Tavan arasında tozlu tahtaların, paslı demir yığınlarının, eskimiş elbiselerin ve yıllanmış tozun içinde öylece oturuyordu. Miskinliğin töresi gereği kollarını kavuşturmuş, suratını iğrenç bir yemeğe bakan tok gergedan gibi büzmüştü. pöf!
sıkıntının perileriPublished by yedi 16-04-2005 |
|
Tavan arasında tozlu tahtaların, paslı demir yığınlarının, eskimiş elbiselerin ve yıllanmış tozun içinde öylece oturuyordu. Miskinliğin töresi gereği kollarını kavuşturmuş, suratını iğrenç bir yemeğe bakan tok gergedan gibi büzmüştü. pöf! dedi birden, pöf...
Ağır ağır doğruldu. Doğrulurken kafasını tavana çarparak "hay g...tüne koduğumun tavanı!" şeklinde ufacık bir küfür savurduktan sonra iç geçirip işe koyulmaya başladı. Acaba önce nereden başlamalıydı? Gözüne büyük bir inatla batan eski, paslı çivilerin, yamulmuş tornavidaların ve neyin parçası olduğu anlaşılmayan bir demir yığınının olduğu köşeye doğru ilerledi. Şöyle isteksizce uzanıp, dışı kararmış, zinciri kopmuş, yıllara yenilmiş bir köstekli saati yığından ayırdı ve gözlerini kısarak elinde çevirmeye, incelemeye başladı. Dudaklarına tatlı bir tebessüm yayılıyor, suratı aydınlanıyordu. Ne de olsa en yakın arkadaşının, belki de tek dostunun olaylı geçen doğum gününde verdiği hediyeydi bu. Biraz duygu belirtisi görebiliriz bu nedenle suratında ama siz sakın onun böyle insancıl davranışlar içerisine girdiğine bakmayın. Nasıl bir karakter olduğunu bilen arkadaşlarınız olsaydı, size, kendinizi en meraklı, en hevesli hissettiğiniz gününüzde bile okumamanızı sağlık verirdi bu yazıyı. Seçim sizindir tabi lakin öfkeli bakışları altında kalan her canlıyı türlü hilelerle iyi ve çalışkan olduğuna inandırır, çok dikkatli olsanız bile bir yolunu bulup aklınızı çelerek size kendi üzerine vazife olan işleri bile yaptırır. Denemesi bedavadır. Çıkın tavan arasına, görün kiri pası ve köşede, içinde kaç çeşit ve her birinin ne işe yaradığı, bilinmeyen bir tarihte unutulmuş ne kadar ıvır zıvır varsa yığılmış olan köşede, bir tahta birikintisine yaslanmış duran aynadaki aksinize hele bir bakın. Göreceksiniz ki ne inatçı, sözünü bir bıçak gibi bileyip size geçirmeye, dişlerinin arasında mısır gevreği gibi eritmeye sizi, ne kendini temizlik budalası sanan bir sıkıntı perisidir. ne domuzdur, ne şapşaldı, biraz da öfkeye meğillidir bakışları. ![]() |
|
|
|
#1
Gönderen
yedi
on
16-04-2005, 12:47
|
|
Anlayınca şok olacağınız gibi sizden bahsediyorum sevgili okur. Genelde uysal ve ılımlı bir siyam kedisi gibi değerli mücevherleriniz zannettiğiniz değer yargılarınızın üzerine çöreklenerek miskin miskin uyumakta olan siz, ufacık bir etki ile ki bu etki büyük bir ihtimalle ya çıkarlarınızı tehlikeye düşürecek sinyalleri bünyesinde barındırıyordur ya da yıllardır süren ve adına yaşamak dediğiniz tatlı uykunuzdan uyandırmıştır sizi, hemen yerinizden fırlayıp pür dikkat kesilerek, birbirinden sivri zannettiğiniz dişlerinizi barındıran pis kokulu ağzınızı bir tıslama ile açıp çığlıklar atmaya, pençelerinizi önünze gelen her şeye savurmaya, içinde olduğunuz çamuru etrafınıza sıçratmaya başlarsınız. Ne kadar estetik olsa da bir kedinin vücut hareketleri, böyle zamanlarda en acemi orta oyuncusunun bile görünce kendini tutamayıp yerlere kapaklanarak hüngür hüngür ağlamasına, saçını başını yolmasına neden olacak kadar hantal ve aptal devinimlere dönüşüverir. Karanlıkta dahi etrafınızı netçe görmenizi sağlayan keskin gözleriniz, ruhunuzun karanlık bölgelerinde sümüklü burnunuzun ucunu bile görememenize neden olur, gözleriniz aktif volkanların lav akıntılarına benzeyen öfkenin içinde eriyerek çoğu zaman varlığından şüphe duyduğum ufacık beyninize sinyal göndermemeye başlar.
İşte siz böyle salyalar akıtarak, kudurmuş bir kedi gibi tıslayıp pıslayarak etrafınıza saldırdığınızda, ben köşeme çekilip bu gösterinin her saniyesini zevkle izlerim lakin son zamanlarda zevk alamaya başladığımdan böyle şaklabanlıkların sergilendiği yerlerde bulunduğum zamanlarda, yanıma tuvaleti süpürmek için kullandığım süpürgeyi de alıyorum. Sıkılınca, etrafınıza dehşet saçarak gözdağı verdiğinizi zannettiğiniz ve bu duygunun tatlı sarhoşluğu damarlarınızda dolaşıp yüzünüzün kızarmasına neden olduğu zamanlarda, süpürgeyi kafanıza, sıradan bir ritim tutan baterist gibi vururum. Tabidir ki bir bateriste tek bir davul yetmez ama yine tabidir ki çıkan gürültüyü duyan diğer sokağın kedileri de bu eğlenceyi kaçırmamak için koşa koşa geleceklerdir stüdyoya. Orkestra tamamdır artık fakat bu tür klasik müzik seanslarını kimse sevmiyor şu sıralar. Ben bile sıkılmaya başladım davul çalmaktan. Bu nedenle siz böyle zamanlarda lütfen daha mantıklı ve ılımlı olmaya çalışın. Sıkıntı perileri uçacakları yerleri iyi seçerler, size konmasın sakın'lar, sakıncalar, sakın... |
![]() |
| Etiketler |
| perileri |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|