|
Osmanbey’den Taksime yürürken, Mavi Sakal şarkısı hep dilimde oluyor. Yanımda, bir zamanlardan beri ben olan elemanlarla arka sokaklarda usul usul ilerliyorum. Bir geçmişim varmı diye düşünerek, bir amacım var mı? Bir diğerinin amacı ne? Günlerdir bu sokaklarda ilerliyorum. Bildiğim adresleri yeniden ziyaret, yanımda ben olan elamanlarla yada onlar olduğum adamlarla. Günler gelip geçiyor, soğuk sokaklarda, sigara içinde, binbir yaşam fantezisi, ilerliyoruz. Bu şehir hayat veriyor bazen, bazen birbirimize kırdırıyor. Yaz olmalı, artık sıkmamalıyız diğerimizi, sonra yeniden ayılmak gerek;
Minibüsten Zincirlikuyu’da indim. Yürüyorum,insanların ve araçların arasından, bir digerine ulaşmak arzum. Bir diğeri yanımda şimdi. İlerliyoruz, Gayrettepe’den kentin kalbine doğru. Bir sigara uzatıyor, ‘Yakda gelsin’ suratına bakmadan sigarayı alıyorum, usta hareketler olarak nitelendirdiğim bi şekilde kalabalıklar arasında ateşliyorum sigarayı, sertçe bi duman asılıyorum, sigara ile birlikte yüzüne bakıyorum bir diğerinin ; Sırıtıyor, ‘Eee anlat?’ Hehehehehe diyebiliyorum sadece. Yürüyoruz sigaralar eşliğinde, biton şeyden bahsediyoruz,birbirimize çok gizli sırlar ifşaa etmişiz gibi oluyor bi süre, sonra yeniden tasak yapıyoruz. Gelmekte gecikene küfür ediyoruz. Maçka parkında,eviimizin balkonundaymışız gibi hareket ediyoruz. Dönüyoruz, gelip geçenleri sınıflandırıyoruz; Manitacı, sap, kıro, eheheheh diye. Geç kalan gözüküyor ufuktan, nasıl bi ibnelik yapmalı diye düşünüyorum. Yapmıyorum, yapmıyoruz. 3 kutu Extra bira, üç ayrı müptezel, 3 değişik beyinde milyonlarca kafa ilerliyoruz. Şehrin göbeğine, Tünel bizi mutlu edebilir. Birimiz sinema eleştirmeni sürekli David Lynch filmlerinden bahsediyor, birimiz her boku bildiğini iddia ediyor, birimiz hiç bi şeyi siklemiyor, ilerliyoruz. Mulholland Dr. Hakkında herşeyi anladığımızı düşündüğü anda, ‘ filminde a.k. ,sinemayada sokayım’ diyor bir diğeri. Tekrar her şey taşak oluyor.
|