|
Beyazına siyah çalınmış, sokak lambaları sessiz bu kentte. Sabah oluyor bazen, ben görmüyorum. Yüreğimde çarpık kentleşme, beynim tedaviye cevap vermiyor, ruhum kanatlanıp geziniyor aparatman bacaları arasında ama ben her sabah aynı tavana bakarak uyanıyorum. Ağrılı bir akşamın ellerinden tutuyorum, geceyarısı her yer promil, her şarkı hüzün, her kelime kıvılcım. Parmak uçlarımdan kayıp giderken hayat, yıllar çetelesini tutarken kader duvarının üzerinde, benim için yazılmamış bir senaryonun tam ortasında olanlara anlam vermeye çalışıyorum. Anlamsız gözler kovalıyor gözlerimi, kara şişeler uzaktan göz kırparken tüm bu karmaşanın içinden çıkıp geliyor ve bana acı veriyorsun. Gülümseyişin ruhuma dikenlerini batırırken mazohist yanım ağır basıyor, ne kadar acı verirsen o kadar bağlanıyorum sana, ne kadar öldürürsen o kadar yaşıyorum sana, ne kadar uzağa kaçarsan o kadar yaklaşıyorum sana, ne kadar umursamazsan beni o kadar seviyorum seni.
Uzun vadede intihar planımsın sen, bir gün düşsem dizlerinin dibine, bir tekme de sen atsan algımın en zayıf noktasına, karşı yönden gelen plakasız bir araç olsan, vurup içimdeki çocuğu öldürsen..
Alkol ertesi başağrımsın sen, köhne meyhane duvarlarındaki bütün kadın resimlerisin. Bir antikahraman hikayesinin yardımcı kadın oyuncususun, ne kadar kötü oynarsan rolünü o kadar çok seviyorum seni..
|