Tıngır mıngır ilerleyen tahta tekerlekler... -arnavut kaldırımlı sokakların haylaz çocukları- Pencere önlerinde sulanan mor menekşelerdi, perde arkasından sokakları süzen cam güzelleri. Bir bakış, bin dokunuştu. Hayat akıp giderdi sütçü beygirinin
Yalnız HüzünPublished by NihiList KeLebeK 15-05-2005 | |
| Tıngır mıngır ilerleyen tahta tekerlekler... -arnavut kaldırımlı sokakların haylaz çocukları- Pencere önlerinde sulanan mor menekşelerdi, perde arkasından sokakları süzen cam güzelleri. Bir bakış, bin dokunuştu. Hayat akıp giderdi sütçü beygirinin nal seslerinde... Yağmur çiselirdi, usul usul akardı camların buğusunda. Cam önüne dururdu yağmur düştü mü... burnunda toprak kokusu. Her damla, yüreğini yakan ateş topları... Cama değil, kalbine saplanan hançer yaraları... burnunda hanımeli kokuları... (sendeledi bir an. neydi bu kalp ağrısı?) Sancılı türkülerle geldi beklenen. sessiz çığlıklarla uyandı gece... balıkların seslerine, yakamozlar eşlik etti usulca. o gecenin matemiydi, kedinin gözyaşları... ve gözyaşı kırıntılarını, balıklar yedi. İzmir, 9.11.2004 /SiZedebiyat topluluğu 7. hafta çalışmaları | |
| | |
|
#1
Gönderen
byexpert
on
15-05-2005, 22:32
|
| sakın arkana bakma...yaşam adaletli değil... uzakta gülüyor gözyaşların... ama yeterince hızlı koşamıyorsun... |
|
Son düzenleyen byexpert : 15-05-2005 - 22:43.
Sebep: ...
|
|
#2
Gönderen
yedi
on
16-05-2005, 15:06
|
| Tıngır mıngır dönen tahta tekerlekler... -arnavut kaldırımlı sokakların haylaz çocukları- ( )Pencere önlerinde sulanan mor menekşelerdi, perde arkasından sokakları süzen cam güzelleri. Bir bakış, bin dokunuştu. Hayat akıp giderdi sütçü beygirinin nal seslerinde... Yağmur çiselirdi, usul usul akardı camların buğusunda. Cam önüne dururdu yağmur düştümü... burnunda toprak kokusu. Her damla: yüreğini yakan ateş topları... Cama değil, kalbine saplanan hançerler... burnunda hanımeli kokusu... (sendeledi bir an. neydi bu kalp ağrısı?) Sancılı türkülerle geldi beklenen. sessiz bir çığlıkla uyandı gece... balıkların sesine, yakamozlar eşlik etti usulca. o gecenin matemiydi, kedinin gözyaşları... ve gözyaşı kırıntılarını, balıklar yedi. ![]() |
|
#3
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
16-05-2005, 15:30
|
| ..yazım hatam haricinde, Alıntı: düştümü ..bazen, bazı yanlışlar yazan kişi tarafından (dikkatini çekerim; yazar, şair ya da 'sanatçı' demiyorum.) bilinçli olarak yapılabilir.. düzelten kişinin, yazının ne anlattığını çok iyi algılaması gerekir... |
|
#5
Gönderen
yedi
on
17-05-2005, 23:23
|
| Böyle bir bilinçle yazılan yazılara gelebilecek düzeltmeleri de bilinçli karşılamak gerekir. Madem bilinçli yazdınız, neden açıklama ihtiyacı duydunuz? |
|
#6
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
17-05-2005, 23:35
|
| ...siz neden düzeltme ihtiyacı duydu iseniz; hah, işte tam da ondan.. ayrıca hoşlanmadığımı da belirtmiştim bu anlamsız düzeltme huyunuzdan.. ve bir ayrıca da, bu şiir aylar önce edebiyat sitesinde ve öbeklerinde yayınlandı ve hiç bir 'edebiyatçı' (eğitmenler, öğretmenler,yazarlar, vs..) düzeltme ihtiyacı duymadı.. |
