 15 Çok Okunan
|
nedendir bilmiyorum ama ;
sevmek hep uzaktı bana
sevilmek de uzak kalmıştı bu yüzden..
birden karşıma biri çıkınca ve beni sevdiğini söyleyince ağladım:
çünkü kimse sevmezdi beni
herkes kaçardı benden
beni görenler yolunu değiştirirdi.
Biraz da bendeydi sanırım sorun
konuşmazdım kimseyle
bakmazdım kimsenin yüzüne
30-04-2005 23:08 - byexpert 
11 Mayıs'ta içinde bulunduğum ruh halim...
------------------------------------------------------------------------
Bazen olurya ne yapicaginizi bilemezsiniz.
Icinde bulundugunuz her durumda takip ettiginiz yollara bakinca neler olabilecegini gorebilirsiniz.
Her yolun sizi aciya surukledigini dusunur ne kadar arasanizda bir mutluluk sebebi bulamazsiniz.
Sevdiklerinizin size ihanet ettigini dusunur kendinizi daha cok uzuntuye atarsiniz.
Eger bu durumdaysaniz paranoyak olmussunuz demektir.
Simdi dusunuyorumda acaba bende Paranoya baslangici mi var ?
Gayet muyluyken bir anda kendimi en mutsuz duruma sokabiliyorum.
Bazen dunyami kendime zehir edebiliyorum.
29-04-2005 12:44 - Demir 
Ben okuyamıyorum ama siz okuyun...
Bazen düşünemesem de siz hep düşünün.
Aslında bunun hiçbir şey olduğunu düşünüyorum ama siz anlam arayın.
Ben dinleyemedim ama siz dinleyin.
Ben dikkat etmedim, siz edin.
Eminim sen ödevleri hatırlıyorsundur ama benim aklımda şu and hiçbir şey yok.
Plansızımdır ama sen iyi ki planlısın.
Ben kararsızım ama kararlılar lazım bize.
Beni çok çeliyorlar, seni çelmesinler.
Ben çok değişkenim ama siz sabitsiniz neyse ki.
29-04-2005 02:52 - Lizard King 
Önce soğuk geldi. Geri dönmeyi düşündü ama zamanla alışacağını bildiğinden ilerlemeye devam etti. Ufuk çizgisinde birkaç tombul bulut tembel-tembel geziniyordu. Güneş nerelerdeydi kim bilir? Tam tepede, olması gereken yerdedir diye düşündü ama kafasını kaldırıp bakmak gelmedi içinden. Soğuğu ve yaşamını aklına getirdi, bazen içinden çıkılmaz bir sorun haline gelen yaşamını. Düğüm-düğüm insanları, olayları, yerleri bir bir kafasından geçiriyor, tartıyor, eliyor, sonra fırlatıp atıyordu bir köşeye.
Kocaman bir YETER! dedi birden. Sesi içinde dalga-dalga yankılandı. Kafasını boşaltmalıydı. Boşaltmalı ve temizlemeli…
Alçalan bir martı sürüsünün sesini işitti. Uzakta küçük bir sandal dalgaların kucağında dalgın-dalgın sallanıyordu.... 
28-04-2005 21:18 - yedi 
Bir gün coğrafya ve gezi dergilerinden birinde şöyle bir şeye rastlamıştım;
“Bali’de 13- 14 yaşına gelen çocukların köpek dişleri törpülenir. Böylece vahşetin ve şiddetin ortadan kalkacağına inanılır.”
Evet böyle bir yazıydı ve dergiyi bir yana bırakıp bunun üzerine düşünürken bir anda aklıma Charlton Heston’un başrollerini oynadığı, 70’li yıllarda çekilmiş olan ilk versiyon Planet of The Apes filmi geldi (Tam Türkçe çevirisi Maymunlar Gezegeni’dir ancak Maymunlar Cehennemi olarak ülkemizde gösterime girmiştir) . Bu filmdeki maymunlardan kurulu medeniyetin, biz insanlara göre, ne kadar da yadsınası bir manzara sergilediğini anımsadım ve beynimde bir şimşek çaktı.
“ Ya tam tersi de aynı... 
