 15 Çok Okunan
|
kiminiz öldünüz,kiminiz can çekişiyor.
son yolcular umutsuz...
beynimdeki yeriniz infilak ediyor!
anılar mezarlığındaki yeriniz hazır,
hepinizi terk edeceğim oraya,
ait olduğunuz yere..
arkama dönüp bakmadan,
tek bir damla bile gözyaşı dökmeden!
içimdeki karanlığı farkedebiliyorsam eğer,
karanlığın kenarında süzülen ışığı görebiliyorsam,
10-06-2005 12:29 - yedi 
sıçrayarak yataktan kalktığımda, beni korkutan şeyin
ne olduğunu hatırlamıyordum...
Yatakta öylece yatıyordun, dün gecenin vermiş olduğu
o sevkli yorgunlukla sola doğru döndün.
Şimdiye kadar hiç ter içinde ve korkmuş bir şekilde kalkmamıştım.
Kafam bu olay üzerinde öylesine meşguldü ki kendi kendisine koplo
teorileri geliştirmeye başlamıştı.
Aradan ne kadar süre geçtiğini bilmiyorum, kalktığımda saate bakmak aklıma bile gelmedi. Derken o uyku mahmurluğuyla ve
her zaman hoşuma giden ses tonunla bana
-Selam yabancı! dedin
09-06-2005 23:56 - yedi 
bazen hayatınıza büyük değişiklikler gereklidir fakat siz çoğunlukla hayata karşı umursamaz bir tavır içerisindesinizdir. seneler akıp geçer, koskoca bir hayat biter, bir de bakarsınız hiç bir şey yok, bir tad alamamışsınız.
dostum, boşa yaşamışınızda haberiniz olmamış, ...
bazan de hayat sizi değişikliğin içine iter, canı sıkılmıştır miskinliğinizden, hoşunuza gitmeyen şeylere göz yumuşunuzdan. atar sizi maceranın içine, atlayayım maceraya, hey... 
08-06-2005 17:35 - yedi 
Son 5 dakikadır yaşadıkları sessizlik sayılmazsa , 7 saattir konuşuyorlardı. "Senin gibi konuşacabilecek insanlar artık kolay bulunmuyor" diye sessizliği bozdu ve durmadan ekledi " Senin gibi dinleyen de belki. Hiç düşündün mü kendi kendine çevredende gördüğün onca insan en son ne zaman durup bizim gibi konuşmuştur? En son ne zaman bu kadar kızmış , en son ne zaman bu kadar üzülmüştür? Yavaş yavaş insanlıktan çıkıyoruz, çevremize, kendimize ilgisiz bünyeler olup çıkıveriyoruz... Bence sorun bizi buna zorlayan dış şartlar değil, sorun yine biziz. Bak isteyince nasıl da konuşabiliyor insanlar. İnan bana bu bir çekim, kader belki de. Senin benim gibi insanlar artık birbirlerini bulabilmek için içgüdülere sahipler... Biz... 
07-06-2005 16:27 - kermit 
-Ekmekleri mutfağa bırak da yanıma gel.
-N'oldu?
-Sana Türkiye'den mektup gelmiş.
"Gözleri büyüdü bu haberi duyunca; sonra umursamıyormuş maskesini taktı ve fark ettiğimi anlamış olacak, mutfaktan, 'kimdenmiş?', diye seslendi."
"Abi ben bu hatunu anlamıyorum, hiç de anlamamışım sanırım. Ne güzel bir ilişkimiz vardı. Şimdi bak, içinde benim geçtiğim her mevzuda trip atıyo."
"Dur oğlum, dahası var."
"Mektubu okumak için o geceyi odasında geçirdi. Sabah benden evvel evden çıkmış, akşam da geç geldi, kafa bi dünya; yağmurda yürümüş sanırım, saçlar birbirine girmiş. Hatun dağıttı anlayacağın. Kapıyı ben açtım; çünkü anahtar deliğini bir türlü bulamadı. Apartmanın koridorundan gelen gürültülere... 
06-06-2005 12:16 - yedi 
Hani bir yelkenli istemiştin benden
İkimiz binelim gidelim istemiştin
Çok büyük olmasa da olur demiştin
Bense rezil olmuş bir baba gibi bakmıştım sana
Uçarken kullandığın kanatları söken
Ayaklarına prangalar bağlayan bir bakışla
Hani bir masal istemiştin benden
Sessiz,büyük bir ormanda geçen
Küçük bir kızla herşeyi seven
Küçük bir oğlanın onu seven
05-06-2005 12:03 - yedi 
bu gece çok dengesiz bir gece..
hem güzel,hem çirkin,hem mutlu,hem üzgün,hem aşk,hem nefret...
bir çocuk var. diyorum ya çocuk. gerçekten!
bedeni büyük,gözleri küçük,gülüşü çocuk,ruhu çocuk... duyguların, aşkların en yoğunu,en güzeli o çocukta işte! 19 yaşında küçücük bir çocuk,aşık bir çocuk,aptal bir kıza aşık bir çocuk,duygusuz bir kıza...
çocuktan çok kıza acıyorum ben. aşkı bilmemekten, duyguya duyguyla karşılık verememekten, ÇOCUĞA cevap verememekten daha aciz bir durum yok ki şu dünyada!
çocuk çok rahat,aşkıyla mutlu ama acı çekiyor. direniyor ve her çırpınışında daha çok bataklığa saplanıyor.
kız ise elinden tutup kurtarmaya çalışıyor. olmuyor! bir dal uzatıyor bataklığa ama ne yazık ki çocuğun eline... 