|
#7
Gönderen
yedi
on
18-05-2005, 00:01
|
| Neyse, amacım her zaman yardımcı olmaktır. Hırsla sık sık karşılaşırım. Sinirle yan yana uyuyoruz çoğu zaman, düzensiz bir ilişki... O eğitmenlere, öğretmenlere ve yazarlara da yardımcı olmak isterdim. Onlara nasıl ulaşabilirim? Bir tanıştırsanız, diyorum. İyi geceler diliyorum. Artık kapatıyorlarmış. Mutlu yarınlar. ![]() |
|
#8
Gönderen
byexpert
on
18-05-2005, 00:11
|
| onlarla tanışıp yardım etmek istiyorsan... aynanın karşısına geç dostum...ilk önce kendine yap yardımını... |
|
#9
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
18-05-2005, 00:13
|
| ..hırs.. sözlüğümde olmayan bir kelime.. ..sinir? sinirlendiğimi mi düşündünüz..? siz sinirle yazdığım satırlara denk gelmemişsiniz demek ki.. ..yardımcı olmak konusuna gelince.. birinin yazdıklarını satır satır düzeltmek yerine, daha farklı yaklaşımlarda bulunabilirsiniz.. ki; özellikle yazım kuralları çerçevesinde, daha önceki iletilerinde insanlara nutuklar atarken dahi, iletileri yazım hatalarından geçilmeyen bir insanın yardım etmek istemesi bana komik geliyor.. ..söyleyebileceğim, kendinize yardım edin herkesten önce.. saygılarımla.. |
|
#10
Gönderen
yedi
on
18-05-2005, 09:46
|
| Hatalarımı düzeltirseniz sevinirim. Bir kere denemiştiniz sanırım. |
|
#11
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
18-05-2005, 17:44
|
| Alıntı: ...yazım kuralları çerçevesinde, daha önceki iletilerinde insanlara nutuklar atarken... |
|
#12
Gönderen
jenijen
on
18-05-2005, 17:58
|
| Gördüğüm en basmakalıp şiirlerden biri. Okurken sanki daha önce aynı şiiri okumuş gibi oldum. Bu ve bunun gibilerine rastlarım genelde ortaokul çocuklarının okul gazeteleri için yazdıklarında... Çok yıkıcı bir eleştiri oldu belki ama yapıcı olamazdı, bir şeyi temelinden beğenmiyorsanız yıkmak istersiniz. |
|
#13
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
18-05-2005, 18:14
|
| ..ne şekilde yazıldığını ve ne ile ilgili olduğunu bilmediğinizden istediğiniz yorumu yapmakta haklısınız tabi.. ama size tavsiyem; beğenmedikleriniz hakkında yorum yaparken, eleştiri dozunu iyi ayarlamanız.. yıkıcı olmaktan öte, saygısızca.. |
|
#16
Gönderen
yedi
on
18-05-2005, 20:27
|
| Normal yazışırken belli bir dikkatsizlik olabiliyor ama diğer yazılarımda -deneme, şiir, ya da her neyseler- genelde dikkat ediyorum. Yine de gözümden kaçan belirli noktalar olabilir, belirli noktalamalar ve dil bilgisi hataları. Bunları birisi işaret etse "bak yanlış yapmışsın burada" dese sevinirim. En azından benden başka dikkat eden insanlar da var diye... Ama bunlar devede kulaktır, bilmeyişimden değil dikkatsizliğimden kaynaklanır. Bazı kuralları hala bilmiyor da olabilirim. Her şeyi biliyorum demedim hiç bir zaman. Son olarak şu "insanlara nutuklar atarken" çok enteresandır. Bazı insanlara en ufak dokunun ya da dokundurun, onlara ders vermeye çalışıyormuşsunuz ya da nutuk atıyormuşsunuz gibi gelir. İlginç bir tespittir. Sinirlenirler. Savunma mekanizmaları devreye girer. Karakterlerini anlamak için şöyle bir dürtün