’ın basamaklarından birine yerleşip deliksiz bir uykuya dalacaktı. Aynur o gece Zerdeçal’da sabahlayacaktı. Bütün elemanlarını göndermiş, hafif bir müzik açmış vejeteryen menüden krep ısmarlamıştı kendisine. Şimdi krep dilimlerinden parçalar ılık kırmızı şarap eşliğinde boğazından aşağı kayıyordu. Bu gençler de bir tuhaf oluyordu. ... |
|
|
|
#3
Gönderen
deeppurple
on
24-05-2005, 09:00
|
|
bakalım neler olacak...
düşünüyorum ve kitabın kapağının açılmaya başladığını düşünüyorum. umarım komik bir fotoroman olmaz! |
![]() |
| Etiketler |
| sessizlik |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Sürekli karanlık için bir dakika sessizlik | Barfly | Echoes | 7 | 14-07-2007 17:20 |
| fırtına öncesi sessizlik... | siyah | Echoes | 0 | 09-07-2006 15:25 |
| sessizlik | scarecrow | Beyin Fırtınası | 0 | 02-02-2005 01:45 |
| Sessizlik | Cey | Echoes | 7 | 16-06-2004 21:09 |