Bir yazı yazmaya başlandığı zaman elbetteki yapılması gereken en önemli şey kurguyu belirlemek. Yazılacak şeyin neler içerdiğini belirlemek ve ondan sonra yazmaya başlamak gerekli. Planlı yazıldığı zaman ne olursa yazan
Başlangıç ve SonPublished by Lizard King 27-03-2005 |
|
Bir yazı yazmaya başlandığı zaman elbetteki yapılması gereken en önemli şey kurguyu belirlemek. Yazılacak şeyin neler içerdiğini belirlemek ve ondan sonra yazmaya başlamak gerekli. Planlı yazıldığı zaman ne olursa yazan insan yazıdan uzaklaşmaz.
Fakat düşüncelerini bir arada toplayamıyorsanız veya düşündükçe daha çok düşünmeye devam ediyorsanız işte orada bir problem çıkıyor. Başladığınız yerden çok uzaklaşmış bambaşka bir dünyaya varmış oluyoruz. Yazmayı çok istesemde yazmaya ne zaman başlasam Neverland'e gitmekten kendimi alıkoyamıyorum. Acı tarafıda yazdığım yazıların çoğunda Neverland'i anlatamıyorum. Belkide yeteneğim yok yazma konusunda. Yürümeye başlayıp , seyrek otların arasından ileri doğru ilerlerken piposu ile gökyüzünü seyreden ben bir adım sonra yerde olan taşa takılıp yere düştüğüm zaman taşı oraya koyanı düşünürken neverland'i geride bırakıp bir anda savaş arenasının ortasında elimde kılıç taşları etrafa saçan canavarlarla savaşıyorum. Seyirciler arasında oturan kişiler savaşa bakmaya devam ettikçe kılıcı tutan elimi gevşetiyor ve oradan uzaklaşarak neverlandi aramaya devam etmeyi istiyorum. Neticede arenayı başıboş bırakmak belkide kolay geliyor bilemiyorum ama istediğimin arenada savaşmak olmadığı aşikarken arenayı dert etme sebebimi çözüme ulaştıramadan ayağa kalktığım ve yürüyüşüme devam ettiğimi görüyorum. Yürüdüğüm mekan pek tekin olmasada etrafıma baktıkça parıldayan zırhlar içerisinde koruyucum gibi bir görünüp bir gözüken insanlara gözüm takılıyor. Derken bir anda gene uzaklaşmış ve şovalyelerin peşimden gelme sebebini düşünürken bir handa oturmuş şarabımı yudumlarken açıyorum gözlerimi. Şovalyeler çok önemli sorunlarını anlatırken aradıkları artifact'i benim bulmamı istiyorlar. Onları dinlerken aradıklarına sahip olduklarını söylemek için ağzımı açtığım an yanıma gelen flüt çalan minik kızın sesiyle nehir kenarında olduğumu fark ediyorum. Buzgibi soğuk sudan karşıya geçmek için neler yapabileceğimi etrafıma bakarak incelemeye başlarken ayağımın kaymasıyla bir anda suyun içinde buluyorum kendimi. Elimde bir kürek bota sımsıkı tutulmuş vahşi nehirde rafting yapıyorum.Suya savurduğum her kürek darbesi ile fışkıran su damlaları cümlelere cümleler ise karmaşık yazılara dönüşüyor. Başlangıç ve Son birbirini bulduramadan yazamamanın haykırması. İçindekileri yazıya dökemeyen bir beynin çığlığı. |
|
|
#1
Gönderen
yedi
on
28-03-2005, 00:04
|
|
bu yazını okuyunca az yazdığını düşündüm ama nasıl az. Şöyle açıklayayım:
internet ortamında sürekli birileriyle yazışıyoruz, çok fazla yazıyoruz ama mesajlaşırken chat'leşirken, hatta e-posta gönderirken yazdıklarımız aslında konuşma dilimiz. Oturup belli bir konu üzerine düşüncelerimizi yazmak, karşımızdakine olayı tam olarak aksettirmenin yanında, cümlelerin kıyafetiyle, makyajıyla, aksesuarıyla uğraşmak işte benim kastettiğim ve az yaptığımızı düşündüğüm yazma şekli. Bu şekilde yazmaya çalışınca da insanda bi tutukluk oluyo ve gayet doğal sık sık yaptığı bir şey değil bu çoğumuzun. Tutukluk sonucunda kendimizi biraz kaybedip konuyu kaçırmamız, anlatmak istediğimizin dışında şeylerden bahsetmemiz kadar doğal bir şey de yok. Bunlar gerçek anlamda yazdıkça düzelecek şeylerdir. uzun lafın kısası görücüye çıkmaya hazırlanan bi kız nasıl özenli süslenirse, işte öle sancılar çekiyoruz abi kendine has bi tarzın var bence, has olmuş bu yazı, zaten ben "action" olmayan yazıları sıkıcı bulurum, edebiyatın içinde biraz hareket olması gerektiğini, bir eserin okuyucunun dikkatini çekip adamı yazıya bağlaması gerektiğini düşünürüm, sen işin zor kısmını halletmişsin ![]() |
|
#2
Gönderen
Lizard King
on
28-03-2005, 00:11
|
|
Hep şunun gerçekliğini düşünürüm. Yazım kafadakileri kağıda dökmekten başka birşey değildir. Kafanda gördüklerini anlatmanın en güzel yanı tasvir etmektir. Tasvir ederken gördüğün gibi değil anlaşılacak şekilde tasvir etmek belkide yazının içindeki labirentin çıkış yolunu bulma konusunda yardımcı olucağına inanıyorum.
|
|
#3
Gönderen
yedi
on
28-03-2005, 00:17
|
|
Alıntı: Tasvir ederken gördüğün gibi değil anlaşılacak şekilde tasvir etmek belkide yazının içindeki labirentin çıkış yolunu bulma konusunda yardımcı olucağına inanıyorum. |
|
#4
Gönderen
EFreeT
on
28-03-2005, 01:49
|
|
geçişler zor oluyor düşüncelerde... constantine de ki gibi yazı yazmayı "cehenneme gitmek için su gerekli, çünkü ulusal geçirgendir" gibi görüyorum... ama her zaman ıslanamıyorum yazdıklarımla. her düşüncem ardı ardına geliyor, saatlerce anlatamayacağım şeyleri 10 - 15 saniye içinde düşünüp tüketiyorum... ama tükettiğim tek şey var ki o da bedenim... düşünceler sadece gelemiyor... yazılarımla düzenledim geçirgenliği, yazılarımı kullandım geçişlerin sınırlarını ve yanma sınırını. ve durdurabiliyorum az da olsa yazdıklarımla geçişleri, önüne geçebiliyorum...
anın tadını çıkarmakta şuan ki düşüncelerimin kaynağı, temeli biraz daha sarsıp güçlendirdim. geçişlerim bile artık bana mutluluk veriyor... |
|
#5
Gönderen
Sehmus
on
28-03-2005, 17:40
|
|
Bir yazı erbabını şöyle bir sözü kalmış aklımda: 'Ne kadar tuhaf bir şey, sağ kolum neler yazmış böyle!'
|
|
#6
Gönderen
scarecrow
on
30-03-2005, 14:10
|
|
Alıntı: Lizard King Tasvir ederken gördüğün gibi değil anlaşılacak şekilde tasvir etmek belkide yazının içindeki labirentin çıkış yolunu bulma konusunda yardımcı olucağına inanıyorum. |
|
#7
Gönderen
Lizard King
on
30-03-2005, 16:48
|
|
Muzik ile edebiyatı aynı algılıyorsan haklı olabilirsin ama ikisi birbirinden 180 derece farklı iki olgudur.
Eğer sen dediğin tarzda sadece kendi anlıyacağın şeyler yazmayı tercih ediyorsan veya başkalarının anlamasını umursamıyorsan o zaman günlük tutman gerekir. |
![]() |
| Etiketler |
| baslangic |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| 2012 son mu başlangıç mı? | Lizard King | Güncel Olaylar | 6 | 15-05-2005 14:31 |