hele... Size kendilerinden bahsederler. Bülbül gibi şakırlar, kelebek gibi sıkı manevralar yaparak havada dans ederler. Bazıları tehlikeli olabilir. Dişlerini size geçirip ruhunuzda yaralar açabilir. Temkinli olmak gerekir. En çok kelebekleri severim. Rengârenk kanatlarıyla ayrı bir hoşluk barındırırlar. Bir iki sinirli kanat çırpışından sonra gidip güzel kokulu bir çiçeğin üzerine konar, bütün dünyayı unuturlar. Keşke ben de bütün dünyayı unutabilseydim. |
|
#17
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
18-05-2005, 20:39
|
| ..nutuk atma hadisesi, bir kaç defa denk geldiğimden ve benimle ilgili olmadığından karışma ihtiyacı hissetmediğim bir durum.. geçelim onu bir kalem.. ..dikkatsizlik konusuna gelince, kaç kişinin 'forum' gibi platformlarda dilbilgisine dikkat etmeyi bir kenara bırak, doğru Türkçe ile yazıştığını gördünüz? yazışmayı bırak, konuştuğunu gördünüz? bir dönem takıntılı olduğum bir durumdu, ama artık ben de dikkat etmiyorum sanırım -bunu bir öz eleştiri olarak alın- ..bir hikaye vardı.. kutup ayılarını postlarına zarar vermeden avlamak için, avcılar keskin bir baltanın, bıçağın ya da her neyse, ucuna kan sürüp buza gömerlermiş.. ayı, kanın kokusuna gelir ve bıçağı yalamaya başlarmış.. soğuktan acıyı hissetmediğinden, kendi kanını yalamaya devam eder ve en sonunda kan kaybından ölürmüş.. demem o ki; bir ulusu yok etmenin en sinsi yolu dilinden geçer.. ve bizim dilimiz ne yazık ki kan kaybediyor.. ..düzeltmelerin konusunda da son söyleyeceğim, satır satır yazmandan hoşlanmadığımdır.. ki bunu defalarca söyledim ama anlatamadım herhalde.. ../bu arada, 'mi' soru ekinin kullanımına takmış durumdayım.. senin öykünün ilk satırlarında da bir kullanımı var zaten.. bu konuda dökümanın varsa, elmek adresimi biliyorsun.. teşekkürler.. |
|
#18
Gönderen
yedi
on
18-05-2005, 20:55
|
| Buradan vereyim herkes faydalansın. http://www.dilimiz.gen.tr Daha tam incelemedim bu siteyi ama sanırım geniş bilgi içeriyor. Takıntı derecesine karşılık verecek kaynağı eve gidince İstanbul'dan getirip getirmediğime bir bakacağım. Taradımmı sana gönderirim eğer getirmişsem.Yalnız ben bu soru eki -mi nin her zaman ayrı yazıldığını biliyorum. Şu anki bilgim böyle. Ama biraz önce kullandığım -ki deki gibi zaman bildirdiğinde birleşik yazılması gerektiğini düşünüyorum. 'tarattımmı'da olduğu gibi... Fakat yukarıda linkini verdiğim sitede şöyle bir örnek var Yemek gördün mü ye, dayak gördün mü kaç. Yüzüme baka baka yalan söylemez mi! Burada ilk örnekte ayrı yazmışlar, ben de tereddüt ettim böyle bir yazılışını görünce, fakat ikincisinde cümle soru anlamı taşımadığı halde ayrı yazılması doğru bir yaklaşım. (Soru işareti de kullanılmıyormuş böyle bir yazılışta çünkü cümle soru anlamı taşımıyor.) "Yemek gördüğün zaman ye, dayak gördüğün zaman kaç." Bu cümlede olduğu gibi bir anlamı belirtmek için kullanılan -mi'lerin bitişik yazılması taraftarıyım. Hatta bunu dert ettim ben de şimdi kendime. İstanbul'a bir iki telefon açacağım. Yani hata yapıyor olabilirim. ![]() |
|
Son düzenleyen yedi : 18-05-2005 - 21:00.