28-04-2005 10:22 - High Hopes 
Arada sırada suratına çarpan soğuk rüzgar dalgalarından başka bir şey hissetmiyordu artık. Şehrin son ışıkları da birer mum alevi gibi kendilerini bu rüzgâra teslim etmişlerdi biraz önce. Yürüdüğünün ayırdına zorlukla varıyordu; ilerlediğini, önünde uzanan karın beyaz örtüsünün üzerinde karşısına çıkan ve alaca pelerinli birer hayaleti andıran çam ağaçlarından anlıyordu. Vakit iyice gecikmiş olmalıydı, yıldızların hatta ayın seçilmedigi bir gece batıdan uğultulu bir şarkı ile yaklaşıyordu, böyle yüzünü karanlığa çevirip ne kadar yürüyebilirdi ki? Zaten bütün yaşamı boyunca yüzü karanlıklar içinde gezinmemiş miydi; elleri kesik, ruhu derin bir boşluğa hapsolmuş, gözleri burnunun ucunu göremez bir vaziyette yaşamaya ne denirdi; sürgün... 
28-04-2005 10:20 - High Hopes 
bu kez öbürlerinin aksine, karamsar olmayan, optimistik bir yazı yazmak istedim echoes'a. hani her şeyin kötü gittiği zamanlarda aniden iyi bir şey oluverir ve bütün olumsuzluklar o anda sanki yokmuş gibi toz pembe görünmeye başlar. tam dibe vurma aşamasındayken bu muspetlik ilaç gibi gelir. ne kadar süreceğini tam bilemezsiniz zaten bilmek de istemezsiniz. işte ben de öyle bir ruh hali içindeyim. şu an o kadar mutluyum ki, sözdağarcığımın bunu dile getirmek için yeteri kadar geniş olduğunu düşünmüyorum. herkese eminim böyle haller olmuştur arasıra. bana da şu an oluyor, sonsuzca sürmesini istiyorum sadece.
28-04-2005 10:19 - High Hopes 
Cesaretim yokken aptalım,
korktuğum zaman hiç olmadığı kadar sabırlı.
Kalabalık içinde yalnız
Kendi evime mahkumum
Bir kaç kasılma var ağzımda
Aynaya bakınca
Anlayamadığım
Bir kaç gerginlik
İlk defa birinden nefret ettim
Kendimi tanıdığım gün
26-04-2005 22:22 - Black_Wolf_14_14 
geride bırakılanları düşündükçe onları unutmak gibi bir hakkımızın olmaması gerektiği sonucuna varıyorum. insan unutmaz, eğer unutulmaz şeyler yaşıyorsa. birkaç kelime bize durmadan kimliğimizi hatırlatır. günlerden kopup gelen her şey, üst üste yığılarak birikir. biriktikçe bizi sarsmaya başlar. gidilecek yerler azalır. bunu düşünmeye başlayınca birçok şeyin yerini değiştirmiş insanlarla karşılaşmaya hazır olmalıyız. algılamamızda bir düşüş görünce bir süre dış dünyayla ilişkilerimizi sınırlamalıyız belki de.
25-04-2005 12:05 - onrush 
Bir gecenin ardından gelen bekleme seslerinin arasında yürümek vardı hep aklımda
yani onlar dururken gitmek gerekiyordu herzaman.Sanırım beni çeken hep yalnız
yürümek oldu rüyaların sokaklarında; yok o kadarda uçsuz bucaksız değil hani en
azından korkutacak kadar hiç değil.Biraz sempatik bile denebilir ne olsa yaşam
yalnızken de yaşam, değişen birşey yok özünde,sosyal olmak dışında.Ne zaman deniz
kıyısına gitsem bir martı alır beni kanatlarına zaman geçer o yorulur ne kendini
ne de beni taşıyamaz hale gelir o zaman işte göğüsümün solunda bir albatrosa dönüşür
ben taşırım onu yanımda.Sonra yüzmeye başlarız birlikte denize inip dalgalar aşar
başımın üzerinden ben dalgaları aşarım bir istarvitin yüzgecinde, yorulur bir yunus... 
24-04-2005 20:44 - onrush 
Atlara kalırsa, çoktan kaybettik savaşı!