05-06-2005 02:47 - QuaSiModo 
yıllardır bir gidişin
elinden tutmuş gidiyorsun
yolları kaplayan
ve çatılardan sarkan
ürkek bir yoksunluğu almış yanına
yarını büyüterek
ve geçmişi doldurup ceplerine
yalnızlık üşüyorsun!
yorgunluk, karanlık üşüyorsun!
ey insan!
04-06-2005 17:44 - yedi 
Oturuyorum.... biri bişey söylecek gibi bakıyorum etrafıma sanki bi cevap bekler gibi. Uzaklaşıyorum herşeyden , sigaramla başbaşa kalıyorum , derken görüntüler canlanıyor gözümün önünde. Kafamı çeviriyorum.... hala ordalar. Uzaklaştıklarını zannettiğimde kafamın içinde canlanıyorlar.... kulaklarım patlamak üzere. Nefret ediyorum kendimden , gidemeyecek kadar korkak oluşumdan . Bazen boşluğa bakıyorum .... doldurmak istercesine. Kötü şeyler fısıldanıyor kulağıma .... dinlemek istemiyorum. Bir dostun lafını görüyorum karşımdaki duvarda... "ey hayat senden ölesiye nefret ediyorum" . derken bütün renkler eski haline geliyor... sanrılar, imgeler, ensemdeki iğrenç kokulu nefes kayboluyor. Herşeyin bittiğini sandığım anda birden... 
03-06-2005 22:42 - yedi 
DENGEDE
Gitmeliyim ...
Evet gitmeliyim
Herşeyi arkamda bırakıp
Hiçbirşeye aldırmadan
Kafama takmadan gitmeliyim
Bedenimi toprağa
Dostlarımı ağıtlarıma bırakıp gitmeliyim
Süte su karıştırıp gitmeliyim
Buzdağı/su oranını bozarak
02-06-2005 20:58 - shadow 
günden güne değişiyorsun güzelim
bir günün ak, bir günün kara
sonra bir dolu yalana
bakara...
sanırım böylesi daha iyi
bir gün âli, bir gün veli olmasam
herhalde olurdum şöyle
delinin biri
ve sen kalbimdeki aşk küfü
demesen şu küfürü
31-05-2005 23:02 - yedi 
Biri genç diğeri yaşlı iki adam günlerdir yürüyorlardı... Önde yaşlı bir adam , arkada ise bir genç. Bir kumsaldaydılar ve günlerdir yürüyorlardı... Yaşlı adam kendinden emin görünüyordu , sanki attığı her adım onu hedefine daha çok yaklaştırırmışcasına. Genç ise şüpheciydi, uzun yolu boyunca ne kimseyi görmüş, ne de bir değişiklik fark etmişti. Genç şüpheciydi ve yaşlı adama sorular soruyordu... "Nereye gidiyoruz?" , "Neden gidiyoruz" , " Gitmeli miyiz?". Yaşlı adam sadece gülümsüyor ve cevap vermemekle yetiniyordu. Yaşlı adam zaten hiç cevap vermezdi. Genç düşündü " Arkamızda ayak izlerinden bir ordu bırakmış olmalıyız, biz o izleri hatırlayacak mıyız? Ya da onlar bizi hatırlayacak mı". Genç... 
31-05-2005 19:25 - deeppurple 
İçten içe kaybolan ve kalabalıklaşan kendimde aradığımı bulmanın baya vakit alacağını biliyordum.Arayışımı dışarıya yönelttim.çıktım dışarı.Aaaaaa .... Hava ne güzeldi.Böle bir yaz esintisi efendime söliyim sıcak tatlı bir meltem.Böle kuşlar böcekler.kediler de azmış tabii.Malum doğa da arayış içinde.napsaydım acaba.Galiba bara gitmeliydim belki manita falan da yapardım ha ?.Ama saat daha erkendi.Biraz dolaşmak en iyisi olur.Böle yarıçapı büyük daireler şeklinde turladım şehri.İnsanlar da koşuşturuyor.En azından dünyanın sadece benden ibaret olmadığını görmek güzel.Bak aşk kadını Şevki Teyze de gidiyor.Anaaa şu Üzeyir değil mi ?Yanındaki de hasta ruh İsmail.Lavuklar selam verdim de almadılar.Aman neyse azcık daha şu caddelerin... 
31-05-2005 14:38 - yedi 
boşluğunla doldurduğun çemberin ortasında merkeze kaç kuvvet olduğunu bilmediğim manyetik bir alanda , kurumuş şarap tortusunun bıraktığı lekenin kalıntılarından çıkarılan mitolojik anlamlarda veya akşamüzerileri kaçtığım uykuların miskin rüyalarında mısın ?
- senin bittiğin yerdeyim.
O halde sabah güneşinin gözlerimi ne derece rahatsız ettiğini biliyorsun . şu perdeyi çeker misin?
- çekerim ama yanlış yerdesin .
Belkide burası biryer bile değildir ve ben neyi aradığımı bile bilmezken bulduklarımdan şüphe etmekten başka neyapabilirim. Kör bir dehlizde adımlarını takip etmemi istiyorsun , nereye gittiğini acaba kendin biliyor musun?
- önemli olan hareket edebilmek
Önemli olan benim senin ne yapmaya çalıştığını... 
31-05-2005 08:38 - Cey 
Ayıramıyorum daha tam düşle gerçeği
Beynimdeki kokuların-karakterlerin-düşlerin
Gerçekte birilerinde vücut bulduğunu sanıp
Maskelerini kendi ellerimle taktığım
Senaryolarını tek başıma yazdığım
Tamamen kendim yarattığım insanlardan
Medet umuyorum...
Belki olur diye.
Hayalkırıklığı sonu, ve ben arkalarından bakıyorum
Elimde kalem
30-05-2005 21:47 - yedi 
|