|
|
#19
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
18-05-2005, 21:12
|
| ..yok benim dediğim o değil.. bazen, hani, vurgu açısından kullanıldığı yer değişebiliyor ya.. bir köşe yazısında okumuştum.. anlatım bozukluğu yaratmaması açısından örnek lazım bana da ![]() mesela senin yazındaki cümle.. ''...Hep de bunlar yüzünden mi geç kalınırdı canım...'' - hep de bunlar yüzünden geç mi kalınırdı canım.. olabileceği gibi.. ..ilkinde, yani senin cümlende geç kalma sebebi vurgulanırken; ikincisinde, geç kalma eylemi vurgulanıyor.. bunun gibi işte.. |
|
#20
Gönderen
yedi
on
19-05-2005, 14:16
|
| Anlatım bozukluğu yok. -mi'yi yapmak istediğin vurguya göre yerleştirir ve vurguladığın kelimeyi yükleme bağlarsın. Vurguyu 'bunlar yüzünden' yani 'sarı çizmeler'e verdim. Hikayede o sabahın önemli konusu bu olduğu için biraz da. Bir de cümle devirince anlatım bozukluğu olmaz, karıştırmayasın. Anlatım bozukluğu ayrı bir konu. İstersen onunla ilgili döküman da gönderebilirim. Şimdilik soru cümleleri ile ilgili bulabildiğim kaynağı buraya gönderiyorum. Bitişik yazılıp yazılamayacağı konusunu araştırmaya devam ediyorum. Bunu sonra konuşuruz. ___________________________________________ Soru ve soru eki 184. Soru fiillerde soru ifâde eden gramer kategorisidir. Bil fiil gösterdiği hareketin bir şahıs tarafından yapılan yapılmadığını öğrenmek ve buna cevap istemek için soru şekline sokulur. Onun için fiillerde soru kök veya gövdenin aldığı bir şekil değil, kök veya gövdeyi şahsa bağlayan fiil kiplerinin aldığı şekildir. Dillerde soru çeşitli ve birbirinden farklı şekillerle ifâde edilir. Bazı dillerde ses tonu ile, bazılarında kelime sırasında yapılan bir değişiklikle, bazılarında bir çekim şekli ile karşılanır. Türkçede soru çekimlidir. Fiil kiplerini soru şekline sokmak için onlara soru eki ilâve edilir. Bu soru eki isimlerde de fiillerde de aynidir. Yalnız kullanış ve vazife bakımından birbirinden ayrılır. Demek ki Türkçede fiillerin bir çekim şekli de soru ifâde eder ve bu şeklin eki soru eki 'dir. Sora eki 361. Soru eki ismin soru şeklini yapan işletme ekidir. İsim fiile soru şeklinde bağlanmak için daima sonuna soru eki alır. Demek ki soru eki is¬mi daima fiile bağlayan bir ektir. Soru eki belki daha çok fiil işletme ekidir. Bu ek edat menşeli olup sonradan ekleşmiştir. Aslında ne olursa olsun, soru eki muhakkak ki hem isimleri, hem fiilleri işleklik sahasına alan umumî bir işletme eki durumundadır. Türkçenin bu umumî işletme eki bütün şekil ve halleriyle bütün isim çeşitlerini, bütün edatları, bütün fiilleri işleklik sahası içine alır. Kelime guruplarında ve cümlede hangi kelime soru şeklinde belirtilmek isteniyorsa o kelimeye soru eki getirilir. Fakat, dediğimiz gibi, getirildiği ismi muhakkak fiile bağlar. Demek ki bir isim işletme eki olarak soru eki de