Mızraklar kırıldı, kalkanlar delindi, ganimet paylaşıldı!
Kasaba meydanında birbirini dövmekten yorulan iki kovboy gibi
bir tabancanın namlusuyla tetiği gibi
bir tabancanın kabzasıyla ibiği gibi
kendisinden farklı, kendisinden ayrı
bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi
aynı bedene sıkılacak iki el kurşun gibi
katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşta sevmiştim... 
22-04-2005 10:37 - Naked Cowboy 
Osmanbey’den Taksime yürürken, Mavi Sakal şarkısı hep dilimde oluyor. Yanımda, bir zamanlardan beri ben olan elemanlarla arka sokaklarda usul usul ilerliyorum. Bir geçmişim varmı diye düşünerek, bir amacım var mı? Bir diğerinin amacı ne? Günlerdir bu sokaklarda ilerliyorum. Bildiğim adresleri yeniden ziyaret, yanımda ben olan elamanlarla yada onlar olduğum adamlarla. Günler gelip geçiyor, soğuk sokaklarda, sigara içinde, binbir yaşam fantezisi, ilerliyoruz. Bu şehir hayat veriyor bazen, bazen birbirimize kırdırıyor. Yaz olmalı, artık sıkmamalıyız diğerimizi, sonra yeniden ayılmak gerek;
Minibüsten Zincirlikuyu’da indim. Yürüyorum,insanların ve araçların arasından, bir digerine ulaşmak arzum. Bir diğeri yanımda şimdi.... 
21-04-2005 21:54 - shadow 
MELANKOLİNİN GAZABI
Bu güzel bahar günlerini güzel umutlar ve bahara yakışan sevinçlerle doldurmak istiyorum. Bir kır kadar özgür ve ferah, çağıldayan bir ırmak kadar neşeli ve hoyrat düşlerle dolu yazılar yazmak istiyorum. Ama olmuyor. Kaç zamandır forum için Walter Benjamin üzerine bir yazı yazmak vardı aklımda. Ama Benjamin’in 2.dünya savaşının en karanlık günlerinde, nazi ordularının dehşeti altındaki Paris’te yazdığı cümleler nasıl bir yankı yaratabilir ki? Bilmiyorum. ‘Modern çağ cehennemin çağıdır. Bizim cezamız ise gündemin bize sunduğu en son yeniliktir. Ve en son daima aynı şeydir. Cehennemin ebediliğini ve yeniliğin sadist saplantısını oluşturan şey.’ Böyle diyor düşünür. Bu cümlelerden yola çıkıp... 
21-04-2005 21:09 - yedi 
senin yanından gideli iki hafta oldu
iki hafta oldu gülmeyeli
seni görmüyorum artık,gülmüyorumki artık
koskoca iki hafta oldu,dostlarımın,ailemin,arkadaşlarımın bana;
''sen çok değişmişsin demeleri''
kulaklarımda çınlıyor...
bilmiyorlarki aslında ben çok sevdim
iki hafta oldu alışkanlıklarım değişeli
sigaranın sertini içeli...
meyve suyu yerine artık sütünden ayrılmış,
21-04-2005 20:59 - yedi 
dünkünden çokta farklı olmayan bi sabaha merhaba demiştim isteksizce. Her zamanki gibi paçavralarımı üstüme geçirip attım kendimi dışarı ama bugün bişeyler farklıydı sanki. İnsanların arasında dolaşırken hayalet gibi hissederdim kendimi kimse beni farketmezdi içimden geçiceklermiş gibi doğruca üzerime gelirlerdi ama bugün farklıydı sanki bişeyler karşıdan gelen herkes gözümün içine bakıyodu ben geçerken insanlar yolu boşaltıyordu kalabalığın ortasında boşbombuş bi alanda yürüyodum yapayalnız. Rahatsız olmuştum kendimi çıplak hissettim. Bir an durdum ve 360 derece dönerek etrafıma baktım insanlar bi akarsuyun dev bir kayaya çarpıp ikiye ayrılması gibi geçiyorlardı etrafımdan sonra hızlıca geriye döndüm ve tenha yollardan evin... 
21-04-2005 20:49 - yedi 
|