|
Yine kendinden bir önceki güne benzeyen günlerden biriydi , eğer ki böyle olacağını böyle sonuçlanacağını bilseydim , inanın bana hayatımı o günün başında sonlardırırdım. Oturmuş bilgisayarımla uğraşıyorumdum ki hayatımda ilk kez , gerçekten kalp atışlarımı hissettim. Her soluğumda , her göz kırpışımda kalbimin vücudumu amansızca dövüşünü. Kanımı hissettim , yüreğimdeki kanın bu sefer bir amaçla aktığını. Her basınçta kanım beni acılar içinde bırakarak kollarıma , oradanda rüyalarımda bile hayal edemeyeceğim şekilde parmaklarıma : Kan parmaklarımın ucuna ellerimin dışından ilerliyordu. O gece bu olaylar olurken saniyenin onda hatta binde biri bir süre içinde kafamdan sayısız düşünceler geçti ; Hatırlayabildiklerim çok az ama hala hatırlıyorum : " Mantık , rüya , şehvet , gurur , itibar , yalan..." çok ama çok kısa bir sessizlikten sonra ise o son sözler zihinimi yakıp kavurdu "Yoket". Anlamıyorum ve muhtemelen hiçbir zaman anlayamacağım kanlı ellerimi yüzüme götürdüm -daha doğrusu aklıma-.Hislerim, bilgilerim hepsi aklımdan akıp giderken tek yapabildiğim yüzümü parçalamak ve aklıma onları - ne oldıuklarını unutsamda yokluğunu hissettiğim şeyleri- getirmesi için yalvarıyor , bir yandan da ona lanet okuyordum. Ağladım , bağırdım , çığlıklar attım taaki ellerimin kontrolünü kaybedip kaderimi ekranda görünceye kadar. Klavyem -hatta odam- kanlarla dolmuştu ama ellerim hala yazıyordu , parçalanmış yüzümün kalıntıları arasından baktım ve kaderimi okudum "Bitti". Şimdi anlıyorsunuz değil mi doktor bey , neden iyileşemediğimi. Sorun benim istememem değil , sorun artık bir yolunun olması. Anlıyorsun değil mi aşkım bitti. Bitti canım arkadaşım sonsuza kadar bitti.
|