hal ekleri gibi ismi fiile bağlayan, böylece cümle yapısını kurmakta vazife gören bir cümle ekidir. Soru iki isim işletme ekleri içinde şümulü en geniş olan ektir. Diğer işletme eklerinin hepsi ancak kendisinden önce gelebilir. Kendisi ismin daima en son eki durumunda bulunur. Soru ekinden sonra ek olarak ancak bir fiil şeklinin kısalmışı olan bildirme ekleri gelebilir ki bu da fiilin gelmesi demektir. Soru eki ismin umumî olarak bütün hal ve şekillerine getirilmektedir. Demek ki soru eki ismin teklik, çokluk, iyelik ve hal şekillerine getirilebilen, bütün bu şekillerin sorusunu yapan ektir : taş mı, odun mu, küçük mü, kediler mi, oğlum mu, yüzüğün mü, işten mi, çocuğa mı, ellerinde mi misallerinde olduğu gibi. Misallerde de görüldüğü gibi Türkçede bugün soru eki vokal uyumuna bağlı olarak -mı, -mi, -mu, -mü şeklindedir. Aslında mu edatından gelen soru eki Eski Türkçede -mu, -mü şeklinde yalnız yuvarlak vokalli idi ve uyuma bağlı değildi. Batı Türkçesinde ise ekin başlangıçta yalnız düz şekilleri olmuş ve ek yine uyum dışında kalmıştır. Gerçekten Eski Anadolu Türkçesinde eki daima düz vokalli olarak -mı, -mi şeklinde görüyoruz: göz mi, gün mi, oğul mı, koç mı misallerinde olduğu gibi. Ek ancak Osmanlıca içinde uyuma bağlanmış, böylece son devirlerde bugünkü çok şekilliliğe kavuşmuştur. Soru eki de bir ek olarak şüphesiz kelime bünyesi içinde bulunan, eklendiği kelimelere bitişen bir dil birliğidir. İsimlerde kendisinden sonra başka ek gelmez. Fakat fiillerde bazan işletme eklerinin kendisinden sonra geldiği görülür. Demek ki soru eki kelime sonuna bitiştiği gibi, kelime ortasına da girebilen, böylece tam ek karakterinde olan bir dil birliğidir. Vokal uyumuna bağlı olması da bunu göstermektedir. Onun için soru ekinin de diğer ekler gibi bulunduğu kelimeye normal olarak bitişik yazılması gerekir. Fakat kendisine benzeyen bazı şekillerle karışmaması için (elimi, eli mi misallerindeki gibi) soru eki bugün yazıda ayrı yazılmakta, böylece kelimeler ortadan bölünmektedir. Bu imlâ şekli tabiî eskiden yoktu. Soru eki vurgusuz bir işletme ekidir. Vurguyu daima kendisinden önceki hece üzerine atar. Soru ekinden önce gelen bu vurgu ise daima kuvvetlidir. _____________________________________________ Kaynak: Ergin, Muharrem, Prof. Dr. / Bayrak, 2002 İstanbul (Edebiyat ve Eğitim Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri İçin Türk Dil Bilgisi ) |
|
Son düzenleyen yedi : 19-05-2005 - 14:25.
|
|
#21
Gönderen
NihiList KeLebeK
on
19-05-2005, 15:14
|
| ..anlatım bozukluğu var demedim zaten, sadece bazı kullanımlarda böyle durumlar ortaya çıkabiliyor, onu kastetmiştim. ..devrik cümleler ve anlatım bozukluğu konusunda kurala ihtiyacım yok; cümlenin melodisi hoşuma gitmiyorsa orada bir anlatım bozukluğu olduğunu hissediyorum zaten ..bilgiler için teşekkürler.. |